Paranoid kişilik bozukluğu nedir, belirtileri nelerdir?

ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında karşımıza çıkan Palu Ailesi Türkiye'nin gündemine oturmuştu. Birbirinden alengirli işlerin yaşandığı ailenin en çok konuşulan ismi ise damat Tuncel Ustael oldu. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ertan Tezcan, özellikle Tuncer Ustael'in paylaşılmış paranoid bozukluk hastası olabileceğini söyledi. Ardından en çok merak edilen paranoid kişilik bozukluğu nedir oldu. Peki Palu Ailesi'nin hastalığı paranoid bozukluk nedir, belirtileri nelerdir?

Türkiye günlerce Palu Ailesi'ni konuştu. İlişkileri kafaları karıştıran gasp, dolandırıcılık, tecavüz ve organ mafyası gibi unsurların ortaya çıktığı Palu Ailesi'nin hastalığı ortaya çıktı. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ertan Tezcan, özellikle Tuncer Ustael'in paylaşılmış paranoid bozukluk hastası olabileceğini söyledi.

PARANOİD KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDİR?

Paranoid kişilik bozukluğu ( Paranoya ) Saçma olmayan bir kurgu ve iyi düzenlenmiş bir düşünme biçimiyle, herkesten şüphelenmektir.

Paranoid kişilik bozukluğu temel özelliği başkalarıyla ilgili genellikle bir güvensizlik içinde olunması; kuşkuculuk içinde olunmasıdır. Dolayısıyla her tür davranışı gerçekten uzaklaşarak yorumlarlar ve bu da hem iş ilişkilerinde hem sosyal ilişkilerinde bozukluklara yol açar. Pranoid kişilik bozukluğunun görünme sıklığı yüzde 2 civarındadır.

Sanrılı bozukluklar, paranoid bozukluklar olarak eskiden beridir kullanılmaktadır. Paranoia teriminin kökeni oldukça eskidir. Bu terim, Yunanca para (yan, dış) ve nous (akıl) kelimelerinden türetilmiştir. Antik Yunan döneminden beri paranoya "delilik" veya"çılgınlık" olarak tanımlanmıştır. Paranoid kişilik bozukluğu, diğer insanların hareketlerini küçültücü ve tehdit edici olarak algılayan aşırı duyarlılıktır. Paranoyalar sağlıklı insanların da zaman zaman şüpheci yaklaşımlarından kaynaklı sahip olabileceği düşünce kalıplarıyken, paranoid kişilik bozukluğu olan bireylerin paranoyaları, günlük hayatın işlevini ve kalitesini bozacak derecede yoğundur.

PARANOİD BOZUKLUK KAVRAMININ TARİHÇESİ

19. yüzyılda Karl Kahlbaum semptomları esas olarak zihinsel olan bir grup bozukluğu paranoya adıyla içeren bir sınıflama önerdi. Richard Von Krafft-Ebbing paranoyanın ana semptomu olarak sanrıları bildirdi. Emil Kraepelin demantia precoxun tipik olarak giderek kötüleşmesine karşın paranoyayı sabit, bizar olmayan, iyi sistematize, kronik gidişli sanrılar olarak tanımladı. Düşünce, istek eylemin netliği ve dizgisinin tümüyle korunduğu, içsel nedenlerden kaynaklanan kalıcı ve sarsılmaz bir sanrılı sistemin sinsi olarak geliştiği daima gözlenir.

Kraepelin'in kitabının 8. baskısında dementiaprecox kavramı ve parafreni tanımının biraz daha gelişmesine karşın paranoya durumunu korumuştur. Paranoid bozukluk ve paranoid şizofreni arasındaki ayırım Eugen Bleuler tarafından yapıldı. Kurt Kolle ise Kraepelin'in hastalarını onların kötüleşme şeklinin dementia precox hastalarına benzer olduğunu gösterdi. Bu görüş DSM II'de paranoid durumların şizofreninin olası varyantları olduğu biçiminde ifade edilmiştir.

Freud'un klasik psikanalitik görüşünde paranoid belirtilerin bilinçdışı eşcinsel eğilimlerin inkarı ve yansıtması sonucunda geliştiği belirtilmiş; çağdaş psikodinamik görüşler ise inkar ve yansıtma savunma düzeneklerini genel olarak vurgulamışlardır. Norman Kameron (1959), paranoid bozukluğun gelişim sürecini ayrıntılı olarak ele almış ve kişinin temel güven duygusundaki yetersizlik nedeniyle adım adım nasıl sanrısal bir sistem ve sonunda bir "yalancı topluluk" geliştirdiğini betimlemiştir.

DİĞER GALERİLER