Narın dışı sert, içi ise sabır isteyen tanelerle dolu. Ancak bir kez ayıklandığında salatadan yoğurda kadar pek çok yiyeceğe kolayca eklenebilen bu meyve, küçük bir porsiyonda bile dikkat çekici besin değerleri sunuyor.
Üstelik narın hikayesi yalnızca sofradaki lezzetiyle sınırlı değil. Kalp, bağırsak, cilt ve hafıza gibi alanlarda narın farklı formları üzerine araştırmalar yürütülüyor. Ancak nar tanesi, nar suyu ve nar özütüyle ilgili çalışmaların sonuçları birbirinden farklılık gösteriyor.
1. YARIM BARDAKTA 72 KALORİ: NARIN KÜÇÜK AMA GÜÇLÜ BESİN PAKETİ
Yaklaşık yarım su bardağı nar tanesi 72 kalori içeriyor. ABD Tarım Bakanlığının verilerine göre aynı porsiyonda 3,5 gram lif, 205 miligram potasyum ve 9 miligram C vitamini bulunuyor.
Tatlı-ekşi lezzetiyle nar taneleri, besin değerini artırmak isteyenlerin salata, yoğurt veya yulafa ekleyebileceği pratik bir seçenek sunuyor. Buradaki değerlerin çiğ nar tanesine ait olduğu, nar suyu ve nar özütü için aynı hesabın geçerli olmadığı unutulmamalı.
Rengin ardındaki bileşikler söz konusu olduğunda ise konu yalnızca besin değerleriyle sınırlı kalmıyor.
2. NARIN KIRMIZI RENGİNİN ARDINDAKİ İLTİHAP ARAŞTIRMASI
Narın farklı bölümleri tüketildiğinde sindirim sisteminde urolitin adı verilen bileşikler oluşabiliyor. Bu bileşiklerin iltihap karşıtı özellikleri ve kalp sağlığıyla ilişkisi araştırılıyor.
Nar tanelerindeki punikalajinler olarak adlandırılan polifenoller de antioksidan özellikleriyle dikkat çekiyor. UCLA Health'in değerlendirmesine göre bu bileşikler, vücuttaki iltihap süreçleri üzerinde rol oynayabilir.
Ancak narın tek başına kronik hastalıkları önlediğini söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor. Bu bileşiklerin damarlarla ilişkisi ise narı kalp araştırmalarının da konusu yapıyor.
3. KALP İÇİN ÖNEMLİ OLAN SAAT DEĞİL, DÜZENLİLİK
Kalp sağlığıyla ilgili araştırmaların önemli bölümü nar suyuna odaklanıyor. Bazı çalışmalar, düzenli nar suyu tüketiminin tansiyon üzerinde olumlu etkisi olabileceğini ve LDL olarak bilinen kötü kolesterolün oksidasyonunu azaltabileceğini gösteriyor.
American Heart Association'ın değerlendirmelerinde de narın kalp sağlığı açısından potansiyeli ele alınıyor. Verywell Health'in derlediği araştırma ve uzman görüşlerinde ise tüketim zamanından çok düzenliliğin öne çıktığı görülüyor.
Araştırmalarda genellikle ilave şeker içermeyen yüzde 100 nar suyunun düzenli tüketimi değerlendiriliyor. Yani burada dikkat çeken nokta tek seferlik bir bardaktan çok, tüketimin sürekliliği.
Kalp başlığındaki bulgular nar suyuna aitken, bağırsak araştırmalarında karşımıza daha farklı bir tablo çıkıyor.
4. NARIN BAĞIRSAKLARDA BIRAKTIĞI İZ ARAŞTIRILIYOR
Nar, bağırsaklarda bulunan bakteri ortamını destekleyebilecek lif ve bitkisel bileşikler içeriyor. Bu nedenle sindirim sistemi üzerindeki olası etkileri de mercek altında.
Bir hayvan çalışmasında nar özütü ve inülinin, sağlıksız beslenmeyle beslenen farelerin bağırsak mikrobiyotasını etkilediği görüldü. Bu sonuç, nar özütünün insanlarda bağırsak hastalıklarını önlediğini göstermiyor; ancak nar bileşiklerinin bağırsak dengesiyle ilişkisini araştıran çalışmalara kapı aralıyor.
İnsanlarla yapılan sınırlı çalışmaların bir bölümünde ise nar suyu ve nar özütünün cilt üzerindeki etkileri öne çıkıyor.