Türk sinemasına sadece yeteneğiyle değil, kendine has duruşu, ikonik kuralları ve beyaz perdeyi aydınlatan gözleriyle damga vuran efsane sanatçı Türkan Şoray, yeni yaşına girdi. 28 Haziran 1945'te İstanbul Eyüpsultan'da memur bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelen ve anne tarafından Selanik göçmeni, baba tarafından ise Kabardey Çerkesi olan usta oyuncu, başarılar, rekorlar ve ödüllerle dolu ömründe adeta Türk sinemasının yaşayan hafızası haline geldi.
DÜNYA REKORUNA İMZA ATTI
Kariyeri boyunca tam 222 filmde başrol oynayarak kırılması imkansız bir dünya rekoruna imza atan Şoray; Fatma Girik, Filiz Akın ve Hülya Koçyiğit ile birlikte "Yeşilçam'ın Dört Yapraklı Yoncası" olarak bir dönemin toplumsal ve kültürel dönüşümüne yön verdi.
Türkan Şoray'ın sinemaya adım atma hikayesi de en az canlandırdığı roller kadar film şeridini andırır. Fatih Kız Lisesi'nin ortaokul bölümünde okurken, Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan ve ileride sinemada "Panter Emel" olarak tanınacak Emel Yıldız'ın peşine takılarak bir film setine giden Şoray, burada ünlü yapımcı Türker İnanoğlu tarafından keşfedilir.
"MAHALLEMİZE BİR FİLM SETİ GELDİ"
İlk olarak 1960 yapımı "Köyde Bir Kız Sevdim" filminde Baki Tamer ile başrolü paylaşarak Yeşilçam dünyasına adım atar. Usta sanatçı, sinemayla ilk tanışma anısını "Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde 'ne kadar güzel bir kadın' dedim. Bu kadın Muhterem Nur'du." ifadelerini kullandı.
Öte yandan sözlerine devam eden Şoray, "Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve 'Sen de filmlerde oynamak ister misin?' diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu." dedi.