
Işın Karaca'nın bugün bir gazeteye yaptığı açıklamnalar sosyal medyada büyük ilgi çekti. Sanat hayatının 25. yılını kutlayan Işın Karaca duygusal yeme bozukluğunu yenerek 93 kilodan 57 kiloya indi. İşte ünlü sanatçının açıklamalarından öne çıkanlar...

🥗 ZAYIFLAMA SÜRECİNİN TEMELİ: "DUYGUSAL YEME" İLE YÜZLEŞME
Işın Karaca, zayıflama sürecinin fiziksel bir diyetten ziyade zihinsel bir kabullenişle başladığını vurguladı. Eşi Can Yapıcıoğlu ile bir fotoğraflarına bakarken "iki bazlama surat" gördüklerini ve her ikisinde de duygusal yeme bozukluğu olduğunu fark ettiklerini belirten Karaca, süreci şu şekilde detaylandırdı:

TÜP MİDE AMELİYATI BİLE OLDU
Türkiye'deki neredeyse tüm ünlü diyetisyenlerle çalıştığını ve tüp mide ameliyatı olduğunu belirten sanatçı, bu kez dışsal bir müdahale yerine tamamen içsel bir disiplin ve metabolizma tanıma yoluna gittiğini ifade etti. Karaca, Haşimato ve Alopesi (saçkıran) hastası olduğunu hatırlatarak, vücudundaki hormonal dengesizliklere rağmen kan tahlilleri sonucuna göre bir beslenme haritası oluşturduğunu belirtti.

🍽️ KARACA'NIN UYGULADIĞI ÖZEL BESLENME PROTOKOLÜ
Sanatçı, zayıflama sürecinde vücudunu şaşırtan ve metabolizmasını hızlandıran şu programı uyguladı:
Tek Öğün Sistemi: Haftanın beş günü sadece akşam yemeği yiyerek tek öğün besleniyor.
Çift Öğün Günleri: Haftanın sadece iki günü iki öğün tüketiyor. Bu günlerdeki ilk öğününü (kahvaltı/öğle arası) metabolizmayı yormayan yoğurt veya muz gibi basit besinlerle yapıyor.
Sonuç Odaklı Hedef: Hedefinin 59 kiloya inmek olduğunu ancak disiplinli uygulama sayesinde şu an 57 kiloya kadar düştüğünü, eşi Can Yapıcıoğlu'nun da aynı sistemle 104 kilodan 80 kiloya indiğini açıkladı.

🌿 URLA'DA YENİ BİR HAYAT VE MENTAL SAĞLIK
Kilo verme başarısının arkasında yatan en büyük destekçinin Urla'daki yaşamı olduğunu söyleyen Karaca, zayıflamanın sadece "az yemek" olmadığını şu maddelerle anlattı:
İstanbul'un stresinden uzaklaşarak Urla'da düzenli yürüyüşler yaptığını ve bu sakinliğin kendisine "reset" atma şansı verdiğini belirtti.
Evde dominant bir karakter olmadığını, eşiyle birlikte "geleneksel bir Türk ailesi" yapısında huzurlu bir hayat sürdüklerini dile getirdi.
Alopesi (saçkıran) döneminde çektiği televizyon programlarındaki görüntüsüne üzüldüğünü ve o kadını kurtarmak adına bu sağlıklı yaşam yoluna girdiğini ifade etti.






