"Sorardım sana 'Var mı torunun?' diye, 'Lal' derdin ilk zamanlarda. Ne kadar tatlı küçük bir anaokul çocuğu olduğunu anlatırdın o Lal'in, karşında 16 yaşında yaşında ben varken. Sonra yavaş yavaş silindi o Lal'de, belirsiz bir anı olarak kaldım sadece. Yine de annem veya teyzem kapıdan her girdiğinde gözlerindeki o heyecanı hiç kaybetmedin. Kim olduğunu çıkaramasan bile, içindeki tanıdık duyguyla 'Aa sen mi geldin.' derdin hep. Yetiştirdiğin o iki kadın benim her şeyim oldular ; senin sayende en güzel zeytinyağlıları yapmayı, haklıları savunmayı, kendi ayaklarının üstünde durup kimseye ihtiyaç duymamanın ne demek olduğunu öğrendiler, öğrendik. Sen gitsen bile için rahat olsun, onlar artık bana emanet. Söylenebilecek, yazılabilecek çok şey var. Hiçbir cümle kalbimdeki acıyı tarif edemez.
Bugün yanında olamıyorum, her zaman istediğin gibi okulum için yurtdışındayım, keşke olabilseydim ama kızların sayesinde gözüm arkada kalmayacak.
Keşke bu kadar erken ayrılmasaydın, acının bittiğini bilmek tek tesellim.
Yerin rahat olsun meleğim, huzur içinde uyu.