Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, '2024 Yılı Değerlendirme ve 2025 Yılı Hedeflerine İlişkin Bilgilendirme Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz, daha sonra Takvim Gazetesi Ekonomi Müdürü Faruk Erdem'in de aralarında olduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkiye'ye doğrudan yatırım konusunda, uluslararası şirketlerde geçmişe göre çok daha yüksek bir iştah oluştuğunu gördüklerini söyleyen, Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca uygulanan ve 30 milyar dolarlık bir program olan HIT-30'un Türkiye'nin teknolojik açığı olan alanlarda yabancı sermayeyi cezbedeceğini bildirdi. Yılmaz, yatırımlar geldikçe cari açığın düşeceğini ancak uluslararası doğrudan yatırımın korumacılık eğilimleri nedeniyle eskisi kadar güçlü olmadığını, herkesin kendi ülkesine sermayeyi yönlendirmeye çalıştığını, buradan daha fazla pay alma gayreti içinde olduklarını anlattı.Türkiye'ye ağırlıklı olarak Avrupa ve ABD'den yatırımların geldiğini, Çin'den son dönem bir elektrikli otomobil markasının yatırım kararı aldığını hatırlatan Yılmaz, "Daha fazlasını da elbette istiyoruz. Sadece Çin'den değil, hangi ülkeden olursa olsun dünyanın neresinden olursa olsun. Türkiye'ye gelip yatırım yapanlara kendi şirketimiz gibi bakıyoruz. Yeter ki gelsin üretimini burada yapsın, bize istihdam üretsin, teknoloji getirsin, ihracat getirsin bunun için de gayretlerimizi sürdüreceğiz." diye konuştu.
DÜZENLEME YAPILACAK MI?
Asgari ücret ve emekli maaşlarına ilişkin görüşleri ile yeniden bir düzenlemenin yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Yılmaz, son istihdam rakamlarını hatırlattı. Yılmaz, toplam 32 milyon 970 bin kişilik istihdamın yüzde 42'sinin asgari ücretliden oluştuğunu bunun da 6,7 milyon kişiye tekabül ettiğini vurguladı.
SON 2 YILDA YAPILAN ARTIŞLAR ÇOK ÖNEMLİ
Cevdet Yılmaz, enflasyona ilişkin sürece ve asgari ücret artış oranlarına değinerek, "Son 2 yılda yapılan artışlar oldukça önemli. Bu yıl da yaptığımız artışın gerçekleşecek enflasyonun üstünde kalacağını bekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, 2003-2024 döneminde yıllık ortalama büyüme rakamının yüzde 5,4, asgari ücretteki reel artışın yıllık büyümesinin ise yüzde 5,6 olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Uzun dönemli baktığınızda da asgari ücreti büyümemizin üstünde artırmışız. Son dönemde önemli bir gelişme var. 2022 yılında emeğin milli gelirden, gayri safi katma değerden aldığı pay oldukça düşük seviyeye gelmişti. Pandeminin başka faktörlerin de etkisiyle hakikaten çok düşük bir düzeydi. Nitekim TÜİK, 2022 gelir dağılımı istatistiklerini yayımladığında, gelir dağılımında ciddi bir olumsuz etkilenme olduğunu gördük. Geçtiğimiz günlerde TÜİK, 2023 gelir bazlı rakamları açıkladı, burada gelir dağılımında nispi olarak bir düzelme olduğunu görüyoruz. 2025'te açıklanacak 2024 verilerinde de yine bu iyileşme eğiliminin devam edeceğini düşünüyorum. Bunun da öncü göstergesi emeğe, iş gücüne ödemelerin gayrisafi katma değer içindeki payı. 2024 yılı üçüncü çeyreğinde, serinin açıklandığı 1998'den beri en yüksek değer olan yüzde 37,6'ya ulaşmış durumdayız. Yani iş gücü ödemelerinin gayrisafi katma değerdeki payı itibarıyla 2024'ün üçüncü çeyreğinde tarihi yüksek seviyeyi görmüş durumdayız ve son bir yılda burada 6,1 puanlık artış var. Bu da önümüzdeki dönem gelir dağılımı açısından daha olumlu bir tablonun oluşacağını gösteriyor."
Kayıt dışılık konusunun ikiye ayrıldığına işaret eden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Birincisi, 'tamamen kayıt dışı çalışma', ikincisi 'eksik kayıtlılık'. Dünyada da bizde de böyle. Asgari ücret meselesinde bu sorunun da olduğunu biliyorum. Yani asgari ücretli 6,7 milyon gözüküyor ama muhtemelen gerçek anlamda bundan daha düşük. Asgari ücretli gösterip, başka şekillerde ücret veren işletmeler olduğunu da biliyoruz. Buna da eksik kayıtlılık diyoruz. Biz kayıt dışılıkla da eksik kayıtlılıkla da mücadele ediyoruz ama bu faktörleri dikkate almadan yapılacak bir yorumun çok da gerçekçi olmayacağını bilmemiz lazım. Asgari ücretle ilgili söyleyeceğim ikinci husus şu, altını hep çiziyoruz, bu bir taban ücret. Bunun üstü bir limit söz konusu değil. İdeal ücret veya olması gereken ücret şeklinde bir hadise değil. Bundan aşağı olmaz dediğimiz bir ücret. Dolayısıyla, birçok metropolde, belli sektörlerde, belli büyüklerdeki firmalarda zaten fiili ücretlerin daha yüksek olduğunu hepimiz biliyoruz."
Bu konuda asıl problemin asgari ücrette daha az gelişmiş bölgeler, küçük ölçekli işletmeler ve emek yoğun sektörler olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Bunlar asıl bunun baskısını daha fazla hissediyor ama biz her zaman söylüyoruz, burada verimlilik çok önemli. Verimlilik arttıkça ülkenin toplam faktör verimliliği, işletmelerin de işletme bazında verimliliği arttıkça aslında daha yüksek ücretin de zemini oluşmuş oluyor. Dolayısıyla önemli olan bu verimliliği artırmak, daha sağlam bir zeminde, kalıcı bir zeminde bu gelişmeleri sağlamak. Biz bütün imkanlarımızla bu yönde gayret ettik." ifadelerini kullandı.