5. Finansın Geleceği Zirvesi Turkuvaz Medya'da! CB Yardımcısı Yılmaz Avrupa'da ilk 4 hedefini açıkladı

Turkuvaz Medya, Türkiye finans dünyasını 5. Finansın Geleceği Zirvesi ve 13. Para Sohbetleri Zirvesi’nde bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin ilk defa İtalya'yı geçerek Avrupa'nın en büyük 4. ülkesi haline geleceğini belirten Yılmaz, "2025 sonunda milli gelirimizin 1,5 trilyon doları aşmasını ve ülkemizin dünyanın en büyük 16'ıncı ekonomisi konumuna yükselmesini bekliyoruz." dedi. Zirveye katılan bankaların genel müdürleri OVP'ye destek açıklaması yaparken TBB Başkanı Alpaslan Çakar, "Enflasyon düşüyor, faizler geriliyor, fiyatlama davranışları rasyonelleşiyor. Zaman zaman zikzaklar olsa da temel trend güçlüdür” ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
5. Finansın Geleceği Zirvesi Turkuvaz Medya'da! CB Yardımcısı Yılmaz Avrupa'da ilk 4 hedefini açıkladı

Türkiye finans dünyasının liderlerini ve karar vericilerini bir araya getiren 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi 11 Aralık'ta İstanbul'daki Turkuvaz Medya merkezinde gerçekleştirildi.

Takvim.com.tr zirveyi dakika dakika aktardı.

CANLI ANLATIM

SERMAYE PİYASALARININ YOL HARİTASI MASAYA YATIRILDI

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi kapsamında düzenlenen Sermaye Piyasalarının Geleceği paneline Philip Capital Genel Müdür Yardımcısı Sadrettin Bağcı, İntegral Yatırım Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Taşdoğan, Info Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Mert Yılmaz, A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Baki Atılal,  Marbaş Menkul Değerler Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru ve Ahlatcı Portföy Genel Müdürü Tonguç Erbaş katıldı. 

Sermaye Piyasalarının Geleceği panelinde ana gündem yapay zeka

Panel boyunca yapay zekanın piyasalar üzerindeki etkisi, yatırımcı eğilimlerindeki kırılmalar ve küresel para politikalarına ilişkin öngörüler detaylı biçimde değerlendirildi.

Philip Capital GMY Sadrettin Bağcı, 2025 yılının dalgalı seyrine rağmen yıl kapanışının iyimserlik taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Yapay zeka hem yurt dışı piyasalarda fiyatlamaları hem de Türkiye’de yeni uygulamaların sisteme entegrasyonunu hızlandırıyor. Portföy yönetimine ilgi arttı; hem kurumsal hem bireysel yatırımcı daha profesyonel yönetim arayışında.”

A1 Capital GMY Baki Atılal, teknolojiyi aktif kullanan birey ve kurumların önümüzdeki dönemde rekabette öne çıkacağını vurgulayarak özellikle eğitim alanındaki dijital dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti.

“YATIRIMCI BİLGİ ARAYIŞINDA PROFESYONELE YÖNELDİ”

Marbaş Menkul Değerler GMY Soner Kuru, yatırımcı davranışlarında belirgin bir kırılım yaşandığını ifade etti: “Türkiye’de ‘işimi ben bilirim’ kültürü hakimdir. Ancak bu yıl yatırımcılar ilk kez ‘bir bilene emanet edeyim’ noktasına geldi. Hisse senedi yatırımcısı 6,8 milyondan 6,4 milyona gerilerken fon yatırımcı sayısı 5,1 milyondan 5,7 milyona yükseldi. Bu bir kayıp değil, dönüşüm.” Kuru, yüksek faiz döneminin şirketleri doğrudan borçlanma araçlarına yönelttiğini, profesyonellerin portföylerinde hisseden çok tahvile ağırlık verdiğini belirtti.

“DİJİTALLEŞME BÜYÜK FIRSAT AMA  SOSYAL MEDYA EN BÜYÜK RİSK ALANI”

Info Yatırım GMY Mert Yılmaz, finansal okuryazarlık ile bilgi kirliliği arasındaki kırılgan çizgiye işaret etti: “Dijitalleşme vazgeçilmez; ancak sosyal medya ile birleştiğinde yatırımcı için ciddi bir risk alanı oluşuyor. Bilgiye erişim sınırsız ama doğru bilgiye erişim geçmişten daha zor. Bu süreç yalnızca regülasyonla değil, piyasa kültürüyle düzelir.”

“SERMAYE PİYASALARI ŞİRKETLER İÇİN YENİ FİNANSMAN ALANI HALİNE GELDİ”

Integral Yatırım GMY İbrahim Taşdoğan, yüksek faiz ortamının şirketleri alternatif finansman arayışına yönelttiğini belirtti: “Geleneksel yöntemlerle finansmana erişim zorlaştıkça şirketler sermaye piyasalarını daha fazla kullanmaya başladı. Borçlanma aracı ihraçlarında ciddi bir artış var. Bu süreç, kurumsallaşma ve sürdürülebilir finansman açısından önemli bir fırsat yaratıyor.”

2026 GÖRÜNÜMÜ: “KÜRESEL PİYASALAR İÇİN DALGALI BİR DÖNEM”

Ahlatcı Portföy Genel Müdürü Tonguç Erbaş, 2026’nın özellikle Mart–Kasım döneminde daha dalgalı bir küresel piyasa görüntüsü ortaya koyacağını ifade etti: “FED politikaları, ABD ara seçimleri ve jeopolitik etkiler nedeniyle volatilite artabilir. Değerli metallerin güçlü seyrinin 3–4 ay daha devam etmesini bekliyorum. İçeride ise enflasyon ana gündem olmaya devam edecek.”

HAVACILIK SEKTÖRÜNDE KÜRESEL BÜYÜME DEVAM EDİYOR

Corendon Group Finans Danışmanı Batuğhan Karaer, havacılık sektörünün küresel ve ulusal ölçekteki mevcut görünümünü değerlendirerek sektörün istikrarlı büyüme trendine vurgu yaptı. Karaer, 2024 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde 1.138 havayolu şirketinin 30.300 uçakla toplam 4,8 milyar yolcu taşıdığını, sektörün yaklaşık 1 trilyon dolara yaklaşan bir ciro ürettiğini ve 11,6 milyon kişiye doğrudan, doğrudan–dolaylı dahil 86 milyon kişiye istihdam sağladığını belirtti. Turizmle yakın ilişkisi nedeniyle sektörün ayrıca 37 milyon kişiye de turizm tarafında iş imkânı sunduğunu aktaran Karaer, havacılığın küresel GSYH’nin %4’ünü oluşturduğunu ve yolcu sayısının %40’ının turizm kaynaklı olduğunu ifade etti. Pandemi dönemi hariç dünya havacılığının yıllık ortalama %3,6 büyüme sergilediğini, 2019 öncesi rakamların yakalanıp aşıldığını söyleyen Karaer, 2025’te dünya genelinde yolcu sayısının 5 milyara, 2026’da ise 5,2 milyara ulaşmasının beklendiğini aktardı. Türkiye’de havacılık sektörünün yıllık ortalama %9 büyüme ile Avrupa ve dünya ortalamasının üzerinde ilerlediğini belirten Karaer, bu güçlü trendin orta vadede de devam edeceğini ifade etti.

TÜRKİYE E-TİCARETTE KÜRESEL ÖLÇEKTE İLK SIRALARA YÜKSELİYOR

Türkiye 2025–2030 dönemine ilişkin e-ticaret büyüme projeksiyonlarında dikkat çekici bir konuma yükseldiğine değinenidefix Genel Müdürü Onur Bayhanşunları söyledi:“Küresel perakende satışlarının %23’ünden fazlasının e-ticaret üzerinden gerçekleştiği günümüzde bu oranın 2030’da %25’e yaklaşması beklenirken, Türkiye’nin e-ticaret büyüme beklentisi Hindistan, Japonya ve Endonezya’nın hemen ardından dünyada ilk 4 ülke arasında yer alıyor. Bu veriler, Türkiye’nin birçok gelişmiş ülkeyi geride bırakarak yıllık bileşik e-ticaret büyüme oranlarında güçlü bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. 2013’te toplam perakende içinde sadece %1,3 olan e-ticaret payının 2024’te %19,1’e yükselmesi, son 10 yılda yaklaşık 20 katlık bir dönüşümü ortaya koyuyor. Dolar bazında Türkiye’nin online pazar büyüklüğü 2024 yılında 89 milyar dolara ulaşarak son 10 yılın neredeyse 10 katına çıktı; pazarın 2028’de 132 milyar dolara çıkması bekleniyor. 2024 yılında 3 trilyon TL’yi aşan e-ticaret hacminin %54’ü perakende, %46’sı ise hizmet satışlarından oluşurken, perakendenin toplam içindeki payının 2028’e kadar %65’e yükselmesi öngörülüyor. Tüm bu göstergeler, Türkiye’nin yalnızca büyüyen değil; aynı zamanda derinleşen, güçlenen ve uluslararası rekabette üst sıralara hızla yaklaşan bir e-ticaret pazarına sahip olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.”

Panel Foto altı: (Soldan sağa)

Sadrettin Bağcı                   Philip Capital GMY
İbrahim Taşdoğan               İntegral Yatırım GMY
Mert Yılmaz                        Info Yatırım GMY Baki Atılal                           A1 Capital GMY
Uğur Korkmaz                     A Para Spikeri
Soner Kuru                         Marbaş Menkul Değerler GMY
Tonguç Erbaş                     Ahlatcı Portföy GM

FİNANS EKOSİSTEMİNİN 2026 AJANDASI

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi kapsamında düzenlenen özel oturumlar bölümünde bankacılık dışı  finansın görünümü, sigorta sektörünün geleceği, sermaye piyasalarının bugünü ve yarını, katılım bankacılığının Türkiye ve finans ekosistemi için değeri gibi konular sektör uzmanları tarafından değerlendirildi. Konuşmacılar, 2025’in temkinli iyimserlik sunan makro çerçevesinde reel ekonomiyi destekleyen, yenilikçi ve sürdürülebilir finans modellerinin belirleyici olacağına dikkat çekti.

Oturumların öne çıkan başlıkları şu şekilde oluştu:

Katılım Bankalar Birliği Başkanı Mehmet Ali Akben

KATILIM BANKALARI BİRLİĞİ BAŞKANI MEHMET ALİ AKBEN: KATILIM FİNANS EKONOMİNİN REEL OMURGASINI GÜÇLENDİREN EN STRATEJİK BÜYÜME ALANLARINDAN BİRİ HALİNE GELDİ

“2025 yılı, küresel para politikalarının gevşemeye başladığı, Türkiye’de ise güçlü bir dezenflasyon iradesinin sürdüğü bir dönemi temsil ediyor. Böyle bir ortamda katılım finans sektörü, risk paylaşımına dayalı yapısı ve reel varlık temelli modeli sayesinde ekonomimizin omurgasını güçlendiren en stratejik büyüme alanlarından biri haline geldi. Önümüzdeki süreçte etik finans ilkeleri, genç müşteri kitlesinin dinamizmi ve reel ekonomiye doğrudan etki eden ürünlerimizle Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme mimarisine çok daha güçlü katkı vereceğimize inanıyorum.”

TERA Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen

TERA YATIRIM YÖNETİM KURULU BAŞKANI EMRE TEZMEN: TEKNOLOJİDEKİ DEVRİM EKONOMİYİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR

“İçinde yaşadığımız dönem, yapay zekadan kuantuma, biyoteknolojiden otonom sistemlere kadar birçok alanda Sanayi Devrimi ölçeğinde bir dönüşüm yaratıyor. Bu tektonik değişim, ekonomiden siyasete tüm üst yapıları yeniden tanımlarken, 20. yüzyılın teorileriyle bugünün dünyasını açıklamak artık mümkün değil. Türk iş dünyasının adaptasyon kabiliyetinin yüksekliği, üniversitelerdeki güçlü girişimcilik kültürü ve gençlerin teknolojiye olan tutkusu bana büyük bir umut veriyor. Önümüzdeki 10 yılda Türkiye’den çıkacak başarı hikâyelerinin uluslararası örnekleri geçeceğine inanıyorum.”

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürü İbrahim Halil Öztop

TÜRKİYE KALKINMA VE YATIRIM BANKASI GENEL MÜDÜRÜ İBRAHİM HALİL ÖZTOP: TÜRKİYE’NİN YATIRIM POTANSİYELİNİ GÜÇLENDİRİYORUZ

“Küresel ekonominin jeopolitik riskler, para politikalarındaki belirsizlikler ve hızla artan kamu borçlarıyla şekillendiği bir dönemde kalkınma finansmanının önemi hiç olmadığı kadar büyük. Enerji dönüşümü, dijital altyapı, sosyal kapsayıcılık ve afet sonrası yeniden yapılandırma artık yalnızca yatırım alanı değil, büyümenin zorunlu bileşenleri. Uzun vadeli fonlama kapasitemiz ve blended finance modellerimizle özel sektörün tek başına üstlenemeyeceği riskleri mümkün hâle getiriyoruz. Türkiye’nin bölgesel ve küresel yatırım potansiyelindeki pozitif ayrışma, kalkınma bankacılığının stratejik rolünü daha da güçlendiriyor.”

ARSASEV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk

ARSAVEV YÖNETİM KURULU BAŞKANI BÜLENT ÖZTÜRK: ARSA YATIRIMINDA ERİŞİLEBİLİRLİK SAĞLIYORUZ

“Pandemi sonrası dönemde arsa, artık yalnızca profesyonellerin değil geniş halk kesimlerinin de erişebildiği bir yatırım alanına dönüştü ve bugün 15 milyar dolarlık bir pazarı temsil ediyor. Türkiye’de konuta erişimin zorlaştığı bir dönemde arsa, özellikle orta ve dar gelirlinin gelecekte konut sahibi olabilmesi için kritik bir basamak hâline gelmiş durumda. Regülasyonlarla şeffaflığın güçlenmesi ve finans sektörünün arsayı tam anlamıyla bir ürün olarak konumlandırmasıyla bu pazarın 30–35 milyar dolara ulaşması mümkün. Gayrimenkulü demokratikleştiren bu yaklaşım, küçük tasarrufların bile sisteme dahil olabildiği yeni bir yatırım kültürü oluşturuyor.”

Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı

FİNANSAL KURUMLAR BİRLİĞİ BAŞKANI ALİ EMRE BALLI: BANKA DIŞI FİNANS EKOSİSTEMİ 2025’TE REKOR İŞLEM HACMİNE ULAŞTI

“Finansal Kurumlar Birliği olarak temsil ettiğimiz finansal kiralama, faktoring, finansman, tasarruf finansman ve varlık yönetim sektörlerinin 2025’in ilk dokuz ayında %88 büyümeyle 2 trilyon 550 milyar TL işlem hacmine ulaşması, banka dışı finansın Türkiye ekonomisindeki stratejik rolünü açıkça ortaya koyuyor. Üye sayımızın 133’e yükselmesi, aktif toplamlarımızın 1 trilyon 461 milyar TL’ye, öz kaynaklarımızın ise 294 milyar TL’ye ulaşması, sektörümüzün hem dayanıklılığını hem de kapsayıcılığını güçlendirdi. Bugün 6,5 milyonu aşan kullanıcıya dokunan bu yapı; dijitalleşme, veri odaklı modeller, hızlı erişim ve sürdürülebilir finansman anlayışıyla reel ekonominin her alanında büyümeye doğrudan katkı sunuyor.”

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen

TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ BAŞKANI UĞUR GÜLEN: SİGORTA, EKONOMİNİN DAYANIKLILIĞINI GÜÇLENDİREN TEK FİNANSAL KORUMA MEKANİZMASIDIR

“Sigorta sektörü, görünürde sahnenin arkasında olsa da ekonomi için hayati bir dayanıklılık mekanizmasıdır. Tasarrufların mobilizasyonundan girişimciliğin teşvikine, yoksulluğun azaltılmasından finansal istikrarın güçlendirilmesine uzanan dört temel alanda sigortanın benzersiz bir rolü var. Sigorta, diğer finansal ürünlerin aksine, bireyin üzerindeki riski topluma ve hatta küresel havuza yayarak hane halkının bir şok karşısında yoksulluğa geri düşmesini engelleyen tek finansal araçtır. Bugün büyük afetlerde yükün önemli kısmını kamu taşırken, sigorta sektörü bu sorumluluğu güçlü bir şekilde üstlenebilecek kapasiteye sahip. Bu nedenle sigorta, girişimciliği destekleyen, risk almayı mümkün kılan ve ekonominin sürdürülebilir büyümesini güvence altına alan stratejik bir unsur olarak konumlanmalıdır.”

TSPB Başkanı Pamir Karagöz

TSPB BAŞKANI PAMİR KARAGÖZ: DİJİTALLEŞME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK; SERMAYE PİYASALARINI YENİ BİR BOYUTA TAŞIYOR”

“Dijitalleşme, yapay zeka, blok zincir teknolojileri ve sürdürülebilirlik odaklı yeni küresel standartlar sermaye piyasalarını hızla yeniden şekillendirirken, bu dönüşüm Türkiye için önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği olarak 267 üyemizle, sermaye piyasalarımızın büyümesi, derinleşmesi ve küresel rekabet gücünü artıracak politikaların hayata geçmesi için çalışıyoruz. Pandemi sonrası dönemde yatırımcı profilinde büyük bir değişim yaşandı; yerli bireysel pay senedi yatırımcısı 2019’daki 1,2 milyondan 2023’te 8,5 milyona yükseldikten sonra 6,4 milyon seviyesinde dengelendi. Buna karşın yatırım fonlarına ilgi hızla artarak bireysel yatırımcı sayısını 5,4 milyona taşıdı; portföy yönetim sektörünün büyüklüğü ise 650 milyar TL’den 11 trilyon TL’yi aşan bir hacme ulaştı. Bu tablo, yatırımcıların değişen piyasa koşullarında profesyonel portföy yönetimini güvenilir bir alternatif olarak gördüğünü ve sermaye piyasalarımızın dönüşüm potansiyelinin güçlendiğini açıkça ortaya koyuyor.”

 

5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, Emlak Katılım, Fiba Faktoring, Halkbank, İstanbul Finans Merkezi, Takas İstanbul/Takasbank, Tera Holding/Tera Bank, Trendyol, Turkcell, Türk Altın/Koza, THY, Türk Telekom, Vakıf Yatırım ve Ziraat Bankası’nın ana sponsorluğunda; Arsavev ve Kuzu Grup’un co-sponsorluğunda ve  Artaş, Cengiz Holding, Corendon Airlines, Ekmas İnşaat, Finansal Kurumlar Birliği, Integral Yatırım, Koleksiyon Mobilya, Limak, PhillipCapital, Torkam, Zeren Group, Kuzey Marmara Otoyolu, Rams  ve Zeren Group’un destek sponsorluğunda gerçekleşti.

 

BANKACILIĞIN GELECEĞİ MASAYA YATIRILDI

Zirvede "Bankacılığın Geleceği" paneli düzenlendi. 

Moderatörlüğünü Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar'ın yaptığı panele, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan ve Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ katıldı.

Çakar, burada yaptığı konuşmada, jeopolitik risklerin Ukrayna-Rusya savaşı, akabinde İsrail'in, Gazze'deki vahşeti, Lübnan, Suriye, Yemen, İran'a saldırması, Pakistan-Hindistan savaşı ve devam eden Amerika-Venezuela gerilimi gibi konular olduğunu vurguladı.

Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren TBB Başkanı Alpaslan Çakar, 2025 yılını küresel ölçekte belirsizliğin yüksek, görünümün ise son derece karmaşık olduğu bir dönem olarak tanımladı. Jeopolitikten enerjiye, ticaretten dijital dönüşüme kadar tüm alanlarda kırılganlıkların arttığı bir yıl yaşadığımızı belirten Çakar, “Rusya-Ukrayna savaşı, Gazze’deki trajik gelişmeler, Lübnan, Suriye ve Yemen’de devam eden çatışmalar, Hindistan-Pakistan gerilimi ve ABD–Venezuela hattındaki tansiyon. Tüm bu jeopolitik riskler dünya ekonomisinin öngörülebilirliğini azaltıyor. ABD ve Çin arasındaki teknoloji ve gümrük tarifelerine dayalı gerilim, 2024’ten itibaren tedarik zincirlerini baskılıyor. Korumacılığın yükselmesi, küresel ölçekte yatırım iştahını azaltan önemli bir kırılganlık kaynağı. ABD ve Euro Bölgesi’nde faiz patikasına yönelik netlik sağlanamaması, piyasalarda öngörülebilirliği azaltıyor. Pandemi sonrası dönemde enflasyon düşse de hedeflere tam ulaşılamaması bu kırılganlığı artırıyor”dedi. 

 

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, TBB Başkanı Alpaslan Çakar, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan ve Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ (Takvim.com.tr)

Dünya genelinde manşet enflasyon düşse de hizmet fiyatlarındaki katılığın hedeflere ulaşmayı zorlaştırdığını belirten Alpaslan Çakar’ın, bu durumun enflasyonla mücadelede yeni bir normal oluşturduğunu belirtti.

“2025 ORTA VADELİ PROGRAMI, BELİRSİZLİK ORTAMINDA TÜRKİYE’YE NET BİR YÖN ÇİZDİ”

OVP, üç yıllık bir yol haritası olarak sürdürülebilir büyüme, daha adil bir gelir dağılımı ve fiyat istikrarını temel aldığı söyleyen Çakar, “Ana eksen; mali disiplin, dezenflasyon ve sürdürülebilir cari açık. Enflasyon düşüyor, faizler geriliyor, fiyatlama davranışları rasyonelleşiyor. Zaman zaman zikzaklar olsa da temel trend güçlüdür” dedi. 

“MERKEZ BANKASI REZERVLERİNDE GÜÇLÜ BİR İYİLEŞME GÖRÜYORUZ”

TCMB brüt rezervleri 188 milyar dolar, net rezervler 57 milyar dolar seviyesine ulaştığını söyleyen Çakar sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin CDS’i 232 baz puana kadar geriledi. Bu, uluslararası finansal piyasalarda artan güvenin açık bir göstergesidir. Kredi notumuzun yükselmesi ve sermaye girişleri Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını teyit ediyor. Uluslararası kuruluşların Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri pozitife döndü. Bankalarımızın borçlanma koşulları iyileşti, sermaye hareketleri güçlendi. Türk bankacılık sektörü, küresel şoklara rağmen büyümeyi destekleyen en güçlü dayanaklarımızdan biri oldu. Bankacılık sektörümüz hem aktif hem pasif yapısıyla OVP hedefleriyle uyumlu ilerledi. Küresel şoklara karşı son derece dirençli bir duruş sergiledi ve reel sektörü destekleyen yapısını sürdürdü” ifadelerini kullandı. 

 

Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan (AA)

Halkbank Genel Müdürü Arslan ise"Para politikaları yönüyle ihtiyati tedbirlere baktığımız zaman en önemli konu tabii faiz oranlarıyla bu işi yönetmek." şeklinde konuştu.

Burada enflasyonla enflasyondaki düşüşe bağlı kademeli olarak Merkez Bankası politika faizinde de düşüşlere şahit olduklarını belirten Arslan, şunları kaydetti:

"Bu gösterge itibarıyla önümüzdeki yıl da enflasyondaki düşüşle birlikte göstergeye faiz oranlarında düşüş bekliyoruz. Ancak bu, demek değildir ki parasal genişleme olacak ya da makro ihtiyati tedbirlerden tamamen vazgeçilir anlamına gelmiyor. Para politikalarındaki faiz oranlarındaki bir düşüşle birlikte aslında sıkılaştırıcı para politikalarını gösteren bir değer gösterge de kredi büyümelerindeki sınırlama ve aynı zamanda selektif kredi politikası dediğimiz bankaların kredilerini kullandırırken aslında bunda enflasyonu artırmayacak, bununla birlikte üretimi, yatırımı, ihracatı artıracak alanlara yoğunlaşması veya bu alanlara öncelik vermesi anlamına geliyor. Biz de bu kural setinde 2026'da çok önemli bir gevşeme beklemiyoruz. Faiz oranlarında düşüş olsa da aslında bu gerekli kredi politikası anlayışını devam ettirecek başta kredi sınırlamalarının ve selektif kredi politikası anlayışının, bazı alanlarda gevşeme olmakla birlikte, 2026'da da devam edeceğini, özellikle ilk 6 ayda bunun devam edeceğini öngörüyoruz."

 

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür (AA)

"2026'DA 2025'TEN DAHA OLUMLU BİR RESİM GÖRÜYORUZ"

Akbank Genel Müdürü Gür de ekim sonu itibarıyla sektörün öz sermaye karlılığının yüzde 25,4 olduğunu, bunun yıllıklandırıldığında yaklaşık yüzde 30 olduğunu söyledi.

Gür, bunun enflasyonun altında bir karlılık olduğunu vurgulayarak, "Dolayısıyla temel olarak zaten bankacılık sektörünün yapması gereken, enflasyonun üstünde bir karlılığı yakalayacak ve bunu sürdürülebilir kılacak bir ortam içinde çalışması. Hepimiz şunu biliyoruz, gerçekten de özellikle bugünkü politika seti, makro ihtiyati tedbirler, diğer düzenlemeler, geçici bir süre bankacılık karlılığını hakikaten baskılar durumda. Çünkü sürdürülebilir karlılık, günün sonunda bankacılık sisteminin öz kaynaklarına olumlu katkı yapacağı için ülke ekonomisinin büyümesi açısından vereceğimiz desteği de sürdürülebilir hale getirecektir." açıklamasında bulundu.

2026'ya bakıldığında görünen resmin 2025'ten daha olumlu olduğunu kaydeden Gür, bugün Merkez Bankasının bir faiz indirim kararı açıklayacağını ve bunun 2026'ya dönük çok önemli bir adım olacağını dile getirdi.

Gür, "Bu hep birlikte yapmış olduğumuz bir performans. Yani burada reel sektör de, bankacılık sektörü de, finans sektörü de bu politika setine uyum konusunda gerçekten çok sağlam bir destek veriyor. Dolayısıyla da kısa süreli olduğunu düşündüğümüz bu dönemin 2026'dan itibaren tekrar normalleşeceğini söyleyebilirim." değerlendirmesinde bulundu.

2026'da bankacılığın radarında olması gerekenin enflasyonun seyri, faiz indirimlerinin devamı, kredi maliyeti ve günün sonunda verimlilik olduğunu belirten Gür, Türk bankacılık sektörünün kamusuyla, özel sektörüyle, katılım bankalarıyla bir bütün olarak esasında global anlamda sermaye yeterliliği çok yüksek bir yapıda olduğunu bildirdi.

Gür, "Dolayısıyla bütünsel olarak bu resimde eksik olan sürdürülebilir karlılık. O da 2026'dan itibaren daha olumlu katkı yapacak diye düşünüyorum." dedi.

 

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan (AA)

"İSTİKRAR PROGRAMI ENFLASYONDAKİ ÖNEMLİ DÜŞÜŞLE BERABER İLERLEMEYLE DEVAM EDİYOR"

QNB Türkiye Genel Müdürü Tan da 2,5 senedir ana hedefi enflasyonla mücadele olan istikrar programının enflasyondaki önemli düşüşle beraber ilerlemeyle devam ettiğini belirtti.

Tan, enflasyonda yıl sonu beklentisinin yüzde 31'ler seviyesinde olduğunu kaydederek,"Programla beraber faiz hadlerinin arttığı, şimdi yavaş yavaş azalmaya başladığı ama reel sektörü de çok etkileyen, dengelerin de oldukça yerinden oynadığı bir dönem geçirildi ve geçirilmeye devam edecek. Bunun tabii ki firmaları etkilemesi, döviz kurlarındaki hareket, döviz kurlarındaki daha stabilizasyonun getirdiği rahatlama ama diğer tarafta belki ihracatla ilgili destek ihtiyaçları, diğer taraftan işletme sermayesi ihtiyaçlarıyla ilgili artışlar ve finansman maliyetleri gibi birçok konu üst üste gelmiş durumda." ifadelerini kullandı.

2024'ün son çeyreğinden itibaren sorunlu kredilerde artış gördüklerini anlatan Tan, bu artışın bankacılık sektörü için sürpriz olmadığını vurguladı.

Tan, "Hepimiz bunun farkındaydık. Bununla ilgili bütün sistem tedbirlerini almıştı ve şimdi artışı da ikiye ayırmak lazım. Ağırlıklı bireysel kredilerden bir artış geldi ki ilk başlarken yine bu beklenen bir yoldaydı. Daha sonradan da tüzel tarafta birazcık daha gecikmeli olarak tüzel tarafta da artış geldi. Peki bu artış korkutucu bir artış mı? Geldiği oranlar ne? Bugün Türkiye'deki bankacılık sistemindeki NPL oranı, yani tahsili gecikmiş alacak oranı yüzde 2,5 seviyesinde. Peki bu 2,5 korkutucu mudur? Nerelerdedir? Geçmişten bugüne geldiğimizde nasıl bir seviyedir? Bence buna bakmak lazım. Bu 2,5'in korkutucu bir rakam olmaması lazım."açıklamasında bulundu.

Gelecek dönem beklentisine değinen Tan, özellikle 2026'nın ilk çeyreğinde, hatta ikinci çeyreğinin bir kısmında da bir yukarıya doğru gidişi göreceklerini ifade etti.

"TÜRKİYE'DE İNANILMAZ BİR İNSAN KALİTESİ VAR"

Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ da yabancı sermayeli bankalarla çalışırken doğal olarak diğer ülkeleri ve kendilerini gördüklerini ifade etti.

Baştuğ, "Bence bizim genç jenerasyonumuz nitelikli, kaliteli. Dünya standardında oldukça üstün. Türkiye'de inanılmaz bir insan kalitesi var. İnsanımıza hakkını vermemiz lazım." diye konuştu.

 

Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ (AA)

Türk bankalarının 2000'li yıllardan sonra disipline edildiğini belirten Baştuğ, "Şeffaf, anlaşılır, bilinir bir sektör. Buraya yatırım yapmak isteyen ya da bu bilançolara bakan kişiler bilançoda ne varsa onu görüyorlar ve bilançoları şeffaf ve iyi regüle edilmiş bir sektör." açıklamasında bulundu.

Sektörün repütasyonunun (itibarının) çok kuvvetli olduğunu belirten Baştuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi yabancı yatırımcı gözüyle baktığımız zaman Türkiye'de bankacılıkta başarı kriterinin adı bence ölçekten geçiyor. Dolayısıyla yabancı yatırımcı buraya geldiği zaman büyük ölçekli bir yere yatırımını yapmadığı takdirde Türkiye gerçeğinden yeteri kadar istifade edemez. Edemeyeceği zaman da ortada farklı sonuçlar çıkabilir. Şu ana kadar benim gördüğüm Türkiye'ye büyük gelen büyük oyuncu yatırımcıların tamamı memnun. 2027'den sonra da çok daha memnun olacaktır."

TÜRKİYE BORÇLU BİR ÜLKE DEĞİL

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz açıklamalarda bulundu. 

5. Finansın Geleceği Zirvesi’nin bir diğer önemli konuşmacı ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz idi. Türkiye ve küresek ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Yılmaz, dünya ticareti artık büyümeyi sürüklemediğini; daha kapalı bir küresel düzene doğru ilerlendiğini belirtti. 

 

 

Eski kurallara dayalı liberal düzenin zayıfladığını dikkat çeken Yılmaz, “Geçmişte dünya ticareti ekonomik büyümenin üzerinde seyrederdi. Bugün ise tam tersi yaşanıyor. 2030’lara giderken dünya büyümesinin ticaretin üzerinde seyretmesi, küresel ekonominin yönünü değiştiren çok kritik bir veri”dedi.  

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (AA)

 

2026 TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT

“Her ne kadar ideal olmayan bir konjonktürle karşı karşıya olsak da, Türkiye açısından 2025’e göre 2026’nın daha olumlu bir dış çevre sunacağını öngördüklerini belirten Cevdet Yılmaz, Avrupa ve MENA bölgelerindeki toparlanmanın, ihracatımız için önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi. 

Türkiye son 23 yılda dünya ortalamasının çok üzerinde büyümeyi başararak tarihsel bir yakınsama sürecine girdiğine belirten Yılmaz, “Türkiye ekonomisi son 23 yılda yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdü. Dünya ortalaması aynı dönemde yüzde 3,5’ti. Bu fark küçük görünse de uzun dönemli etkisi çok büyüktür; bugün kişi başına gelirimizin AB ortalamasına oranı yüzde 38’den yüzde 70’e yükselmiş durumda”dedi. 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz (AA)
 

“TÜRKİYE, YÜKSEK GELİRLİ ÜLKE SINIFINA GEÇİŞ EŞİĞİNDE”

Enflasyonla mücadele birinci öncelik olduğuna kaydeden Cevdet Yılmaz, ancak bunu yaparken büyümeyi ve istihdamı feda etmeyen dengeli bir politika seti uygulamaya devam edileceğini belirtti. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:

"Hedefimiz, oluşturduğumuz kapasiteyi koruyarak Türkiye’yi daha yüksek gelirli bir ekonomi haline getirmek. Türkiye büyümeyi sağladı, reel ekonomiyi güçlü tuttu, kapasitesini belirli bir noktaya taşıdı. Şimdi önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve finansal piyasalarda istikrarı tesis etmek. Ancak bunu yaparken büyümeyi ve istihdamı feda etmeyen dengeli bir politika seti uyguluyoruz. Ekonomi yönetiminde temel yaklaşımımız nettir: Kapasiteyi koruyarak, istihdamı güçlendirerek ve finansal istikrarı sağlayarak Türkiye’yi bir üst aşamaya taşımak. Bu dengeyi korumak için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemine göre Türkiye 2002’de alt orta gelir grubundaydı. Bugün ise ilk kez yüksek gelirli ülkeler kategorisine geçme eşiğine geldi. Bu, ekonomik tarihimizde önemli bir dönüm noktasıdır."

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a hediye takdim edildi. (AA)

"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDEN GÜÇLENEREK ÇIKTI"

Türkiye pandemi döneminde kapasitesini koruyan nadir ekonomilerden biri olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz, “Bazı ülkelerin yetkilileri açıkça ifade ediyor: ‘Pandemide büyük hata yaptık, üretim kapasitemizi kaybettik ve hala toparlanamıyoruz.’ Bugün bile pandemi öncesi seviyesine gelememiş ekonomiler var. Türkiye ise bu süreci son derece iyi yönetti ve üretim kapasitesini koruyarak bu dönemden güçlenerek çıktı. Ekonomi yönetiminde temel yaklaşımımız nettir: Kapasiteyi koruyarak, istihdamı güçlendirerek ve finansal istikrarı sağlayarak Türkiye’yi bir üst aşamaya taşımak. Bu dengeyi korumak için yoğun bir çaba içerisindeyiz” dedi. 

“TÜRKİYE POZİTİF BÜYÜME PATİKASINI SÜRDÜRÜYOR”

Türkiye’nin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, ilk 9 aydaki tablonun da benzer olduğuna işaret etti.  Sanayide yüzde 6,5, hizmetlerde yüzde 4,6 büyüme gördüklerini belirten Cevdet Yılmaz, sadece tarım alanında daralma yaşandığını ve bu daralmanın politika değil, aynı yılda hem don hem kuraklık yaşanmasından kaynaklandığını ifade etti.

HEDEF AVRUPA'DA İLK 4

Nominal milli gelirimizin 1,5 trilyon doları aşacağını belirten Cevdet Yılmaz, “Bu önemli bir eşiktir. Orta Vadeli Program’da 2025 için yüzde 3,3 büyüme öngördük, yıl sonunda bunun biraz üzerinde bir gerçekleşme bekliyoruz.  IMF tahminlerinin gerçekleşmesi halinde, Türkiye nominal milli gelirde dünyanın 16. büyük ekonomisi konumuna yükselecek. Türkiye geçen yıl satın alma gücü paritesine göre dünyanın 12. büyük ekonomisiydi. Bu yıl 11’e yükseleceğiz. Bu da Türkiye’nin tarihimizde ilk kez İtalya’yı geçerek Avrupa’nın 4. büyük ekonomisi olması demek” dedi. 

İLK KEZ İTALYA’NIN ÜZERİNE ÇIKIYORUZ

1960’larda Devlet Planlama Teşkilatı kurulurken Türkiye için hedef olarak İtalya referans alındığını hatırlatan Yılmaz “Bugün, satın alma gücü bakımından ilk kez İtalya’nın üzerine çıkıyoruz. Bu, Türkiye’nin kalkınma hikayesindeki önemli kırılma noktalarından biridir”dedi.

KATILIM FİNANS YÜZDE 15 SEKTÖR PAYINI YAKALAYACAK

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, "Özellikle finans gibi regülasyonun çok önemli olduğu ve veri politikaları başta olmak üzere birçok alanda stratejik kararlar verilmesi gereken bir alanda önümüzdeki dönemdeki en büyük sınamanın, yapay zeka, yapay zekanın bu sektörlere entegrasyonu olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen, açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yaptığı 5. Finansın Geleceği Zirvesi, Turkuvaz Medya Merkezi'nde devam ediyor.

Bankacılık, sermaye piyasaları, sigorta, katılım finansı, kalkınma finansmanı ve bankacılık dışı finans alanlarında katılımcıları buluşturan zirveye, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül ve Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun katıldı.

Dağlıoğlu, burada yaptığı konuşmada, geleceği konuşurken dijitalleşmenin her zaman en önemli başlıklardan biri olduğunu belirterek, finans sektörünün özellikle bankacılık başta olmak üzere Türkiye'de dijitalleşmenin en ileri safhada olduğu sektörlerden biri olduğunu söyledi.

Dünyadaki uygulamalar açısından da Türkiye'nin finans sektöründeki dijitalleşmesinin birçok ülkeyi geride bırakarak parmakla gösterilen bir başarı hikayesine dönüştüğünü dile getiren Dağlıoğlu,"Bunu yalnızca bankacılıkta değil, sigorta ve hatta çok geleneksel bir alan olan sermaye piyasalarına dahi yansıtmış olmak çok büyük bir başarı. Yalnızca büyük kurumsal aktörlerin değil, finansal teknoloji şirketlerinin de dijitalleşmeyi hızla şekillendirdiği, sürüklediği bir dönemi yaşıyoruz."diye konuştu.

Dağlıoğlu, Türkiye'de yaklaşık 1000 finansal teknoloji şirketi olduğunu, bu FinTek şirketlerinin yalnızca Türkiye'de değil, bölgesel bir şampiyon aktör olarak geleceğe hızla gitmelerini istediklerini ifade etti.

Gelecek döneme dair en ciddi sınamanın yapay zeka olduğunu dile getiren Dağlıoğlu, "Özellikle finans gibi regülasyonun çok önemli olduğu ve veri politikaları başta olmak üzere birçok alanda stratejik kararlar verilmesi gereken bir alanda önümüzdeki dönemdeki en büyük sınamanın, yapay zeka ve yapay zekanın bu sektörlere entegrasyonu olduğunu düşünüyoruz. Eminim ki geçmişte olduğu gibi gelecekte de regülatörlerimiz en doğru kararları vererek, en isabetli politikayı geliştirerek finans sektörünün, bankacılık sektörünün yapay zekayla dönüşümünü de sağlayacaklardır."dedi.

"KATILIM FİNANSIN DAHA ADİL BİR SİSTEME ÖNAYAK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu, sürdürülebilirliğin önemine işaret ederek, dünyanın en büyük ekonomik aktörünün, mevcut politika yapıcılarının biraz yeşilden farklı konuşmasına rağmen dünyada bu gerçekliğin devam ettiğini dile getirdi.

Dağlıoğlu, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın her platformda "daha adil bir dünya" çağrısı yaptığını belirterek, katılım finansın bu adil dünya çağrısına yönelik önemli bir başlık olduğunu söyledi.

Temel prensipleri gereği katılım finansın daha adil bir sisteme önayak olduğunu düşündüğünü belirten Dağlıoğlu, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda katılım finansın geleceğe yönelik büyümesi bizim için çok kıymetli. Yüzde 15 hedefine ulaşmak için bütün paydaşları olarak çok yoğun çalışılıyor. Özellikle de hepinizin malumu olduğu üzere bir mevzuat çalışması var. Yalnızca bankacılık değil, katılım finans deyince sigorta ve sermaye piyasaları boyutuyla da ele almak lazım ve aslında son dönemde özellikle sermaye piyasaları tarafında katılım finans enstrümanlarının hızla arttığını görmek büyük memnuniyet verici faktör. Fakat bunu daha ileri seviyelere taşımak lazım. Gelecek adına bir diğer vizyon, bu sektörü yalnızca iç dinamiklerle büyütmek mümkün değil. Uluslararası işbirlikleri kaçınılmaz bir gereklilik. Biz de bu bağlamda dünyadaki büyük, gelişmiş katılım finans ekonomileriyle yakın ilişkiler geliştirerek, karşılıklı heyetler düzenleyerek bu sektörün uluslararası işbirliklerini de artırmayı hedefliyoruz."

Dağlıoğlu, finans sektörünün sadece Türkiye'de değil, bölgede de Türkiye merkezli aktörler tarafından şekillendirilmesi gerektiğini belirterek, Türkiye'nin artık bölgesel bir ekonomik aktör olduğunu vurguladı.

"(BANKACILIK SEKTÖRÜ) FİNANSAL İSTİKRARI SAĞLAM BİR ŞEKİLDE DESTEKLEMEYİ SÜRDÜRÜYOR"

BDDK Başkanı Şahap Kavcıoğlu da Türkiye'nin finansal mimarisinin yarınını konuşmak için toplandıklarını dile getirerek, sağlam bir finansal mimarinin sürdürülebilir büyümenin zemini olduğunu ifade etti.

Geçmiş yılların küresel ölçekte eş zamanlı sınamalarla şekillendiğini söyleyen Kavcıoğlu, "Bankacılık sektörümüz bu sürecin omurgası oldu. Güçlü sermaye yapısı, düşük takip oranları ve yüksek likidite, finansal istikrarı sağlam bir şekilde desteklemeyi sürdürüyor."diye konuştu.

Kavcıoğlu, dünya finansının köklü bir dönüşüm içinde olduğunu, bu durumun yeni zorluklar doğurduğunu, ancak aynı zamanda verimlilik, kapsayıcılık ve sermayenin reel sektöre daha etkin akışı açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti.

BDDK olarak dönüşümü izleyen değil, yön veren bir kurum olma hedefiyle, küresel standartlarla uyumlu, öngörülebilir ve etkin bir düzenleme-denetim çerçevesi sunduklarını belirten Kavcıoğlu, "Bu yaklaşım, uluslararası entegrasyonu güçlendirirken sektörün rekabetçiliğine ve risk yönetimi kapasitesine doğrudan katkı sağlamaktadır." dedi.

 

BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu (AA)

"DİJİTAL FİNANS, SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANS VE KATILIM FİNANS EKOSİSTEMLERİNİ BİRLİKTE ELE ALIYORUZ"

Şahap Kavcıoğlu, 2025-2028 Stratejik Planlarını kamuoyuyla paylaştıklarını, planın üç temel eksene dayandığını dile getirerek, "Bunlar, finansal piyasalarda güven ve istikrarın güçlendirilmesi, rekabeti ve verimliliği gözeten, kapsayan bir gelişim çizgisinin sürdürülmesi, düzenleme-denetim süreçlerini daha etkili kılacak kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi."ifadesini kullandı.

Bu doğrultuda attıkları adımlara değinen Kavcıoğlu, dijital finans, sürdürülebilir finans ve katılım finansı ekosistemlerini birlikte ele aldıklarını, bireysel bankacılıkta şeffaflığı ve analiz kapasitesini yükselttiklerini belirtti.

Kavcıoğlu, risk temelli denetimi güçlendirirken, açık bankacılık ve servis modeli bankacılığına uyumu, iş sürekliliğini ve iklim risklerine yönelik stres testlerini somut hedeflerle takip ettiklerini bildirdi. Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

"Bu doğrultuda, 2020'de kurulan ve ülkemizin ilk yerli ve milli derecelendirme kuruluşu olan JCR Avrasya Derecelendirme'nin Risk Merkezi entegrasyonu ve derecelendirme notlarının bankalar nezdinde SYR hesaplamalarında kullanılabilmesinin, Basel uyumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunu da belirtmek isterim. Bu mekanizma sayesinde kurumsal firmaların risk ağırlıklarının temel yaklaşımların ötesinde daha duyarlı ve firma özelinde ölçülebilmesine, sektör genelinde risk ağırlıklı varlıkların standart, şeffaf ve uluslararası uyumlu biçimde hesaplanmasına imkan sağlamaktadır."

Şahap Kavcıoğlu, dijitalleşmenin önemine dikkati çekerek, iş yapış kültürünün omurgası haline geldiğini dile getirdi.

"KATILIM FİNANSIN YÜZDE 15 SEKTÖR PAYI HEDEFİNİ YAKALAYACAĞINI TAHMİN EDİYORUZ"

BDDK Başkanı Kavcıoğlu, katılım finans kuruluşlarının da sistemlerinin tamamlayıcı ve stratejik bir unsuru olduğunu belirterek, kurumsal kapasitenin gelişmesi, ürün çeşitliliğinin artması ve ekosistemin büyümesi için son dönemde önemli adımlar attıklarını söyledi.

Merkezi danışma yapısı, ilkeleri netleştiren düzenlemeler ve yönetişimi güçlendiren çerçevelerle hem uluslararası yaklaşımlara uyum sağlayan hem yerli ilkeleri gözeten bir yapı kurduklarını dile getiren Kavcıoğlu, sadece bankacılık değil bankacılık dışı finans sektörü için de katılım esaslı faaliyetlerin önünü açtıklarını ifade etti.

Kavcıoğlu,"Bu kapsamda katılım esaslı finansman kuruluşlarına izin vermeye başladık. Diğer taraftan tasarruf finansman şirketlerini katılım bankaları ile entegre ederek hem sektöre sinerji kazandırmayı hem de katılım finans ekosistemini büyütmeyi amaçlıyoruz. Yaptığımız çalışmalarla birlikte katılım finansın yüzde 15 sektör payı hedefini yakalayacağını, ekosistemin olgunlaşması ve entegrasyon ile nihai adımda yüzde 25 hedefine ulaşacağını tahmin ediyoruz."diye konuştu.

Finansal istikrar ile dijital finans uygulamaları ve yeni hizmet modelleri arasında sağlıklı bir dengeyi gözetmenin gelecek dönemin temel sınavlarından biri olacağını kaydeden Kavcıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Finansal istikrar ile dijital finans uygulamaları ve yeni hizmet modelleri arasında sağlıklı bir dengeyi gözetmek, önümüzdeki dönemin temel sınavlarından biri olacak. Bu çerçevede üç önceliğimizi paylaşmak istiyorum. Birincisi, finansal dayanıklılık, ikincisi dijitalleşme, üçüncüsü sürdürülebilir finans. Biz de etkin denetim, net kurallar ve güçlü diyalogla bu süreci desteklemeyi sürdürmekteyiz."

BORSA'DA ŞİRKET SAYISI 600'E YAKLAŞTI

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül,"Sermaye piyasaları, son yıllarda güçlü bir gelişim gösterdi, yatırımcı tabanı genişledi, halka arzlar arttı, girişim sermayesi yatırım fonları sukuk ihraçları ile yeşil ve sürdürülebilir sermaye piyasası araçları daha görünür hale geldi." dedi.

Turkuvaz Medya tarafından düzenlenen 5. Finansın Geleceği Zirvesi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açılış konuşmasıyla Turkuvaz Medya Merkezi'nde başladı.

Bankacılık, sermaye piyasaları, sigorta, katılım finansı, kalkınma finansmanı ve bankacılık dışı finans alanlarında katılımcıları buluşturan zirvenin açılışına, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül ve Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun katıldı.

Zirvede konuşan SPK Başkanı Gönül, bugünün küresel ekonomik görünümüne bakıldığında, bir tarafta derinleşen belirsizliklerin, diğer tarafta ise hızlanan yapısal dönüşümlerin ve bunların beraberinde getirdiği yeni fırsat alanlarının aynı çerçevede varlık gösterdiği hibrit bir ortamın söz konusu olduğunu söyledi.

 

SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül (AA)

Finansal piyasaların, teknolojik yeniliklerin oluşturduğu ivme ve artan uyum kapasitesi sayesinde tarihsel olarak benzeri az görülür bir esneklik, derinlik, tabana yayılma ve küresel etkileşim düzeyine ulaştığını söyleyen Gönül, şunları kaydetti:

"Hem dünyada yaşanan gelişmeleri hem de Türkiye’nin bu değişim sürecindeki yerini doğru okumak, şüphesiz ki finansın geleceğine ilişkin değerlendirmelerimizi sağlıklı biçimde yapabilmemiz açısından büyük önem taşımaktadır. Bu karmaşık küresel ortam; düzenleyici otoriteler olarak bizlerin piyasaları daha dikkatle izlemesini ve daha proaktif hareket etmesini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Hedefimiz dün olduğu gibi bugün de sermaye piyasalarımızın daha derin, şeffaf, güvenli ve tabana yayılmasıdır."

SPK Başkanı Gönül, sermaye piyasalarının, son yıllarda güçlü bir gelişim gösterdiğini, yatırımcı tabanının genişlediğini, halka arzların arttığını, girişim sermayesi yatırım fonlarının sukuk ihraçları ile yeşil ve sürdürülebilir sermaye piyasası araçlarının daha görünür hale geldiğini vurguladı.

Pay piyasalarında yatırımcı sayısının 6,4 milyonu aştığını, borsada işlem gören şirket sayısının 590'a ulaştığını dile getiren Gönül, sermaye piyasalarında bakiyeli yatırımcı sayısının ise 11 milyona yaklaştığının altını çizdi.

Gönül,"2020 yılından bugüne kadar 204 şirketin halka arzı gerçekleştirilmiş ve bu şirketler piyasadan 222 milyar lira kaynak sağlamıştır. Halihazırda borsada işlem gören şirketlerin 3’te 1’i son 6 yılda halka arz olduğundan halka arza ve sermaye piyasalarına teveccühü buradan görmek mümkün." diye konuştu.

SPK Başkanı Gönül, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu tabloyu kalıcı kılmak için piyasaların mevzuatsal ve teknolojik altyapısını güçlendirmek, güvenliğini artırmak, yatırımcıyı korumak ve finansal okuryazarlığı geliştirmek önceliğimiz olmaya devam edecektir. SPK olarak biz bu anlamda, vizyonumuzu 3 temel ayak üzerinde yükseltiyoruz. Daha 'güçlü', 'şeffaf' ve 'güvenilir' piyasalar ilk önceliğimizdir. Bu anlamda kamuyu aydınlatma standartlarının güçlendirilmesinden, piyasa gözetim ve denetim mekanizmalarının uluslararası normlarla uyumlu şekilde getirilmesine kadar pek çok projeyi uygulamaya koyduk. Bu kapsamda Kurulumuza yapılan başvuru süreçlerinde etkinliği artırmak, şeffaflığı sağlamak ve başvuru sürelerini kısaltmak için E- Başvuru Sistemi'ni hayata geçirdik."

 

Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun (AA)

"İŞLEM GÖREN ŞİRKET SAYIMIZ 600'E YAKLAŞTI"

Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Borsa İstanbul'un, ülkemizin sürdürülebilir büyümesi için şirketlerin finansmanını sağlayan ekosistemin önemli bir parçası olduğunu belirterek "Son 5 senede borsamızda 200'e yakın şirket işlem görmeye başladı, böylece işlem gören şirket sayımız 600'e yaklaştı." diye konuştu.

Söz konusu 200 şirketin borsaya getirdiği işlem hacminin, toplam işlem hacminin dörtte birini oluşturduğunu ifade eden Ergun,"Günlük ortalama işlem hacmimiz ise 25 milyar liradan 200 milyar liraya yükseldi." dedi.

Ergun, Borsa İstanbul'da 8 bin 300'e yakın borçlanma aracının işlem gördüğünü belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Bir yandan piyasalarımız artan bir ivmeyle büyürken diğer taraftan dünyada finans teknolojisi hızla şekillenirken küresel rekabeti gerimize alabilmek için bilgi teknolojileri altyapımıza yatırım yapmaya devam ettik. Sistemimizde sürekli olarak gerçekleştirdiğimiz geliştirmelerle emir sayısı kapasitemizi 8 kat işlem sayısı kapasitemizi 7 kat emir iletim hızımızı 4 kat arttırdık. Yatırımcılarımıza güvenli ve hızlı bir piyasa erişimi sağlayacak şekilde veri merkezinin genişletildiği farklı ihtiyaçlara alternatif bağlantı imkanlarının sağlandığı uluslararası standartlarda bir hizmet sunuyoruz. Borsa İstanbul piyasaları uçtan uca tek bir platform üzerinde piyasasıyla, takasıyla, saklamasıyla, kaydı izlemesiyle faaliyet göstermektedir."

Takas süresinin T-2'den T-1'e kısaltılması hazırlıkları çalışmalarının takvime uygun bir şekilde devam ettiğini aktaran Ergun,"Tüm kaynak kodlarına sahip olduğumuz teknolojimizi geliştirirken bu teknolojiyi yurt dışında diğer borsalara da satıyoruz. Bu sene Dünya Borsalar Federasyonu'nda teknoloji başarı ödülü aldık."açıklamasında bulundu.

TURKUVAZ'DA FİNANSIN GELECEĞİ ZİRVESİ

Zirve, bankacılık, sermaye piyasaları, sigorta, katılım finansı, kalkınma finansmanı ve bankacılık dışı finans alanlarında sektörün geleceğini belirleyen isimleri aynı çatı altında buluşturuyor.

 

 

 

ZİRVEDE KİMLER YER ALACAK?
Açılış konuşmalarında Türkiye ekonomisinin yönünü belirleyen kurumların başkanları ile üst düzey devlet yetkilileri yer alacak.

TURKUVAZ'DA FİNANSIN GELECEĞİ ZİRVESİ-1

Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, BDDK Başkanı Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlukonuşmalarıyla zirveye yön verirken; programda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da değerlendirmelerini paylaşacak.

 

TURKUVAZ'DA FİNANSIN GELECEĞİ ZİRVESİ-2

BAKAN ŞİMŞEK İLE ÖZEL OTURUM
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Para Sohbetleri kapsamında özel bir oturumda yer alacak

Zirve kapsamında gerçekleştirilecek 13. Para Sohbetleri Zirvesinin en önemli bölümünde, Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek, finans dünyasına yönelik değerlendirmelerini paylaşacak.

Bakan Şimşek, bu özel oturumun ardından kapalı bir toplantıda soruları yanıtlayacak.

ZİRVENİN GÜNDEMİNDEKİ ANA BAŞLIKLAR
Bu yılki program; bankacılığın geleceğinden sermaye piyasalarında yaşanan dönüşüme, sigorta sektörünün yeni yol haritasından katılım ve kalkınma bankacılığındaki fırsatlara, bankacılık dışı finansın gelişiminden e-ticaret ve finans ilişkisine kadar geniş bir perspektifi ele alacak.

Finansal teknoloji trendlerinin de masaya yatırılacağı zirve, sektörün 2025–2026 vizyonunu bütünlüklü bir çerçevede değerlendirmeyi hedefliyor. Zirve boyunca düzenlenecek paneller, özel sunumlar ve Para Sohbetleri oturumlarıyla finans sektörünün 2025–2026 vizyonuna ışık tutulacak.

 

TURKUVAZ'DA FİNANSIN GELECEĞİ ZİRVESİ-3

İŞ VE FİNANS DÜNYASINDAN YOĞUN KATILIM

Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Alpaslan Çakar moderatörlüğünde gerçekleşecek Bankacılığın Geleceği konulu panelin konuşmacıları Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan ve Denizbank Genel Müdürü Recep Baştuğ olacak.

Katılım Bankaları Birliği Başkanı Mehmet Ali Akben'in Katılım Bankacılığında Türkiye İçin Fırsatlar konulu özel sunumundan sonra Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen'in özel sunumu programda yer alacak.

Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası İbrahim Halil Öztop'un Kalkınma ve Yatırım Bankacılığı Perspektifinden Finans Ekosistemi konulu ve Arsavev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk'ün özel sunumları ile devam edecek zirve Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı'nın Bankacılık Dışı Finansın Görünümü konulu konuşması ile sürecek.

Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen'in Sigorta Sektörünün Geleceği, TSPB Başkanı Pamir Karagöz'ün Sermaye Piyasalarının Bugünü ve Yarını konulu özel sunumları sonrası A Para Spikeri Uğur Korkmaz moderatörlüğünde Sermaye Piyasalarının Geleceği konulu panel gerçekleşecek.

Konuşmacıları arasında Philip Capital GMY'si Sadrettin Bağcı, İntegral Yatırım GMY'si İbrahim Taşdoğan, Info Yatırım GMY'si Mert Yılmaz, A1 Capital GMY'si Baki Atılal, Marbaş Menkul Değerler GMY'si Soner Kuru, Ahlatcı Portföy GM'si Tonguç Erbaş olan panelin ardından Corendon Group Finans Danışmanı Batuğhan Karaer özel sunumu ile zirvede yer alacak. Zirve, Pazaryeri ve E-Ticaret Genel Müdürü V. Onur Bayhan'ın E-Ticarete Finansal Bakış konulu özel sunumu ile sona erecek.

5. Finansın Geleceği Zirvesi & 13. Para Sohbetleri Zirvesi, Emlak Katılım, Fiba Faktoring, Halkbank, İstanbul Finans Merkezi, Takas İstanbul/Takasbank, Tera Holding/Tera Bank, Trendyol, Turkcell, Türk Altın/Koza, THY, Türk Telekom, Vakıf Yatırım ve Ziraat Bankası'nın ana sponsorluğunda; Arsavev ve Kuzu Grup'un co-sponsorluğunda ve Artaş, Cengiz Holding, Corendon Airlines, Ekmas İnşaat, Finansal Kurumlar Birliği, Integral Yatırım, Koleksiyon Mobilya, Limak, Phillip Capital, Torkam, Zeren Group, Kuzey Marmara Otoyolu ve Rams'ındestek sponsorluğunda gerçekleşecek.