ABD-İsrail-İran savaşının gerçek faturası poliçede büyüyor
ABD-İsrail-İran hattında tırmanan savaşın doğrudan faturası onlarca milyar doları aşarken, asıl şok sigorta cephesinde yaşandı. Havada ve denizde riskler zirveye çıktı, reasürans piyasası da sarsıldı. Savaş riski primlerinde yüzde 1.000’i aşan artış kaydedildi.

Hızlı Özet Göster
- ABD-İsrail-İran gerilimi nedeniyle savaşın ABD tarafındaki doğrudan kamu maliyeti 5 milyar doların üzerinde gerçekleşti.
- Hürmüz Boğazı çevresinde savaş riski primleri bazı segmentlerde yüzde 1.000'in üzerinde artış gösterdi.
- Gard, Skuld, NorthStandard, London P&I Club ve American Club gibi sigorta şirketleri İran suları ve Körfez çevresinde savaş riski teminatını 5 Mart itibarıyla askıya aldı.
- Tanker savaş riski primi çatışma öncesi yüzde 0.25 seviyesinden yüzde 3 düzeyine yükselirken tek bir tanker için prim maliyeti 625 bin dolardan 7.5 milyon dolara çıktı.
- ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu üzerinden Hürmüz ticareti için 20 milyar dolarlık kamu destekli deniz reasürans programı devreye alınıyor.
Modern savaşların maliyeti artık yalnızca mühimmat, askeri sevkiyat ya da bütçeden yapılan olağanüstü harcamalarla ölçülmüyor. Petrol tarihi yükselişlerini yaparken, enerji akışı, ticaret koridorları, navlun fiyatlaması, hava trafiği domino taşları gibi birer birer devriliyor. Bu da reasürans kapasitesini ve küresel enflasyon beklentilerini aynı anda bozan çok katmanlı bir maliyet üretiyor.
ABD-İsrail-İran savaşının gerçek faturası poliçede büyüyor. (Görseller AA'dan alınmıştır)
ŞU ANA KADAR FATURA 5 MİLYAR DOLAR
Sabah'tan Barış Ergin'in haberine göre ABD-İsrail-İran hattında tırmanan gerilim de tam olarak böyle bir tablo yaratmış durumda. Savaşın doğrudan kamuda ABD tarafında ilk faturası 5 milyar doların üzerine çıktı. Bazı hesaplamalarda günlük operasyonel maliyetlerin 100 milyonlarca dolara ulaştığı belirtiliyor. Ama asıl kritik şok, çatışmanın sigorta ve reasürans piyasalarında yarattığı şok oldu.

YÜZDE 1.000'İN ÜZERİNDE ARTIŞ
Hürmüz Boğazı çevresinde artan risk, küresel piyasalarda sadece petrol arzı kaygısı doğurmadı; aynı zamanda 'hangi varlık sigortalanabilir, hangi rota ekonomik olarak taşınabilir ve hangi risk bilanço üzerinde tutulabilir' sorularını da yeniden gündeme taşıdı. Körfez'de savaş riski primleri bazı segmentlerde yüzde 1.000'in üzerinde artış gösterdi. Bu, savaşın maliyetinin artık sadece fiziksel hasardan değil, riskin fiyatlanmasından kaynaklandığını ortaya koyuyor. Tüm bunlar olurken ABD'den de ilginç bir adım geldi. Washington'un 20 milyar dolarlık deniz reasürans/yeniden sigorta programı devreye alma kararı dikkat çekici. Plana göre ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu üzerinden, özellikle gemiler için savaş riski dahil olmak üzere Hürmüz ticaretini yeniden işler hale getirmeyi amaçlayan bir kamu destekli güvence mekanizması kuruluyor. Bu adım, piyasada fiyat çok yükseldiği için değil, özel sektör kapasitesi tek başına akışı sürdürmeye yetmediği için atılmış görünüyor.

SAVAŞ RİSKİ ASKIYA ALINDI
Krizin en sert etkisi deniz sigortalarında görüldü. İran suları ile Körfez ve çevresindeki sularda savaş riski teminatı 5 Mart itibarıyla askıya alındı. Gard, Skuld, NorthStandard, London P&I Club ve American Club gibi aktörlerin geri adımı, piyasaya çok net bir sinyal verdi. Sorun artık yüksek prim ödeyip poliçe satın almak değil, bazı rotalarda teminatın bulunabilirliğinin bizzat tartışmalı hale gelmesi.

YEDİ GEMİNİN MALİYETİ 1.75 MİLYAR $
Sigorta maliyetini yukarı taşıyan ana unsur yalnızca saldırı ihtimali değil; aynı coğrafyada çok sayıda yüksek değerli varlığın aynı anda zarar görebilme olasılığı. En az yedi hasarlı gemi üzerinden yap-ı lan ilk hesaplarda sektör kaybı 1.75 milyar dolara kadar çıkabilir. Tankerlerin büyük kısmının 200-300 milyon dolar bandında değer taşıdığı düşünüldüğünde, savaş riski primi çatışma öncesindeki yaklaşık yüzde 0.25 seviyesinden yüzde 3 düzeyine yükseldiğinde tek bir tanker için prim yükü yaklaşık 625 bin dolardan 7.5 milyon dolara sıçrıyor. Benzer şekilde Marsh kaynaklı değerlendirmelerde ilk aşamada yüzde 25-50 bandında artış beklentisi ifade edilirken, sonraki günlerde Reuters ve Guardian verileri fiyatların yüzde 1-1.5, hatta bazı değerlendirmelerde yüzde 3 düzeyine kadar tırmandığını gösteriyor.

SADECE GEMİ SAHİBİNİN PROBLEMİ DEĞİL
Deniz sigortasındaki sıçrama ilk bakışta armatör ve enerji trader'larının sorunu gibi görülebilir. Ama zincirleme etki çok daha geniş. Hürmüz'den dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri geçiyor; aynı koridor küresel LNG akışnıda da kritik rol oynuyor. Bu hat üzerindeki prim artışı, navlun ve bunker maliyetlerini yükseltiyor; bu da rafineriden sanayiye, petro-kimyadan havacılığa, gıdadan perakendeye kadar geniş bir maliyet transferi yaratıyor. Şanghay-Cebel Ali hattında 40 feet konteyner başına fiyatın kısa sürede 1.800 dolardan yaklaşık 3.700 dolara yükselmesi, sgiorta krizinin yalnızca enerji değil genel ticaret akışını da fiyatladığını gösteriyor .Konteyner taşımacılığındaki yüzde 6.5'lik endeks artışı da bu tabloyu destekliyor. Poliçedeki bozulma, emtianın raf fiyatına ve nihayet tüketici sepetine kadar ilerleyen bir maliyet zinciri yaratıyor.

HAVADA GÖRÜNMEYEN AÇIK
Kriz yalnızca denizde değil, havacılıkta da sigorta mimarisinin zayıf noktalarını görünür hale getirdi. Havayolları filoları için savaş riski teminatı taşısa da operasyonel aksama nedeniyle doğan gelir kayıpları çoğu durumda savaş istisnası nedeniyle karşılanmıyor. Bu durum da havayolu şirketlerinin gövde ve sorumluluk riskinde kısmi koruma altında olmasına rağmen, iş kesintisi ve gelir erimesi tarafında bilanço üzerinde korumasız kaldığı anlamına geliyor. Özellikle Orta Doğu hub'larının devre dışı kalmasıyla binlerce uçuşun etkilenmesi sektöre ciddi zarar verdi.

REASÜRANS TARAFI YENİ DARBOĞAZ OLABİLİR
Bir sonraki kırılma noktası reasürans tarafında. Reesürörler artan kayıp beklentisi karşısında devreye giriş eşiklerini yukarı çekebilir veya kapasiteyi kısabilir. Bu senaryo gerçekleşirse bilançolarda daha fazla riski tutmak zorunlu olacak. Risk transfer zinciri yukarıdan daralırsa tüm oyuncuların sermaye verimliliği bozulacak. Bu da poliçe fiyatlarını daha da yukarı çekip, bazı risklerin sigortalanabilirlik sınırının dışına çıkmasına neden olabilir.
