Avrupa ABD ve Çin arasında stratejik yön arayışında: Kurtarıcı Türkiye

Münih Güvenlik Raporu’na göre, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD’nin öncülüğünde inşa edilen uluslararası düzen yıkım sürecine girdi. Rapor, ABD’yi züccaciye dükkânına giren bir file benzetiyor. Sistemi reforme etmek yerine yıkmayı tercih eden bir Washington yönetimi var.

Giriş Tarihi:
Avrupa ABD ve Çin arasında stratejik yön arayışında: Kurtarıcı Türkiye
Hızlı Özet Göster
  • ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı'nda Avrupa'nın göçmen politikalarını, sanayi stratejisini ve güvenlik yaklaşımını değiştirmesi gerektiğini belirtti.
  • Münih Güvenlik Raporu'na göre Fransa'da insanların yüzde 60'ı, Birleşik Krallık'ta yüzde 53'ü ve Almanya'da yüzde 51'i hükümet politikalarının gelecek nesilleri kötü etkileyeceğini düşünüyor.
  • Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Kanada, Japonya, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, Körfez ülkeleri ve Türkiye'yi stratejik ortaklar olarak tanımladı.
  • AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gerekirken AB bu konuda gerekli adımları atmıyor.
  • AB ülkeleri arasında askeri harcamalar, sanayi stratejisi ve Çin ile iş birliği konularında görüş birliği bulunmuyor.

Münih Güvenlik Konferansı son iki yıldır oldukça çarpıcı geçiyor. Geçen yıl ABD Başkanı JD Vance, yaptığı konuşmayla Avrupalılara değişen dünyanın gerçekleriyle yüzleşmeleri gerektiği uyarısında bulunmuştu. Bu yıl aynı sertlikte olmasa da benzer uyarılar ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'dan geldi. Rubio, Avrupa'nın göçmen politikalarını, sanayi stratejisini ve güvenlik yaklaşımını değiştirmesi gerektiğinin altını çizdi. Ancak bu sayede ABD ve Avrupa'nın birlikte inşa ettiği "Batı medeniyetinin" kurtulabileceği mesajını verdi. Avrupalılar ise kurtarılmaya ihtiyaçları olmadığı görüşünde. Ancak bir yandan da bir yıkım yaşandığının farkındalar.

Ülkemizi temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katıldığı Münih Güvenlik Konferansı 2025 (Fotoğraf: AA ve Takvim Foto Arşiv)

Konferansın resmi sayfasında yayımlanan Münih Güvenlik Raporu'nun başlığı bu açıdan dikkat çekiciydi:"Yıkım Aşamasında." Rapora göre, İkinci Dünya Savaşı Fmünisonrasında büyük ölçüde ABD'nin öncülüğünde inşa edilen uluslararası düzen bir yıkım sürecine girmiş durumda. Rapor, ABD'yi züccaciye dükkânına giren bir file benzetiyor. Sistemi reforme etmek yerine yıkmayı tercih eden bir Washington yönetimi var. Evet, bir sistem vardı. Ancak bu sistem, iddia edildiği gibi adil ve matah bir düzen sağlamıyordu. Geçtiğimiz haftalarda bunu Kanada Başbakanı Mark Carney de itiraf etmişti. Aslında yıkım aşamasında olan, Batılıların sözüm ona "kural merkezli" olarak inşa ettikleri uluslararası düzen değil; Batı medeniyetinin kendisi...

Münih Güvenlik Raporu'na göre, Avrupa halkının hükümet politikalarının gelecek nesilleri kötü etkileyeceğini düşünüyor (Fotoğraf: Takvim Foto Arşiv)

ENDİŞELİ AVRUPALILAR

Batılı ülkeler artık kendi insanlarına bile umut veremiyor. Raporda paylaşılan verilere göre, Fransa'da insanların yüzde 60'ı hükümet politikalarının gelecek nesilleri kötü etkileyeceğini düşünüyor. Geleceğe bu açıdan kötümser bakanların oranı Birleşik Krallık'ta yüzde 53, Almanya'da yüzde 51 ve ABD'de yüzde 45. Çin ve Hindistan gibi gelişen ülkelerde ise tablo tam tersi. Çin'de insanların yüzde 80'i hükümet politikalarının gelecek nesilleri olumlu etkileyeceğini düşünüyor. Yine raporun bulgularına göre, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde insanların yüzde 73'ü kendini "çaresiz" hissediyor. Avrupalılar bir şeyleri değiştirmeleri gerektiğinin farkındalar.

AB

Ama o şeyin veya şeylerin ne olduğuna yönelik kendi içlerinde bir görüş birliği yok. SABAH'tan Nurullah Gür'ün haberiine göre, AB ülkelerinden bazıları için askeri harcamaları artırmak bir öncelik. Bazısı için parasal birliğin yanına sermaye piyasaları birliğini oluşturmak önemli. AB ülkelerinden bazıları sanayiyi kaybetmemek adına daha korumacı ve milli bir ekonomi stratejisi benimsiyor. Öte yandan sanayisini güçlendirmek için Çin ile iş birliği fırsatlarını değerlendirmeye çalışan AB ülkeleri de mevcut. Bazıları yeşil dönüşümü önceliklendirirken, iklim değişikliğini önemsemeyen ülkeler de var.

Türkiye olarak bizim de Avrupalılara neden stratejik ve önemli olduğumuzu her fırsatta hatırlatmamız gerekli

TÜRKİYE'NİN STRATEJİK ÖNEMİ

ABD ve Çin arasında sıkışmış bir Avrupa var. Aslında Avrupalılar mevcut koşullarda ellerindeki kozlarla her iki süper güç ile de güçlü pazarlık yapamayacaklarının farkında. O yüzden alternatifler kıymetli. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşmasında Kanada, Japonya, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, Körfez ülkeleri ve Türkiye'yi stratejik ortaklar olarak tanımladı. Ama bu iş birliklerini güçlendirme noktasında tutarlı hareket etmiyorlar. Türkiye örneğini ele alalım. Türkiye, Avrupa için sanayi, enerji ve güvenlik başta olmak üzere birçok açıdan oldukça değerli bir ülke. AB, kendi sınırları içindeki sanayi üretimini önceleyen "Made in Europe" (Avrupa malı) stratejisini hayata geçirmeyi hedefliyor. Ama AB'nin bu plan dahilinde Türkiye'yi nerede konumlandıracağı hâlâ bir soru işareti. Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin güncellenmesi lazım. Peki, AB bu konuda atması gereken adımları atıyor mu? Hayır. AB'nin ABD ile Çin arasında sıkışmaması için Türkiye gibi yükselen ülkelere ihtiyacı var. Avrupalı politika yapıcıların en azından bu meselelerde hızlı hareket etmeleri gerekiyor. Türkiye olarak bizim de Avrupalılara neden stratejik ve önemli olduğumuzu her fırsatta hatırlatmamız elzem. Ekonomi tarafında özellikle sanayi ayağında. Eğer kendi sanayimizi yeterince koruyamayıp "erken sanayisizleşme" girdabına savrulursak, ekonomik olarak stratejik önemimizin kayda değer bir kısmını kaybederiz. Kamunun üzerine düşen vazifeler var. Bununla birlikte, reel sektörümüzün de bu işin bilincinde olarak aksiyon alması şart. Ölçek ekonomisini yakalayarak maliyetleri düşürürken verimliliği arttırabilmek için firmalar kendi aralarında ürün, proje ve pazar bazlı ortaklıklar kurmalılar. Reel sektör Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinde gaza basmalı. Bir yandan da sektörel kümelenmeyi önceliklendirmeli ve teşvik etmeliyiz.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler