Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih'in yaralı olarak Suudi Arabistan'a gitmesinden sonra tüm dünya, Yemen'de nasıl bir güç mücadelesinin yaşanacağına odaklandı.
Bir yandan Salih'in ülkede kalan oğulları ve yeğenlerinin iktidarı ne kadar ayakta tutabilecekleri tartışılırken, diğer yandan yüzyıllardır ülkenin temel dokusunu oluşturan kabilelerin politikaları merak ediliyor. Yemen siyasetine asırlardır damgasını vuran iki büyük konfederasyon Haşid ve Bakil, önümüzdeki süreçte de şüphesiz öncü rol oynayacak. Salih'in mensubu olduğu Sanhan'ın da aralarında bulunduğu 9 kabileden oluşan Haşid, mevcut aktörler içinde en organizesi ve güçlüsü olarak değerlendiriliyor. Salih rejimi döneminde ikinci plana atılan ve ülkenin kuzeyindeki Saada bölgesinde yaklaşık 7 yıldır yönetime karşı mücadele eden Husilerin de üyesi olduğu Bakil konfederasyonu ise Yemen'deki diğer önemli aktör. Her ikisi de Şii Zeydi olan Haşid ve Bakil konfederasyonları aslında kendi içinde de pek çok çatışma yaşıyor. Örneğin Salih rejimi Husi isyanlarını bastırabilmek için Bakil konfederasyonundan çocuk yaştaki gençleri silahlandırarak kullanmıştı. Yemen nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan Sünniler, tıpkı Şiiler gibi pek çok kabileden oluşuyor. Ancak uzun yıllar İngiliz işgali altında kalan Güney Yemen'in asli unsuru Sünniler arasındaki kabile bağları Şiiler kadar güçlü değil.
Fakat buna rağmen Zeydilerin yanı sıra diğer Şii mezhepleri; Caferi ve İsmaililerin izledikleri politikalar, Sünniler arasında endişe meydana getiriyor ve bu da Sünnilerin El Kaide örgütünü desteklemesine sebep oluyor. Ülkede kabileler, aldıkları maddi destek oranında merkezi yönetime bağlı oluyor ya da asker veriyor. Salih rejiminin kabileleri kontrol altına almak için petrol kaynaklarını kullanmasından rahatsız olan bazı Sünni kabileler, pek çok kez boru hatlarını sabote ederken, aldıkları payı az bulan diğer bazı kabileler ise çok rahatlıkla terör eylemlerine başvurabiliyordu. Çok zor bir döneme giren Yemen'de gelecekle ilgili muhtemel senaryolar şunlar:
1990 yılında kuzeyle birleşmelerine rağmen kendilerine ayrımcılık yapıldığını öne sürerek yeniden ayrılmak isteyen Sünni ağırlıklı Güney Yemen'in tekrar ayrılması en güçlü ihtimal olarak görünüyor.
Yüzyıllarca kimliklerini koruyan kabileler, başta Suudi Arabistan ve İran olmak üzere dışarıdan aldıkları desteklerle güç mücadelesine girişebilir. Özellikle Suudi yönetiminin pek çok kabile ile yakın temasta olduğu biliniyor. Son yıllarda İran'ın da Husilere destek verdiği belirtiliyor.
El Kaide terör örgütü, ülkeyi ikinci bir Afganistan'a dönüştürebilir. Tarih boyunca işgallere karşı sert direnişleriyle bilinen Afganistan ve Yemen arasında büyük benzerlikler bulunuyor.
Çatışmalar kuzey komşuları Suudi Arabistan'a sıçrayabilir. Batı için en kötü senaryo da şüphesiz dünyanın en büyük petrol üreticisinin istikrarsızlığa gömülmesi.
Batılı ülkeler, tıpkı daha önce Afganistan ve Somali'ye yaptıkları gibi operasyon düzenleyebilir. Bu ise bölge için yeni bir kaos anlamına geliyor.