İsrail’den Güney Kıbrıs’ta sessiz işgal... 20 bin milisle demografik operasyon! 'Aşil Kalkanı' devrede

Siyonist İsrail'in Güney Kıbrıs topraklarında başlattığı arazi alımları Ada’da sessiz işgale dönüştü. İsrail vatandaşlarının ev, iş yeri, ibadethane satın alarak oluşturduğu derin abluka ile Kıbrıs’taki demografik denge hızla değişiyor. Kilit noktalardan toplanan devasa araziler ve kurulan kirli askeri ittifaklar doğrudan KKTC ile Türkiye’nin Mavi Vatan’daki haklarını hedef alıyor. Uluslararası Hukuk Uzmanı Emete Gözügüzelli, İsrail’in mülkiyet alımı maskesiyle bölgeye 20 bin milis güç yerleştirdiğini belirterek, asıl hedefin Türkiye’yi kuşatmak olduğunu vurguladı. Yunanistan’ın İsrail destekli ‘Aşil Kalkanı’ projesiyle ortak hava savunma sistemleri kurduğunu hatırlatan Gözügüzelli, Batılı aktörlerin sinsi kuşatma planına arka çıktığı belirtti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İsrail’den Güney Kıbrıs’ta sessiz işgal... 20 bin milisle demografik operasyon! 'Aşil Kalkanı' devrede

Siyonist İsrail rejimi, son dönemde kurgulanan krizleri fırsata çevirerek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarında adeta sessiz işgal süreci yürütüyor.

Kıbrıs'ın güneyinde stratejik noktalardan satın alınan devasa araziler, evler ve ibadethanelerle Ada'yı abluka altına alan İsrail, kurduğu kirli askeri ittifaklarla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye'nin Mavi Vatan'daki haklarını doğrudan hedef tahtasına koyuyor.

13 günlük İran geriliminin ardından Amerika Birleşik Devletleri desteğiyle bölgeye akın eden İsrailliler, demografik yapıyı hızla değiştiriyor.

Video Oynatma İkonu Güney Kıbrıs'ta İsrail tehlikesi: Arazi alımları ve 25 bin Yahudi nüfusu gündemde

20 BİN MİLİS YERLEŞTİRDİLER

Gelişmeleri A Haber ekranlarında değerlendiren Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, mülkiyet alımı adı altında yürütülen sinsi planın arkasındaki gerçekleri deşifre etti.

İsrail'in bölgeye 20 bin milis güç yerleştirdiğini, bu hamlenin arkasında Türkiye'yi kuşatma planı yattığını anlatan Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, "Öncelikle bu konu tabii ki bölgemiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği ve bölge istikrarı açısından son derece önemli. Çünkü bunu yalın bir şekilde 'İsrail mülkiyet alıyor' şeklinde yorumlamamız mümkün değildir." dedi.

Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail ittifakı bağlamında ortaya konan enerji, güvenlik ve askeri yapılanmaların sahada ortak uygulandığına dikkat çeken Gözügüzelli, "Sözde İran krizi bahane edilerek 20 bin civarındaki İsrailli milis güce Larnaka, Baf ve Limasol'da doğrudan mülkiyet alımı için yetki veriliyor. Oysa AB ve Güney Kıbrıs yasaları uyarınca Güney Kıbrıs tarafından yalnızca 4 bin metrekarelik bir alana izin verilmesi söz konusu olabilir." diye konuştu.

Siyonist İsrail rejiminin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarında yürüttüğü stratejik arazi alımları, Ada’da demografik, askeri dengeleri altüst eden sessiz işgale dönüştü.  (Siyonist İsrail rejiminin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarında yürüttüğü stratejik arazi alımları, Ada’da demografik, askeri dengeleri altüst eden sessiz işgale dönüştü. (

HEDEF MAĞUSA

İsraillilerin mülk edinmek için tercih ettiği bölgelerin stratejik önemine vurgu yapan Gözügüzelli, "Yoğun bölge olarak doğrudan Larnaka'nın seçilmesi ve Baf Havaalanı ile doğrudan bağlantı kurulması, Mağusa'nın da aslında bir anlamda hedef konumunda olduğunu bize göstermektedir." ifadelerini kullandı.

Larnaka, Baf, Limasol hattında kurulan yerleşimlerin doğrudan Mağusa’yı hedef aldığı saptandı. Larnaka, Baf, Limasol hattında kurulan yerleşimlerin doğrudan Mağusa’yı hedef aldığı saptandı.

SİYONİST REJİMİN SİNSİ PLANI

Güney Kıbrıs'ın Yunanistan ve İsrail ile geliştirdiği askeri iş birliklerine değinen Gözügüzelli, bu adımların deniz yetki alanları, kara ve hava savunma sistemlerinin ortak entegrasyonuyla enerji alanında kendisini gösterdiğini bildirdi.

"Aşil Kalkanı" olarak adlandırılan yapılanmanın tehlikelerine işaret eden Gözügüzelli, "'Aşil Kalkanı' dedikleri güç birliği çerçevesinde, Yunanistan'ın gayrihukuki olarak askerileştirdiği adalar dahil olmak üzere, Güney Kıbrıs-İsrail ortak hava savunma sistemini entegre etmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda deniz yetki alanlarında, İsrail şirketleri üzerinden Güney Kıbrıs'a boru ve kablo hatlarının döşenmesi amaçlanıyor. 'Great Sea Interconnector' adını verdikleri kablo ağı projesini hayata geçirerek Türkiye'nin haklarını ihlal etmeyi ve olası bir krizde Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi göze alacak bir tasarım oluşturuyorlar." açıklamasında bulundu.

A Haber ekranlarında süreci değerlendiren Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail’in mülkiyet alımı kılıfıyla bölgeye 20,000 milis güç yerleştirdiğini, yasal sınır olan 4,000 metrekarelik alan kuralının çiğnendiğini ortaya çıkardı. A Haber ekranlarında süreci değerlendiren Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail’in mülkiyet alımı kılıfıyla bölgeye 20,000 milis güç yerleştirdiğini, yasal sınır olan 4,000 metrekarelik alan kuralının çiğnendiğini ortaya çıkardı.

RUMLARDA DEMGRAFİ KORKUSU

İsrail'in Güney Kıbrıs'taki varlığının kalıcı yapılaşmaya dönüştüğünü savunan Gözügüzelli, bu durumun Rum toplumunda ekonomik güvenlik, demografik yapı değişimi ve olası krizlere açık hale gelme korkusu oluşturduğunu aktardı.

Bölgedeki askeri dengeler açısından Türkiye'nin caydırıcı konumuna dikkat çeken Gözügüzelli, "Yunanistan, Güney Kıbrıs ya da İsrail'in Türkiye'nin gücüyle hiçbir şekilde boy ölçüşemeyeceğini Rumlar çok iyi biliyor. Bu anlamda kendi güvenliklerini risk altına atmak istemedikleri için bu yapılaşmadan rahatsızlar ve tepkilerini her geçen gün daha fazla ön plana çıkarıyorlar." dedi.

Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail üçgeninde kurulan kirli ittifakın, Aşil Kalkanı projesiyle ortak hava savunma sistemi oluşturduğu, Great Sea Interconnector kablo ağıyla Türkiye’nin Mavi Vatan’daki haklarını gasp etmeyi amaçladığı belirlendi. Yunanistan, Güney Kıbrıs, İsrail üçgeninde kurulan kirli ittifakın, Aşil Kalkanı projesiyle ortak hava savunma sistemi oluşturduğu, Great Sea Interconnector kablo ağıyla Türkiye’nin Mavi Vatan’daki haklarını gasp etmeyi amaçladığı belirlendi.

BATILI AKTÖRLERDEN KİRLİ İTTİFAKA DESTEK

Avrupa Birliği'nin savunma programları ile Batılı ülkelerin tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gözügüzelli, "İsrailli şirketlerin Avrupa Birliği'nin SAFE programlarına ve savunma teknolojilerine entegre edildiğini, bu ittifakın arka planındaki başta Fransa olmak üzere Batılı aktörlerin de bu gidişatı destekleyici bir tavır sergilediğini görmekteyiz." ifadelerini kullandı.

Fransa başta olmak üzere Batılı aktörlerin desteklediği bu sinsi kuşatma planı, Türkiye’nin askeri gücüyle boy ölçüşemeyeceğini bilen Rum halkı arasında ekonomik ve güvenlik paniğine neden oldu.Fransa başta olmak üzere Batılı aktörlerin desteklediği bu sinsi kuşatma planı, Türkiye’nin askeri gücüyle boy ölçüşemeyeceğini bilen Rum halkı arasında ekonomik ve güvenlik paniğine neden oldu.

Faruk Arslan
Faruk Arslan Takvim.com.tr Dünya

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler