BAE gizlice İran'a saldırdı: Basra Körfezi'nde rafineriyi hedef aldılar | İsrail'den Abu Dabi'ye Demir Kubbe
ABD ile İran arasında ateşkes devam ederken Birleşik Arap Emirlikleri'nin İran'a doğrudan ve gizli saldırılar düzenlediği iddia edildi. BAE'nin nisan ayında ateşkes sırasında İran'ın Basra Körfezi'ndeki Lavan Adası'nda bulunan bir rafineriyi hedef aldığı ve söz konusu saldırının büyük bir yangına yol açarak rafinerinin kapasitesinin büyük bölümünü aylarca devre dışı bıraktığı belirtildi. Ayrıca İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) Demir Kubbe hava savunma sistemleri gönderdiğini teyit ettiği belirtildi.
ABD ile İran arasında ateşkese rağmen bölgede tansiyon her geçen gün yükseliyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşta, BAE'nin İran'a doğrudan gizli askeri saldırılar düzenlediği öne sürüldü. BAE'nin nisan ayında ateşkes sırasında İran'ın Basra Körfezi'ndeki Lavan Adası'nda bulunan bir rafineriyi hedef aldığı iddiasına yer verilen haberde, söz konusu saldırının büyük bir yangına yol açarak rafinerinin kapasitesinin büyük bölümünü aylarca devre dışı bıraktığı belirtildi.
Takvim.com.tr bölgeden dakika dakika gelişmeleri aktarıyor...
CANLI ANLATIM
"İRAN KONUSUNDA Şİ'NİN YARDIMINA İHTİYACIM YOK"
ABD Başkanı Trump yaptığı açıklamada
"Şi'nin yardımına ihtiyacım yok. Onunla uzun uzun konuşacağım. İran ile iyi bir anlaşma yapacağız."
dedi.
DEVRİM MUHAFIZLARI BUBİYAN'A SIZMAYA ÇALIŞTI
Kuveyt, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na mensup oldukları belirtilen silahlı bir grubun, "Kuveyt’e karşı düşmanca eylemler gerçekleştirmek amacıyla" Bubiyan Adası’na sızmaya çalıştığını duyurdu.
Kuveyt İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "söz konusu grubun, özel olarak kiralanmış bir balıkçı teknesiyle Bubiyan Adası'na sızmakla görevlendirildiğini itiraf ettiği" belirtildi.
Açıklamada, sızma girişiminde bulunanların Kuveyt askerleri ile çatışmaya girdiği, olayda bir askerin yaralandığı, iki kişinin ise kaçtığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca, yerleşik prosedürler doğrultusunda sızma girişiminde bulunanlar hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağı kaydedildi.
Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da İran Devrim Muhafızları'na bağlı silahlı grubun Bubiyan Adası'na sızmasını şiddetle kınadı.
Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da, "Kuveyt'e karşı düşmanca eylemler gerçekleştirmeyi amaçlayan grubun", yakalanmadan önce Kuveyt askerleri ile çatışmaya girdiği ve olayda bir askerin yaralandığı bildirildi.
Açıklamada, "İran'dan bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit eden, gerilimi artıran ve uluslararası çabaları zayıflatan yasa dışı ve düşmanca faaliyetlere derhal ve koşulsuz olarak son vermesi" talep edildi.
Kuveyt'in iyi komşuluk ilkelerine bağlılığını sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, ülke topraklarının ve hava sahasının herhangi bir devlete karşı düşmanca faaliyetler için kullanılmasına izin verilmeyeceği vurgulandı.
Açıklamada ayrıca söz konusu eylemlerin Kuveyt'in egemenliğinin açık ihlali olduğu belirtilerek, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkının saklı tutulduğu ifade edildi.
"DÜŞMANIN HEDEFİ EKONOMİYİ BOZMAK"
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, düşmanların ülke ekonomisi üzerinde baskıyı artırarak kamuoyunda hoşnutsuzluk oluşturmak istediğini belirterek, üretici ve tüketiciyi koruyacak politikalar izlenmesi gerektiğini ifade etti.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre Pezeşkiyan, başkent Tahran'da ilgili bakanlar ve esnaf birliklerinin katılımıyla düzenlenen ekonomi konulu toplantıya katıldı.
Toplantıda piyasalardaki son durum, fiyat dalgalanmaları, enflasyonla mücadele ve savaş koşullarında temel ürünlerin tedariki ile üretim sektörü ele alındı.
Pezeşkiyan, burada yaptığı konuşmada, "Savaş koşullarında stokçuluğu, dağıtım ağının aksamasını ve kontrolsüz fiyat artışını önlemek için, üretimden tüketime kadar zincirin tüm halkalarının sürekli izlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Toplumun birinci derece ihtiyaçlarının belirlenmesi, arz ile talebin dengeli şekilde yürütülmesi gerektiğini söyleyen Pezeşkiyan, bu şekilde ülke kaynaklarının verimli şekilde kullanılabileceği ve piyasa dengesinin korunabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Düşmanın kamuoyunda hoşnutsuzluk yaratma stratejisi ile hareket ettiğini söyleyen Pezeşkiyan, şunları kaydetti:
"Mevcut durumda düşmanın en önemli hedeflerinden biri ekonomiyi bozmak ve insanların geçim kaynaklarına baskı uygulamaktır. Biz de toplumun gerçek ihtiyaçlarını karşılarken, üreticilerin kârını ve tüketici memnuniyetinin korunmasını sağlayacak şekilde hareket etmeliyiz."
İSRAİL'DEN BAE'YE DEMİR KUBBE
ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz'un, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında İsrail'in Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) Demir Kubbe hava savunma sistemleri gönderdiğini teyit ettiği belirtildi.
Israel Hayom gazetesinin haberine göre, Waltz, İsrail’in New York’taki BM Misyonu tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuştu.
Konuşmasında Waltz, "BAE'nin, İsrail tarafından kendisine sağlanan Demir Kubbe'yi kullandığını gördük." ifadelerini kullandı.
Waltz, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sırasında İsrail'in BAE'ye Demir Kubbe hava savunma sistemleri gönderdiğini teyit eden ilk yetkili oldu.
ABD merkezli Axios haber platformunun adı açıklanmayan iki İsrailli ve bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı 26 Nisan tarihli haberinde, İsrail ile BAE arasında askeri, güvenlik ve istihbarat işbirliğinin savaş sırasında üst düzeye çıktığı ileri sürülmüştü.
Axios’a konuşan yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile savaşın ilk günlerinde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından İsrail ordusuna ait bir Demir Kubbe bataryası ve kullanımından sorumlu onlarca İsrail askerinin BAE'ye gönderilmesi talimatını verdiğini iddia etmişti.
BAE'nin ABD ve İsrail'den sonra Demir Kubbe hava savunma sisteminin kullanıldığı ilk ülke olduğunun altını çizen yetkililer, Demir Kubbe'nin BAE’ye atılan düzinelerce İran füzesini engellediğini savunmuştu.
BAE GİZLİCE İRAN'A SALDIRDI
Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) İran'a gizli askeri saldırılar düzenlediği iddia edildi.
The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini belirtmek istemeyen kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşta, BAE'nin İran'a doğrudan gizli askeri saldırılar düzenlediği öne sürüldü.
BAE'nin nisan ayında ateşkes sırasında İran'ın Basra Körfezi'ndeki Lavan Adası'nda bulunan bir rafineriyi hedef aldığı iddiasına yer verilen haberde, söz konusu saldırının büyük bir yangına yol açarak rafinerinin kapasitesinin büyük bölümünü aylarca devre dışı bıraktığı belirtildi.
Habere göre, kaynaklar o tarihte ateşkes henüz tam olarak yürürlüğe girmediği için ABD'nin saldırıya tepki göstermediğini ve BAE dahil savaşa katılmak isteyen diğer Körfez ülkelerinin katılımını memnuniyetle karşıladığını aktardı.
BAE'nin İran'ın misilleme saldırılarından sonra Körfez bölgesinde "çatışmacı tutum sergilediğine" işaret eden kaynaklar, savaş boyunca ABD ile BAE'nin güçlü askeri işbirliği sürdürdüğü iddiasında bulundu.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve BAE Dışişleri Bakanlığı saldırılar hakkında herhangi bir yorum yapmadı.
Beyaz Saray ise savaş sırasında BAE'nin rolüne ilişkin sorulara yanıt vermedi ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın elinde tüm seçeneklerin bulunduğunu ve ABD'nin İran üzerinde azami baskı gücüne sahip olduğunu savundu.
LAVAN ADASI'NDA PATLAMA
ABD ve İsrail’in İran'a 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların ardından İran'ın misillemeleri ile bazı bölge ülkelerine düzenlediği saldırılarla savaşa dönüşen süreçte, ABD Başkanı Donald Trump, 8 Nisan'da 01.30 sularında ateşkesi kabul ettiğini duyurmuştu.
İran Ulusal Petrol Rafineri Şirketi ise 8 Nisan'da Basra Körfezi'nde İran'a ait Lavan Adası'ndaki petrol rafinerisinde meydana gelen patlamanın "düşman saldırısından" kaynaklandığını ve rafineride yangın çıktığını açıklamıştı.
Saldırının ardından rafineride çıkan yangına itfaiye ekiplerinin müdahale ettiği, çalışanların zamanında tahliyesi sayesinde herhangi bir can kaybı bildirilmediği aktarılmıştı.
İran Ulusal Petrol Rafineri Şirketi, ülkenin yakıt tedarik ve dağıtım ağının istikrarlı olduğunu bildirmiş ve halka yakıt tüketimini kontrol altında tutmaları çağrısında bulunmuştu.