ABD/İsrail-İran savaşında Trump'tan "Destansı Öfke" açıklaması: "Çok sert bir darbe indireceğiz"

ABD ve İsrail'in İran'a saldırırak Orta Doğu'yu kaosa sürükleyişinin üzerinden bir aydan fazla bir zaman dilimi geçti. ABD Başkanı Donald Trump, 2-3 hafta içinde savaşın biteceğin iddia ederken, "Onlara çok sert bir darbe indireceğiz. Onları ait oldukları Taş Devri'ne göndereceğiz. " dedi. ABD ordusunun, Trump'ın isteği doğrultusunda İran'daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırladığı öne sürüldü. ABD ve İsrail, İran'ın başkenti Tahran yakınlarındaki Kerec kentine düzenlediği hava saldırısında bir kez daha B1 Köprüsü'nü hedef aldı. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak ABD'li e-ticaret devlerinden Amazon'un Bahreyn’deki bulut bilişim merkezini hedef aldığını duyurdu. Trump ise saldırıların devamının geleceğini söyledi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
ABD/İsrail-İran savaşında Trump'tan "Destansı Öfke" açıklaması: "Çok sert bir darbe indireceğiz"

ABD-İsrail-İran savaşı bir ayı aşkın bir zamandır sürüyor.

ABD/İsrail-İran savaşında Trump'tan "Destansı Öfke" açıklaması: "Çok sert bir darbe indireceğiz"-1

ABD ve İsrail Tahran'ı vuruyor, İran yönetimi de Tel Aviv'e ve Körfez'deki ABD üslerine misilleme saldırıları düzenleme devam ediyor.


Takvim.com.tr gelişmeleri dakika dakika aktardı.

Ses İkonu CANLI ANLATIM

KUM-TAHRAN OTOBANINA SALDIRI

İranlı bir yetkili tarafından yapılan açıklamada ABD-İsrail saldırılarında Kum-Tahran otobanında bir noktanın hedef alındığı belirtildi.

Mehr Haber Ajansı'na göre, Kum Vali Yardımcısı Murtaza Hayderi konuya ilişkin bilgi verdi.

Hayderi, "Kum-Tahran otobanında bir nokta ABD-İsrail saldırılarının hedefi oldu." dedi.

İranlı yetkili, olayla ilgili can ve mal kaybına ilişkin açıklama yapmadı.

 

BAHREYN'DE SİRENLER ÇALIYOR

Bahreyn genelinde saldırılar nedeniyle sirenler çaldı ve halka güvenli bölgelere yönelme çağrısında bulunuldu.

Bahreyn İçişleri Bakanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, ülke genelinde sirenlerin çaldığı belirtildi.

Açıklamada, halktan sakin olmaları, en yakın güvenli yere yönelmeleri ve haberleri resmi kanallardan takip etmeleri istendi.

FATEHİN BİRLİĞİ KOMUTANI ZADE ÖLDÜRÜLDÜ

ABD-İsrail'in İran'a saldırılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Fatehin Birliği Komutanı Muhammed Ali Fethali Zade öldü.

İran devlet televizyonu, Fethali Zade'nin dün hayatını kaybettiğini duyurdu.

"HÜRMÜZ İÇİN HER TÜRLÜ ÖNLEM ALINACAK"

İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, dünya genelindeki ülkelerin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için "mümkün olan her türlü diplomatik, ekonomik ve koordineli önlemi" almaya kararlı olduğunu bildirdi.

Cooper'ın ev sahipliğinde Hürmüz Boğazı'na ilişkin, 40'tan fazla ülkenin yanı sıra Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Avrupa Birliği (AB) dahil uluslararası kuruluşları bir araya getiren çevrim içi toplantı düzenlendi. Toplantıya, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da katıldı.

Toplantının ardından İngiltere Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, küresel refah için doğrudan tehdit oluşturmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın, "dünyanın en önemli deniz koridorlarından biri" olduğu ve Afrika'daki tarımı desteklemek için acil ihtiyaç duyulan gübre gibi hayati öneme sahip malzeme ve ürünlerin nakliyesinde kullanıldığı belirtildi.

Hürmüz Boğazı'nın, ülkelere petrol, rafine petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz ulaştıran küresel enerji ihracatının başlıca güzergahlarından biri olduğuna değinilen açıklamada, bu malzemelerin, evlere elektrik sağlamak, hava ulaşımını kolaylaştırmak ve uluslararası ticaret ve gıda zincirlerini desteklemek için kullanıldığı aktarıldı.

Açıklamada, bu nedenle, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığındaki aksaklığın, küresel tedarik, fiyatlar ve ekonomik istikrar üzerinde acil ve geniş kapsamlı sonuçlar doğurduğu ve dünyanın dört bir yanındaki topluluklar üzerinde ciddi insani etkiler yarattığına işaret edildi.

"İran, Hürmüz Boğazı'nda küresel ekonomiyi rehin almaya çalışıyor." denilen açıklamada, İran'ın amacına ulaşmasına izin verilmemesi gerektiği ifade edildi.

Bu bağlamda, toplantıya katılan ülkelerin, Hürmüz Boğazı'nın derhal ve koşulsuz olarak yeniden açılmasını ve seyrüsefer özgürlüğü ile deniz hukukunun temel ilkelerine saygı gösterilmesini talep ettikleri aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Toplantıda, olası ortak ve koordineli eylemlerin gerçekleştirilebileceği bir dizi alanı ele aldık: Bunlar, Birleşmiş Milletler (BM) dahil uluslararası diplomatik baskıyı artırarak, İran'a Hürmüz Boğazı'ndan engelsiz geçişe izin vermesi ve buradan geçmek isteyen gemilere geçiş ücreti uygulanmasını tamamen reddetmesi yönünde net ve koordineli mesajlar iletmeyi, boğazın kapalı kalması durumunda İran'a baskı uygulamak amacıyla yaptırımlar gibi koordineli ekonomik ve siyasi tedbirleri değerlendirmeyi, IMO ile işbirliği yaparak boğazda mahsur kalan binlerce gemi ve denizcinin serbest bırakılmasını sağlamayı ve deniz taşımacılığını yeniden canlandırarak, piyasa ve operasyonel güvenin artırılmasına yönelik ortak düzenlemeler ile tutarlı ve zamanında bilgi paylaşımını sağlamak amacıyla nakliye operatörleri ve sektör kuruluşlarıyla işbirliği yapmayı içermektedir."

Açıklamada, ülkelerin, deniz seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almak amacıyla, katılımcı ülkelerin uzmanları ve yetkilileri arasında görüşmelerin sürdürülmesi konusunda mutabık kaldığı belirtilerek "Uluslararası hukukun saygınlığı ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı tamamen yeniden açması hayati önem taşımaktadır." denildi.

"İRAN'IN HÜRMÜZ BOĞAZI'NI FİİLEN KAPATMASI, KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRLERİ VE ENERJİ FİYATLARI ÜZERİNDE CİDDİ BASKI YARATIYOR"

Bakan Cooper, toplantının ardından basına yaptığı açıklamada, dünya çapındaki ülkelerin Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için "mümkün olan her türlü diplomatik, ekonomik ve koordineli önlemi" almaya kararlı olduklarını söyledi.

Cooper, 40'tan fazla ülkenin bu hayati su yolunun yeniden açılmasını desteklemek üzere bir araya geldiğini belirterek, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatmasının, küresel tedarik zincirleri ve enerji fiyatları üzerinde ciddi baskı yarattığını bildirdi.

İRAN EĞİTİM BAKANLIĞI: ABD-İSRAİL SALDIRILARINDA 241 ÖĞRENCİ YAŞAMINI YİTİRDİ

İran resmi haber ajansı IRNA'nın haberine göre, Eğitim Bakanlığı, 28 Şubat'tan beri devam eden ABD-İsrail saldırılarına ilişkin bilgi verdi.

Saldırılarda şu ana kadar 134'ü erkek, 100'ü kız ve 7'si okul öncesi olmak üzere toplam 241 öğrencinin yaşamını yitirdiğini, 178 öğrencinin de yaralandığı bildirildi.

Bugüne kadar 56 eğitim personelinin yaşamını yitirdiği saldırılarda, 763 eğitim kurumu, 15 kültür merkezi, 22 spor salonu ve 7 öğrenci kampının zarar gördüğü kaydedildi.

TRUMP: DEVAMI GELECEK

Kerec Köprüsü'nün vurulmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump "İran'daki en büyük köprü yerle bir oldu, bir daha asla kullanılmayacak. Devamı gelecek!  ÇOK GEÇ OLMADAN VE HALA BÜYÜK BİR ÜLKE OLMA POTANSİYELİ TAŞIYAN ŞEYLERDEN GERİYE HİÇBİR ŞEY KALMADAN ÖNCE İRAN İÇİN ANLAŞMA YAPMA VAKTİ GELDİ! şeklinde açıklama yaptı

AMAZON'UN BULUT BİLİŞİM MERKEZİNE SALDIRI

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ABD ve İsrail saldırılarına misilleme olarak ABD'li e-ticaret devlerinden Amazon'un Bahreyn’deki bulut bilişim merkezini hedef aldığını duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusu'nun İran basınında yer alan açıklamasında, İran aleyhine casusluk ve terör faaliyeti yürüten şirketlerden biri olduğu ileri sürülen Amazon'un Bahreyn’deki bulut bilişim merkezine saldırı düzenlendiği belirtildi.

Saldırı sonrası Amazon’un bölgeden çekilmeye başladığı ifade edilen açıklamada, İranlı yetkililere yönelik suikastların devam etmesi halinde Devrim Muhafızları Ordusu'nun daha önce yayımladığı listede adı geçen diğer şirketlerin de hedef alınacağı uyarısında bulunuldu.

ABD-İSRAİL'DEN KEREC'TEKİ B1 KÖPRÜSÜ'NE BİR SALDIRI DAHA

ABD ve İsrail, İran'ın başkenti Tahran yakınlarındaki Kerec kentine düzenlediği hava saldırısında bir kez daha B1 Köprüsü'nü hedef aldı.

İran basınına göre, B1 Köprüsü'ne yönelik ilk saldırıda iki kişi hayatını kaybederken, ikinci saldırı, yardım ekiplerinin bölgede faaliyet gösterdiği sırada gerçekleşti.

Elburz Eyaleti Valiliği, yaptığı açıklamayla, halkın saldırı bölgesine gitmemesini istedi.

Öte yandan sosyal medyada yer alan görüntülere göre saldırı sonrasında köprünün önemli kısımları yıkıldı.

ABD ve İsrail’in "Orta Doğu'nun en yüksek köprüsü" olarak bilinen B1'e yönelik ilk saldırısında köprünün orta kısmı yıkılmıştı.

Elburz Eyaleti Valiliği, köprünün henüz yapım aşamasında olduğu ve yakın zamanda hizmete açılmasının planlandığı duyururken, saldırı sırasında bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandığını aktarmıştı.

HİZBULLAH'IN ROKETLERİ İSRAİL'E İSABET ETTİ

Hizbullah'ın Lübnan'dan fırlattığı roketler, İsrail'in kuzeyindeki Nehariye kentinde 3 noktaya isabet etti.

İsrail'de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Hamursuz Bayramı'nın başladığı çarşamba akşamından bu yana Hizbullah, İsrail'e yaklaşık 100 roket fırlattı.

Kanal 12, Hizbullah'ın son roket saldırısı nedeniyle Nehariye ve Kiryat Şimona kentleri ile Batı Celile bölgesinde sirenlerin çaldığını aktardı.

Haaretz gazetesine konuşan İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı ekipleri, bazı roketlerin Nehariye'de bir bina ile iki ayrı noktaya isabet ettiğini belirtti.

Kızıl Davud Yıldızı ekipleri, ilk belirlemelere göre saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığını açıkladı.

"KONU VATAN OLUNCA HEPİMİZ BİR ASKER OLURUZ"

 İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik kara harekatı düzenleyeceğine yönelik iddialara ilişkin, "Savaş taraftarı değiliz ancak konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz" değerlendirmesinde bulundu.

Kalibaf, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan konuya ilişkin açıklama yaptı.

Hem İran-Irak savaşına katıldığını hem de bu savaşta kardeşi dahil birçok sevdiği insanı kaybettiğini aktaran Kalibaf, “Savaş taraftarı değiliz ancak konu vatan savunması olunca hepimiz bir asker oluruz.” ifadelerini kullandı.

İran’da en az 7 milyon insanın ülkelerini savunmak için hazır olduğunu vurgulayan Kalibaf, “Eğer evimize saldırırsanız tüm aileyle karşı karşıya kalırsınız.” değerlendirmesini yaptı.

İRAN: HÜRMÜZ ABD'YE KAPALI

İran lideri Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı ve ülkenin önde gelen siyasetçilerinden Ali Ekber Velayeti, Hürmüz Boğazı'nın "İran'ın düşmanlarına ve onların üslerine kapalı kalacağını" belirtti.

Velayeti, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "Hürmüz Boğazı dünyaya açıktır ancak İran halkının düşmanlarına ve bölgedeki üslerine her zaman kapalı kalacaktır." ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, başlattığı savaşın gidişatıyla ilgili iddialarına değinen Velayeti, "Savaş, saldırganların coşkusu ve hayalleriyle değil, İran'ın stratejisi ve otoritesiyle sona erecektir." değerlendirmesinde bulundu.

ABD ORDUSUNUN URANYUM PLANI HAZIR

ABD ordusunun, Başkan Donald Trump'ın isteği doğrultusunda İran'daki yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesine yönelik kapsamlı bir plan hazırladığı öne sürüldü.

Washington Post gazetesinin konuya aşina iki yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İran'da bulunan uranyuma ilişkin plan, Trump'ın talebi üzerine ABD ordusu yetkililerince hazırlandı ve bu plan, geçen hafta ona sunuldu.

Plana göre, İran'daki yaklaşık 450 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi için bölgeye kazı ekipmanlarının sevk edilmesi ve radyoaktif materyalin taşınması amacıyla kargo uçakları için pist inşa edilmesi öngörülüyor.

 

ABD ORDUSUNUN URANYUM PLANI HAZIR-1

Öte yandan ABD basınına konuşan uzmanlar, radyoaktif materyalin çıkarılması için yüzlerce hatta binlerce askerin ve ağır ekipmanın havadan bölgeye sevk edilmesinin gerekebileceğine dikkati çekti.

Uzmanlar, operasyonun son derece zorlu olup haftalarca sürebileceğini vurguladı.

İsrail ve ABD'nin geçen yıl İran'a yönelik hava saldırılarından önce, ülkenin 400 kilogramdan fazla yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahip olduğu, bu materyalin kolaylıkla yüzde 90 silah seviyesine çıkarılabildiği değerlendiriliyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart'ta, Washington'ın hedeflerine kara harekatına gerek kalmadan ulaşabileceğini belirtmiş, Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart'ta, İran'ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak aksi durumda askeri seçeneklerin de bulunduğuna işaret etmişti.​​​​​​​

İRAN: İSRAİL SİHA'SI DÜŞÜRDÜK

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Şiraz kenti semalarında İsrail'e ait bir Hermes-900 silahlı insansız hava aracının (SİHA) daha düşürüldüğünü bildirdi.

Yarı resmi Fars Haber Ajansının Devrim Muhafızları Ordusuna dayandırdığı habere göre, Şiraz semalarında silahlı bir Hermes-900 vurularak imha edildi.

Hermes SİHA'nın, "ülkenin entegre hava savunma ağının kontrolündeki gelişmiş hava savunma sistemi tarafından düşürüldüğü" ifade edildi.

İran Silahlı Kuvvetleri, dün yaptığı açıklamada, ABD-İsrail'e ait toplam 146 insansız hava aracının düşürüldüğünü duyurmuştu.

HİZBULLAH'TAN İSRAL'E FÜZE SALDIRISI

Lübnan'daki Hizbullah'ın 30'dan fazla roketle İsrail'in kuzeyine düzenlediği saldırıda roketler Kiryat Şimona'da 3 noktaya isabet etti, 2 kişi hafif yaralandı.

İsrail'in Kanal 12 televizyonunun haberine göre, sabah saatleri itibarıyla Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyini hedef alması nedeniyle farklı bölgelerde sık sık sirenler çaldı.

Hizbullah'ın 30'dan fazla roketle düzenlediği saldırıda 3 roket, Kiryat Şimona'da farklı noktalara isabet etti, bir binada büyük hasar meydana geldi.

İsrail acil yardım servisi, isabetler sonucu oluşan şarapneller nedeniyle hafif yaralanan 2 kişiye olay yerinde müdahale ettiğini bildirdi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, arama kurtarma ekiplerinin isabet alan bölgelerde çalışmalar yaptığı aktarıldı.

ABD'DEN ÇAĞRI: DERHAL IRAK'TAN AYRILIN

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, Irak'taki ABD vatandaşlarına ülkeyi derhal terk etmeleri yönündeki uyarısını yineledi.

Büyükelçiliğin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, İran'la bağlantılı "Iraklı terörist milislerin" gelecek 24 ila 48 saat içinde Bağdat'ın merkezinde saldırılar düzenlemeyi planlıyor olabileceği ifade edildi.

Açıklamada, İran ve onunla bağlantılı "terörist milislerin" Irak Kürt Bölgesel Yönetimi dahil Irak'ın çeşitli bölgelerinde Amerikan vatandaşları ve ABD bağlantılı hedeflere yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlediği öne sürüldü.

Söz konusu grupların Amerikan vatandaşları, şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller, havalimanları ve ABD ile bağlantılı olduğu düşünülen diğer noktaların yanı sıra Irak kurumları ile sivil hedefleri de hedef alabileceği kaydedildi.

Milislerin Amerikalıları kaçırma amacıyla da hedef aldığı ifade edilen açıklamada, ABD vatandaşlarından Irak'ı derhal terk etmeleri istendi.

Açıklamada ayrıca Irak hükümetinin, ülke içinde meydana gelen ya da Irak topraklarından kaynaklanan "terör saldırılarını" önleyemediği öne sürülerek, bazı milis grupların Irak hükümetiyle bağlantılı olabileceği ve bazı saldırganların kendilerini Irak hükümeti çalışanı olarak gösteren kimlikler taşıyabileceği savunuldu.

ABD'nin Irak misyonunun, bazı personeline yönelik zorunlu ayrılık kararına rağmen ülkede faaliyetlerini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, Amerikan vatandaşlarından güvenlik riskleri nedeniyle Bağdat Büyükelçiliği ya da Erbil Başkonsolosluğuna gitmeye çalışmamaları istendi.

Açıklamada, Irak için 4'üncü seviye seyahat uyarısının sürdüğü hatırlatılarak, ABD vatandaşlarına, "Herhangi bir nedenle Irak'a seyahat etmeyin. Oradaysanız derhal ayrılın." çağrısı yapıldı.

ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği, birkaç gün önce de Irak'taki vatandaşlarına derhal ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulunmuştu.

TRUMP'TAN SAVAŞA DEVAM AÇIKLAMASI

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki askeri hedeflerini önemli ölçüde tamamladıklarını ve yakında süreci "bitireceklerini" belirterek, "Amerika’nın (İran’daki) tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz." dedi.

Trump, Beyaz Saray’da yaptığı "Ulusa Sesleniş"te, İran gündemine ilişkin güncel durumu değerlendirdi.

ABD olarak İran'a yönelik "Destansı Öfke Operasyonu"nu başlattıklarında koydukları hedeflerin çoğuna ulaştıklarını vurgulayan Trump, yakın bir zamanda saldırılarını tamamlayacakları mesajını verdi.

Trump, "Bu akşam, (İran’da) temel stratejik hedefleri tamamlamaya yaklaştığımızı belirtmek isterim. Amerika’nın tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız ancak önümüzdeki 2-3 hafta onlara çok sert bir darbe indireceğiz." şeklinde konuştu.

 

 

TRUMP'TAN SAVAŞA DEVAM AÇIKLAMASI-1

"BU SALDIRILARLA İRAN'I TAŞ DEVRİ'NE GERİ GÖNDERECEĞİZ"

ABD Başkanı, bu saldırılarla İran'ı ait oldukları yer olan "Taş Devri'ne" geri göndereceklerini dile getirdi.

ABD'nin özellikle İsrail, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt ve Bahreyn'e teşekkür borçlu olduğunu ve bu ülkelere savunma desteği vermeye devam edeceğini söyleyen Trump, "Bu işi çok hızlı şekilde bitireceğiz. Sona çok yaklaştık." ifadelerini kullandı.

ANLAŞMA OLMAZSA ELEKTRİK SANTRALLERİNİ VURURUZ

Trump, İran'daki amaçlarının hiçbir zaman rejim değişikliği olmadığını ancak yönetimdeki isimlerin öldürülmesiyle bir bakıma "rejim değişikliği" yaşandığını savunarak, "Eğer bu süre zarfında bir anlaşma sağlanamazsa elektrik santrallerinin her birini vuracağız." diye konuştu.

ABD Başkanı, İran'ın petrol tesislerini ise "bu ülke halkına bir şans vermek" istedikleri için vurmayacaklarını dile getirdi.

 

TRUMP'TAN SAVAŞA DEVAM AÇIKLAMASI-2

NATO ÜLKELERİNE HÜRMÜZ BOĞAZI MESAJI

ABD olarak kendilerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrole hiçbir şekilde ihtiyaçlarının olmadığını hatırlatan Trump, "Buna ihtiyacımız yok. Hürmüz Boğazı üzerinden petrol alan ülkeler, o geçidi korumakla yükümlüdür. Onu ele geçirmeli ve değerini bilmelidirler. Bunu kolayca yapabilirler." dedi.

Trump, ABD'nin Rusya ve Suudi Arabistan'ın toplamından daha fazla petrole sahip olduğunu ve Orta Doğu'daki petrole ihtiyacı kalmadığını savundu.

ABD'nin İran ordusuna büyük zararlar verdiğini öne süren Trump, NATO ülkelerinin "kolayca" Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına" alabileceğini iddia etti. "Bunu daha önce yapmalıydınız. Boğaza gidin ve orayı alın, kendiniz için kullanın." şeklinde konuşan Trump, ABD olarak da gerekmesi halinde yardım edeceklerini kaydetti.

Venezuela'ya yönelik askeri müdahalenin ardından bu ülkeden gelen petrolle birlikte ABD'nin Orta Doğu'dan "tamamen bağımsız" hale geldiğini savunan Trump, "Orada olmak zorunda değiliz. Onların petrolüne ihtiyacımız yok. Müttefiklerimize yardım etmek için oradayız." ifadelerini kullandı.

PEZEŞKİYAN'DAN AMERİKAN HALKINA MEKTUP

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben açık bir mektup yayımlayarak, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini söyledi.

Pezeşkiyan, ABD halkına hitaben mektup yayımladı.

Mektubunda, İran halkının, Amerika, Avrupa ve komşu ülkeler de dahil olmak üzere hiçbir millete karşı düşmanlık beslemediğini kaydeden Pezeşkiyan, ülkesinin tarih boyunca saldırılara maruz kalmasına rağmen halk ve devletler arasında ayrım yaptığını belirtti.

Pezeşkiyan, İran’ın tehdit olarak sunulmasının bir algı ürünü olduğunu ve bunun İran’a yönelik saldırıları meşrulaştırmak ve silah sanayi sektörünü beslemek için yapıldığını söyledi.

Buna bağlı olarak ABD’nin İran’ın çevresinde yoğun bir askeri yığınak yaptığını ve İran’a saldırdığını belirten Pezeşkiyan, ülkesinin söz konusu bu şartlar altında savunma kapasitesini geliştirmekten vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Pezeşkiyan ayrıca, özellikle İran ile ABD halkı arasındaki ilişkilerin gerilimden uzak bir tarihi seyre sahip olduğunu ancak ABD'nin 1953 yılında İran’da iktidar olan Başbakan Muhammed Musaddık'ın devrilmesine yol açan darbedeki rolü ve İran’ın petrolü millileştirme hamlesine yapılan müdahalesi dolayısı ile kesintiye uğradığını anlatarak, “İranlıların zihninde ABD politikalarına karşı güvensizlik oluştu ve bu, gün geçtikte daha da derinleşti.” dedi.

İran’ın tüm dış baskılara rağmen gelişme gösterdiğine vurgu yapan Pezeşkiyan, söz konusu gelişimin medyanın ortaya koyduğu algı çalışmaları ile değil doğrudan gözlemlenerek anlaşılabileceğini söyledi.

Pezeşkiyan, İran’a yönelik saldırıların ABD halkının çıkarına hizmet etmediğini ve İran’daki çocukların öldürülmesinin, kanser ilacı üreten fabrikaların vurulmasının ABD imajını daha da zedeleyeceğini vurguladı.

ABD’nin İsrail’in vekil gücü gibi hareket ederek İran’a yönelik saldırılara katıldığının altını çizen Pezeşkiyan, ABD halkına, “Bugün ABD hükümetinin öncelik listesinde gerçekten “önce Amerika” mı vardır?” sorusunu yöneltti.

Pezeşkiyan, mektubunun sonunda ise, "Çatışma ile iş birliği arasında yapılacak seçim, kader belirleyen bir seçimdir ve sonuçları gelecek nesillerin kaderini şekillendirecektir. İran, binlerce yıllık tarihinde çok sayıda saldırgan görmüştür. Onlardan geriye sadece utançla anılan bir isim kalmış, İran ise gururla ayakta durmuştur.” hatırlatmasında bulundu.

DÜNYANIN GÖZÜ BEYAZ SARAY'DA: TAMAM MI DEVAM MI?

ABD Başkanı Donald Trump, İran'daki savaşın seyrini değiştirecek bir ulusa sesleniş konuşması yapacak.

Türkiye saatiyle sabaha karşı 04.00 sıralarında açıklama yapacak olan Trump'ın konuşması tüm ABD kanallarında yayınlanacak.

Dünyanın gözü Beyaz Saray'a çevrilmiş vaziyette.

Trump gün içerisinde "2-3 hafta içerisinde" İran'dan çekileceklerini bildirip "İran ateşkes istiyor" demişti.

İran ise bu iddiaları yalanladı.

ZELENSKİY'DEN İRAN'A KARŞI KÖRFEZ'E DESTEK MESAJI

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, İran'ın fırlattığı insansız hava araçlarına karşı mücadele etmek amacıyla Körfez ülkelerine Ukrayna menşeli önleyici İHA'ları gönderdiklerini anımsatarak, "Bugün itibarıyla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile artık işbirliği yapıyoruz." ifadesini kullandı.

Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, Orta Doğu ülkeleri ile savunma alanında son dönemlerde sürdürdükleri çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Orta Doğu'daki durumun küresel gelişmeleri etkilediğini belirten Zelenskiy, bölgede ortak güvenliğe katkı sağlamak istediklerini vurguladı.

Zelenskiy, "Bugün itibarıyla Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ile artık işbirliği yapıyoruz. Ürdün ile çalışmalar devam ediyor. Bahreyn, Kuveyt ve Irak ile de iletişim halindeyiz." ifadelerine yer verdi.

İran’ın fırlattığı İHA’lara karşı mücadele etmek amacıyla Körfez ülkelerine, Ukraynalı uzmanlar ve ekipman gönderdiklerini aktaran Zelenskiy, "Askeri uzmanlığımız artık sonuç veriyor. Önleme sistemlerimiz (önleyici İHA) artık sonuç vermeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

Zelenskiy, Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov’un, Türkiye ve Orta Doğu bölgesine yakın müttefik ülkelerde de görüşmeler yapmaya devam ettiğini aktardı.

Ukrayna'da Rusya'nın, Körfez ülkelerinde ise İran'ın saldırılarına karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen Zelenskiy, "Hürmüz Boğazı'nda normal seyrüseferin engellenmesi, aslında 2022'de Rusya'nın limanlarımızı ve denize erişimimizi engellemeye çalıştığı dönemde Ukrayna'nın karşılaştığı zorluğun aynısıdır, sadece daha tehlikeli bir boyuttadır." ifadesini kullandı.

İRAN'DAN TRUMP'A YALANLAMA

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump’n, "İran'ın yeni rejiminin liderinin kendisinden ateşkes istediğine" yönelik ifadesi için, “Trump’ın ateşkese dair açıklamalarının gerçekliği yok.” dedi.

İran basınına göre Bekayi, Trump’ın ateşkese yönelik iddialarına ilişkin El Cezire Televizyonu’na açıklamada bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, "İran'ın yeni rejiminin liderinin kendisinden ateşkes istediğine" yönelik ifadesi için Bekayi, “Trump’ın ateşkese dair açıklamalarının gerçekliği yok.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD-İSRAİL SALDIRILARINDA 115 BİN SİVİL HEDEF HASAR GÖRDÜ

İran Kızılayı, ABD-İsrail'in saldırılarında aralarında konut, ticari işletme ve araçların da bulunduğu 115 bin 193 sivil hedefin hasar gördüğünü duyurdu.

İran Kızılayı, ABD ve İsrail'in ülkeye düzenlediği saldırıların yol açtığı hasarın bilançosunu açıkladı.

Buna göre 91 bin 498 konut, 763 eğitim merkezi ve Kızılay'a bağlı 18 merkez olmak üzere toplam 115 bin 193 sivil hedef saldırılarda hasar gördü.

Ayrıca, 3 adet yardım helikopteri de saldırılarda hasar aldı.

"İRAN ATEŞKES İSTEDİ"

ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ın yeni rejiminin liderinin kendisinden ateşkes istediğini" savunarak, bunu "Hürmüz Boğazı açıldıktan sonra değerlendireceklerini" belirtti.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başkan Trump, "İran'ın, seleflerine göre çok daha az radikal ve çok daha zeki yeni rejiminin başkanı, Amerika Birleşik Devletleri'nden ateşkes istedi." diyerek, Hürmüz Boğazı güvenli biçimde geçişlere açıldığında bunu değerlendireceklerini ifade etti.

Trump, "o zamana kadar İran'ı vuracaklarını" sözlerine ekledi.

İRAN'DAN İSRAİL, BAHREYN VE KUVEYT'E MİSİLLEME

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Tel Aviv, Eilat, Bney Brak kentlerine ve Bahreyn ve Kuveyt'teki ABD üslerine saldırılar gerçekleştirildiğini duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusu, ABD-İsrail saldırılarına karşı başlatılan "Sadık Vaat 4 Operasyonu"nun 89. dalgası kapsamında İsrail ve ABD hedeflerine yeni saldırılar düzenlendiğini açıkladı.

Tel Aviv, Eilat, Bney Brak kentlerinde İsrail askerlerinin toplandığı noktaların hedef alındığı saldırılarda, saha kaynaklarından alınan bilgilere göre, İsrail güçlerinin ağır kayıplar verdiği öne sürüldü.

Bahreyn'de "80 Amerikan askerinin saklandığı bir noktanın tam isabetle vurulduğu" ve Kuveyt'te ABD'ye ait Udairi Helikopter Üssüne düzenlenen balistik füze saldırılarında da bir helikopterin imha edildiği diğerine de ağır hasar verdirildiği ifade edildi.

Açıklamada, saldırı dalgasının devam ettiği bilgisi verildi.

NATO'DAN ÇEKİLMEYİ DÜŞÜNÜYORUM

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin NATO'dan çekilmesi ihtimalinin "gözden geçirilmenin de ötesinde" olduğunu söyledi.

İngiliz The Telegraph gazetesine mülakat veren Trump, ülkesinin NATO üyeliğinden çekilme ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Trump, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ardından ittifak üyeliğini yeniden gözden geçirip geçirmeyeceği sorusuna, "Yeniden gözden geçirmenin de ötesinde olduğunu söyleyebilirim. NATO beni hiçbir zaman cezbetmedi. Onların kağıttan kaplan olduğunu hep biliyordum, bu arada (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin de bunu biliyor." yanıtını verdi.

NATO'nun ABD'ye destek vermemesini eleştiren Trump, bunu "anlaşılması zor" olarak niteleyerek, yardımın "otomatik olarak" gelmiş olması gerektiğini savundu.

Ukrayna'daki savaşın "bir test" olduğunu belirten Trump, ABD'nin "kendi sorunu olmamasına rağmen" NATO'ya yardım ettiğini ancak buna karşılık bulamadığını kaydetti.

Trump, İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın "ülkesinin savaşı olmadığını ve bu savaşa sürüklenmeyecekleri" açıklamasını eleştirerek, İngiltere'nin donanmasının "çok eski olduğunu" ve "uçak gemilerinin işlev görmediğini" savundu.

Starmer'in daha fazla savunma harcaması yapıp yapmaması gerektiğine ilişkin bir soruya da "Ona ne yapıp yapmayacağını söylemeyeceğim. Ne isterse yapabilir. Sorun değil. Starmer'in tek istediği, enerji ücretlerinizi tavana çıkaran pahalı rüzgar türbinleri." yanıtını verdi.

ABD Başkanı Trump, 28 Mart'ta İran'la "savaş" sürecinde Körfez ülkelerinin kendilerine destek verdiğini, ancak NATO ülkelerinin yardıma gelmediğini kaydederek, "Onlar bizim yanımızda değilse biz neden onların yanında olalım ki?" demişti.

50 YILLIK PETROL KRİZLERİ

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattıkları ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel gerilimin ardından Brent petrolün varil fiyatı kısa sürede artarak 100 doları geçti ve bu durum, küresel enerji piyasalarında son yarım yüzyılda yaşanan krizleri yeniden gündeme taşıdı.

Küresel çapta petrol arzı sıkıntıları ve petrol fiyatlarının yükselmesinin etkisi, özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası petrole dayalı ekonomilerin güç kazanmasıyla ve sanayileşmenin hızlanmasıyla daha da hissedilebilir hale geldi.

Bu duruma son örnek olarak ABD ve İsrail'in 28 Şubat sabahı İran'a yönelik başlattıkları ve karşılıklı saldırılarla devam eden bölgesel durumdan dolayı petrol fiyatlarının yükselmesi, benzinliklerde metrelerce kuyruk oluşmasına, bazı ülkelerde belirli günlerde uzaktan çalışma modeline geçilmesine ve daha birçok önlem alınmasına yol açtı.

Küresel arzı sıkıntıya giren ve fiyatı yükselen petrole yönelik bu durum, dünyada daha önce aynı veya benzer sebeplerden kaynaklanan petrol krizlerini gündeme getirdi.

1973 YOM KİPPUR SAVAŞI

6 Ekim 1973'te Mısır ve Suriye liderliğinde Arap ülkeleri İsrail'e bir saldırı başlattı. Yom Kippur Savaşı olarak bilinen bu savaş sonrasında patlak veren ilk büyük petrol krizi, Arap ülkelerinin İsrail'i destekleyen Batılı ülkelere karşı siyasi ve ekonomik bir tepki olarak petrol ihracatını kısıtlama kararı almasıyla başladı.

17 Ekim 1973'te, Arap Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütüne (OAPEC) üye ülkeler, petrol fiyatlarını yüzde 70 artırarak, aylık yüzde 5 üretim kesintisi yaparak ve ABD'ye petrol sevkiyatını yasaklayarak misillemede bulundu. Hollanda, Portekiz ve Güney Afrika da İsrail'e diplomatik ve askeri destek sağlama rolleri nedeniyle hedef alındı.

O dönemde Orta Doğu, dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 36'sını karşılıyordu ve ambargo, dünyayı günde yaklaşık 4,5 milyon varil petrol açığıyla karşı karşıya bıraktı.

Bu süreçte Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi ülkelerin üretimi kısmasıyla küresel petrol arzı kısa sürede yaklaşık yüzde 7 daraldı.

Arzın hızla azalmasına karşılık talebin sabit kalması, petrol fiyatlarının kısa sürede 3-4 dolar civarından 11-12 dolar civarına kadar yükselmesine neden olurken özellikle ABD ve Avrupa'da enerji tedarikinde aksaklıklara sebep oldu, benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştu ve birçok ülke enerji tüketimini sınırlamaya yönelik politikalar uygulamaya başladı.

Bu kriz aynı zamanda sanayileşmiş ülkelerde ekonomik büyümenin yavaşlamasına, enflasyonun yükselmesine ve "stagflasyon" olarak tanımlanan hem durgunluk hem de fiyat artışının birlikte yaşandığı bir ekonomik tabloya yol açtı, bunun sonucunda enerji arz güvenliği konusu devletlerin uzun vadeli stratejileri arasında öncelikli bir başlık haline geldi.

Bu senaryoda o dönem ABD'de benzin fiyatları bir yıl içinde yüzde 40'tan fazla artarken Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üye ülkelerinde enflasyon oranları çift haneye yükseldi.

1979 İRAN DEVRİMİ

1979 yılında İran Devrimi ile ortaya çıkan ikinci büyük petrol krizi ise İran'da yaşanan siyasi dönüşüm sürecinde petrol üretiminin önemli ölçüde sekteye uğraması ve ihracatın azalması nedeniyle küresel arzda yeni bir daralma yaşanmasıyla tetiklendi.

Devrim sürecinde grevler, üretim tesislerindeki aksaklıklar ve artan siyasi belirsizlikler, İran'ın petrol sektörünü doğrudan etkilerken, ülkenin günlük petrol üretimi kısa sürede yaklaşık 4,8 milyon varil azaldı.

O dönemde dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan İran'daki üretim kaybı, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 5'ine denk gelen bir daralmaya yol açarak piyasalarda ciddi bir arz endişesi oluşturdu.

Arzda yaşanan bu kesinti ve panik alımlarıyla birlikte petrol fiyatları hızla yükselirken 1979-1980 döneminde varil fiyatı yaklaşık 15 dolardan 39 dolara çıkarak iki kattan fazla artış gösterdi.

Aynı dönemde enerjiye bağımlı ekonomilerde büyüme hızının yavaşladığı, tüketim ve yatırım kararlarının olumsuz etkilendiği ve küresel ölçekte ekonomik belirsizliğin arttığı kaydedildi.

1990'DA IRAK'IN KUVEYT'İ İŞGALİ

Kuveyt'in 1990'da Irak tarafından işgali ile başlayan petrol krizi ise her iki ülkenin toplam petrol üretiminin önemli ölçüde kesintiye uğrayabileceğine yönelik beklentilerin piyasada güçlü bir arz riski algısı oluşturması ve bu algının kısa sürede fiyatlara yansımasıyla ortaya çıktı.

Irak ve Kuveyt'in toplamda günlük yaklaşık 4 ila 5 milyon varillik petrol üretiminin risk altına girmesi, o dönem küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 7-8'inin tehdit altında olduğu anlamına geliyordu.

İşgalin ardından piyasalarda oluşan arz riski algısı, petrol fiyatlarının kısa sürede sert şekilde yükselmesine neden olurken, varil fiyatı birkaç ay içinde yaklaşık 17 dolardan 36 dolara çıkarak iki katına yakın artış gösterdi.

1991'de başlatılan Körfez Harekatı sürecinde Kuveyt'te 600'den fazla petrol kuyusunun aylarca yanması küresel arzın toparlanmasını geciktirdi.

2008 KÜRESEL EKONOMİK KRİZ

2008 yılında yaşanan petrol fiyat artışı ise önceki krizlerden farklı olarak doğrudan bir arz kesintisinden ziyade, küresel ölçekte artan enerji talebi ve finansal piyasalardaki hareketlilikten kaynaklanmış, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde sanayileşme ve büyümenin hızlanması petrol talebini yukarı yönlü etkilemişti.

Aynı dönemde emtia piyasalarına yönelik yatırım ilgisinin artması ve finansal spekülasyonların güçlenmesi de fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturdu ve petrol fiyatları varil başına 140 dolar seviyesini geçerek tarihi bir zirveye ulaştı.

Ancak aynı yıl yaşanan 2008 Küresel Finans Krizi ile küresel ekonomik aktivitenin yavaşlaması, sanayi üretiminin düşmesi ve talebin gerilemesi sonucunda petrol fiyatları kısa sürede 40 doların civarına kadar gerileyerek yüzde 70’e yakın değer kaybetti ve piyasalar kısa sürede yön değiştirdi.

KOVİD-19 VE RUSYA-UKRAYNA KRİZİ

2020 yılında Kovid-19 nedeniyle uygulanan küresel kapanmalar ise petrol talebinde tarihsel ölçekte benzeri görülmemiş bir daralmaya yol açtı. Ulaşımın büyük ölçüde durması ve sanayi faaliyetlerinin yavaşlamasıyla günlük petrol tüketimi ciddi şekilde azaldı.

Küresel petrol talebi kısa sürede günlük yaklaşık 100 milyon varil seviyesinden 90 milyon varilin altına gerileyerek yaklaşık yüzde 10’luk düşüş gösterdi.

Talepteki bu sert düşüşe karşın üretimin aynı hızda azaltılamaması, piyasalarda ciddi bir arz fazlası oluşmasına neden olurken, depolama kapasitesinin dolması fiyatlar üzerinde tarihi bir baskı yarattı.

Bu süreçte ABD ham petrolü (WTI), Nisan 2020’de yaklaşık -37 dolar seviyesine kadar gerileyerek tarihte ilk kez negatif fiyatlandı.

2022'de Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik süreci başladı. Rusya’nın önemli bir petrol ve doğal gaz ihracatçısı olması nedeniyle uygulanan yaptırımlar ve tedarik kısıtlamaları küresel arz güvenliğine ilişkin endişeleri artırdı.

Dünyanın en büyük enerji ihracatçılarından biri olan Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve tedarik kısıtlamaları, küresel arz güvenliğine ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları hızla yükseldi.

Bu süreçte Brent petrol fiyatı 130 dolar seviyesine vararak son 14 yılın en yüksek düzeyine ulaştı.

Özellikle Avrupa'da enerji fiyatları bazı ülkelerde yüzde 200’ün üzerinde artış gösterirken enerji maliyetlerindeki yükseliş küresel enflasyon üzerinde güçlü bir baskı oluşturdu.

"TEK BİR KAYNAĞIN KESİLMESİ, 1973 VE 1979'DAKİ KADAR BÜYÜK BİR ETKİ YARATMIYOR"

ABD ve İsrail'in, 28 Şubat sabahı İran'a yönelik başlattıkları saldırılardan bu yana Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinde aksamalar yaşandı.

Bu durum, normalde dünyanın petrolünün yaklaşık beşte birini ihraç eden Körfez ülkelerinden petrol, doğalgaz ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin akışını aksattı.

Orta Doğu'daki bu durum sürerken küresel petrol fiyatı, şubatta yaklaşık 55 dolar civarındayken, mart içerisinde 100 dolar seviyesini geçti.

Columbia Üniversitesinden Öğretim Üyesi Prof. Dr. Giulio M. Gallarotti, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, mevcut krizin ve öncekilerin birçoğunun Orta Doğu'daki askeri eylemlerden kaynaklandığını ifade etti.

Gallarotti, Hürmüz Boğazı'ndan "mevcuttaki dünya petrolünün yüzde 20'sinin geçtiğini" belirterek Boğaz'ın önemine dikkati çekti.

Dünya enerji tedarik sisteminin halihazırda, geçmişe kıyasla çok daha iyi durumda olduğunun altını çizen Gallarotti, "Önceki dönemlerde ABD bu kadar büyük bir petrol üreticisi değildi ve bu mevcut dönemde petrol üretiminde daha büyük bir çeşitlilik var. Bu nedenle tek bir kaynağın kesilmesi, 1973 ve 1979'daki kadar büyük bir etki yaratmıyor." ifadelerini kullandı.

Gallarotti, söz konusu durumun petrol fiyatlarında sürekli bir artışa yol açmayacağını söyleyerek "Tedarik çeşitliliği göz önüne alındığında bunun, 1973'teki gibi uzun vadeli etkiye sahip olması beklenmez." dedi.

Avrupa Birliği ve Asya'daki bazı ülkeler gibi enerji ithal eden bölgeler için potansiyel sonuçlara da değinen Gallarotti, söz konusu ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirmeleri ve gelecekte olası krizler için sürdürülebilir tedarikleri güvence altına almalarının gerektiğinin altını çizdi.

HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN EKONOMİK ÖNEMİ

Basra Körfezi'nin çıkış noktasında bulunan Hürmüz Boğazı, Orta Doğu'daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) Umman Denizi ve Hint Okyanusu aracılığıyla küresel piyasalara ulaştırılmasında kritik bir geçiş hattı işlevi görüyor.

Küresel petrol tüketiminin yaklaşık yüzde 20'sine denk gelen, günlük ortalama 20 milyon varil petrolün taşındığı bu dar su yolu, başta Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve İran olmak üzere bölge ülkelerinin enerji ihracatında kilit rol oynuyor. Ayrıca Katar’ın tüm LNG sevkiyatı da bu güzergâh üzerinden gerçekleştiriliyor.

Boğaz'dan yapılan sevkiyatın büyük bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ekonomilerine yöneliyor.

İRAN'IN FÜZELERİNDE AZALMA YOK

ABD'li yetkililer İran'ın füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesini büyük ölçüde yok ettiklerini savunmalarına karşın, İran ordusunun bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere yönelik saldırılarında son haftalarda kayda değer bir azalma ya da artış gözlenmiyor.

Anadolu Ajansı (AA), Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Umman ile Ürdün'ün savunma ve içişleri bakanlıkları, Tel Aviv merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) ile açık kaynak istihbaratı ve veri analizi yapan bazı sosyal medya hesaplarının paylaştığı verileri derledi.

İran, 28 Şubat'tan bu yana sürdürdüğü misilleme konseptinde, Körfez ülkelerini, Ürdün'ü ve İsrail'i 6 bin 770 füze ve İHA ile hedef aldı.

Söz konusu saldırıların en büyük bölümünün sırasıyla 2 bin 429 ile BAE'ye, 1365 ile İsrail'e ve 950 ile Kuveyt'e yöneldiği görülüyor.

INSS raporlarına göre ise İran, İsrail'e misillemelerde 600 füze ve 765 İHA kullandı.

İran'ın İsrail'e yönelik saldırıları ve verdiği hasarın istikrarlı bir seyir izlediği görülürken, son bir haftada gerçekleştirilen füze ve İHA dalgalarının sayısı 7 ila 10 arasında değişiyor.

INSS'e verilerine göre son bir haftada İran'dan İsrail'e 215 İHA ile saldırı yapıldığı görülüyor. Bu sayı da 4 haftalık toplam İHA saldırısının yaklaşık yüzde 28'ine karşılık geliyor.

İran'ın İsrail'e 19 Mart itibarıyla 500 İHA misillemesi göz önünde bulundurulduğunda son bir haftada 215 saldırı yapması, İran ordusunun kapasitesinde kayda değer bir değişim olmadığına işaret ediyor.

INSS'e göre, son bir haftada İran'dan İsrail'e 200 füze fırlatıldı.

Bu sayı 4 haftalık füze sayılarının toplamı olan 585'in yüzde 31'ine karşılık geliyor.

İran'ın füze kapasitesinin büyük ölçüde tahrip edilmiş olması durumunda yüzde 25'lerin altında olması gereken oranın yüzde 30'un üzerinde seyrettiği fark ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 26 Mart’ta, İran'ın füze ve fırlatma sistemlerinin yaklaşık yüzde 90'ının devre dışı bırakıldığını, insansız hava araçları ile bu araçların ve füzelerin üretildiği tesislerin kapasitesinin de ciddi şekilde azaltıldığını söylemişti.

- Körfez ülkeleri arasında en çok saldırı BAE ve Kuveyt'e

İran ordusunun Körfez ülkelerini hedef alma sıklığı, 28 Şubat'ta başlayan sürecin ilk haftasına göre günlük dalgalanmalara rağmen haftalık ortalamalarda istikrarını sürdürüyor.

İran'ın misilleme konseptinde, 28 Şubat-31 Mart döneminde 2 bin 429 füze ve İHA saldırısıyla en fazla BAE'ye hedef aldığı görülürken, 950 füze ve İHA ile Kuveyt, Körfez'de ikinci sırada yer alıyor.

- Katar'a yönelik ara verilen saldırılar devam ediyor

28 Şubat'tan beri açıklanan verilere göre, 256 füze ve İHA'nın hedefi olan Katar'da en son saldırı 19 Mart'ta kayıtlara girmişti.

Katar ile Ukrayna arasında füze ve İHA mücadele alanında tecrübe paylaşımını içeren stratejik savunma işbirliği anlaşmasının 28 Mart'ta imzalanmasının ardından İran saldırılarına tekrar başladı.

- Suudi Arabistan ve Bahreyn'e saldırılarda azalmalar

Savaşın ilk günlerinde sayıca daha az saldırıdan etkilenen Suudi Arabistan'ı hedef alan füze ve İHA'lar, 11 Mart'tan itibaren artış kaydetmişti.

İran'ın 98 füze ve İHA kullandığı 16 Mart'ta zirveye çıkan saldırılar, dördüncü haftanın ilk günlerinde 30'lu rakamlara ardından daha alt seviyelere geriledi.

Öte yandan İran'ın en çok ses getiren saldırılarından biri 27 Mart'ta, Suudi Arabistan'ındaki Prens Sultan Hava Üssü'nde ABD'ye ait yaklaşık 300 milyon dolar değerindeki E-3 Sentry (AWACS) erken ihbar ve kontrol uçağını tahrip etmesi oldu.

Bahreyn'e yönelik saldırılar ise son günlerde azalırken, Ürdün'e yönelik saldırıların da son 2 haftadır azalma eğiliminde olduğu görülüyor.

Bahreyn ve BAE'ye 29 Mart'ta gerçekleşen İran saldırısında iki alüminyum fabrikası hasar almıştı.

Umman'a ise ilk iki haftada düşük seyreden saldırıların ardından İran, 28 Mart'ta bir İHA saldırısı yaptı.

- ABD-İsrail İran'a yaklaşık 21 bin saldırı yaptı

Beyaz Saray'a göre ABD, 30 Mart itibarıyla bugüne kadar İran'da "11 binden fazla düşman hedefini" vurdu.

Buna göre, İran'ın balistik füze ve İHA saldırıları yaklaşık yüzde 90 oranında azaldı ve ABD İran donanmasında en büyük gemilerinin yüzde 92'si de dahil olmak üzere 150'den fazla deniz aracını imha etti.

İsrail ordusuna göre, bugün itibarıyla İran'da yaklaşık 16 bin bomba ve füze kullanılarak 800'den fazla hava saldırı dalgası gerçekleştirildi.

Buna göre, hava savunma sistemleri, balistik füze fırlatma rampaları, silah üretim tesisleri, nükleer tesisler, çeşitli karargahlar ile askeri komutanlar ve siyasi liderleri kapsayan 4 bin hedefe, toplamda 10 binden fazla ayrı saldırı düzenlendi.

İSRAİL'E SİRENLER ÇALDI

İran'ın düzenlediği misillemeler nedeniyle İsrail'de son 1 saat içerisinde üçüncü kez sirenler çaldı.

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin İran füzelerini önlemeye çalıştığı bildirildi.

İran son 1 saat içerisinde İsrail'e üç misilleme düzenlerken, art arda gelen saldırılar nedeniyle başta başkent Tel Aviv olmak üzere ülkenin birçok kentinde sirenler çaldı.

İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, İran'ın son misillemesinde isabet ya da yaralanma raporu almadıklarını belirtirken, bir saat içinde gelen ilk misillemede Tel Aviv yakınlarındaki Bnei Brak'ta 14 kişi yaralanmıştı.

TRUMP: 2-3 HAFTA İÇİNDE ÇEKİLECEĞİZ

ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşını ne zaman bitireceği sorusuna, "Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz." diye yanıt verdi.

Trump, Beyaz Saray'da düzenlediği başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının İran'la ilgili sorularını yanıtladı.

İran'daki liderleri ortadan kaldırıp bir anlamda "rejim değişikliğini" yerine getirdiklerini savunan Trump, "İran’da rejim değişikliğini çoktan gerçekleştirdik. Bir rejimi devirdik, sonra ikinci rejimi de devirdik. Şimdi çok farklı bir grup insan var. Bence çok daha makuller, çok daha az radikaller." yorumunu yaptı.

Trump, "ABD, İran'daki savaşı ne zaman bitirecek?" şeklindeki bir soruya, "Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz." diye yanıt verdi.

ABD'nin Hürmüz Boğazı ile hiçbir işinin olmadığını ve boğazdan geçecek petrole ihtiyacı olan ülkelerin bu konuda adım atması gerektiğini savunan Trump, "Çok yakında oradan (İran’dan) ayrılacağız. Fransa ya da başka bir ülke petrol ya da doğal gaz almak isterse, Hürmüz Boğazı’ndan geçip oraya doğru gidecekler ve kendi başlarının çaresine bakabilecekler. Bizim bununla bir ilgimiz yok." değerlendirmesini yaptı.

ABD olarak asıl amaçları olan "İran'ın nükleer silaha sahip olmaması" hedefine ulaştıklarını savunan Trump, Tahran'ın bir daha asla nükleer silaha sahip olamayacağını iddia etti.

 

 

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ LİMAN VURULDU

İran medyası, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarında, Hürmüz Boğazı'ndaki bir liman hedef alındığını duyurdu.

ABD PİLOTLARININ OLDUĞU BÖLGEYE SALDIRI

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi, "Bugün Suudi Arabistan’da ABD’li pilotlar ile uçuş ekiplerinin bulunduğu bölgeye saldırı düzenledik. İHA ile füzelerle gerçekleştirdiğimiz saldırılarda 200 kişilik bir ekibi vurduk." dedi.

Musevi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan İran’ın ABD’ye yönelik misilleme saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

"Bugün Suudi Arabistan’da ABD’li pilotlar ile uçuş ekiplerinin bulunduğu bölgeye saldırı düzenledik." diyen Musevi, "İHA ile füzelerle gerçekleştirdiğimiz saldırılarda 200 kişilik bir ekibi vurduk." ifadesini kullandı.

Musevi ayrıca, "Şimdi Trump’ın kayıp ve zararlar listesine, AWACS uçakları, tankerler ve yakıt depolarının dışında uçuş personeline ait kayıplar da eklenmiş oldu." diye konuştu.

İTALYA'DAN ABD UÇAKLARINA İZİN YOK

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto'nun, ABD'nin Orta Doğu'ya gönderdiği bazı uçakların Sicilya Adası'ndaki Sigonella Üssü'nü kullanmasına izin vermediği belirtildi.

İtalya'nın önde gelen gazetelerinden Corriere della Sera'nın haberine göre, Bakan Crosetto, ABD’ye ait bazı uçakların Orta Doğu'ya gitmeden önce Sigonella Üssü'ne iniş yapmasını öngören uçuş planının ortaya çıkmasının ardından, bu uçakların üssü kullanmasına izin verilmediğini ifade etti.

Haberde, İtalya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Luciano Portolano’nun, Crosetto’yu telefonla arayarak birkaç ABD uçağının uçuş planında Sigonella’ya iniş ve ardından Orta Doğu’ya hareket öngörüldüğüne ilişkin İtalyan Hava Kuvvetlerinden aldığı bilgiyi paylaştığı aktarıldı.

Söz konusu uçakların, Sigonella'ya inişi konusunda hiç kimsenin yetki talep etmediği veya İtalya Genelkurmayına danışmadığı, uçuş planının da uçakların zaten havadayken iletildiği belirtildi.

Haberde, yapılan ilk kontroller neticesinde bu uçakların, normal veya lojistik uçuşta olmadığının ve bu nedenle İtalya ile ABD arasındaki ikili anlaşma kapsamı dışında kaldığının doğrulandığı belirtildi.

Gazetenin haberinde ayrıca Bakan Crosetto'nun, söz konusu durum nedeniyle İtalya ile ABD arasındaki ilişkileri "kaçınılmaz olarak etkileyecek" karar alınmasını istediği aktarıldı.

Haberde, söz konusu olayın birkaç gün önce gerçekleştiği ve bugüne kadar gizli tutulduğu ifade edildi.

İtalyan ANSA ajansı da kaynakların, Corriere della Sera'nın haberini doğruladığını belirtti.

İTALYA BAŞBAKANLIĞINDAN "ABD İLE İLİŞKİLER SAĞLAMDIR" MESAJI

Başbakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “Askeri üslerin kullanımıyla ilgili basında yer alan haberlerle ilgili olarak, İtalya’nın yürürlükteki uluslararası anlaşmalara ve hükümetin parlamentoya açıkladığı politikalara tam saygı çerçevesinde hareket ettiği bir kez daha vurgulanmaktadır. Hükümetin çizgisi açıktır, tutarlıdır ve zaten Parlamento ile tamamen paylaşılmıştır. Bu çizgide herhangi bir değişiklik yoktur.” ifadeleri yer aldı.

Açıklamada, üslerle ilgili taleplerin geçmişte olduğu gibi tek tek dikkatle incelendiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Uluslararası ortaklarla herhangi bir sorun ya da gerginlik söz konusu değildir. Özellikle ABD ile ilişkiler sağlamdır, tam ve samimi işbirliği anlayışına dayanmaktadır. Bu nedenle hükümet, yürürlükteki anlaşmalar çerçevesinde, hükümetin ve parlamentonun iradesine saygı göstererek hareket etmeye devam edecek, aynı zamanda uluslararası güvenilirliği ve ulusal çıkarların tam korunmasını garanti edecektir."

Savunma Bakanı Crosetto da ABD'li X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, basında çıkan haberlere tepki göstererek, "Bazıları, İtalya’nın ABD’ye ait unsurların üsleri kullanmasını askıya aldığı yönünde bir mesaj vermeye çalışıyor. Bu tamamen yanlıştır çünkü üsler aktif durumdadır, kullanılmaktadır ve hiçbir şey değişmemiştir. Hükümet, Parlamento’da üstlenilen taahhütlere ve Yüksek Savunma Konseyi’nde de tekrar edilen çizgiye tam bağlılıkla, geçmişte tüm İtalyan hükümetlerinin yaptığı gibi hareket etmeye devam etmektedir." yorumunu yaptı.

Crosetto, paylaşımında, uluslararası anlaşmaların, hükümetin özel iznini gerektiren durumları açık biçimde düzenlemekte ve ayırmakta olduğunu, ayrıca bu tür izinler için Parlamento’nun da sürece dahil edilmesini kararlaştırdıklarını, böyle bir izin olmadan herhangi bir yetki verilmesinin mümkün olmadığını belirterek, şunlar aktarıldı:

"Bir bakanın görevi yalnızca bu kurallara uyulmasını sağlamaktır. Son olarak şunu da tekrar vurgulamak isterim ki ABD ile ilişkilerde herhangi bir soğuma veya gerilim söz konusu değildir, çünkü ABD’nin 1954’ten bu yana İtalya’daki varlığını düzenleyen kuralları onlar da bizim kadar iyi bilmektedir."

İTALYA'NIN ABD ÜSLERİ KONUSUNDAKİ TUTUMU

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırının ardından İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, 5 Mart'ta bir radyo kanalına verdiği demeçte, ABD'nin ikili anlaşmaya uygun olarak İtalya'daki üslerini bombardıman amacı olmayan normal operasyonlar için kullanmaya devam edebileceğini ancak bu kapsamın ötesindeki herhangi bir kullanımın parlamento tarafından onaylanması gerektiğini ve ayrıca savaşa girmek istemediklerini söylemişti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de 16 Mart'ta yaptığı açıklamada, İtalya'nın savaşta olmadığını ve savaşa girmeyeceğini yinelemişti.

İtalya'nın Sicilya Adası'nın doğusunda bulunan Sigonella Üssü'nde, İtalya Hava Kuvvetleri, ABD Deniz Hava İstasyonu ve NATO İstihbarat, Gözetim ve Keşif Gücü (NISRF) Komutanlığı unsurları görev yapıyor.


 

TRUMP'TAN AVRUPA'YA: BAŞINIZIN ÇARESİNE BAKIN

ABD Başkanı Donald Trump  Truth Social hesabından yaptığı açıklamada Avrupa ülkelerine rest çekti ve şu ifadeleri kullandı:

"Hürmüz Boğazı yüzünden jet yakıtı alamayan tüm ülkeler, örneğin İran'ın başsız bırakılmasına karışmayı reddeden Birleşik Krallık gibi, size bir önerim var: Birincisi, ABD'den satın alın, bol miktarda var bizde ve ikincisi, biraz cesaret toplayın, Boğaz'a gidin ve alın. Kendi başınıza savaşmayı öğrenmeniz gerekecek, ABD artık size yardım etmeyecek, tıpkı sizin bize yardım etmediğiniz gibi. İran esasen yerle bir edildi. Zor kısım bitti. Gidin kendi petrolünüzü alın! Başkan DJT"

KATZ: LÜBNAN'IN İSRAİL SINIRINDA TÜM EVLERİ YIKACAĞIZ

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan'ın güneyini işgal altında tutacaklarını duyurdu. Katz, Lübnan'ın İsrail sınırında bulunan köy ve beldelerindeki tüm evleri yıkacaklarını açıkladı
  

İRAN: ABD VE İSRAİL SİHA'LARINI DÜŞÜRDÜK

İran, İsfahan eyaleti semalarında dünden bu yana ABD'ye ait 3 MQ-9 ve İsrail'e ait bir Orbiter tipi silahlı insansız hava aracının (SİHA) hava savunma sistemleri tarafından vurularak düşürüldüğünü duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, ABD'ye ait 2 adet MQ-9 tipi SİHA'nın dün İsfahan semalarında entegre hava savunma ağı tarafından düşürüldüğü belirtildi.

İran ordusu da yaptığı yazılı açıklamayla bugün sabah saatlerinde İsfahan üzerinde bir başka MQ-9 tipi SİHA'nın hava savunma sistemlerince vurularak düşürüldüğünü bildirdi.

Elburz eyaletinde ise dün İsrail'e ait Orbiter tipi SİHA'nın düşürüldüğü açıklandı.

İran Silahlı Kuvvetleri, söz konusu SİHA'ların vurulduğu anın radar görüntülerini yayımladı.

Ordunun açıklamasına göre, bu son müdahale ile İran'ın entegre hava savunma sistemleri tarafından ülke genelinde düşürülen ABD-İsrail'e ait insansız hava araçlarının sayısı 146'ya ulaştı.

KÖRFEZ’DE 50 MİLYAR DOLARI AŞKIN KAYIP

ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması tüm dünyada ekonomik dengeleri sarstı.

SAVAŞIN MALİYETİ ARTIYOR

Savaşın başladığı dönemden bugüne özellikle Körfez ülkelerinin enerji gelirlerinde ciddi kayıp meydana gelirken sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve diğer tüm ürünlerin dahil edilmesiyle söz konusu ülkelerin kayıplarının toplam 50 milyar doları aşabileceği hesaplanıyor.

ABD ile İsrail'in İran'a başlattığı saldırılar ve Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalar 1 ayı geride bıraktı. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla Körfez ekonomilerinin temel kaynağı petrol ve doğal gaz ihracatının durma noktasına gelmesiyle savaşın bu ülkelere maliyeti her geçen gün artıyor.

PETROL İHRACATI 12 MİLYON VARİLDEN 7 MİLYONA DÜŞTÜ

AA’nın Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) tarafından hazırlanan Hürmüz Boğazı Kapanma Senaryosu ve Ülke Etkileri Analizi'nden yaptığı derlemeye göre, Hürmüz Boğazı'ndan 27 Şubat-30 Mart döneminde​​​​​​​ İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn'in petrol ihracatı günlük 12 milyon 323 milyon varilden 7 milyon 833 varile düştü.

TESPAM tarafından hazırlanan senaryoya göre, söz konusu ülkelerin bu dönemdeki petrol gelirlerinin kaybı 15 milyar 275 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.

Söz konusu bölgelerde faaliyeti sekteye uğrayan enerji tesisleri ve LNG ihracatında yaşanan sorunların da dahil edilmesiyle bu ülkelerin kayıpları toplamı 50 milyar doları aştı.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları sonrası küresel petrol taşımacılığının yüzde 20'sinin gerçekleştirildiği ve LNG ticaretinin önemli geçitlerinden biri olan Hürmüz Boğazı'nda trafiğin durma noktasına gelmesiyle Körfez ülkelerinin petrol ve LNG ihracatı sekteye uğradı ve bu ülkelerin enerji gelirleri bu süreçte ciddi şekilde azaldı.

KÖRFEZ’DE 50 MİLYAR DOLARI AŞKIN KAYIP-1

SAVAŞIN 4 HAFTALIK BİLANÇOSU

ABD ve İsrail'in İran'a saldırması ve İran'ın misillemeleri, Körfez ülkelerinde enerji üretimi, enerji tesisleri, ticaret yolları, lojistik, finans ve turizm altyapıları başta olmak üzere birçok sektörde ciddi ekonomik yavaşlamaya yol açtı. Savaşın ilk 4 haftalık bilançosu, bölge ekonomilerinde oluşan tahribatı net biçimde ortaya koydu.

Körfez bölgesi, günlük yaklaşık 30 milyon varillik petrol üretimiyle dünya arzının yaklaşık üçte birini temsil ederken aynı zamanda küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'na da ev sahipliği yapıyor.

Küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20'sini gerçekleştiren Katar ve BAE'nin doğal gaz sevkiyatları ile Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak gibi ülkelerin petrol ihracatının büyük bölümü bu güzergah üzerinden dünya pazarlarına açılıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, deniz yoluyla yapılan petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 25'i Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi büyük Asya ekonomileri Körfez bölgesinden önemli miktarda petrol ithal ediyor. Buradan yola çıkan ham petrolün yüzde 44'ü Çin ve Hindistan'a ihraç ediliyor.

MODERN TARİHİN EN BÜYÜK ARZ KESİNTİSİ

TESPAM Başkanı Oğuzhan Akyener, AA’ya yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan petrol ihracatındaki gerilemenin modern tarihteki en büyük petrol arz kesintilerinden biri olarak değerlendirildiğini belirterek, "LNG ve petrokimya gelirleri hariç Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinin son dört haftalık kaybı 15,2 milyar dolar olarak hesaplanırken LNG ve diğer tüm ürünlerin dahil edilmesiyle bu miktarın 27 Şubat-30 Mart döneminde toplam 50 milyar doları aşabileceği hesaplanıyor." ifadesini kullandı.

Akyener, küresel enerji piyasasında ülkelerin bu durumdan en az etkilenmek üzere önlemler aldığını, savaşın sürmesi halinde daha büyük bir krizin özellikle enerji, taşımacılık ve gıda gibi sektörlerde daha fazla hissedileceğini aktardı.

Özellikle ikinci ve üçüncü hafta yaşanan petrol arz krizinin aşılması için IEA üyesi ülkelerin toplam 400 milyon varillik acil durum petrol stokunu piyasaya sunma konusunda anlaşmaya vardığını anımsatan Akyener, "Bu süreçte petrol fiyatları kısa sürede varil başına 100 doları aşmasının ardından IEA'nın adımı petrol fiyatlarının kontrolsüz yükselmesini engelledi ve rafinerilerin kısa vadeli ham petrol bulmasını sağladı." değerlendirmesinde bulundu.

Akyener, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) lideri konumunda bulunan Suudi Arabistan'ın devlet gelirinin yüzde 60'ının petrolden geldiğini belirterek, BAE, Kuveyt, Umman ve Bahreyn'in piyasaya yaptıkları petrol arzının savaş öncesi döneme kıyasla yarı yarıya azaldığını anlattı.

Savaşın enerji bağlamında kazananlarının ABD, Rusya, LNG üreticileri ve alternatif enerji sektörü olduğuna işaret eden Akyener, şöyle devam etti:

"Krizin en çok kaybedenleri ise Körfez ihracatçıları, Asya petrol ve LNG ithalatçıları, tanker taşımacılığı ve Hürmüz Boğazı'na bağımlı ticareti bulunan ülkeler oldu. Krizin ardından Orta Asya petrolü, Doğu Akdeniz gazı, Afrika kıtasının petrol üretimi ve ABD LNG ihracatı önemli hale geldi. Yani küresel enerji sistemi daha parçalı ve çok merkezli hale geliyor."

KİLİT HÜRMÜZ

Basra Körfezi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir deniz yolu olan Hürmüz Boğazı, enerji ticareti açısından stratejik bir "boğaz noktası" olarak değerlendiriliyor. Körfez ülkelerinden Katar, Kuveyt, Bahreyn yüzde 100'e yakın Hürmüz Boğazı'na bağımlı durumda bulunuyor. Irak, Suudi Arabistan, BAE ve İran ise boru hatlarıyla ihracatlarının bir kısmını boğazı kullanmadan yapabiliyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki kayıplarını boru hatlarıyla telafi etmeye çalışan Suudi Arabistan ülkenin doğusundan batısına uzanan günlük 5 milyon varil taşıma kapasitesine sahip Doğu-Batı Ham Petrol Boru Hattı'na, Birleşik Arap Emirlikleri ise ülkenin başkenti Abu Dabi'den Umman Denizi kıyısındaki Füceyre'ye uzanan ve günlük 1,5 milyon varil petrol taşıyan Abu Dabi Ham Petrol Boru Hattı'na yöneliyor. Irak ise Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı'ndan dünyaya açılabiliyor.​​​​​​​

TRUMP'A DESTEK AZALIYOR

ABD'de yapılan bir ankette, katılımcıların yüzde 62'si, Başkan Donald Trump'ın performansından memnun olmadığını belirtti.

Massachusetts Amherst Üniversitesi tarafından yapılan anket kapsamında, 20-25 Mart tarihlerinde 1000 yetişkine Trump'ın performansı ve İran politikasına yönelik sorular soruldu.

Ankette, ABD'lilerin yüzde 33'ünün Trump'ın Başkanlık performansını "onayladığı", yüzde 62'sinin ise Trump'ın Başkanlık performansından "memnun olmadığı" ortaya konuldu.

Katılımcıların sadece yüzde 29'unun Trump'ın İran'a yönelik saldırılarına "destek verdiği" kaydedilen ankette, ABD'lilerin yüzde 63'ünün ise Trump'ın İran'la ilgili tutumunu "onaylamadığı" belirlendi.

Ankette, katılımcıların yüzde 24'ü Trump'ın enflasyon konusunda "iyi bir iş çıkardığını" ifade ederken, yüzde 71'i ise Başkan'ın bu alandaki performansını "pek iyi değil" veya "hiç iyi değil" diye nitelendirdi.

Katılımcıların yüzde 33'ünün kendisini "Amerika'yı Yeniden Büyük Yapalım" (MAGA) mottosu ile "kısmen" ya da "güçlü şekilde" ilişkilendirdiği aktarılan ankette, bu oranın Cumhuriyetçiler arasında yüzde 77, Demokratlar arasında ise yüzde 4 olduğu tespit edildi.

TRUMP SALDIRILARI SONLANDIRMAYA HAZIR

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Hürmüz Boğazı kapalı kalsa da İran'ı hedef alan saldırıları sonlandırmaya hazır olduğu öne sürüldü.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberinde, Trump ve ekibinin, Hürmüz Boğazı'nın derhal yeniden açılmasına yönelik askeri operasyonun çatışmaları uzatacağı değerlendirmesinde bulunduğu, bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması durumunda dahi İran'a yönelik saldırıları sonlandırmaya hazır olduğu iddia edildi.

 

 

 

ABD yönetiminin askeri operasyon yerine İran'ın deniz ve füze kapasitesini zayıflatmayı hedeflediği, eş zamanlı olarak da Tahran yönetimine diplomatik baskı yapmayı planladığı ileri sürüldü.

Diplomasinin başarısız olması durumunda ise Washington yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için Avrupa ve Körfez müttefiklerinin öncülük etmesini beklediği kaydedildi.

ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına karşılık İran'ın misilleme saldırıları devam ederken Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nı ABD-İsrail ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin geçişine kapatmıştı.

⁠⁠ABD-İSRAİL'İN İRAN'A SALDIRILARI

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, dönemin İran lideri Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

ABD PETROL İSRAİL KAOS PEŞİNDE

İsrail rejiminin ABD’yi yanına alarak İran’a karşı başlattığı savaşta 32’nci güne gelindi. ‘Halkın isteğiyle rejim değişikliği’ bahanesiyle İran’ı parçalamak ve Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isteyen ABDİsrail ortaklığı hedeflerine ulaşamayınca daha da çirkin yüzlerini göstermeye başladı. ABD’nin ‘İran’ın eneji tesislerini ve altyapısını 10 gün vurmayacağız’ sözü işine gelmeyen İsrail o günden bu yana altyapı tesislerine saldırıyor. İsrail ordusu, İran’ın 3 ayrı bölgesine düzenlediği hava saldırılarında askeri altyapı ve tesisleri hedef aldı. 50’den fazla İsrail savaş uçağı İran’ın 3 bölgesine bomba yağdırdı. İran’ın güneyindeki Basra Körfezi’nde bulunan Buşehr Nükleer Enerji Santrali’nin yakınındaki bir yüksek gerilim hattı vuruldu. İran’da kısmi elektrik kesintileri yaşandı. Tahran’daki Mihrabad Havalimanı ve Tebriz’de bir petrokimya tesisinin hedef alındığı bildirildi. İsrail, İran savaşını başlattığı 28 Şubat’tan bu yana özellikle okul ve hastane gibi sivil yapıları vurmaya devam ediyor. İsrail ordusu dün İran’daki İmam Hüseyin Üniversitesi’ni ‘Burada silah yapımı öğretiliyor’ diyerek bombaladı.

TRUMP'IN HEDEFİ PETROL

İranlı yetkililer geçtiğimiz gün ABD-İsrail saldırılarında aralarında 600 okulun olduğu 93 bin 233 sivil yerleşim alanının bombalandığını kaydetti. İsrail ordusu önceki gece de İran’a düzenlenen saldırılarda 40 silah üretim ve araştırma tesisinin hedef alındığını kaydetti. ABD Başkanı Donald Trump da Financial Times’a verdiği röportajda “Dürüst olmak gerekirse, en çok istediğim şey İran’daki petrolü almak” itirafında bulundu.

 

ABD PETROL İSRAİL KAOS PEŞİNDE-1

HÜRMÜZ'Ü AÇ YOKSA HAVAYA UÇURURUZ


ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımla Tahran yönetimine yönelik en sert tehditlerinden birini savurdu. Trump, "Herhangi bir nedenle kısa süre içinde bir anlaşmaya varılamazsa (ki muhtemelen varılacaktır) ve Hürmüz Boğazı hemen açılmazsa, İran'daki "kalışımızı", tüm elektrik üretim santrallerini, petrol kuyularını ve Hark Adası'nı (ve muhtemelen tüm arındırma tesislerini!) havaya uçurarak ve tamamen yok ederek sonlandıracağız" dedi.

 

ABD PETROL İSRAİL KAOS PEŞİNDE-2


URANYUM İÇİN 'ÇAL-ÇIK' PLANI

İran-ABD-İsrail savaşında 3 bin 500 ABD askerini taşıyan USS Tripoli'nin bölgeye ulaşmasıyla "uranyum çıkarma" operasyonu gündeme geldi. ABD Başkanı Donald Trump, 450 kilogramlık nükleer malzemeyi müzakere veya askeri güçle ele geçirmeyi değerlendiriyor. Wall Street Journal'in haberine göre söz konusunu operasyon, muhtemelen Amerikan güçlerini günlerce ya da daha uzun ülke içine sokacak karmaşık ve riskli bir görev. Habere göre İran müzakere masasında uranyumu vermezse bu maddenin zorla ele geçirilmesi gündeme gelecek.