Atina’da üçlü şer ittifakı! Türkiye-Libya mutabakatını hedef aldılar
İsrail, Yunanistan ve GKRY, Atina’da askerî işbirliğini genişletme ve savunma sanayisinde üçlü çalışma grubu kurma kararı alırken Türkiye–Libya mutabakatına yönelik küstah itirazlarını yineledi. Libya Meclisinin oy birliğiyle onayladığı anlaşmaya karşı “geçersizlik” iddiasına sarılan üçlü, Doğu Akdeniz’de Türkiye–Libya'nın hak ve menfaatlerini koruyan mutabakatı hedef aldı.
İsrail basınından The Jerusalem Post'un haberine göre, üç ülkenin üst düzey savunma yetkilileri 5 Kasım Perşembe günü Atina'da bir araya geldi. Savunma politikalarından sorumlu yetkililerin katıldığı toplantıda askerî işbirliği, savunma sanayisi, deniz güvenliği, kritik altyapının korunması ve bölgesel gelişmeler ele alındı.

ATİNA'DAN TÜRKİYE–LİBYA MUTABAKATINA KÜSTAH İTİRAZ
Toplantının ardından yayımlanan açıklamada, Libya Temsilciler Meclisinin 20 Ekim'de onayladığı Türkiye–Libya deniz yetki alanları mutabakatı hedef alındı. Mutabakatın sözde üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ve diğer devletler üzerinde hukuki sonuç doğuramayacağı ileri sürüldü.
Üç tarafın asılsız iddiasını yansıtan açıklamada, BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfla GKRY'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne destek de yinelendi. Tek taraflı iddialara, zorlamaya, güç tehdidine ve istikrarsızlaştırıcı askerî yığınaklara karşı çıkıldığı belirtildi.

SAVUNMA SANAYİSİNDE ÜÇLÜ ADIM
Yetkililer, savunma sanayileri arasındaki işbirliğini geliştirmek üzere üçlü çalışma grubu kurulmasında anlaştı. Bu mekanizmayla birlikte geliştirme ve üretim imkânlarının araştırılması, orduların birlikte hareket etme kapasitesinin artırılması hedeflendi.
Üçlü, 22 Aralık 2025'te Kudüs'te düzenlenen liderler zirvesinde kabul edilen bildiriyi esas aldıklarını belirterek benzer yaklaşımı paylaşan diğer ülkelere katılım çağrısını yineledi.

LİBYA'NIN ONAYINA RAĞMEN İTİRAZI SÜRDÜRDÜLER
Üç ülkenin Atina'daki açıklaması, Libya Temsilciler Meclisinin mutabakatı onaylamasının ardından geldi. Meclis, 20 Ekim'de aldığı kararla Türkiye ile 2019'da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nı oy birliğiyle kabul etmişti. İki ülke arasındaki mutabakatların onayını reddeden 2020 tarihli karar da kaldırılmıştı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, o tarihte yaptığı değerlendirmede kararı Türkiye–Libya ilişkileri ve Doğu Akdeniz açısından önemli ve memnuniyet verici bir adım olarak nitelendirmişti.

YUNANİSTAN'IN İTİRAZ DAYANAKLARINDAN BİRİ ORTADAN KALKMIŞTI
Libya Meclisinin kararı, anlaşmaya yönelik itirazlar açısından da önemliydi. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, kararın ardından yaptığı değerlendirmede, Yunanistan'ın itiraz gerekçelerinden birinin Libya Temsilciler Meclisinin onayının bulunmaması olduğunu hatırlatmıştı.
Acer, onayla birlikte bu gerekçenin ortadan kalktığını ve Türkiye'nin hukuki pozisyonunun güçlendiğini belirtmişti. Kararın, Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ege'deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin tezlerine katkı sağladığını ifade etmişti. Doç. Dr. Murat Aslan da mutabakatın uluslararası hukuk kurallarına ve teamüllerine uygun olduğunu vurgulamıştı.

ANKARA TUTUMUNU DAHA ÖNCE NETLEŞTİRMİŞTİ
Türkiye de mutabakata yönelik itirazlar karşısındaki tutumunu daha önce açıkça ortaya koymuştu. Dışişleri Bakanlığı, 20 Ekim'deki onayın ardından yaptığı açıklamada, 2019'dan bu yana yürürlükte olan anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine dayandığını, iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini bildirmişti.
Bakanlık, Atina'daki toplantıdan bir gün önce, 4 Kasım'da Avrupa Komisyonunun Türkiye Raporu'na verdiği yanıtta da aynı kararlılığı sürdürmüştü. Raporda Türkiye ile KKTC'nin meşru hak ve menfaatlerinin göz ardı edildiğini belirten Dışişleri, Türkiye–Libya mutabakatına ilişkin ifadelerin herhangi bir hükmünün bulunmadığını açıklamıştı.