'Kırmızı renkli' saçları döküyor
Halk arasında 'kırmızı renkli' olarak bilinen ilaç, kemoterapi sırasında saçların dökülmesine neden oluyor. Ancak Prof. Dr. Çiğdem Papila, bunun geçici bir durum olduğunun altını çiziyor
Giriş Tarihi:
Meme kanseri konusunda sorularımızı yanıtlayan Prof. Dr. Çiğdem Papila, teşhis konulduktan sonra hastaları bekleyen süreci anlatmaya devam ediyor:
HERKESE UYGULANMAZ "
Radyoterapi görürken yaz aylarında güneşe çıkmamak gerekiyor. Cildin güneşe karşı duyarlılığı artıyor. Aşırı sıcak suyla yıkanmamaları önemli. Radyoterapi gören bölüm aşırı derecede kuruyabiliyor, pullanıp dökülebiliyor. Ancak bunlar çok sık karşılaşılan durumlar değil. Doz miktarı iyi ayarlandığı için eskiden oluşan yaraları artık görmüyoruz. Biraz da cildin yapısına bağlı. Belki yüz hastadan birinde 'radyasyon dermatiti' dediğimiz yaralar da olabiliyor.
ÖNCE SAÇLAR DÖKÜLÜYOR
Kemoterapi yapmaya karar verdiğimiz bir insanda önce tabii saçların dökülmesi önem taşıyor. Biz hastalarımıza bunun daimi olmayacağını anlatıyoruz. Bize soruyorlar; 'Ne zaman dökülmeye başlar?' diye. Bizim antrasiklin grubu ilaçlarımızdan biri, halk tarafından da 'kırımızı renkli' diye biliniyor, işin içine girdiği vakit dökülme başlıyor. İkili-üçlü ilaç kombinasyon şemaları hazırlıyoruz. Bu şemaların yüzde 80-85'inde 'kırmızı renkli' bulunuyor. Bu ilaç saçı dazlak bırakacak kadar döküyor. Kemoterapi başladıktan 20 gün ya da bir ay sonra bu dökülmeler başlıyor. İlk başta saçlarını kestirebilecekleri en kısa şekilde kestirmelerini söylüyoruz. Çalışan insanlara ise peruk öneriyoruz. Başını örten insanlar bu travmayı daha kolay atlatıyor. Bunun kalıcı olmadığını ve kemoterapiden 1 ay sonra saçların çok daha gür çıkacağını vurguluyoruz.
BLOKE EDİLİYOR
İkinci yan etki ise bulantılar... Midesi hassas olan hastalar var, hasta olmayanlar var. Bu aynı gebelik kusmalarının bazı insanlarda fazla bazılarında daha az olması gibi. Gebelik çok problemli geçirenler, kusma merkezi çok hassas insanlar için kemoterapi sürecinde kusmalar çok fazla olabiliyor. Tabii bazı hastalar da 'kusacağım' diye bir beklenti içine giriyor. Bu psikolojik bir durum. Bazı insanlar kemoterapi gördüğü hastanenin kapısından girer girmez koku alıyor ve kusmaya başlıyor. Bazılarına yemek kokusu dokunuyor. Biz tabii önlemlerimizi herkes için alıyoruz kemoterapinin başında. Diyoruz ki 'Önce midenizi koruyun.' Mide koruyucu ilaçlarımız var, bu ilaçları hastalarımıza öneriyoruz. Kemoterapiden bir hafta evvel bu ilaçları kullandırmaya başlıyoruz. Artık çok güzel ilaçlar var piyasada. Kusma merkezini bloke eden ilaçlar var ve olumlu sonuçlar veriyor. Bir de hafif gıdalar almalarını tembih ediyoruz. Bazı kemoterapilerde de sıvı almalarını öneriyoruz."
TÜMÖRÜN ÇAPI EVREYİ BELİRLİYOR
Tümörün çapı, kanserin hangi evrede olduğunu belirliyor. Evre 3 ve 4 nedir? Tümör çapı 2 santimetreye kadar olduğunda T1 diyoruz, 2-5 santimetre arası T2, 5 santimetreyi aşan tümörlere de T3 diyoruz. Demek ki evre 2'nin sonu ve evre 3'ün başında hasta yaşlı da olsa biz kemoterapi yapmak zorundayız. Radyoterapi de ise koltuk altı bizim için çok önemli. Koltukaltı lenf düğümü sayısı sıfır ise yaşlı dönemde radyoterapiye genellikle ihtiyaç duyulmuyor. Koltukaltı sıfır ama meme tümüyle çıkarılmamışsa, 1.5-2 santimlik tümörlerde meme koruyucu cerrahi tercih ediliyor, o zaman memenin geri kalan bölümüne koltukaltı negatif bile olsa radyoterapi yapıyoruz.
YAŞAM KALİTELERİNİ STABİL TUTMAK İÇİN
Hastalığın teşhisi konulduktan ve tedavi başladıktan sonra hassas bir yol izlenmesi gerekiyor. Öncelikle hastanın psikolojisi toparlanmalı. Bazı hastalarımıza psikoterapik ilaçlar öneriyoruz.
TATLIYI ABARTMAYIN
Beslenmeye gelince hastalarımıza taze sebze-meyve tüketmelerini ve bol sıvı almalarını tavsiye ediyoruz. Bu arada hastaların tereyağı, kaymak, aşırı yağlı süt almamaları gerekiyor. Aşırı derecede kırmızı et, sakatat gibi yiyeceklerden kaçınılmalı. Bir de herkes soruyor; "Biz hiç şeker yemeyelim mi?" Şekerin tümör hücreleri beslediğine dair bir takım inanışlar var. Şöyle ki; elbette bir kilo pekmez içer ya da bir kilo reçel yerseniz, zararlı olur. Biz hastamıza diyoruz ki; 'Diyabet probleminiz yoksa protein ve karbonhidratınızı dengeli tüketecekseniz. Mesela bitter çikolata yediyseniz, üzerine iki tane de baklava yemeyeceksiniz.'
AKTİVİTE ÇOK ÖNEMLİ
Protein çok önemli çünkü kemoterapiler yıkım yapıyor kaslarda. Zayıflayabilir hasta. Bu yüzden dengeli beslenme çok önemli. Uzun süre saklanmış gıdalar, katkılı gıdalar yenmemeli. Bir de zeytinyağı tüketimini öneriyoruz. Kilolu insanlara fiziksel aktivite de tavsiye ediyoruz. Çok fazla abartmadan günde yarım saat yürünebilir örneğin. Tümör olmadan önce de olduktan sonra da fiziksel aktivite yaşam kalitesini arttırmada önem taşıyor.
KAN DEĞERLERİNİ İZLİYORUZ
Tedavinin ardından hastaların aşırı sıcak banyodan sakınmaları da önemli. Kemoterapiden sonraki ilk 7 günün lokositlerimiz açısından çok önemli olduğunun da altını çiziyoruz. Bu sebeple toplu ortamlara girmemelerini, öpüşmemeleri gerektiğini söylüyoruz. Gribal enfeksiyonlardan korunmaları gerekiyor bu dönemde. Bize hem terapiye girmeden hem de çıktıktan sonra hemogramlarını (kan sayımı) getiriyorlar. Burada trombositlerine bakıyoruz. Eğer trombosit oranları düşükse takviyelerini yapıyoruz. Böylece yaşam kalitelerini düşünmemelerini sağlıyoruz. Bunun yanı sıra kemoterapiye girmeden 1-2 gün evvel vitamin takviyelerine başlıyoruz.
HERKESE UYGULANMAZ "
Radyoterapi görürken yaz aylarında güneşe çıkmamak gerekiyor. Cildin güneşe karşı duyarlılığı artıyor. Aşırı sıcak suyla yıkanmamaları önemli. Radyoterapi gören bölüm aşırı derecede kuruyabiliyor, pullanıp dökülebiliyor. Ancak bunlar çok sık karşılaşılan durumlar değil. Doz miktarı iyi ayarlandığı için eskiden oluşan yaraları artık görmüyoruz. Biraz da cildin yapısına bağlı. Belki yüz hastadan birinde 'radyasyon dermatiti' dediğimiz yaralar da olabiliyor.
ÖNCE SAÇLAR DÖKÜLÜYOR
Kemoterapi yapmaya karar verdiğimiz bir insanda önce tabii saçların dökülmesi önem taşıyor. Biz hastalarımıza bunun daimi olmayacağını anlatıyoruz. Bize soruyorlar; 'Ne zaman dökülmeye başlar?' diye. Bizim antrasiklin grubu ilaçlarımızdan biri, halk tarafından da 'kırımızı renkli' diye biliniyor, işin içine girdiği vakit dökülme başlıyor. İkili-üçlü ilaç kombinasyon şemaları hazırlıyoruz. Bu şemaların yüzde 80-85'inde 'kırmızı renkli' bulunuyor. Bu ilaç saçı dazlak bırakacak kadar döküyor. Kemoterapi başladıktan 20 gün ya da bir ay sonra bu dökülmeler başlıyor. İlk başta saçlarını kestirebilecekleri en kısa şekilde kestirmelerini söylüyoruz. Çalışan insanlara ise peruk öneriyoruz. Başını örten insanlar bu travmayı daha kolay atlatıyor. Bunun kalıcı olmadığını ve kemoterapiden 1 ay sonra saçların çok daha gür çıkacağını vurguluyoruz.
BLOKE EDİLİYOR
İkinci yan etki ise bulantılar... Midesi hassas olan hastalar var, hasta olmayanlar var. Bu aynı gebelik kusmalarının bazı insanlarda fazla bazılarında daha az olması gibi. Gebelik çok problemli geçirenler, kusma merkezi çok hassas insanlar için kemoterapi sürecinde kusmalar çok fazla olabiliyor. Tabii bazı hastalar da 'kusacağım' diye bir beklenti içine giriyor. Bu psikolojik bir durum. Bazı insanlar kemoterapi gördüğü hastanenin kapısından girer girmez koku alıyor ve kusmaya başlıyor. Bazılarına yemek kokusu dokunuyor. Biz tabii önlemlerimizi herkes için alıyoruz kemoterapinin başında. Diyoruz ki 'Önce midenizi koruyun.' Mide koruyucu ilaçlarımız var, bu ilaçları hastalarımıza öneriyoruz. Kemoterapiden bir hafta evvel bu ilaçları kullandırmaya başlıyoruz. Artık çok güzel ilaçlar var piyasada. Kusma merkezini bloke eden ilaçlar var ve olumlu sonuçlar veriyor. Bir de hafif gıdalar almalarını tembih ediyoruz. Bazı kemoterapilerde de sıvı almalarını öneriyoruz."
TÜMÖRÜN ÇAPI EVREYİ BELİRLİYOR
Tümörün çapı, kanserin hangi evrede olduğunu belirliyor. Evre 3 ve 4 nedir? Tümör çapı 2 santimetreye kadar olduğunda T1 diyoruz, 2-5 santimetre arası T2, 5 santimetreyi aşan tümörlere de T3 diyoruz. Demek ki evre 2'nin sonu ve evre 3'ün başında hasta yaşlı da olsa biz kemoterapi yapmak zorundayız. Radyoterapi de ise koltuk altı bizim için çok önemli. Koltukaltı lenf düğümü sayısı sıfır ise yaşlı dönemde radyoterapiye genellikle ihtiyaç duyulmuyor. Koltukaltı sıfır ama meme tümüyle çıkarılmamışsa, 1.5-2 santimlik tümörlerde meme koruyucu cerrahi tercih ediliyor, o zaman memenin geri kalan bölümüne koltukaltı negatif bile olsa radyoterapi yapıyoruz.
YAŞAM KALİTELERİNİ STABİL TUTMAK İÇİN
Hastalığın teşhisi konulduktan ve tedavi başladıktan sonra hassas bir yol izlenmesi gerekiyor. Öncelikle hastanın psikolojisi toparlanmalı. Bazı hastalarımıza psikoterapik ilaçlar öneriyoruz.
TATLIYI ABARTMAYIN
Beslenmeye gelince hastalarımıza taze sebze-meyve tüketmelerini ve bol sıvı almalarını tavsiye ediyoruz. Bu arada hastaların tereyağı, kaymak, aşırı yağlı süt almamaları gerekiyor. Aşırı derecede kırmızı et, sakatat gibi yiyeceklerden kaçınılmalı. Bir de herkes soruyor; "Biz hiç şeker yemeyelim mi?" Şekerin tümör hücreleri beslediğine dair bir takım inanışlar var. Şöyle ki; elbette bir kilo pekmez içer ya da bir kilo reçel yerseniz, zararlı olur. Biz hastamıza diyoruz ki; 'Diyabet probleminiz yoksa protein ve karbonhidratınızı dengeli tüketecekseniz. Mesela bitter çikolata yediyseniz, üzerine iki tane de baklava yemeyeceksiniz.'
AKTİVİTE ÇOK ÖNEMLİ
Protein çok önemli çünkü kemoterapiler yıkım yapıyor kaslarda. Zayıflayabilir hasta. Bu yüzden dengeli beslenme çok önemli. Uzun süre saklanmış gıdalar, katkılı gıdalar yenmemeli. Bir de zeytinyağı tüketimini öneriyoruz. Kilolu insanlara fiziksel aktivite de tavsiye ediyoruz. Çok fazla abartmadan günde yarım saat yürünebilir örneğin. Tümör olmadan önce de olduktan sonra da fiziksel aktivite yaşam kalitesini arttırmada önem taşıyor.
KAN DEĞERLERİNİ İZLİYORUZ
Tedavinin ardından hastaların aşırı sıcak banyodan sakınmaları da önemli. Kemoterapiden sonraki ilk 7 günün lokositlerimiz açısından çok önemli olduğunun da altını çiziyoruz. Bu sebeple toplu ortamlara girmemelerini, öpüşmemeleri gerektiğini söylüyoruz. Gribal enfeksiyonlardan korunmaları gerekiyor bu dönemde. Bize hem terapiye girmeden hem de çıktıktan sonra hemogramlarını (kan sayımı) getiriyorlar. Burada trombositlerine bakıyoruz. Eğer trombosit oranları düşükse takviyelerini yapıyoruz. Böylece yaşam kalitelerini düşünmemelerini sağlıyoruz. Bunun yanı sıra kemoterapiye girmeden 1-2 gün evvel vitamin takviyelerine başlıyoruz.