Göz tansiyonuna turuncu kalkan
Halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinen glokom kör ediyor. Erken teşhisin önemli olduğu bu rahatsızlıktan korunmak için ıspanak, havuç ve portakal tüketilmesi gerekiyor...
Giriş Tarihi:
Dünyada birçok insanı etkileyen ve yaygın olarak görülen bir göz hastalığı olan glokom, görme sinirine zarar vererek körlüğe neden olabiliyor. Medical Park Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fatih Demirbaş, "Göz içindeki sıvının yapımı ile atılma arasındaki dengenin bozulması durumunda göz içinde normalden fazla sıvı birikir. Bu da basınç oluşturarak göz siniri ve sinir tabakasında ki sinir liflerine zarar verir. Bu bilgiler ışığında göz sinirine zarar verecek seviyede göz içi basıncına sahip olunmasına göz tansiyonu denir" diyor. Op. Dr. Demirbaş, bu rahatsızlıkla ilgili bilinmeyenleri şöyle aktarıyor...
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Göz de ağrı, bulanık görme, kızarıklık, renkli halkalar görme, mide bulantısı ve kusma gibi belirtileri olmaktadır. Erken dönemde göz tansiyonu teşhisi için bugün geliştirilmiş çok çeşitli cihazlara sahibiz. Rutin göz muayenesinde dahi gözden kaçabilecek, çok daha başlangıç aşamasında bir göz tansiyonu dahi bazı cihazlar aracılığı ile saptanabilmektedir. Bu nedenle göz tansiyonu vakalarının özelikle artış gösterdiği 50'li yaşlardan itibaren mutlaka göz kontrolü yapılmalıdır. Çünkü göz tansiyonuna bağlı görme kaybı oluştuktan sonra geri döndürülemez ve tüm dünyada körlüklerin ikinci en önemli nedenidir.
TEDAVİSİ NASILDIR?
Öncelikle göz tansiyonun tedavisinde hasta sürekli kontrol altında tutulmak zorundadır. Başlangıç tedavisi göz damlaları aracılığı ile uygulanan medical tedavidir. Düzenli takiplerle ilaçla kontrol altında tutulabilen hastalar ömür boyu ilaç kullanmak zorundadır. Başlangıçta ilaç tedavisi yeterli olsa da zamanla yetersi hale gelebilir ya da başlangıçta göz tansiyonu ilaçla kontrol altına alınamayacak kadar yüksek olabilir ve/veya ciddi görme kayıpları olabilir. Bu durumlarda cerrahi yöntemler düşünülmelidir.
HANGİ YİYECEKLER İYİ GELİYOR?
Önerilecek yiyeceklerin başında A vitamini gelmektedir. Havuç, ıspanak, portakal diyebiliriz. Özellikle meyve tüketimini düzenli olarak yapmak gerekmektedir. Ancak göz tansiyonu gelişiminde beslenme şeklimizin ve birtakım vitaminlerin eksikliğinin rolü yoktur. Göz tansiyonu çevresel faktörlerden çok ailesel faktörler ve bir takım göz hastalıklarına ikincil olarak gelişir.
ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ NEDİR?
Göz tansiyonunun yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Erken dönemde herhangi bir belirti vermediğinden teşhisi zordur. Kronik bir hastalıktır ve tamamen görme kaybına yol açar. Hastanın hastalık konusunda bilinçli olması sağlanmalı ve belirtilmelidir. Çünkü birçok kişi herhangi bir sorun olmadığını düşünerek tedaviye devam etmez ve bunun sonucunda da gözünü kaybeder. Daha öncede söylediğimiz gibi düzenli kontrol ve gerekli tedavinin uygulanması durumunda korkmamızı gerektirecek bir sebep yoktur.
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, yüksek miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar, uzun süreli kortizon tedavisi alanlar, göz yaralanmaları olanlar glokomun daha sık görüldüğü grupta yer alırlar.
TETİKLEYEN SEBEPLERİN BAŞINDA NELER GELİYOR?
Hastalığın oluşmasındaki en önemli sebeplerin başında genetik faktörler gelmektedir. Ailede glokom hastalığının görülmüş olması yani genetik yatkınlık. Yaşın ilerlemiş olmasıyla beraber şeker hastalığı da önemli faktörlerden biridir. Göz rahatsızlıkları ve göz yaralanmaları da göz tansiyonu oluşmasında önemli bir etkendir.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
Göz de ağrı, bulanık görme, kızarıklık, renkli halkalar görme, mide bulantısı ve kusma gibi belirtileri olmaktadır. Erken dönemde göz tansiyonu teşhisi için bugün geliştirilmiş çok çeşitli cihazlara sahibiz. Rutin göz muayenesinde dahi gözden kaçabilecek, çok daha başlangıç aşamasında bir göz tansiyonu dahi bazı cihazlar aracılığı ile saptanabilmektedir. Bu nedenle göz tansiyonu vakalarının özelikle artış gösterdiği 50'li yaşlardan itibaren mutlaka göz kontrolü yapılmalıdır. Çünkü göz tansiyonuna bağlı görme kaybı oluştuktan sonra geri döndürülemez ve tüm dünyada körlüklerin ikinci en önemli nedenidir.
TEDAVİSİ NASILDIR?
Öncelikle göz tansiyonun tedavisinde hasta sürekli kontrol altında tutulmak zorundadır. Başlangıç tedavisi göz damlaları aracılığı ile uygulanan medical tedavidir. Düzenli takiplerle ilaçla kontrol altında tutulabilen hastalar ömür boyu ilaç kullanmak zorundadır. Başlangıçta ilaç tedavisi yeterli olsa da zamanla yetersi hale gelebilir ya da başlangıçta göz tansiyonu ilaçla kontrol altına alınamayacak kadar yüksek olabilir ve/veya ciddi görme kayıpları olabilir. Bu durumlarda cerrahi yöntemler düşünülmelidir.
HANGİ YİYECEKLER İYİ GELİYOR?
Önerilecek yiyeceklerin başında A vitamini gelmektedir. Havuç, ıspanak, portakal diyebiliriz. Özellikle meyve tüketimini düzenli olarak yapmak gerekmektedir. Ancak göz tansiyonu gelişiminde beslenme şeklimizin ve birtakım vitaminlerin eksikliğinin rolü yoktur. Göz tansiyonu çevresel faktörlerden çok ailesel faktörler ve bir takım göz hastalıklarına ikincil olarak gelişir.
ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ NEDİR?
Göz tansiyonunun yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Erken dönemde herhangi bir belirti vermediğinden teşhisi zordur. Kronik bir hastalıktır ve tamamen görme kaybına yol açar. Hastanın hastalık konusunda bilinçli olması sağlanmalı ve belirtilmelidir. Çünkü birçok kişi herhangi bir sorun olmadığını düşünerek tedaviye devam etmez ve bunun sonucunda da gözünü kaybeder. Daha öncede söylediğimiz gibi düzenli kontrol ve gerekli tedavinin uygulanması durumunda korkmamızı gerektirecek bir sebep yoktur.
KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
40 yaşın üzerinde olanlar, ailesinde glokom bulunan kişiler, şeker hastalığı, hipertansiyonu, yüksek miyopisi ve damar hastalığı bulunanlar, uzun süreli kortizon tedavisi alanlar, göz yaralanmaları olanlar glokomun daha sık görüldüğü grupta yer alırlar.
TETİKLEYEN SEBEPLERİN BAŞINDA NELER GELİYOR?
Hastalığın oluşmasındaki en önemli sebeplerin başında genetik faktörler gelmektedir. Ailede glokom hastalığının görülmüş olması yani genetik yatkınlık. Yaşın ilerlemiş olmasıyla beraber şeker hastalığı da önemli faktörlerden biridir. Göz rahatsızlıkları ve göz yaralanmaları da göz tansiyonu oluşmasında önemli bir etkendir.