Cahil ve ahlaksız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na sert cevap verdi: Cevap vermezsem, haklı olduğunu sanacak Cahil ve ahlaksız olduğu için...
Giriş Tarihi:
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 19'uncu Muhtarlar Toplantısı'nda Adıyaman, Balıkesir, Bayburt, Bilecik, Çorum, Diyarbakır, Kastamonu, Malatya, Mersin ve Ordu'dan gelen muhtarlara hitap etti. Erdoğan, özetle şöyle dedi:
ASLINDA söyleyene bakarak kesinlikle girmemem gereken bir tartışma var. Ama karşımdaki kişinin cevap vermediğimde kendisinin haklı olduğunu düşünecek ve hatta buna inanacak kadar cahil ve ahlaksız olduğunu bildiğim için mecburen temas etmek zorundayım.
ÇÜNKÜ bu bir değil, iki değil, üç değil, beş değil, on değil... Sabır, sabır, sabır... Bu zat bir süredir şahsımla, ailemle ilgili ağzına da kişiliğine yakışmayan bir şekilde bir namus ve şeref edebiyatı tutturmuş gidiyor. Bundan kazandığım tazminatlar sürekli artıyor.
KENDİSİNE bunun cevabını hiçbir şekilde karşılık veremeyeceği ve veremediği şekilde müteaddit defalar ifade ettim. Ama bazı insanlar vardır ya, yüzüne tükürsen yağmur yağıyor der. Bu da işte böyle pişkin... Cehaletin ve çirkefliğin bir araya toplandığı bir kişiliğe hiçbir sözün kafi gelmediğini üzüntüyle görüyorum. Bu defa sadece bana sataşmakla kalmamış, hakimleri, savcıları, YSK'yı hedef almış.
HALKIMIZIN güzel bir sözü var. Nerede, ne zaman, kime çatacağı belli olmayan kişiler için serseri mayın gibi derler. Bu da öyle, serseri mayın gibi ne zaman kime bulaşacağı belli olmuyor.
KEFENİMİZİ GİYDİK
1 KASIM seçimleri öncesinde, birileri, 'Sayın Başbakan hükümeti kuramadı. Öyleyse ana muhalefetin başkanına bu görev verilmelidir' diye yazıyorlar, çiziyorlardı. Ben de o zaman bir şey söylemiştim. 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin adresini bilmeyene benim verecek veya kaybedecek zamanım yok' demiştim. Neredeyse 2016 yılı ocak ayını bitiriyoruz. Bu zat hala 7 Haziran'da.
ASLINDA bu zatın asıl karın ağrısını ortaya dökerim ama, inanın bana ben bu konuları konuşmaktan hicap duyuyorum. Türkiye'nin bunca meselesi varken, bu namus ve şeref fukaraları için vakit harcamak bana zul geliyor. Teröristleri savunan birisi de bu değil mi? Hangi namus, hangi şereften bahsediyorsunuz? Bir kasetle geldi.
BİZ kefenimizi giydik, yola çıktık. Kudret, kuvvet sahibi olan Allah'tır. Biz görevimizi yerine getireceğiz.
SİVİLLERİN öldürülmesine 'yapmasa iyi olurdu' diyen bu zihniyetten tiksiniyorum. bunları eleştirince düşünce özgürlüğü diye feryada başlıyor. Siz eleştirince düşünce özgürlüğü, ben eleştirince düşünce özgürlüğüne engel öyle mi? Aydın namusu eleştirdiği kadar eleştirilmeyi de anlar. CHP döneminde bir söz var, halk pilajlara akın etti vatandaş denize giremiyor.
ASLINDA söyleyene bakarak kesinlikle girmemem gereken bir tartışma var. Ama karşımdaki kişinin cevap vermediğimde kendisinin haklı olduğunu düşünecek ve hatta buna inanacak kadar cahil ve ahlaksız olduğunu bildiğim için mecburen temas etmek zorundayım.
ÇÜNKÜ bu bir değil, iki değil, üç değil, beş değil, on değil... Sabır, sabır, sabır... Bu zat bir süredir şahsımla, ailemle ilgili ağzına da kişiliğine yakışmayan bir şekilde bir namus ve şeref edebiyatı tutturmuş gidiyor. Bundan kazandığım tazminatlar sürekli artıyor.
KENDİSİNE bunun cevabını hiçbir şekilde karşılık veremeyeceği ve veremediği şekilde müteaddit defalar ifade ettim. Ama bazı insanlar vardır ya, yüzüne tükürsen yağmur yağıyor der. Bu da işte böyle pişkin... Cehaletin ve çirkefliğin bir araya toplandığı bir kişiliğe hiçbir sözün kafi gelmediğini üzüntüyle görüyorum. Bu defa sadece bana sataşmakla kalmamış, hakimleri, savcıları, YSK'yı hedef almış.
HALKIMIZIN güzel bir sözü var. Nerede, ne zaman, kime çatacağı belli olmayan kişiler için serseri mayın gibi derler. Bu da öyle, serseri mayın gibi ne zaman kime bulaşacağı belli olmuyor. KEFENİMİZİ GİYDİK
1 KASIM seçimleri öncesinde, birileri, 'Sayın Başbakan hükümeti kuramadı. Öyleyse ana muhalefetin başkanına bu görev verilmelidir' diye yazıyorlar, çiziyorlardı. Ben de o zaman bir şey söylemiştim. 'Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin adresini bilmeyene benim verecek veya kaybedecek zamanım yok' demiştim. Neredeyse 2016 yılı ocak ayını bitiriyoruz. Bu zat hala 7 Haziran'da.
ASLINDA bu zatın asıl karın ağrısını ortaya dökerim ama, inanın bana ben bu konuları konuşmaktan hicap duyuyorum. Türkiye'nin bunca meselesi varken, bu namus ve şeref fukaraları için vakit harcamak bana zul geliyor. Teröristleri savunan birisi de bu değil mi? Hangi namus, hangi şereften bahsediyorsunuz? Bir kasetle geldi.
BİZ kefenimizi giydik, yola çıktık. Kudret, kuvvet sahibi olan Allah'tır. Biz görevimizi yerine getireceğiz.
SİVİLLERİN öldürülmesine 'yapmasa iyi olurdu' diyen bu zihniyetten tiksiniyorum. bunları eleştirince düşünce özgürlüğü diye feryada başlıyor. Siz eleştirince düşünce özgürlüğü, ben eleştirince düşünce özgürlüğüne engel öyle mi? Aydın namusu eleştirdiği kadar eleştirilmeyi de anlar. CHP döneminde bir söz var, halk pilajlara akın etti vatandaş denize giremiyor.