'Alın başınıza çalın'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, AB'nin her zaman arkasında durduğu Güney Kıbrıs yönetiminin batmasını değerlendirdi.
"TÜRKİYE KENDİ ÖYKÜSÜNÜ YAZIYOR"
Son krizlerle birlikte gelişmiş ülkelerin büyük sıkıntılar içine girdiğini, gelişmekte olan ülkelerin ise yukarıya doğru tırmanışa geçtiğini anlatan Kurtulmuş şöyle konuştu: "Siyasi anlamda da ekonomik anlamda da gelişmiş ülkelerin merkez olduğu sistem değişiyor. Bunun yerine bizim gibi ülkelerin merkez ülke olacağı yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye isi bu süreçte önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye bu süreçte kendi hikayesini oluşturuyor. Kendi öyküsünü yazıyor. Türkiye 10 yıllık süreçte bize telkin edilen, zorlanan programlar dışında kendi programını uyguladığı için başarılı oluyor. Örneğin Avrupa'nın siyasi tarihinin aksine geçtiğimiz dönemde iki Avrupa ülkesinde uluslararası finans kapitalizminin önemli güçleri ihtilal yaptılar. Bunlardan biri Yunanistan'dır. Seçimle gelen Yunanistan Başbakanı Papandreu'yu uzaklaştırıp Goldman Sachs dedikleri uluslararası tefeci kuruluşunun danışmanını Yunanistan'a başbakan tayin ettiler. Aynı şekilde İtalya'da Berlisconi'yi görevden aldılar. Onun yerine yine uluslararası tefeci kuruluşunun danışmanını başbakan tayin ettiler. Diyeceksiniz ki bu oyunu Türkiye'de de yaptılar. Hatırlayacaksınız. 2001 krizleri sırasında Kemal Derviş'i uluslararası finans çevrelerinin adamı olarak Türkiye'ye neredeyse başbakan yapmak üzereydiler. Çok şükür millet bu oyunu AK Parti'yi başa getirerek bozdu." diye konuştu.
"BM ARTIK DÜNYADA BARIŞI SAĞLAMIYOR"
BM'in artık dünyada barışı sağlayan bir kuruluş olmaktan çıktığını ifade eden Kurtulmuş şunları ifade etti: "BM güçlünün elini daha kuvvetli hale getiren bir kuruluş. İsrail Gazze'de operasyonu yaptı. 8 gün süren operasyonda 175 kişi öldü. Bunların içinde bebekler, nineler var. Bin 395 kişi de yaralandı. Sonuçta hiçbir şey olmuyor. Çünkü İsrail biliyor ki BM'de arkasında dayısı var. BM'de İsrail'i kınayarak 200'e yakın karar alınmış. Ne yaparsanız yapın adam yoluna devam ediyor. Çünkü biliyor ki adam Güvenlik Konseyi'nde İsrail'e karşı bir yaptırım uygulanamaz. Dayısı Amerika, veto ediyor. Geliyorsunuz Suriye'ye, adam her gün onlarca masum sivili öldürüyor. O da rahat, onun da BM'de dayısı var. Onu da Rusya koruyor. Böyle bir sistem devam edebilir mi? 5 tane ülke dünyayı istediği gibi yönetecek, 195 ülke de bakacak. Bu sistem böyle devam etmez. Bunun sözcülüğünü de Türkiye yapıyor." şeklinde konuştu.
AK Parti'nin 10 yıllık iktidarındaki en önemli başarısının demokrasi ile ekonomi arasındaki ilişkinin kuvvetlendirilmesi olduğunu ifade eden Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'de maalesef bir faiz lobisi vardı. Bu faiz lobisinin işi elini sıcak sudan soğuk suya sokmadan milletin kaynaklarıyla bütçenin imkanlarını kullanır, devlete borç verir ve devletin yani sizin vergilerinizi alıp kendi kesesine koyardı. Ve maalesef Türkiye'deki faiz lobisi her zaman olağanüstü dönemlerin askeri ihtilallerin yanında olmuştur. Refahyol Hükümeti döneminde Türkiye'de toplanan vergilerden faize giden pay yüzde 48.5'tu. Sonra 28 Şubat post modern darpesi yapıldı. Bu irtica geliyorum diye yapılmadı. 18 yaşındaki kızların başörtüsü ile uğraşmak işin göz boyama bu milletin değerleriyle harp etmeydi esas amaç. O dönemde yaklaşık 300 milyar dolar bu ülkenin bankalarından hortumlandı. Bu milletin paraları başka taraflara akıtıldı. 2001 yılında vergilerden faize giden pay yüzde 103.3'tü. AK Parti'nin bugün geldiği en önemli başarılardan biri 2012 yılında bu payı yüzde 16.6'ya indirmesidir. Milletin parası kurtarılmıştır. Bu da yetmez bu bütçeden faize giden pay sıfır olduğunu bu millet görmek zorunda. Bu 16.6'lük pay 50 trilyon liraya tekabül ediyor. Bu parayı Türkiye'deki kalkınma ajanslarına versek o zaman Anadolu'nun uçtuğunu göreceksiniz".