Binlerce memuru rahatlatacak düzenleme
Hâlâ fırsat var. Torba kanunla binlerce memuru rahatlatacak düzenleme yapılabilir...
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Ahmet Ünlü / Yenişafak
40 bin öğretmen adayını sevindiren torba kanun teklifinde maalesef ilave bir derece alamayan personeli rahatlatacak düzenlemeyi göremedik ve üzüldük. Halbuki yeni atanacak 40 bin öğretmen adayına çifte bayram yaşatılabilir ve bu sayede binlerce memurun da sorunu çözülmüş olabilirdi. İşte memur sendikalarına bir fırsat. Kendi aranızdaki kısır çekişmeleri bırakın ve bu konuda birlikte hareket ederek sorunun çözümünde gerekli çabayı gösterin ve sorun çözülsün.
Daha önce bu köşeden "Binlerce memurun yüzde yüz haklı olduğu bir konudaki mağduriyeti niçin çözülmez" başlıklı bir yazımızla ilave 1 dereceden faydalanamayan memurların sorununu tekrar gündeme taşımıştık.
Ayrıca, bu konuda daha bir çok yazıyı kaleme alarak gündem oluşturmaya çalışarak binlerce personelin haklı sesini duyurmaya çalışmıştık. Bu yazımızda "15.01.2005 tarihinden sonra göreve başlayan veya sözleşmeli statüden memur kadrosuna ataması yapılan ve yapılacak olan binlerce memurun yüzde yüz haklı oldukları halde niçin ilave bir dereceden yararlandırılmadıklarını ve basit bir düzenlemeyle sorunun nasıl çözülebileceğini ve binlerce memurun nasıl sevindirileceğini açıklamaya çalışarak okurlarımızdan gelen haklı talepleri gündemde tutmaya çalışacağız. Çünkü, 666 sayılı KHK ile ilave bir derece oldukça önemli hale gelmiştir" ifadelerine yer vermiştik.
Basın organlarında çıkan; "200 bin memura 1'er derece: Uzun süredir memurların gündemde tuttuğu derece artışına hükümet yeşil ışık yaktı. 2005 yılından sonra işe başlayan memurlara fazladan 1 derece verilecek. Bu sayede 200 bin memur bir derece ilerleyecek" haberleri binlerce memur adına bizleri sevindirmişti.
Ama ne hikmetse bu konuda hâlâ somut bir adım atılmamıştır. Ancak, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile nasıl 40 bin öğretmen alımında somut adım atılmışsa ilave bir derece alamayan memurları da bu kanunla rahatlatacak bir adım atılabilir. Hâlâ zaman geçmiş değil. Bu şekilde binlerce memurun yüzde yüz haklı olduğu bir konuda gerekli adım atılarak takdir toplanabilir. Yapılacak düzenleme konusunda bu köşede daha önce önerdiğimiz kanun metninden faydalanılabilir. Un, şeker, su ve tuz var. Sadece helva yapmak için önerge verecek cesur bir vekil aranıyor.
Sendika başkanları gereksiz polemiklerden kaçınmalıdır
Sendika başkanları eleştiriye açık olmalı, her olumlu ve hatta olumsuz görüşten nasıl istifade edeceğinin yollarını araştırmalıdır. Memurlar.net ile bir sendika başkanı arasında yaşanan gereksiz polemik maalesef sendika başkanını sıkıntıya düşürmüştür. Halbuki memurlar.net'in memurların haklarını sendikalardan daha etkin savunduğunu bilmeyen yoktur. Çok nitelikli uzmanları sayesinde birçok memur sorununu gündeme taşıdıkları ve çözüme katkı sağladıkları bilinen bir gerçektir.
Sendikanızı kendiniz yönetin ve yönetmelisiniz de buna kimse bir şey diyemez. Ama memurlar.net'i de memur sendikalarını yönetmeye talip karanlık güç olarak tanımlarsanız binlerce memurun tepkisini çekersiniz ve bu anlamda ortaya çıka gereksiz polemik size zarar verir. Lütfen karşılıklı polemikle uğraşacağımıza memur sorunları üzerinde nasıl ortak akıl üretiriz üzerinde duralım. Memur sorunlarında küçük sorunlar bir kenara bırakılmalı ve bütün memur sendikaları yek vücut halinde birlikte hareket etmelidirler. İlave bir derece sorunu ortak bir sorundur ve biz bu konuda ortak bir tavır bekliyoruz. Haydi hep birlikte memur sorunlarına odaklanalım.
Sayıştay banka promosyonlarında kamu kurumlarını ters köşeye yatırdı
Daha önce bu köşeden banka promosyonlarının amaç dışı nasıl kullanıldığından bahsetmiştik. Sayıştay Başkanlığı'nın promosyonlarla ilgili verdiği kararı ile birlikte bu ballı devir acı bir şekilde sona ermiş oldu. Bu yazımızda bu konuyla ilgili olarak önce biz daha önce neler yazmıştık bundan bahsedeceğiz daha sonra da Sayıştay kararından bahsedeceğiz.
Kamudaki araba saltanatı ne zaman sona erecektir demiştik
Bankaların kamu kurumlarındaki nakit varlıkları karşılığında promosyon adı altında örtülü ödenek gibi kamu kurumlarına kullandırdıkları parasal kaynakları bilmeyen yok. Bu kaynaklar da sanki yöneticilerin babalarının malı. Bu kaynakların çoğu zaman yabancı menşeli araç olarak makam aracı şeklinde kullandığı görülmektedir. Bu yöneticiler bazen müsteşar bazen de genel müdür ve daha aşağı unvan şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Doğrusu burada isim vererek kimseyi rencide etmek istemem. Ama bu konu maalesef vakayı adiye haline gelmiştir.
237 sayılı Taşıt Kanunu ve ilgili yönetmelik ile Başbakanlık Genelgesi ne söylerse söylesin kamu kurumları amirlerinin önünde hiçbir mevzuat engel olamıyor. Banka aracı kiralıyor ve kamu kurumuna tahsis ediyor. Kamu kurumunun amiri pozisyonundaki kişilerde hiçbir rahatsızlık duymadan makam araçlarını kullanıyorlar. Bunların hiçbirinde de resmi plaka yok. İlgili hiçbir mercide bu işe dur deme lüzumunu göstermiyor. Bu kadar fakir fukaranın bulunduğu bu ülkede hiçbir rahatsızlık duymadan ve vicdanlarda sızlama olmadan makam araçları bu yöntemlerle lüks hale getiriliyorsa ne diyelim helal olsun.
Sayıştay Başkanlığı banka promosyonlarıyla ilgili öyle bir karar verdi ki bundan sonra kamu kaynaklarının bankalarda tutulması karşılığında promosyon adı altında kurumlara tahsis edilen paralar istenildiği gibi harcanamayacak.
Bu kararda yer alan ince detaylarda neler var?
Yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için Sayıştay kararının hangi kuruma ait olduğunu belirtmeyeceğiz.
Kararda özetle; ....... yazının ve eki belgelerin incelenmesinde; kurul gelirlerinin ilgili banka tarafından nemalandırılması karşılığında elde edilen kamu kaynağı niteliğindeki gelirin, bütçeye kaydedilmeksizin kurulun araç kiralama, yeme-içme ve çay masraflarının karşılanmasında kullanıldığının görüldüğünden bahsedilmiştir.
Yine kararda; 5018 sayılı Kanun'da yer alan kamu geliri tanımana atıf yapılmış ve kurul nakitlerinin nemalandırılması karşılığı elde edilen faizler ile promosyonların tamamı (maaş hesaplarıyla ilgili olanlar hariç) kamu kaynağı ve kamu geliri niteliği taşıdığından bahsedilerek ilgili banka tarafından .....'e tahsis edilmiş bulunan bu kaynağın kamu kaynağı olarak değerlendirilmesi ve bütçe hesabıyla ilişkilendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiş ve bu kaynağın bütçeye gelir kaydedilerek ilgili mevzuatlar çerçevesinde kullanılması gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak da kamu kaynağı niteliğindeki banka promosyon gelirlerinin (maaş promosyonu haricindeki) bütçeye gelir kaydedilmeden hiçbir mevzuata bağlı kalınmaksızın harcanması sonucu oluşan .............TL kamu zararının ilgililerden tahsil edilmesine karar verilmiştir.
Bu kararla birlikte promosyon saltanatı sona ermiş ve kamu kaynaklarını hiçbir usule tabi olmaksızın harcayan kamu kurumları sıranın kendilerine ne zaman geleceğini beklemeye başlamışlar bile. Haberi olmayanlara da biz duyurmuş olalım.
Askerliğini asteğmen olarak yapanlar 5289 sayılı Kanun'dan faydalanabilir mi?
31.10.2009 tarihli yazınızda 5289 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte askerliğini asteğmen olarak yapanların ilave bir dereceden faydalanamayacağını yazmışsınız. Bu yazınızda hem 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tâbi personelin bu haktan faydalanması gerektiğinden bahsedip de yedek subayların bu haktan faydalanamayacağından bahsetmek çelişki değil midir?
Benzer konuda Devlet Personel Başkanlığı'nın vermiş olduğu 20 Mart 1995 tarihli mütalaada özetle; 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmetini yedek subay olarak yapıyor olmakla birlikte daha önce memuriyet hizmeti bulunmayan ilgiliye, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince bir üst derece verilemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla daha önce bu köşede yazmış olduğumuz görüşümüzde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Yedek subay olarak askerliğinizi yaptığınız dönemde derecenizin 5289 sayılı Kanun nedeniyle bir derece yükseltilmesi de sonucu değiştirmemektedir.
40 bin öğretmen adayını sevindiren torba kanun teklifinde maalesef ilave bir derece alamayan personeli rahatlatacak düzenlemeyi göremedik ve üzüldük. Halbuki yeni atanacak 40 bin öğretmen adayına çifte bayram yaşatılabilir ve bu sayede binlerce memurun da sorunu çözülmüş olabilirdi. İşte memur sendikalarına bir fırsat. Kendi aranızdaki kısır çekişmeleri bırakın ve bu konuda birlikte hareket ederek sorunun çözümünde gerekli çabayı gösterin ve sorun çözülsün.
Daha önce bu köşeden "Binlerce memurun yüzde yüz haklı olduğu bir konudaki mağduriyeti niçin çözülmez" başlıklı bir yazımızla ilave 1 dereceden faydalanamayan memurların sorununu tekrar gündeme taşımıştık.
Ayrıca, bu konuda daha bir çok yazıyı kaleme alarak gündem oluşturmaya çalışarak binlerce personelin haklı sesini duyurmaya çalışmıştık. Bu yazımızda "15.01.2005 tarihinden sonra göreve başlayan veya sözleşmeli statüden memur kadrosuna ataması yapılan ve yapılacak olan binlerce memurun yüzde yüz haklı oldukları halde niçin ilave bir dereceden yararlandırılmadıklarını ve basit bir düzenlemeyle sorunun nasıl çözülebileceğini ve binlerce memurun nasıl sevindirileceğini açıklamaya çalışarak okurlarımızdan gelen haklı talepleri gündemde tutmaya çalışacağız. Çünkü, 666 sayılı KHK ile ilave bir derece oldukça önemli hale gelmiştir" ifadelerine yer vermiştik.
Basın organlarında çıkan; "200 bin memura 1'er derece: Uzun süredir memurların gündemde tuttuğu derece artışına hükümet yeşil ışık yaktı. 2005 yılından sonra işe başlayan memurlara fazladan 1 derece verilecek. Bu sayede 200 bin memur bir derece ilerleyecek" haberleri binlerce memur adına bizleri sevindirmişti.
Ama ne hikmetse bu konuda hâlâ somut bir adım atılmamıştır. Ancak, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile nasıl 40 bin öğretmen alımında somut adım atılmışsa ilave bir derece alamayan memurları da bu kanunla rahatlatacak bir adım atılabilir. Hâlâ zaman geçmiş değil. Bu şekilde binlerce memurun yüzde yüz haklı olduğu bir konuda gerekli adım atılarak takdir toplanabilir. Yapılacak düzenleme konusunda bu köşede daha önce önerdiğimiz kanun metninden faydalanılabilir. Un, şeker, su ve tuz var. Sadece helva yapmak için önerge verecek cesur bir vekil aranıyor.
Sendika başkanları gereksiz polemiklerden kaçınmalıdır
Sendika başkanları eleştiriye açık olmalı, her olumlu ve hatta olumsuz görüşten nasıl istifade edeceğinin yollarını araştırmalıdır. Memurlar.net ile bir sendika başkanı arasında yaşanan gereksiz polemik maalesef sendika başkanını sıkıntıya düşürmüştür. Halbuki memurlar.net'in memurların haklarını sendikalardan daha etkin savunduğunu bilmeyen yoktur. Çok nitelikli uzmanları sayesinde birçok memur sorununu gündeme taşıdıkları ve çözüme katkı sağladıkları bilinen bir gerçektir.
Sendikanızı kendiniz yönetin ve yönetmelisiniz de buna kimse bir şey diyemez. Ama memurlar.net'i de memur sendikalarını yönetmeye talip karanlık güç olarak tanımlarsanız binlerce memurun tepkisini çekersiniz ve bu anlamda ortaya çıka gereksiz polemik size zarar verir. Lütfen karşılıklı polemikle uğraşacağımıza memur sorunları üzerinde nasıl ortak akıl üretiriz üzerinde duralım. Memur sorunlarında küçük sorunlar bir kenara bırakılmalı ve bütün memur sendikaları yek vücut halinde birlikte hareket etmelidirler. İlave bir derece sorunu ortak bir sorundur ve biz bu konuda ortak bir tavır bekliyoruz. Haydi hep birlikte memur sorunlarına odaklanalım.
Sayıştay banka promosyonlarında kamu kurumlarını ters köşeye yatırdı
Daha önce bu köşeden banka promosyonlarının amaç dışı nasıl kullanıldığından bahsetmiştik. Sayıştay Başkanlığı'nın promosyonlarla ilgili verdiği kararı ile birlikte bu ballı devir acı bir şekilde sona ermiş oldu. Bu yazımızda bu konuyla ilgili olarak önce biz daha önce neler yazmıştık bundan bahsedeceğiz daha sonra da Sayıştay kararından bahsedeceğiz.
Kamudaki araba saltanatı ne zaman sona erecektir demiştik
Bankaların kamu kurumlarındaki nakit varlıkları karşılığında promosyon adı altında örtülü ödenek gibi kamu kurumlarına kullandırdıkları parasal kaynakları bilmeyen yok. Bu kaynaklar da sanki yöneticilerin babalarının malı. Bu kaynakların çoğu zaman yabancı menşeli araç olarak makam aracı şeklinde kullandığı görülmektedir. Bu yöneticiler bazen müsteşar bazen de genel müdür ve daha aşağı unvan şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Doğrusu burada isim vererek kimseyi rencide etmek istemem. Ama bu konu maalesef vakayı adiye haline gelmiştir.
237 sayılı Taşıt Kanunu ve ilgili yönetmelik ile Başbakanlık Genelgesi ne söylerse söylesin kamu kurumları amirlerinin önünde hiçbir mevzuat engel olamıyor. Banka aracı kiralıyor ve kamu kurumuna tahsis ediyor. Kamu kurumunun amiri pozisyonundaki kişilerde hiçbir rahatsızlık duymadan makam araçlarını kullanıyorlar. Bunların hiçbirinde de resmi plaka yok. İlgili hiçbir mercide bu işe dur deme lüzumunu göstermiyor. Bu kadar fakir fukaranın bulunduğu bu ülkede hiçbir rahatsızlık duymadan ve vicdanlarda sızlama olmadan makam araçları bu yöntemlerle lüks hale getiriliyorsa ne diyelim helal olsun.
Sayıştay Başkanlığı banka promosyonlarıyla ilgili öyle bir karar verdi ki bundan sonra kamu kaynaklarının bankalarda tutulması karşılığında promosyon adı altında kurumlara tahsis edilen paralar istenildiği gibi harcanamayacak.
Bu kararda yer alan ince detaylarda neler var?
Yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için Sayıştay kararının hangi kuruma ait olduğunu belirtmeyeceğiz.
Kararda özetle; ....... yazının ve eki belgelerin incelenmesinde; kurul gelirlerinin ilgili banka tarafından nemalandırılması karşılığında elde edilen kamu kaynağı niteliğindeki gelirin, bütçeye kaydedilmeksizin kurulun araç kiralama, yeme-içme ve çay masraflarının karşılanmasında kullanıldığının görüldüğünden bahsedilmiştir.
Yine kararda; 5018 sayılı Kanun'da yer alan kamu geliri tanımana atıf yapılmış ve kurul nakitlerinin nemalandırılması karşılığı elde edilen faizler ile promosyonların tamamı (maaş hesaplarıyla ilgili olanlar hariç) kamu kaynağı ve kamu geliri niteliği taşıdığından bahsedilerek ilgili banka tarafından .....'e tahsis edilmiş bulunan bu kaynağın kamu kaynağı olarak değerlendirilmesi ve bütçe hesabıyla ilişkilendirilmesi gerektiğinden bahsedilmiş ve bu kaynağın bütçeye gelir kaydedilerek ilgili mevzuatlar çerçevesinde kullanılması gerektiği ifade edilmiştir.
Sonuç olarak da kamu kaynağı niteliğindeki banka promosyon gelirlerinin (maaş promosyonu haricindeki) bütçeye gelir kaydedilmeden hiçbir mevzuata bağlı kalınmaksızın harcanması sonucu oluşan .............TL kamu zararının ilgililerden tahsil edilmesine karar verilmiştir.
Bu kararla birlikte promosyon saltanatı sona ermiş ve kamu kaynaklarını hiçbir usule tabi olmaksızın harcayan kamu kurumları sıranın kendilerine ne zaman geleceğini beklemeye başlamışlar bile. Haberi olmayanlara da biz duyurmuş olalım.
Askerliğini asteğmen olarak yapanlar 5289 sayılı Kanun'dan faydalanabilir mi?
31.10.2009 tarihli yazınızda 5289 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte askerliğini asteğmen olarak yapanların ilave bir dereceden faydalanamayacağını yazmışsınız. Bu yazınızda hem 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tâbi personelin bu haktan faydalanması gerektiğinden bahsedip de yedek subayların bu haktan faydalanamayacağından bahsetmek çelişki değil midir?
Benzer konuda Devlet Personel Başkanlığı'nın vermiş olduğu 20 Mart 1995 tarihli mütalaada özetle; 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmetini yedek subay olarak yapıyor olmakla birlikte daha önce memuriyet hizmeti bulunmayan ilgiliye, 458 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince bir üst derece verilemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla daha önce bu köşede yazmış olduğumuz görüşümüzde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Yedek subay olarak askerliğinizi yaptığınız dönemde derecenizin 5289 sayılı Kanun nedeniyle bir derece yükseltilmesi de sonucu değiştirmemektedir.