Oruç gizli namaz görünen ibadetimizdir. Oruç tutarken gizlenen ilahi iradeye teslimiyet namazda görünür hale gelerek zahirimiz ve batınımız ilahi irade karşısında râm olur. Hiçbir ibadet teslimiyeti, namaz ibadeti kadar görünür hale getiremez ve hiçbiri cemiyeti ve şehri namaz kadar inşa edemez. Namaz, İslam'ın zamana ve mekana müdahalesidir. Bir insan oruçlu olduğunu açıklamadığı sürece oruç tuttuğunu kimse bilemez; orucu gizlemek için bir şey yapmak gerekmez. Ramazan biliniyor olsa bile, nafile tutulan oruçlar hiçbir zaman bilinemez; ilan edilmedikçe! Bir insanın namaz kıldığını dışardan bakan anlamazsa, namaz kılmış sayılmaz. Tadil-i erkan denilen ve namazı belirli bir intizam üzere kılmayı gerektiren kaide, dışardaki insanın şahitliğini de gerektirir. Sizi gören kişi namaz kılmadığınızı düşünürse, namazını bozacak şekilde namaz dışı işlerle ilgileniyorsunuz demektir. Kimsenin bilmediği bir ibadet ihlasadaha yakındır. Namazda dikkati birniyette toplamak ve Allah'a yönelmekbüyük bir mücadele gerektirir. Bu nedenle oruç, namaza hizmet eder ve gerçek bir namaz kılmamızı sağlayacak ihlası bize öğretir. Hiçbir ibadet namaz kadar mücadele-i nefs gerektirmez. Namazın her merhalesi mücadeledir. Abdest almak, namaza durmak, niyeti toplamak, sonra da namaza göre hayatı inşa etmek!
'TEMİZLİK İMANDANDIR' Günde beş vakit kılınan namaz,zamanı vakitlere bölerek Müslümanınhayatını gayeye göre tanzim eder,zamanı mamur kılarak ömre çevirir. 'Birömür yaşamak' ibadetle geçen zamana işareteder. İbnü'l-vakt (vaktin oğlu) önce namazlaortaya çıkan bir ibadet hayatı ile zamanın vehallerimizin iç içe girmesini anlatır. Namazönce evleri ibadethaneye çevirir; sonraonun için ibadethaneler kurulur. Bir mekanibadethanenin etrafında şehir haline gelerekİslam şehirleri ortaya çıkar. Yeryüzününilk şehri olan Mekke bir mabedin etrafındateessüs etti; Hz. Peygamber'in inşa ettiğiilk şehir olan Medine ise onun mescidininetrafında şekillendi. Namaz güzellik algımızısomutlaştırarak yeryüzünü gökyüzüylebuluşturan mabetler inşa eder. Camimimarisi namazın ilkeleriyle uyumlu olmakzorundadır: Müslümanlar görünmeyeneibadet ederiz. İbadet ettikçe biz decismanilik ve maddilikten tecerrüt ederekruhani varlıklara dönüşürüz.Namaz için abdest almak ve temizlenmeklazım. Sular ibadet için temizlenmeninaracı haline gelerek hayatın merkezi olur.Hamamlar, çeşmeler bu maksatla kurularakİslam şehrinin bariz kurumları haline gelir.'Temizlik imandandır' hadisi biraz buanlama gelir: ferdi ve içtimai temizliğimizinsebebi namazdır. Hz. Eyyub'un Hakkaniyazında 'Şeytan bana temas etti'sözüne karşılık 'ayağını yere vur, serin subulacaksın' cümlesi temizlik- su- yakınlıkilişkisinin bir ifadesi olarak muhakkiklerinbakış açısını şekillendirdi.Namazın şartlarından birisi istikbal-ikıble yani kıbleye dönmektir. HalbukiMüslümanlar Allah'ın bir mekandaolmadığını bilir. 'Her nereye dönerseniz,Allah'ın veçhi orada' iken O'na ibadet içinbir mekana yönelmek bizi derin düşünceleresevk eder. Bir mekana yönelmek insaniçin bir coğrafya bilgisini iktiza eder.Yeryüzündeki Müslümanlar zihnen birmekanda buluşarak kardeşçe ve bir safta-hep ön safta- Allah'a ibadet eder. Namazinsanlara yeryüzünün merkezi fikriniöğretmiştir. İnsan yeryüzünü önce namazlatanımak imkanı elde eder.Namaza davet ezanla yapılır.Ezan ise insan sesiyle okunur. Ezan,Müslümanlar'ın musikiyle ilişkilerininzeminini belirleyen iki kurucu unsurdanbirisidir; öteki ise Kuran'dır! Kuran-ıKerim kıraati, ezan ve ona eklenen sala,müslümanların musikiyle ilişkilerini tesiseder. Ezan okunan şehir Müslüman şehirdir.Mehmet Akif 'Bu ezanlar ki şehadetleri dinintemeli' derken bunu anlatır. Hz. PeygamberBilal-i Habeşi'ye 'Ezan ile bizi rahatlat'demişti! Ezanlar ve salalar İslam şehirlerininhayatın yoğun akışının dışına çıkarakulvileştiği anların müjdecisi olduğu kadarmüslümanların güçlüklere karşı direncininde kaynağı olacaktı. Bir şehirde ezan vesala sesi varsa hakkında konuşulmayabir umut var demektir!
ZULÜM SÜNNETİ REDDETMEKTİR ■ Çağımızda yaşamış tasavvuf ehlinden birisinden aktarılır: Bir iftar vakti yoksul bir adam kendisini iftara davet etmiş. O zat da yalnız başına iftara gitmiş. Davet eden adam izbe bir kulübede yalnız yaşıyormuş. İftarı ortaya konulan bir portakal sandığı üzerinde zeytin ve kuru ekmekle yapmışlar. O zat şöyle dermiş: 'Hayatımın en güzel iftarıydı.' Medine'ye hicret edecekken Hz. Peygamber emanetleri sahiplerine ulaştırması için Hz. Ali'den yatağında yatmasını istemiş. Gerçekte bu ölümü göze almak demekti. Hz. Ali de tereddüt etmeden yatağına yatmış, insanlar Hz. Peygamber'i orada zannederken Hz. Peygamber yola çıkmıştı bile. Daha sonra Hz. Ali, bu hadiseyi 'Hayatımın en rahat uykusu' diye anlatırmış. Hayatın en güzel iftarı bir yoksulla sandık üzerinde yenilen ekmek-zeytin; hayatın en rahat uykusu da Hz. Peygamber için ölümü göze alarak yatılan uykudur! İşte İslam, böyle bir teslimiyetin adıdır.
BİR AYET
'Kuşkusuz, insanı en güzel surette yarattık. Sonraonu aşağıların aşağısına attık. Sadece iman eden vesalih ameller işleyenler hariç; onlar için eksilmeyenecir vardır.' (Tin, 5-7) Bu ayetler Tin suresinin son kısmından insanınparadoksal varlığını izah eden birkaç ayettir. Belkide Kuran-ı Kerim'in insan anlayışını en iyi özetleyenayetler bunlardır. Müslüman düşünürler insanfikirlerini bu ayetlerden geliştirmiş, tarih boyuncafarklı kırılmalardan geçse bile, temelde bu ayetlerdeanlatılan ilkelere bağlı kalmıştır. Burada bir paradoksvardır. En güzel kıvamda yaratılmak ile aşağılarınaşağısına atılmak! Ulvilik ve süflilik, değer ve değersizlik,iyilik ve kötülük! İnsan bu zıt niteliklere aynızamanda sahip bir varlık olarak yaratıldı. Bu iki zıt yöninsanın kaderini belirler. Bir yandan içindeki ulvilik öteyandan onu aşağı çeken süflilik. Yukarı tarafa doğruyönelirse varlıkların en üstünü, aşağıya yönelirsedeğersiz bir varlık haline gelecektir. Bu iki zıt gücünçekimi arasında insan sıkışır. Onu buradan çıkartacakşey aklı ve iradesidir. Aklı ve iradesine yardım eden veona yol gösteren ise dindir. Din, insan iradesinin ulv-ilik tarafına yönelmesini temin eden kurallar getirir.Bunlara uymazsa aşağıların aşağısına düşer.
BR HADİS
'Allah Adem'i kendi suretinde yarattı.' Bu hadis, insanın değerini anlatan, en önemliifadelerden birisidir. Rivayet edildiğine göre kölesinidöverken onun yüzüne vuran bir adamı gören Hz.Peygamber 'Allah, Adem'i kendi suretinde yarattı'diyerek adamı köleye vurmaktan men etmiştir.Hz. Peygamber'in bu hadisi söylediği bağlam çokönemlidir, çünkü insanla ilgili en önemli hadislerdenbirisi Arap toplumunda hiçbir değeri olmayan köleninhakkını ve insanlığını savunmak için söylenmiştir. Birinsana verilebilecek en büyük değer budur. ÇünküHz. Peygamber, herhangi bir insandan söz ederek bütüninsanların aynı hakka ve imtiyaza sahip olduğunubeyan etmiştir. 'Allah insanı kendi suretinde yarattı'demek, Allah insanı yeryüzünde halife olarak yarattıdemenin bir tefsiridir. Burada hadisin ayeti tefsirettiğini kabul edebiliriz. İnsanın halife olarak yaratılmasıaynı anda insana iki yükü yükler: Birincisi onunöteki varlıklar arasında üstün bir konuma yerleştirir.Allah göklere ve yere verilen emaneti, onların kabuletmediğini belirterek insanın onu üstlendiğini belirtir.İkincisi de bu üstünlük bir hak değil, bir sorumlulukteşkil eder. İnsanın halife olması, varlıkta dilediği gibihareket etmemesi demektir.
SORU-CEVAP
Sadaka nedir? Sadaka verirken neye dikkat etmekgerekir? Sadaka, insanın Allah'ın rızasını gözeterekyaptığı bütün iyiliklerin ortak ismidir. Bu bakımdanbir insana yapılan maddi yardım sadaka olduğukadar birisine bilgi öğretmek veya birinin yükünütaşımak veya yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmaksadakadır. İnsanların günümüzde sadaka denilinceakıllarına sadece bozuk paralarla yapılan hayırları getirmeleribüyük bir hatadır. Hz. Peygamber onlarca sadakatüründen söz etmiştir ki bunlardan sadece birisiparayla ilgilidir. Tebessüm sadakadır, hayvanlara iyidavranmak sadakadır, doğru söz sadakadır, insanlarlaiyi geçinmek sadakadır, arabayı yola park etmemeksadakadır, toplumsal kurallara uymak sadakadır vs.Şeriatça ve akılca doğru bulunan bütün kurallar Allahrızası gözetmek şartıyla sadakadır. Sadakanın üçtemel şartı vardır. Birincisi Allah'ın rızasını gözetmek.İçinde böyle bir niyet olmayan işler iyi olsa bile sadakasayılmaz. İkincisi, gizlilik! Sadakanın en iyisi gizliyapılan sadakalardır. Aksi halde insanın riyakar olmaihtimali yüksektir. Üçüncüsü ise başa kakmamak! Başakakmak bir ibadeti boşa çıkartır. İnsan sadaka verdikçekendini müteşekkir hisseder, alacaklı değil