Bu Ramazan bir ömre bedel oldu mu?
Kardeşlerim Ramazan Ayı'ında Rabbimizi bilip, bir kötü huyumuzu terkedip, hayatımızı bir ibadet, bir güzellik kattıysak, bir ömre bedelbir ay geçirmişiz demektir
Giriş Tarihi:
Kıymetli okurlar, ibadet taatler bizlerin menfaati, Allah Teâlâ'yı idrâki, O'na yakınlık ve rızasına bir sebeptir. Keza dinimizin yasak kıldığı şeyler de, biz insanlıktan çıkmayalım, hayvandan daha aşağı bir varlık olmayalım diyedir. Ramazan Ayı, bu idrâke ermek için mü'minlere bir fırsattır. Çünkü Ramazan, yemek içmek dâhil olmak üzere helâlden dahi kısmen uzaklaşıp, ibadete yönelme ayıdır. Kulluğunu farketme, Allah'a (c.c.) kul olmanın lezzeti tadma ayıdır. Ve tabî varsa kötü alışkanlıkları onları terketme, ibadet taatindeki eksikliğini giderme, hiç namaz kılmadıysa namaz kılmaya başlama, hiç oruç tutmadıysa oruca niyet etme ayıdır. Kardeşlerim, bu ayda bir kimse bir kötü huyunu terkedip, hayatına bir güzellik katsa meselâ namaza başlasa, bu Ramazan onun için bir ömre bedeldir.
Çok iddialı geldi değil mi? Dostlar, bir ömre bedeldir, çünkü bugüne kadar farketmediği bir şeyi kulluğu, Rabbini (c.c.), O'nun (c.c.) emrini, yasağını farketmiştir, idrak etmiştir. Bununla da kalmamış bu idrâki hayatına yansıtmıştır. Dağları delmekten zor gelen namaza başlamış, aslında bu işin ne kadar kolay olduğunu görmüş, üşendiği, gözünde büyüttüğü diğer ibadetlerin de gerçekte ne kadar kolay ve lezzetli olduğunu farketmiştir. Veya bir gün oruç tutmuştur. Açlıktan öleceğini sanırken, akşam ezanını duyunca iftar olduğunu farketmiş, bir müddet aç susuz kalmakla ölünmeyeceğini görmüştür. Aziz kardeşlerim, o kimse eğer üzerindeki bu güzel hâli Ramazan'dan sonra da yaşamaya niyet ettiyse, bir değil bin ömre bedel bir ay geçirmiştir. Hazreti Allah'a kul olma yoluna girmiştir. Efendimiz'e (s.a.v.) ümmet olma şerefine ermiştir. Bundan sonrası kendiliğinden gelir, bırakamadığı diğer kötü alışkanlıkları onu bırakır, teker teker. Adımını attığı yerde bir güzellikle, bir güzel insanla karşılaşır.
Dostlar, Allah Teâlâ samimiyetle kendisini tercih edeni, başka şeye yedirtmez. Yeter ki; o kişi, bulduğu ilk fırsatta namazı, orucu imanı terketmek için bahene kollamasın. Yani üstüne düşeni yapıp sabretsin, Allah'ın (c.c.) yardımı muhakkak o kişiye ulaşır, hem de hiç gecikmeden, tam vaktinde. Yeter ki, kişi buna iman etsin, yani bundan öldürseler dönmeyecek kadar emin olsun.
AREFE GÜNÜ ALIŞVERİŞ GÜNÜ OLMASIN
Kıymetli Dostlar, insanın duasının kabul olunacağı, ibadet taatine, hayrına hasenâtına hesapsız karşılık alacağı 4 günden ikisinin bayram arefeleri olduğunu, bizzat Evlâd-ı Rasûlallahtan öğreniyoruz. Öğreniyoruz öğrenmesine de, biz o günlerde ne yapıyoruz; çoğunlukla alışveriş. Kardeşlerim, bir ayını dolu dolu idrakle ve ibadet taatle geçirdiğimiz şu mübârek Ramazan Ayı'nı böyle mi uğurlayacağız. Son gününü, alışveriş derdine, telâşına kapılıp Allah Teâlâ'dan gâfil olarak mı geçireceğiz?.. Oysa ki, Arefe gününün Ramazan Ayı'nın en kıymetli günlerinden birisi olduğunu ve halk, dünya telâşında iken bugünü ibadetle, hayırla geçirenin Allah katındaki derecesini bilsek pazar esnafı bugün sinek avlardı, vesselam.
Cenâb-ı Hak'tan Ramazan'ı İhyâ Edene Bin Ömürlük Müjdeler
Hazreti Câbir (r.a), Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle; Resulu? Ekrem Efendimiz bir gu?n bizlere s¸o?yle buyurdular : "Ramazanın son gecesi oldug?unda, semavât ve arz ve melekler, u?mmeti Muhammedin musibetine ag?larlar." dedig?inde, biz dedik ki: "Ya Resulallah!
Hangi musibete?" Saadetle buyurdular: "Ramazanın gitmesi musibetine", "Zira Ramazanda dualar kabul, sadakalar makbul ve ecri kat kat hasenata verilen sevap pek çok, azab ise kaldırılmış, gu?nahlar af olmus¸, hangi musibet Ramazanın gitmesi kadar bu?yu?ktu?r?" İ?bn-i Mesud( r.a.), Efendimiz'den rivayet ettiler: Oruc¸ tutan mu?'minler, bayram günu?ne eris¸ip, bayram namazını kılmak ic¸in çıktıklarında, Allah Teala meleklerine hitaben; "Ey meleklerim! Emri tutan kullarım benden yaptıkları ibadetlerin ecrini istiyorlar. Sizler şahid olun, bu kullarıma yaptıkları amellerinin derecatına göre fazlu keremimden ecirler ihsan ettim.
Kimini, Mağfiretimle, kimini Cennetimle, bazısını Cemalimle mu?kafatlandırdım." der. Ümmeti Muhammed hakkında bu iltifatı- ilahiyeyi is¸iten melekler bizlere hitaben; "Ey u?mmeti Muhammed! Mu?jde sizlere; evlerinize sevinerek do?nu?nu?z.
Gu?nahınız affoldu. Seyyiatınız hasenata tebdil oldu." mu?jdesini verirler. O vakit, Allah Teala Hazretleri : "Ey has kullarım benim rızam ic¸in oruc¸ tuttunuz. Benim lu tfumla iftar ettiniz. Evlerinize do?nu?nu?z, sizleri affettim. Sizleri cennetime layık kıldım.» buyurur.
Tabi, Allahın emrini tutan ile tutmayan bir olmaz. Bu hitabı-izzet, bu iltifatı- ilahi, Rabblerine kul olanlar ic¸indir. Ramazanın evveli rahmet, ortası mag?rifet, sonu da nardan azad olmaktır. Efendimiz (s.a.v) bir hadisinde; "Gu?nah edip, nara mu?stahak oldug?u halde, Ramazan'a hu?rmet eden kimselerden eris¸ip, nara mu?stahak olanlardan altıyüz bin kis¸i nardan azad olur. Bu afu?v bo?ylece Kadir Gecesine kadar devam eder.
Kadir Gecesi oldug?unda, Leyle-i Kadirden bayram günu?ne kadar, her saatte; Ramazandan Kadir Gecesine kadar af olan miktar kadar af olunur ki, bu affın ve mag?firetin en azı cehennemden azad olmaktır." buyurmus¸tur.
Gönül sahifesi
Allah'a Tâlip Olanların Hâli
Hızır Aleyhisselam, bir hamama gider. İhtiyar bir zâtın, kendi bas¸ına bir kurnada yıkanmakta oldug?unu go?rüp, yanına varır. Selam verir ve ihtiyar zâta latîfe olarak, kars¸ı kurrnada yıkanan genc¸leri go?stererek: "Baba, genc¸lig?inde ihtiyarlara hizmet etmemis ¸sin ki s¸u delikanlılar da sana hizmet edip seni yıkamıyorlar." dedig?inde, ihtiyar zât: "Biz genc¸lig?imizde ihtiyarlara hizmet ettik, ama zamâne delikanlıları bize hizmet etmiyorlar." der.
Hızır Aleyhisselam: "Yâ, o?yle mi?" diyerek, ihtiyarın arkasını sabunlar ve yıkar. İhtiyar zât ona tes¸ekku?rden sonra: "Genc¸ler bizim sırtımızı varsın yıkamasın.
Allah işte böyle Hızırı go?nderip yıkatır!" deyince, Hızır Aleyhisselam s¸as¸ırıp kalır. "Benim Hızır olduğumu nereden biliyorsun?" dedig?inde: "Allah'a kul olana bo?yle s¸eyleri bilmek gu?c¸ değildir." cevabını alır.
Hızır Aleyhisselam, Cenâb-ı Allah'a mu?nâcaat edip: "Yâ Rabbi!
Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zâtın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?" dedig?inde, Allah'u Teâlâ Hazretleri cevap verir: "Yâ Hızır!
Sana verdig?im defterde, sevdiklerimin ismini vardır. Bir defter daha var ki, onu sana vermedim ve bir kimseye de bildirmedim.
Benden bas¸ka onları kimse bilmez.
Onlar beni sevenlerdir. Sana isimlerini verdiklerim ise benim sevdiklerimdir. Bu zât ise Beni sevenlerdendir." buyurdu. Evliyaullahtan Abdullah og?lu Salih (k.s.); Bayram gu?nu?, bayram namazından evine do?ndu?g?u?nde, uzun uzadıya ag?lar, mu?teessir olurmus¸. Bu hu?znu?nu? go?ru?pte, sebebini soranlara: "Rabbim bana oruc¸ tutmamı, namaz kılıp zekât vermemi emretti. Ben de, oruc¸ tuttum, namaz kıldım, zekat verdim. Acaba Rabbimi razı edebildim mi? Bu yaptıg?ım ibadeti ve benim kullug?umu beg?enip kabul buyurdu mu ?" der, açıklamasına devam edermis¸. "Bugün, bayram ve su?rur gu?nu?du?r, mahzun olma!" diyene de; "Benim bayramım bu gu?n deg?il; Rabbimin benden razı olduğu gu?ndu?r." dermis¸. Onun, Mescidde dâima kenarda oturmasının sebebini soranlara; "sâiller, dilenciler kenarda oturur, ben de Rabbimin sâiliyim, dilencisiyim." dermis¸
AYET-İ KERİME
"Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: «Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru." Mu'min7
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-İ ŞERİF
Allah mahlûkâtı yarattığı vakit, kendi nezdinde arşın üstünde bulunan kitabına "Rahmetim gazabıma üstün geldi." diye yazdı.
Müslim
SORDUM ÖĞRENDİM
Yaptığımız ibadetlerin sevabı hayatta olanlara ve ölmüşlerimize bağışlanabilir mi?
Kişi, okuduğu Kur'ân-ı Kerim'in, kıldığı namazın ve işlediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de, bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi ve babası öldükten sonra, onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kişiye Hz. Peygamber (s.a.v.); "Evet, onlara dua etmek, rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır" buyurmuştur. Ebû Dâvud
DUA: " Kederleri gideren, sıkıntıları kaldıran, zor durumda kalanların dualarını kabul eden, dünya ve ahiretin Rahmanı ve Rahimi olan Allah'ım! Bana ancak sen merhamet edersin, bana Senden başka hiç kimsenin merhametine ihtiyaç duymayacak bir merhamet ihsan eyle." Amin
Çok iddialı geldi değil mi? Dostlar, bir ömre bedeldir, çünkü bugüne kadar farketmediği bir şeyi kulluğu, Rabbini (c.c.), O'nun (c.c.) emrini, yasağını farketmiştir, idrak etmiştir. Bununla da kalmamış bu idrâki hayatına yansıtmıştır. Dağları delmekten zor gelen namaza başlamış, aslında bu işin ne kadar kolay olduğunu görmüş, üşendiği, gözünde büyüttüğü diğer ibadetlerin de gerçekte ne kadar kolay ve lezzetli olduğunu farketmiştir. Veya bir gün oruç tutmuştur. Açlıktan öleceğini sanırken, akşam ezanını duyunca iftar olduğunu farketmiş, bir müddet aç susuz kalmakla ölünmeyeceğini görmüştür. Aziz kardeşlerim, o kimse eğer üzerindeki bu güzel hâli Ramazan'dan sonra da yaşamaya niyet ettiyse, bir değil bin ömre bedel bir ay geçirmiştir. Hazreti Allah'a kul olma yoluna girmiştir. Efendimiz'e (s.a.v.) ümmet olma şerefine ermiştir. Bundan sonrası kendiliğinden gelir, bırakamadığı diğer kötü alışkanlıkları onu bırakır, teker teker. Adımını attığı yerde bir güzellikle, bir güzel insanla karşılaşır.
Dostlar, Allah Teâlâ samimiyetle kendisini tercih edeni, başka şeye yedirtmez. Yeter ki; o kişi, bulduğu ilk fırsatta namazı, orucu imanı terketmek için bahene kollamasın. Yani üstüne düşeni yapıp sabretsin, Allah'ın (c.c.) yardımı muhakkak o kişiye ulaşır, hem de hiç gecikmeden, tam vaktinde. Yeter ki, kişi buna iman etsin, yani bundan öldürseler dönmeyecek kadar emin olsun.
AREFE GÜNÜ ALIŞVERİŞ GÜNÜ OLMASIN
Kıymetli Dostlar, insanın duasının kabul olunacağı, ibadet taatine, hayrına hasenâtına hesapsız karşılık alacağı 4 günden ikisinin bayram arefeleri olduğunu, bizzat Evlâd-ı Rasûlallahtan öğreniyoruz. Öğreniyoruz öğrenmesine de, biz o günlerde ne yapıyoruz; çoğunlukla alışveriş. Kardeşlerim, bir ayını dolu dolu idrakle ve ibadet taatle geçirdiğimiz şu mübârek Ramazan Ayı'nı böyle mi uğurlayacağız. Son gününü, alışveriş derdine, telâşına kapılıp Allah Teâlâ'dan gâfil olarak mı geçireceğiz?.. Oysa ki, Arefe gününün Ramazan Ayı'nın en kıymetli günlerinden birisi olduğunu ve halk, dünya telâşında iken bugünü ibadetle, hayırla geçirenin Allah katındaki derecesini bilsek pazar esnafı bugün sinek avlardı, vesselam.
Cenâb-ı Hak'tan Ramazan'ı İhyâ Edene Bin Ömürlük Müjdeler
Hazreti Câbir (r.a), Efendimiz'den (s.a.v.) rivayetle; Resulu? Ekrem Efendimiz bir gu?n bizlere s¸o?yle buyurdular : "Ramazanın son gecesi oldug?unda, semavât ve arz ve melekler, u?mmeti Muhammedin musibetine ag?larlar." dedig?inde, biz dedik ki: "Ya Resulallah!
Hangi musibete?" Saadetle buyurdular: "Ramazanın gitmesi musibetine", "Zira Ramazanda dualar kabul, sadakalar makbul ve ecri kat kat hasenata verilen sevap pek çok, azab ise kaldırılmış, gu?nahlar af olmus¸, hangi musibet Ramazanın gitmesi kadar bu?yu?ktu?r?" İ?bn-i Mesud( r.a.), Efendimiz'den rivayet ettiler: Oruc¸ tutan mu?'minler, bayram günu?ne eris¸ip, bayram namazını kılmak ic¸in çıktıklarında, Allah Teala meleklerine hitaben; "Ey meleklerim! Emri tutan kullarım benden yaptıkları ibadetlerin ecrini istiyorlar. Sizler şahid olun, bu kullarıma yaptıkları amellerinin derecatına göre fazlu keremimden ecirler ihsan ettim.
Kimini, Mağfiretimle, kimini Cennetimle, bazısını Cemalimle mu?kafatlandırdım." der. Ümmeti Muhammed hakkında bu iltifatı- ilahiyeyi is¸iten melekler bizlere hitaben; "Ey u?mmeti Muhammed! Mu?jde sizlere; evlerinize sevinerek do?nu?nu?z.
Gu?nahınız affoldu. Seyyiatınız hasenata tebdil oldu." mu?jdesini verirler. O vakit, Allah Teala Hazretleri : "Ey has kullarım benim rızam ic¸in oruc¸ tuttunuz. Benim lu tfumla iftar ettiniz. Evlerinize do?nu?nu?z, sizleri affettim. Sizleri cennetime layık kıldım.» buyurur.
Tabi, Allahın emrini tutan ile tutmayan bir olmaz. Bu hitabı-izzet, bu iltifatı- ilahi, Rabblerine kul olanlar ic¸indir. Ramazanın evveli rahmet, ortası mag?rifet, sonu da nardan azad olmaktır. Efendimiz (s.a.v) bir hadisinde; "Gu?nah edip, nara mu?stahak oldug?u halde, Ramazan'a hu?rmet eden kimselerden eris¸ip, nara mu?stahak olanlardan altıyüz bin kis¸i nardan azad olur. Bu afu?v bo?ylece Kadir Gecesine kadar devam eder.
Kadir Gecesi oldug?unda, Leyle-i Kadirden bayram günu?ne kadar, her saatte; Ramazandan Kadir Gecesine kadar af olan miktar kadar af olunur ki, bu affın ve mag?firetin en azı cehennemden azad olmaktır." buyurmus¸tur.
Gönül sahifesi
Allah'a Tâlip Olanların Hâli
Hızır Aleyhisselam, bir hamama gider. İhtiyar bir zâtın, kendi bas¸ına bir kurnada yıkanmakta oldug?unu go?rüp, yanına varır. Selam verir ve ihtiyar zâta latîfe olarak, kars¸ı kurrnada yıkanan genc¸leri go?stererek: "Baba, genc¸lig?inde ihtiyarlara hizmet etmemis ¸sin ki s¸u delikanlılar da sana hizmet edip seni yıkamıyorlar." dedig?inde, ihtiyar zât: "Biz genc¸lig?imizde ihtiyarlara hizmet ettik, ama zamâne delikanlıları bize hizmet etmiyorlar." der.
Hızır Aleyhisselam: "Yâ, o?yle mi?" diyerek, ihtiyarın arkasını sabunlar ve yıkar. İhtiyar zât ona tes¸ekku?rden sonra: "Genc¸ler bizim sırtımızı varsın yıkamasın.
Allah işte böyle Hızırı go?nderip yıkatır!" deyince, Hızır Aleyhisselam s¸as¸ırıp kalır. "Benim Hızır olduğumu nereden biliyorsun?" dedig?inde: "Allah'a kul olana bo?yle s¸eyleri bilmek gu?c¸ değildir." cevabını alır.
Hızır Aleyhisselam, Cenâb-ı Allah'a mu?nâcaat edip: "Yâ Rabbi!
Bana bir defter verip, o defterde sevdiklerinin ismini bildirdin. Bu zâtın ismi burada yok. Bu kimlerdendir?" dedig?inde, Allah'u Teâlâ Hazretleri cevap verir: "Yâ Hızır!
Sana verdig?im defterde, sevdiklerimin ismini vardır. Bir defter daha var ki, onu sana vermedim ve bir kimseye de bildirmedim.
Benden bas¸ka onları kimse bilmez.
Onlar beni sevenlerdir. Sana isimlerini verdiklerim ise benim sevdiklerimdir. Bu zât ise Beni sevenlerdendir." buyurdu. Evliyaullahtan Abdullah og?lu Salih (k.s.); Bayram gu?nu?, bayram namazından evine do?ndu?g?u?nde, uzun uzadıya ag?lar, mu?teessir olurmus¸. Bu hu?znu?nu? go?ru?pte, sebebini soranlara: "Rabbim bana oruc¸ tutmamı, namaz kılıp zekât vermemi emretti. Ben de, oruc¸ tuttum, namaz kıldım, zekat verdim. Acaba Rabbimi razı edebildim mi? Bu yaptıg?ım ibadeti ve benim kullug?umu beg?enip kabul buyurdu mu ?" der, açıklamasına devam edermis¸. "Bugün, bayram ve su?rur gu?nu?du?r, mahzun olma!" diyene de; "Benim bayramım bu gu?n deg?il; Rabbimin benden razı olduğu gu?ndu?r." dermis¸. Onun, Mescidde dâima kenarda oturmasının sebebini soranlara; "sâiller, dilenciler kenarda oturur, ben de Rabbimin sâiliyim, dilencisiyim." dermis¸
AYET-İ KERİME
"Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: «Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru." Mu'min7
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-İ ŞERİF
Allah mahlûkâtı yarattığı vakit, kendi nezdinde arşın üstünde bulunan kitabına "Rahmetim gazabıma üstün geldi." diye yazdı.
Müslim
SORDUM ÖĞRENDİM
Yaptığımız ibadetlerin sevabı hayatta olanlara ve ölmüşlerimize bağışlanabilir mi?
Kişi, okuduğu Kur'ân-ı Kerim'in, kıldığı namazın ve işlediği bir hayrın sevabını başkasına bağışlayabilir. İster sağ, ister ölmüş olsun, kendisine sevap bağışlanan kimsenin, bundan yararlanacağı umulur. Başkası tarafından bağışlanan sevapla, bir kimsenin bizzat yapması gereken ibadet borçları ödenmiş olmaz ise de, bunlar iyilik ve sevaplarının çoğalmasına ve derecesinin yükselmesine vesile olabilir. Annesi ve babası öldükten sonra, onlara bir iyilik yapıp yapamayacağını soran kişiye Hz. Peygamber (s.a.v.); "Evet, onlara dua etmek, rahmet dilemek, onlar için istiğfar etmek, vasiyetlerini yerine getirmek, dostlarına hürmet edip ikramda bulunmak, akrabaları ile ilgilenip onlara karşı üzerine düşeni yapmaktır" buyurmuştur. Ebû Dâvud
DUA: " Kederleri gideren, sıkıntıları kaldıran, zor durumda kalanların dualarını kabul eden, dünya ve ahiretin Rahmanı ve Rahimi olan Allah'ım! Bana ancak sen merhamet edersin, bana Senden başka hiç kimsenin merhametine ihtiyaç duymayacak bir merhamet ihsan eyle." Amin