'Bayram' ola...

Kini kaldır, küs olmayı bırak, dilin Allah'ı birlesin, ellerin ve kolların mümin kardeşlerini kucaklasın. Affetmek, idrak etmek ve birbirimize dua etmek zamanıdır.

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
'Bayram' ola...
Bayram hakkındaki yazımızda bugün Muhammed Lütfi Alvarlı hazretlerinin şiirlerinden bazı kıtaları alarak sizlere aktarmaya gayret ettik. Gelin bize bayramımızı bayram yapacak bu hakikatlerle, geride bıraktığımız günleri, yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı yeniden tefekkür edelim.
Mevlâ bizi afvede
Gör ne güzel ıyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
Hz. Ali (r.a.) buyuruyor ki, "Bizim bayramımız günahsız bir gün geçirebilmek, geceye eriştiğinizde de imanlı sabaha çıkabilmektir."
Aslında Ramazan Bayramı diye bir tabir yoktur. Ramazan'ın sonundaki bayrama (iyd-i fıtr) 'Fıtır Bayramı' tabir edilir. Hele şeker bayramı tabiri, maneviyattan uzaklaşmış ve Ramazan'ı idrak edememiş kişilerin uydurdukları bir tabirdir. Kul, Fıtır Bayramı'nda Cenâb-ı Hakk'ın kendisine bahşetmiş olduğu yüce yaradılış fıtratını bulup idrak ettiği için günahsız, temiz, asıl kaynağına kavuşmuş bir halde bayram etmiş olur. Günahlarından tövbe etmeyen, kendi özünü bulamayan, bu manevi mevsimde kalbindeki Allah muhabbetini fark edemeyen bir kişinin bayramın özünden bir şey alması mümkün değildir. Affolma müjdelerini alabilmekle bayram ederse, bak işte o zaman bayram, 'bayram' olur.
Merhamet ede
Rahîm Dermanı vere
Hakîm Lutfede lutf-i Kadîm
Bayram o bayram olur
Cenâb-ı Hakk'ın izniyle ve yardımıyla kırık dökük de olsa bir ramazan geçirdik.
Allah Teâlâ bizim kusur ü kusurumuza bakmasın, merhametiyle muamele etsin.
Eğer adaletiyle ve hakkaniyetiyle bizi sorguya çekerse, değil bizim gibi günahkâr kullar salihler bile sıkıntı ve azaba düşebilirler. Cenâb-ı Hakk'ın adaletinden merhametine sığınıyoruz. Sorgulayıp bizi imtihana çekmesinden ise O'nun Settar ve Rahim ismine sığınıyoruz. Çünkü o ezelden bize lütufta bulunmuş. Yüce Allah bizim amellerimizle cenneti ve cemalini verecek değildir. Kırık dökük amellerimiz sadece onu bu dünyada unutmadığımızın bir nişanesi olabilir. O bizi bu dünyada var edip de sevmedi. Daha bizleri yaratmazdan evvel kendi Allahlığıyla lütufta bulundu, bizi murad etti, yani sevdi.
Bizim de bugün niyazımız şudur ki; "Cenâb-ı Hak bizi rahmet ve merhametiyle kuşatsın, yaradılış hikmetimizden haberdar eylesin. İbadet ve tâatın sırrına hikmetine bizleri eriştirsin. Böylece kalbimiz mutmain olsun, gönlümüz sürurla dolsun ve ezelden daha biz ortada yokken bahşettiği lütuflar ve kullarına kerem ettiği yakınlık ve güzellikler vuku bulsun, gerçekleşsin. İşte o zaman böylece bayram etmiş olalım. Böyle bir halle elbet, ne güzel bayram olur.
Hakk'ı seven merd-i şîr
Kalbi olur müstenîr
Allah ola destigîr
Bayram o bayram olur
Kime sorsanız hepsi Allah'ı seviyorum der. Fakat sevmenin kantarı, ölçüsü, fedakârlıktır.
Ayrıca sevgi, çok bakım ister.
Gayretle titizlikle sevgilinin yolunda hizmet ister. Güçlükler ve zorluklar yolu kesmekte, nefisle uğraşmak gözümüzü korkutmaktadır.
Ama Allah'a itimat eder, onun rızasını kazanmak için muhabbetimizi kendimize rehber edinip Allah ve Resulü'nün yoluna varmak için azimle sıkıntıların bir bir üstesinden gelebiliriz. Tembellikle, gafletle, cennet ganimeti elde edilmez. Kendi işini, üzerine düşen vazifeyi dürüstlük ve doğrulukla mertcesine yapmak gerekir. Madem ki ruhlar âleminde söz vermiştir, bu dünyanın gam, keder ve zorluklarına aldırmadan şevkle gayrete devam etmeli ve her zaman Allah Teâlâ'nın yardımına sığınıp ondan istemelidir.
İşte böyle nefsine uymadan devamlı mücahede eden, nefsiyle cihad ederken zorluklara göğüs geren ve bu güzel halleriyle Cenâb-ı Hakk'ın inayetine mazhar olan, elinden tutulup hiçbir zaman yalnız bırakılmayan kişi, neticede bayram etmiş olur. Bütün gam ve kederi sevince döner ve Cenâb-ı Hakk'ın yakınlığıyla, tam bir hoşnutlukla, bayram olur.
Ganîler ede kerem
Ref' ola derd-i verem
Sahî ola muhterem
Bayram o bayram olur
Ramazanda zekât, fıtır ve sadakayla bol bol ikramlar yapılır ve yapanlar bayramın zevkine ererler. Zengin olan kesenin ağzını açmalı, ramazanda ve bayramda etrafında aç insan bırakmamalı. Tek ve yegâne gani yani zengin, Hz. Allah'tır. Kullarına bol bol ihsanda bulunur, verirken verdiğine bakmaz.
Kulun hacetine göre ihsanda bulunur, verdiğinde de gözü olmaz. Zaten verdiği ve ikram ettiğinde ganidir, ihtiyacı yoktur. İşte bir insan gani olan Allah'ın sıfatına bürünür, onun ahlakıyla ahlaklanarak açları doyurur, bol bol cömertlik yaparsa hem etrafı memnun ettiği için yani toplum içerisinde mutlu olur hem de Cenâb-ı Hak bu iyiliklerinden dolayı ona dünyada cennet gibi bir hayat, ahirette de cennet ve cemalini ikram eder.
Yaşadığı toplum içerisinde hemcinslerinin yani insanların gözyaşını silemeyen, onlara faydası olamayan kişinin bayram etmesi ne kadar mümkündür. Neticede bayramın şenliği bile ancak başkalarının iştiraki ile mümkündür.
Kendi çalıp oynadığında kişi ne kadar mutlu olabilir. Halka ikram ede, ihsanda buluna, onların gönlünü bayram ettirdiği için de Allah da onun gönlünü bayram ettire.
İşte bayram, o zaman tadına doyulmayacak bayram olur.
Tevhîd ede zevk ile
Hakk'ı seve şevk ile
Tasdîk inerse dile
Bayram o bayram olur
İnsan bu çokluk âleminde sadece bir şeyi tahsil için geldi. O 'bir'i bulamazsa çok olanlardan da hiçbir şeyi anlayıp idrak edemedi. O'nu birlemek için kendinden vazgeçmesi, O'nun için yaşaması, tevhidin sırrı oldu. İnsana düşen 'la ilahe illallah' demek, bir olan Allah'la zevke ermek, kalben daima O'nu tasdik etmek ve bu dünyadaki tahsilini en güzel şekilde tamamlamak, işte bu mümkün olursa ancak bayramdan bahsedilebilir. Kişi ramazanları, zamanları, günleri, geceleri ve bayramları ancak bu şuurla idrak edebilirse hakiki bayramı bulur.
Lutfî'ye lutf u kerem
Dâhil-i bâb-ı harem
Dâima Allah direm
Bayram o bayram olur
Cenâb-ı Hak bizleri hakiki kullarının arasına kabul eylesin. Kalbimizde Cenâbı Hakk'ı misafir edebi
lme şerefine bizi yükseltsin, böylece kendisinin vahdet sarayına mahrem olmayı, güzel kullarıyla beraber nasip eylesin. Alvarlı Lütfi Efe Hazretleri gibi âşıklarıyla ve aşk ile Ümmet- i Muhammed'e dua edenlerle bizleri buluştursun, insan olmayı nasip eylesin.
Bayramlarımızı rızaya uygun şekilde yaşamak ve o rızaya erişmek olarak anlamamızı nasip eylesin. Hepinizin bayramını tebrik eder, hürmet ve muhabbetle ellerinizden öperim.

* * *
GÖNÜL SAHİFESİ
Bir bayram günüydü. Bütün çocuklar bayramlık elbiselerini giymiş, neşe içinde gülüp oynuyorlardı. Bişr, başını ellerinin arasına almış, anne ve babasını düşünerek bir köşede sessiz sessiz ağlıyordu. Üstü başı perişandı. Sabahtan bu yana midesine bir lokma bile girmemişti. Kendi kendine:
- Şimdi bana kim sahip çıkacak?
Kim karnımı doyurup bayramlık elbiseler alacak? diye düşünüyordu.
Tam o sırada, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) de oradan geçiyordu. Çocukları çok seven Allah Rasulü (s.a.s), onları seyrederken birden Bişr dikkatini çekti. Hemen onun yanına gitti. Tatlı ve şefkatli sesiyle:
- Yavrucuğum! Niçin ağlıyorsun?
Nedir derdin? Neden arkadaşların gibi sen de gülüp oynamıyorsun? diye sordu.
Bişr başını kaldırmadan:
- Ben ağlamayayım da kim ağlasın!
Bütün çocuklar, bu güzel günde bayramlıklarını giyip anne ve babasıyla bayramlaştılar. Benim babam bir savaşta şehit oldu. Annem ise bir başkasıyla evlendi. Üvey babam yanlarında kalmama izin vermedi. Şimdi yapayalnız kaldım. Arkadaşlarıma bakıyorum, hepsinin ailesi var. Onlar, anne-baba dedikçe benim içim yanıyor. Benim de annem-babam olsaydı, ben de gülüp oynardım, dedi ve o âna kadar içinde hapsettiği hıçkırıklarını salıverdi.
Bişr'in bu çaresiz durumu karşısında, bir şefkat ve merhamet abidesi olan sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in yüreği sızladı ve çok duygulandı. Mübarek gözleri yaşla doldu. Bişr'in saçlarını ipek tenli nurlu elleriyle okşadıktan sonra:
- Bak yavrum, dedi. İster misin, ben senin baban olayım? Aişe annen, Ali amcan, Fatıma teyzen, Hasan ve Hüseyin de kardeşlerin olsun?
Kendisiyle konuşanın Peygamber Efendimiz (s.a.s.) olduğunu anlayan Bişr, büyük bir sevinçle:
- Tabiî ki Yâ Rasulallah! diyerek O'nun mübarek eline sarılıp öptü.
Daha sonra birlikte Peygamberimiz (s.a.s.)'in evine doğru yola çıktılar.
Bişr'in mutluluktan içi içine sığmıyordu.
Eve geldiklerinde herkes Bişr'e yakın ilgi gösterdi. Onu güzelce giydirip karnını doyurdular. Onunla sohbet ettiler, şakalaştılar.
Bişr, dünyanın en mutlu insanıydı şimdi. Kaybettiği bütün mutluluklar, birden geri dönmüştü. Bir müddet sonra izin alarak tekrar arkadaşlarının yanına gitti. Artık yüzü gülüyor, yaş dolu gözleri neşe saçıyordu. Arkadaşlarının arasına katıldı ve onlarla birlikte oynamaya başladı. Ondaki bu ani değişikliği fark eden arkadaşları, merak edip Bişr'e:
- Ne oldu sana? Daha birkaç saat önce ağlıyordun. Üstünde eskimiş elbiseler, ayağında paramparça olmuş bir ayakkabı vardı. Şimdi ise oldukça güzel elbiseler giymişsin. Üzüntülü hâlin gitmiş, çevrene neşe saçıyorsun. Sendeki bu değişikliğin sebebi nedir? diye sordular.
Bişr, sevgiyle parlayan gözleriyle arkadaşlarına bakıp gülümseyerek:
- Benim yerimde olsaydınız siz de sevinirdiniz. Ben açtım, şimdi karnım doydu. Giysilerim eskiydi, şimdi yenilendi.
Hiç kimsem yoktu, şimdi ise Peygamberimiz (s.a.s.) babam, Aişe (r.a) annem, Ali (r.a) amcam, Fatıma (r.a) teyzem, Hasan-Hüseyin (r.a) da kardeşlerim oldular. İşte bu yüzden çok sevinçliyim, dedi.
Bişr'in çevresini saran çocuklar şöyle dedi:
-Ah, ne olurdu bizim babalarımız da Peygamber'le savaşırken şehit olsalardı da biz de senin gibi olabilseydik…

* * *
AYET-i KERiME
Ey Rabbine itaat eden huzura ermiş ruh, Râzı edici ve râzı edilmiş olarak Rabbine dön!
Kullarım arasına gir!
Cennetime gir! Fecr 27 - 28 - 29 - 30

* * *
Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-i ŞERiF
(Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize arka çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah'ın kulları kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helal değildir.)
Buhari

* * *
SORDUM ÖĞRENDİM
Cenâb-ı Hakk'ın haram ettiği şekilde bayram kutlaması yapılan bir yere bayramlaşmak için gitmek caiz midir?
Tehdit ve mecburiyet haricinde böyle bir meclise gitmek asla caiz değildir.
Bu hususta akrabalık ve kul hakkı sorumluluğu oraya gitmeyene değil o meclisi kuran ve oraya iştirak edenlere aittir. Kişi tercihini Allah'ın rızasına göre yapmalıdır.

* * *
"Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet ver, kuşkusuz sen çok bağış yapansın."
Âmin. Âli İmrân 8


Günün Manşetleri

Tüm Manşetler