İsçiyi koruyun
İşçi emeği sömürmek zulümdür. Çalışana emeğini vermemek, ibadetine mani olmak, parasını geciktirmek, onu mağdur duruma düşürmek işvereni cehennemlik yapar
Giriş Tarihi:
İnsan hayatını ferdî ve sosyal bütün yönleriyle kuşatan dinimiz insan hayatında önemli bir yer tutan çalışma ve iş türleri ile ilgili ayrıntılı yasalar koymuş, işçi ve işveren vazifelerini de düzenlemiştir.
Bu yazımızda işveren görevlerini özetlemeye çalışacağız.
Mümin işverenin ana vazîfesi çalıştıracağı işçileri araştırmak, imanlı, ibâdetli ve ahlâklı işçileri tercih etmektir.
Müslümanlığı yaşamaya teşvik, toplum ahlâkının geliştirilmesine hizmet ve müminlerle yardımlaşma vas fını taşıyan bu araştırma ve tercih etme ibâdet olan bir görevdir.
Peygamberimiz şöyle buyurur: «Mümin, müminin kardeşidir. O kardeşine zulmetmez. Onu (yoksulluğa) terketmez.» «Mümin kardeşine yardımda bulunduğu sürece Allah kulunun yardımcısıdır...» (1)
Mümin işverenin mühim bir görevi çalıştıracağı işçilerle ayrıntılı bir sözleşme yapmaktır.
İşçilerin, savunabilecekleri «Hak»larını önceden belirlemektir. Mümin işveren kabul edeceği şartların veya yapacağı sözleşmenin gereklerinden Allah'a ve işçilerine karşı mesûldür.
ADİL ÜCRETLENDİRME GEREK
Bu sebeple çalışma günleri ve saatlerini, çalışma kurallarını yıllık ve haftalık tatilleri, ma'zeret izinleri ile ilgili ayrıntıları, yemek, ikramiye ve mesaî saatleri gibi konulan, ayrıca ve en önemli olarak da ödenecek ücreti işveren iyice açıklığa kavuşturmalıdır.
Peygamberimizin bu mevzudaki talimatı açıktır ve şöyledir: «Çalıştıracağınız işçiye nasıl çalışacağını ve ödeyeceğiniz ücreti bildiriniz.»
Mümin işverenin bir ödevi de çalıştırdığı işçilere emeklerine eşit olacak ve adalet ilkelerine uygun düşecek bir ücret ödemektir.
Ücretler için mesken, yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaçları giderecek bir meblağ veya sağlanılan faydanın yarısının alma gibi ölçüler, İslâm'ın ücretlerin tespitine ait gerçekçi görüşleridir. Ancak İslâm'da yasa olarak ücretlerin tespiti, işçi ile işveren arasındaki anlaşma ile kararlaştırılır.
Mümin işveren özellikle işsizliğin yaygınlaştığı dönemlerde işçinin düşük bir ücretle çalışmak mecburi yetinde kalmasından yararlanarak emeğe eşit olamayacak bir ücret ödemekten şiddetle kaçınmalıdır. Zira işçi emeğini sömürmek zulümdür. Bir Hadîs-i Kudsîde Mevlâmız şöyle buyurur: «Ben Kıyamet Günü'nde üç kişinin hasmıyım. Kıyamet Günü hasmı olduğum kula, tam hasımlık yaparım.
Evet ben bana verdiği sözden cayanın, hür bir kişiyi satıp bedelini yiyenin, tuttuğu işçiyi tam olarak çalıştırıp da hakkını tam olarak vermeyenin has mıyım.» (2) Hadîs-i Kudsî de hür bir insanı köle edinerek satmakla, işçi hakkını yemenin bir arada açıklanması, mümin işverenleri ürpertmeli, bu konuda tam bir adalete, hatta adaleti aşan bir ihsana yöneltmelidir.
- İşçilerimizi yediklerimizden yiyebilecek, giydiklerimizden giyebilecek düzeye çıkarmak yönelmemiz gereken erdemin Peygamberimiz tarafından arzulanan şeklidir.
Sağlık şartlarına uygun olmayan ve namaz, oruç gibi ibâdetlerini yapmasına vasat (ortam) hazırla mayan bir iş düzeni içersinde işçilerini çalıştırmaktan kaçınmak mümin iş verenin vazifesidir.
Isıtma, ışıklandırma gibi sağlık şartlarının iş veren tarafından sağlanılması bir görevdir.
İslâm başkalarına zarar verecek her düşünce ve davranışı yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Peygamberimiz «Her ızdırab veren kişi Cehennem'dedir.» (3) buyururlar. İşçinin uygunsuz yerlerde çalıştırılması, pek tâbiidir ki ızdırab vermektir ve dolayısıyla Cehennem'e yoldur.
İşçinin ibâdetini yapabilme hakkı da tabiî ve mukaddestir. İşveren bu hakka saygı duymak mecburi yetindedir.
Allah'a ibâdet olunmasına engel olandan daha zalim kim olabilir ki? İşveren iş yerinde mutlaka küçük de olsa bir mescit açmalı veya namaz kılınabilir bir yer tahsis etmelidir. Şartları düzenleyerek cemaat namazı kılınmasına da özen göstermelidir.
İşveren olmanın avantajlarını bir baskı unsuru olarak kullanıp sözleşmenin gerektirmediği ölçüler içersinde işçilerini çalıştırmaktan veya bu anlamda bir talepte bulunmaktan özenle sakınmak da mümin işverenin görevidir.
Anlaşma sınırlarını aşan farklı ve de fazla bir çalışma teklif edilir, bu teklif de işçi tarafından kabul olunursa yapılan fazla çalışmaya ilâve ücret ödenmesi gerekir, ödenmezse işçiye zulmedilmiş olur. Kur'ân-ı Kerim'in açıklamasına göre ise:[«... Allah zalimleri sevmez.» «...
Zalimler için Al lah katında samimî bir dost ve aracılığı kabul edilir bir şefaatçi de yoktur.»] (4)
Sözlü veya yazılı anlaşma ile belirli bir ödeme şekli tesbit olunmamışsa, işçi ücretini geciktirmeksizin ödemek mümin işverenin ödevidir. Gerek borçlarımızı ve gerekse işçi ücretlerini ödeme imkân varken gereksiz ertelemek bü yük bir günahtır. Zira Peygamberimiz bu mevzuda şöyle buyurmuşlardır: « Ödeme gücü olanın bekletmesi zulümdür.» (5)
Mümin işverenin mühim bir mükellefiyeti de çalıştırdığı işçilerine işveren oluşundan ötürü bir üstünlüğü olmadığını bilmek, işçilerine mümin kardeş, arkadaş ve komşu gibi davranmaktır. İşveren işçisinin bir anlamda arkadaşı, bir anlamda ise komşusu olduğunu da bilmelidir.
İŞÇİ İLE YAKINDAN İLGİLENİN
Allah komşuya ve arkadaşa ikram edilmesini ve yardımda onların tercih edilmesini emir buyurmuştur. İşveren Rabbinin rızasını kazanmak için en yakın komşusu ve arkadaşı durumunda olan işçilerine yakından ilgi göstermelidir. Dertleriyle dertlenmeli ve sevinçlerine iştirak etmelidir. İman kardeşi, komşusu ve arkada şı aynı zamanda işçisi olan kişilere yardımcı olmayan, şefkat duymayan, mütevâzi davranmayan işverende mümin olarak da işveren olarak da hayır yoktur.
İşçinin değil de işverenin hatalı olduğu iş kazalarında işçiye tazminat ödemek de mümin işverenin vazifesidir.
Mümin işverenin işçilerine karşı bir yükümlülüğü de onları Hakk'a çağırmak Batıl'dan sakındırmaktır. Bu sebeple işçiler arzulu olmasalar da işveren mü min olarak görevini yapmış olmak için aşağıda değindiğimiz hizmetleri ve benzerlerini yapmakla görevlidir.
İşçileri Cuma namazı ve beş vakit namaz kılmaya teşvik etmek. Cami uzaksa ve fabrika çevresinde mescit açılamıyorsa vasıta temin ederek topluca cuma namazına götürmek,
Kandiller ve bayramlar gibi önemli gün ve gecelerde dinî ve ahlakî kitaplar hediye etmek,
Faydalı ve gerekli değişik konularda uzmanlara konuşmalar yaptırıp dinletmek. Evet bu tür hizmetler de mümin işverenin irşad görevidir. Yukarıda özetlediğimiz işveren görevlerini yapan mümin işverenlere müjdeler olsun. Zira yapılan iş meşru olur, işçiye karşı görevler de yapılırsa kazanılan paralar helâl, yapılan çalışmalar Âhiret saadeti için yatırım olur. Yazımızı bir âyetle bitirelim: «Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yeri ne getirin...» «... Allah'm sözleşmeler konusundaki emrine ay kırı gitmek ten korunun. Zira Allah'ın azabı çetin dir.»] (6) 1)R. Salihin, B. Kaza-i Havaicil Müslimin, Hn. 1. 2)Ücret malum olmak şarttır (Mecelle, Madde 450). 3) İbn-ü Mace, Hadis No: 2442. 4) Kurtubî, 5/190. 5)el-Camius-Sağîr, «Küllü» bölümü, 2/94. 6) Mâide, 1-2
Hiçbir işveren işçisini Cuma günü, Cuma ezanından cuma namazının bitimine kadar çalıştıramaz. Cuma namazı vaktinde ergin erkekler için çalışmak ve onları çalıştırmak haramdır. Ayrıca hiç bir işveren işçisinin vakit namazlarını kılmasına da. engeli olamaz.
BANKADAÇALIŞMAK CAİZ Mİ?
Finans bankalarına para yatırıp, kâr payı adı altında verileni almak faiz olur mu? Bir diğer ifade ile verileni almak helal midir?
Bismillah… Bankalar faiz oranını açıklayarak mevduat alır. Bildiğim kadarıyla finans bankalarında oranı önceden belirlenmiş kâr payı yoktur.
Oranı belirli olmadığı veya yasal olarak hiç de olmayabileceği için alınan kâr payı faiz değildir, dolayısıyla helâldir. Bu arada açıklamış olalım: Finans bankaları çalışma yöntemlerini gereğince açıklamadıkları ve sorulara tatmin edici cevaplar veremedikleri için giderek güvenilirliklerini yitirmektedirler. Oysaki bu kurumların İslâmî ölçüleri zedelemeden varlıklarını sürdürmeleri gerekir. Bir soruda ben sormuş olayım: Bizim mevduatlarımızı müdarebe (bir tarafta sermaye diğer tarafta işletme) sistemi ile toplayan bu kurumlar neden mudarebe sistemini işletmezler ve ortaklıklar oluşturmazlar?
Faiz geliri vergi olarak ödenebilir mi? Mesela araba vergisi veya gelir vergisi olarak.
Bismillah… Öncelikli vazîfemiz faizli bankalarla, faiz alacağımız ölçüde işlem yapmamamızdır.
Çünkü onlarla yardımlaşma anlamını taşıyacak iş birliği bize haram kılınmıştır.(Mâide 2) Ancak şu veya bu şekilde faiz alınırsa onunla her türlü vergi verilebilir. Böylece toplumun malı topluma iade edilmiş olur .Ama zekât verilemez, Çünkü zekât kişinin özbeöz helâl malından verilebilir.
Faizli bankada çalışmak haram mıdır?
Bismillah… Haramdır. Kendinize yeni bir iş arayışı içinde olun.
Buluncaya kadar da mümkünse kendinizi faiz işlemleriyle ilgili olmayan bir birime naklettirin.
Bankaların verdiği hediye ve primleri almak caiz mi?
Bismillah… Caiz değildir. Almak konumunda iseniz alınız. Ve sizden daha fakir olanlara verin.
Bu yazımızda işveren görevlerini özetlemeye çalışacağız.
Mümin işverenin ana vazîfesi çalıştıracağı işçileri araştırmak, imanlı, ibâdetli ve ahlâklı işçileri tercih etmektir.Müslümanlığı yaşamaya teşvik, toplum ahlâkının geliştirilmesine hizmet ve müminlerle yardımlaşma vas fını taşıyan bu araştırma ve tercih etme ibâdet olan bir görevdir.
Peygamberimiz şöyle buyurur: «Mümin, müminin kardeşidir. O kardeşine zulmetmez. Onu (yoksulluğa) terketmez.» «Mümin kardeşine yardımda bulunduğu sürece Allah kulunun yardımcısıdır...» (1)
Mümin işverenin mühim bir görevi çalıştıracağı işçilerle ayrıntılı bir sözleşme yapmaktır.İşçilerin, savunabilecekleri «Hak»larını önceden belirlemektir. Mümin işveren kabul edeceği şartların veya yapacağı sözleşmenin gereklerinden Allah'a ve işçilerine karşı mesûldür.
ADİL ÜCRETLENDİRME GEREK
Bu sebeple çalışma günleri ve saatlerini, çalışma kurallarını yıllık ve haftalık tatilleri, ma'zeret izinleri ile ilgili ayrıntıları, yemek, ikramiye ve mesaî saatleri gibi konulan, ayrıca ve en önemli olarak da ödenecek ücreti işveren iyice açıklığa kavuşturmalıdır.
Peygamberimizin bu mevzudaki talimatı açıktır ve şöyledir: «Çalıştıracağınız işçiye nasıl çalışacağını ve ödeyeceğiniz ücreti bildiriniz.»
Mümin işverenin bir ödevi de çalıştırdığı işçilere emeklerine eşit olacak ve adalet ilkelerine uygun düşecek bir ücret ödemektir.Ücretler için mesken, yiyecek, giyecek gibi zaruri ihtiyaçları giderecek bir meblağ veya sağlanılan faydanın yarısının alma gibi ölçüler, İslâm'ın ücretlerin tespitine ait gerçekçi görüşleridir. Ancak İslâm'da yasa olarak ücretlerin tespiti, işçi ile işveren arasındaki anlaşma ile kararlaştırılır.
Mümin işveren özellikle işsizliğin yaygınlaştığı dönemlerde işçinin düşük bir ücretle çalışmak mecburi yetinde kalmasından yararlanarak emeğe eşit olamayacak bir ücret ödemekten şiddetle kaçınmalıdır. Zira işçi emeğini sömürmek zulümdür. Bir Hadîs-i Kudsîde Mevlâmız şöyle buyurur: «Ben Kıyamet Günü'nde üç kişinin hasmıyım. Kıyamet Günü hasmı olduğum kula, tam hasımlık yaparım.
Evet ben bana verdiği sözden cayanın, hür bir kişiyi satıp bedelini yiyenin, tuttuğu işçiyi tam olarak çalıştırıp da hakkını tam olarak vermeyenin has mıyım.» (2) Hadîs-i Kudsî de hür bir insanı köle edinerek satmakla, işçi hakkını yemenin bir arada açıklanması, mümin işverenleri ürpertmeli, bu konuda tam bir adalete, hatta adaleti aşan bir ihsana yöneltmelidir.
- İşçilerimizi yediklerimizden yiyebilecek, giydiklerimizden giyebilecek düzeye çıkarmak yönelmemiz gereken erdemin Peygamberimiz tarafından arzulanan şeklidir.
Sağlık şartlarına uygun olmayan ve namaz, oruç gibi ibâdetlerini yapmasına vasat (ortam) hazırla mayan bir iş düzeni içersinde işçilerini çalıştırmaktan kaçınmak mümin iş verenin vazifesidir.Isıtma, ışıklandırma gibi sağlık şartlarının iş veren tarafından sağlanılması bir görevdir.
İslâm başkalarına zarar verecek her düşünce ve davranışı yasaklamış ve büyük günahlardan saymıştır. Peygamberimiz «Her ızdırab veren kişi Cehennem'dedir.» (3) buyururlar. İşçinin uygunsuz yerlerde çalıştırılması, pek tâbiidir ki ızdırab vermektir ve dolayısıyla Cehennem'e yoldur.
İşçinin ibâdetini yapabilme hakkı da tabiî ve mukaddestir. İşveren bu hakka saygı duymak mecburi yetindedir.
Allah'a ibâdet olunmasına engel olandan daha zalim kim olabilir ki? İşveren iş yerinde mutlaka küçük de olsa bir mescit açmalı veya namaz kılınabilir bir yer tahsis etmelidir. Şartları düzenleyerek cemaat namazı kılınmasına da özen göstermelidir.
İşveren olmanın avantajlarını bir baskı unsuru olarak kullanıp sözleşmenin gerektirmediği ölçüler içersinde işçilerini çalıştırmaktan veya bu anlamda bir talepte bulunmaktan özenle sakınmak da mümin işverenin görevidir.Anlaşma sınırlarını aşan farklı ve de fazla bir çalışma teklif edilir, bu teklif de işçi tarafından kabul olunursa yapılan fazla çalışmaya ilâve ücret ödenmesi gerekir, ödenmezse işçiye zulmedilmiş olur. Kur'ân-ı Kerim'in açıklamasına göre ise:[«... Allah zalimleri sevmez.» «...
Zalimler için Al lah katında samimî bir dost ve aracılığı kabul edilir bir şefaatçi de yoktur.»] (4)
Sözlü veya yazılı anlaşma ile belirli bir ödeme şekli tesbit olunmamışsa, işçi ücretini geciktirmeksizin ödemek mümin işverenin ödevidir. Gerek borçlarımızı ve gerekse işçi ücretlerini ödeme imkân varken gereksiz ertelemek bü yük bir günahtır. Zira Peygamberimiz bu mevzuda şöyle buyurmuşlardır: « Ödeme gücü olanın bekletmesi zulümdür.» (5)
Mümin işverenin mühim bir mükellefiyeti de çalıştırdığı işçilerine işveren oluşundan ötürü bir üstünlüğü olmadığını bilmek, işçilerine mümin kardeş, arkadaş ve komşu gibi davranmaktır. İşveren işçisinin bir anlamda arkadaşı, bir anlamda ise komşusu olduğunu da bilmelidir.İŞÇİ İLE YAKINDAN İLGİLENİN
Allah komşuya ve arkadaşa ikram edilmesini ve yardımda onların tercih edilmesini emir buyurmuştur. İşveren Rabbinin rızasını kazanmak için en yakın komşusu ve arkadaşı durumunda olan işçilerine yakından ilgi göstermelidir. Dertleriyle dertlenmeli ve sevinçlerine iştirak etmelidir. İman kardeşi, komşusu ve arkada şı aynı zamanda işçisi olan kişilere yardımcı olmayan, şefkat duymayan, mütevâzi davranmayan işverende mümin olarak da işveren olarak da hayır yoktur.
İşçinin değil de işverenin hatalı olduğu iş kazalarında işçiye tazminat ödemek de mümin işverenin vazifesidir.
Mümin işverenin işçilerine karşı bir yükümlülüğü de onları Hakk'a çağırmak Batıl'dan sakındırmaktır. Bu sebeple işçiler arzulu olmasalar da işveren mü min olarak görevini yapmış olmak için aşağıda değindiğimiz hizmetleri ve benzerlerini yapmakla görevlidir.
İşçileri Cuma namazı ve beş vakit namaz kılmaya teşvik etmek. Cami uzaksa ve fabrika çevresinde mescit açılamıyorsa vasıta temin ederek topluca cuma namazına götürmek,
Kandiller ve bayramlar gibi önemli gün ve gecelerde dinî ve ahlakî kitaplar hediye etmek,
Faydalı ve gerekli değişik konularda uzmanlara konuşmalar yaptırıp dinletmek. Evet bu tür hizmetler de mümin işverenin irşad görevidir. Yukarıda özetlediğimiz işveren görevlerini yapan mümin işverenlere müjdeler olsun. Zira yapılan iş meşru olur, işçiye karşı görevler de yapılırsa kazanılan paralar helâl, yapılan çalışmalar Âhiret saadeti için yatırım olur. Yazımızı bir âyetle bitirelim: «Ey iman edenler, sözleşmelerinizin gereğini yeri ne getirin...» «... Allah'm sözleşmeler konusundaki emrine ay kırı gitmek ten korunun. Zira Allah'ın azabı çetin dir.»] (6) 1)R. Salihin, B. Kaza-i Havaicil Müslimin, Hn. 1. 2)Ücret malum olmak şarttır (Mecelle, Madde 450). 3) İbn-ü Mace, Hadis No: 2442. 4) Kurtubî, 5/190. 5)el-Camius-Sağîr, «Küllü» bölümü, 2/94. 6) Mâide, 1-2Hiçbir işveren işçisini Cuma günü, Cuma ezanından cuma namazının bitimine kadar çalıştıramaz. Cuma namazı vaktinde ergin erkekler için çalışmak ve onları çalıştırmak haramdır. Ayrıca hiç bir işveren işçisinin vakit namazlarını kılmasına da. engeli olamaz.
BANKADAÇALIŞMAK CAİZ Mİ?
Finans bankalarına para yatırıp, kâr payı adı altında verileni almak faiz olur mu? Bir diğer ifade ile verileni almak helal midir?Bismillah… Bankalar faiz oranını açıklayarak mevduat alır. Bildiğim kadarıyla finans bankalarında oranı önceden belirlenmiş kâr payı yoktur.
Oranı belirli olmadığı veya yasal olarak hiç de olmayabileceği için alınan kâr payı faiz değildir, dolayısıyla helâldir. Bu arada açıklamış olalım: Finans bankaları çalışma yöntemlerini gereğince açıklamadıkları ve sorulara tatmin edici cevaplar veremedikleri için giderek güvenilirliklerini yitirmektedirler. Oysaki bu kurumların İslâmî ölçüleri zedelemeden varlıklarını sürdürmeleri gerekir. Bir soruda ben sormuş olayım: Bizim mevduatlarımızı müdarebe (bir tarafta sermaye diğer tarafta işletme) sistemi ile toplayan bu kurumlar neden mudarebe sistemini işletmezler ve ortaklıklar oluşturmazlar?
Faiz geliri vergi olarak ödenebilir mi? Mesela araba vergisi veya gelir vergisi olarak.Bismillah… Öncelikli vazîfemiz faizli bankalarla, faiz alacağımız ölçüde işlem yapmamamızdır.
Çünkü onlarla yardımlaşma anlamını taşıyacak iş birliği bize haram kılınmıştır.(Mâide 2) Ancak şu veya bu şekilde faiz alınırsa onunla her türlü vergi verilebilir. Böylece toplumun malı topluma iade edilmiş olur .Ama zekât verilemez, Çünkü zekât kişinin özbeöz helâl malından verilebilir.
Faizli bankada çalışmak haram mıdır?Bismillah… Haramdır. Kendinize yeni bir iş arayışı içinde olun.
Buluncaya kadar da mümkünse kendinizi faiz işlemleriyle ilgili olmayan bir birime naklettirin.
Bankaların verdiği hediye ve primleri almak caiz mi?Bismillah… Caiz değildir. Almak konumunda iseniz alınız. Ve sizden daha fakir olanlara verin.