Zekat fakirin hakkıdır

Zekât, mallarımız üzerinde Allah'ın egemenliğini fiilen tanımadır. Cennete girme sebebidir. Verilmemesi ise Allah'a isyan, kullara zulümdür. Cehennem habercisidir

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Zekat fakirin hakkıdır
Kur'an-ı Kerîm'de namazla birlikte pek çok defa tekrarlanan zekât, mallarımız üzerinde Allah'ın yaratıcılığı ve egemenliğini fiilen tanımadır. İmana belgedir. İslâmî hayata geçiş köprüsüdür. Ruhları arındıran, ekonomiye canlılık kazandıran ibadettir. Fakir ve yoksulun hakkı olan zekât, Cennet'e girme sebebi kılınan -olmazsa olmaz-ibadettir.
Verilmemesi Allah'a isyan, kullara zulümdür. Sorgulanacağımız Allah ve insan hakkıdır. Cehennem habercisidir.

KİM, HANGİ ORANDA VERİR?
Ev, ev eşyası, araba, gerekli sanat ve bilim kitapları ve bir yıllık ihtiyacı karşılayacak meblağ dışında yaklaşık 85 gram altın veya bu değerde para, ticaret malı, hisse senedi ve hazine bonosu gibi artıcı nitelikli malî güce, bir yıllık süre ile sahip olan kişi zekât vermekle yükümlüdür. Altın gümüş, ticaret malları ve hisse senetlerinden kırkta bir oranında zekât verilir.

ZEKÂT KİMLERE VERİLİR?
Fakir ana- babaya, çocuğa ve toruna ve kadın eşe zekât verilmez. Onlara nafaka verilir. Nafaka da zekât gibi Allah'ın yüklediği bir görevdir. İhtiyaçlarını karşılayamayan kardeşe, kız kardeşe, amcaya, dayıya, kayınpeder ve kayınvalideye ve diğer akraba fertlerine zekât verilebilir. Peygamberimizin açıklamasına göre onlara verilmesi diğer kişilere verilmesinden iki katı fazla sevap kazandırır.
Ayrıca akrabalık görevleri yerine getirilmiş, haset/kıskançlık giderilmiş ve kaynaşma sağlanmış olur. İçkikumar ve zina gibi haramları alenen işleyenlere zekât verilmez.
Onların eşleri ve çocuklarına verilebilir/verilmelidir. İslâm bilginlerinin genelinin kabulüne göre aramızda yaşayan fakir gayr-ı Müslimlere zekat verilmez Ancak onlara zekât dışı sosyal yardım yapılmalıdır. İslâm'da mal ayrılığı sistemi olduğu ve nafakayı sağlamakla koca yükümlü olduğu için koca karısına zekât veremese de, zengin kadın fakir kocasına zekât verebilir. Bedenen güçlü olup çalışabilir konumda olan fakat çalışacak iş bulamayan veya çalıştığı halde ailesinin ihtiyaçlarını ve çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamayan kişiye zekât verilebilir.
İşyerimizde çalışan bu gibi çalışanlarımız tercih edilmelidir.
Niyet ve açıklama gerekir mi?
Verilirken içimizden zekâta niyet edilmesi gerekir. Sivil toplum örgütleri aracığıyla verilecek zekât, diğer insanları da yönlendirme olması için açıktan verilebilir.
Ancak onurlarını korumak için fakire doğrudan zekât verilirken yapılan yardımın zekat olduğu asla söylenmemelidir.

HANGİ MALLARDAN, NASIL VERİLİR?
Gayr-ı menkullerin/taşınmazların ve fabrikaların kendilerinden değil, gelirlerinden zekât verilir. Alınıp satılan ticarete konu malların, arsaların ve diğer taşınmazların değerleri üzerinden zekât verilir. Ancak ticaret mallarında yalnızca kârdan değil, sermaye artı kazanç ikilisinden ödenir. Ticari taksilerin gelirlerinden zekât verilir. -Olmazsa olmaz-aslî ihtiyaçlardan oldukları için ne derece değerli olurlarsa olsunlar oturulan evler ve binilen arabalar için zekât yükümlülüğü yoktur. Ancak evlerdeki altın veya gümüş servis takımları ve bu madenlerden yapılı diğer süs eşyaları zekâta tabidir. Altın, gümüş ve elmas türü takılar hariç cehizlere zekât düşmez. Alınamayacak batak alacaklara da zekât düşmez. Alınabilir alacakların zekâtı, alınmadan verilebileceği gibi alındıktan sonraya da ertelenebilir.

VERGİ, ZEKATTAN SAYILIR MI ?
Devlete ödenen vergi ise zekâta mahsup edilemez. Zekâtın bulunduğumuz bölgenin fakirlerine verilmesi tercih sebebi ise de fakir Müslümanlara verilmek üzere yurt içi veya dışında bir yere de gönderilebilir.
Faiz, kumar, rüşvet, karaborsa, hırsızlık, içki- kumar ve fuhuş işletmeciliği gibi haram yollarla; insanlara zulmedilerek edinilen kazançların zekâtı yoktur. Allah, yalnızca helâl yollardan edinilmiş kazançlardan yapılan hayırları kabul eder. Haram yoldan kazanılmış servetler toplumun malıdır.
Bütünüyle topluma iade edilmelidir.


KİMLER İÇİN FİTRE VERİLİR?
Bu yıl için yaklaşık 10 lira olarak belirlenen fitre, en alt dilimi oluşturur.
Bu miktarı düşmemek koşuluyla Maide sûresinin 89. â yetinden hareketle ailemize yaptığımız gıda harcamaları esas alınarak bir günlük yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak miktar fitre olarak verilmelidir. Hayat nimetine şükür olduğu için fitrenin üst sınırı yoktur. Bizzat tutmuş olmasa da oruç tutabilir kişi fitre verir.
Kişi kendi fitresi yanı sıra küçük de olsa çocuklarının, velayeti altındaki akıl hastalarının ve bakmakla yükümlü olduğu fakir ana babası ve kardeşlerinin fitresini de verebilir. Zekât verilebilen herkese fitre verilebilir. Ramazan bayramının birinci günü görevleşirse de fitre Ramazan ayı boyunca da verilebilir.

HERKES FİTRE VERMELİ MİDİR?
İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre zekâta ilişkin şartlar Fitre'de yoktur. Temel ihtiyaçları yanı sıra bayram günü ve gecesi gereksinimlerini de karşılayabilecek kişi, fitre vermekle yükümlüdür. O, fitre alabileceği gibi fitre de verebilir. Zekâtla zenginleri, fitre ile zenginlerin yanı sıra fakirleri de verici konumuna yükselten İslâm ne yüce bir dindir. Zekât ve fitre ile dayanışma ne büyük bir erdemimizdir.

DÜNYAHAYATI GEÇiCiDiR

Zekat fakirin hakkıdır-1 Abim devlet memuru ve bir senedir kanser tedavisi görüyor.
Maaşını eksiksiz alıyor fakat çok fazla doktor parası veriyor. zekatımı abime verebilir miyim?
Verebilirsiniz. Daha da sevaplı olur.
Zekat fakirin hakkıdır-2 Sabah-akşam karnını doyuracak malı olan yardım isteyebilir mi?
Bu sorunun cevabını aşağıda sunacağımız hadisten öğreniyoruz.
-Allah bağlılarını artırsın- Allah'ın Resûlü Peygamberimiz Hz.Muhammed şöyle buyurdu:
- Kendisine yetecek kadarı varken (mal çoğaltmak için) isteyen-dilenen kişi ancak (azaplanacağı Cehennem) korlarını arttırmış olur.
Sordular:
- Ya Resûlellah! Kişiye yetecek miktar ne kadardır?
- Onu sabah akşam doyuracak miktardır.
Gerçek müslüman olmak dünya hayatını önemsememize ve sevmemize engel midir?
Yüce Rabbimiz şükredici kullar olmamız için yeryüzünün birbinden görkemli bütün güzeliklerini bizim için yarattığını açılklamaktadır. (Bakara 28; A'raf 32; Nahl 10-14; Casiye 13) Buna göre dünyamızı önemseyebilir ve sevebiliriz... Sevmeli ve önemsemeliyiz de... Çünkü biz, dünya hayatında kulluk denemesine uğratılıyoruz.
İnsanlar için yaratılmış tüm nimetler ve güzelliklerden faydalanabiliriz; faydalanmalıyız da.. Çünkü, yararlanıp şükretmek, bizim kulluk vazifemizdir. Yaşadığımız toplumda kültürel, ekonomik ve siyasî her türlü mücadeleyi verebiliriz; vermeliyiz de...
Ülkemizin yönetimine talip olabiliriz, olmalıyız da. Butür hakka dayalı mücadeleler, ve talepler bizi, Cennet'e götürecek cihâddır. Ancak, dünya hayatına ölüm döşeğinden veya kabir kapısından bakmayı öğrenmeliyiz.
Hakikat penceresinden bakıldığında, bir akşam veya kuşluk vakti gibi görülecek bu dünya hayatında, bizi, sonu gelmez ve fayda vermez pişmanlıklara ve hasretlere düşürecek işlerin faili olmaktan kaçınmalıyız.
Rabbimizin şu uyarısını kılavuz edinmeliyiz: "Dünya hayatı, gerçekten ancak bir oyun ve eğlence gibi geçici niteliklidir.
Rabbinin emirleri ve yasaklarına bağlanan kullar için âhiret hayatı şüphesiz daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?"(Enam 32)

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler