Her gün sadaka ver

Maddî gücü, fikrî seviyesi, bedenî gücü ne olursa olsun, yüreğinde iman taşıyan her fert, hayra yönelecek, gönlünü hayra açacak ve bencil bir çıkarcı olmadığını fiilen kanıtlayacaktır

ALİ RIZA DEMİRCAN ALİ RIZA DEMİRCAN
Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Her gün sadaka ver
İslâm Dini hayrı içeren ve ona yönlendiren bir hayat nizamıdır. İyi, doğru ve güzel olan bütün sözleri, davranışları ve işleri içine alan mânasıyla Hayır yapılması İslâm'ın buyruğudur. Evet... İslâm, yeryüzünü kuşatan bir hayırdır. O, erkek-kadın, gençihtiyar, zengin fakir her bir mü'mine hayrı göstermiştir. Hayrın yapılmasını, yaşanmasını ve rahmet olarak saçılmasını «Hayır yapınız», «Hayırda yardımlaşınız», «Hayırda yarışınız] şeklindeki Kur'ânî emirleriyle vazife olarak yüklemiştir. Bütün hayırları ihtiva ve ifade eden «Sadaka» terimi ile Aziz Peygamberimiz mü'minleri şuurlu ve amaçlı birer hayır insanı kılan yükümlülüğü şöylece açıklamıştır:
«İstisnasız her bir gün Müslümana sadaka vermek vaciptir/görevdir.»
Sadakayı, ilk anda maddî bakımdan güçlü olanın muhtaç olana parasal yardımı mânasına, anlayan sahabiler sorarlar:
«-Ya Resûlellâh! Eğer mü'min sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapması gerekir?
-Bedenen çalışır nafakasını sağlar ve bir kısmı ile de sadaka verir.
-Ya Resûlellâh! İş bulamaz bulduğu zaman da buna gücü yetmezse kişinin ne yapması gerekir?
-O takdirde bedeni yardıma ihtiyacı olan âciz bir kişiye yardım eder. Bu, onun için sadaka olur.
-Ya Resûlellâh! Buna da imkân bulamazsa?
-(Bu durumda yapabildiğince) iyi işler yapmaya çalışsın ve insanlara zarar vermekten korunsun. Bu tür davranışları da onun için sadaka olur.» Mü'minlerin mükellef kılındıkları sadakanın toplum hayatını her yönüyle kuşatıcı bir hayır olduğunu ifade etmek için Aziz Peygamberimizin ashabına lütfettikleri cevabî açıklamaları gördük. Konumuza daha bir açıklık getirebilmek için Peygamberimizin, verme görevimiz olan sadakanın ne olduğunu izah edici şu hadislerini de okuyabiliriz:
Her gün sadaka ver-1 «Mü'min kardeşinin yüzüne gülümsemen, Allah'ın ve Peygamberinin emirlerini uygulamaya çağırman Allah'ın ve Peygamberinin yasaklarından sakındırman, adres sorana yolunu göstermen, bir âmâya yardım etmen, yoldan zarar verici nesneler olan taşlan ve dikenleri gidermen(trafik kurallarına uyman), kovandan mü'min kardeşinin kovasını doldurman senin için sadakadır.»
Her gün sadaka ver-2 «En faziletli sadaka, aç bir canlıyı doyurmaktır.»
Her gün sadaka ver-3 «Sadakanınen değerlisi susamışa, su (meşrubat) ikram etmektir.»
Her gün sadaka ver-4 «Sadakanın en verimlisi, içinde düşmanlık besleyen akrabaya verilen sadakadır.
Her gün sadaka ver-5 «Bir mü'min ağaç diker, ekin eker de onların mahsullerini insanlar, kuşlar ve diğer hayvanlar yerse o, yenilenler Müslüman için sadaka olur.»
Her gün sadaka ver-6 «Kişinin namusunu koruması, onun için sadakadır.» Mü'min hayatını toplumculuğa yani hayra yönelten bu açıklamalarından katiyetle anlaşılıyor ki, Peygamberimiz, kendi döneminin şartlan içerisinde istisnasız her bir kişinin yapabileceği hayırlardan örnekler veriyor. Bu örneklerle sadakanın, bir diğer anlatımla toplumculuğun, zenginlere ve güçlülere has olmadığını, âlim, cahil, kuvvetli, zayıf herkesin sadakalara; hayırlara koşmakla mükellef olduğunu bildiriyor.
İslâm Dini, sunmaya çalıştığımız hayır ölçüleri ile sosyal hayatta, azınlığın hayrın dağıtıcısı, çoğunluğun da alıcısı olmasını onaylamıyor. Hayrın yaygınlaşmasını, bütün mü'minlerin hayır duyguları ile çağlamasını, her imanlı kişinin fazilet kaynağı olmasını istiyor. Dinimiz, bütün fertlere teşmil ettiği bu hayır vecîbesini, tabîi hayatın seyri içinde en basit davranışlarımıza kadar indirerek hayrın sınırlarını genişletiyor. O kadar ki, İslâm'da sadaka yani hayır anlayışı, sıradan yükümlülükler olarak gördüğümüz vazifeleri de içerisine alıyor. Rahîm olan Rabbimizin lütfunun enginliğine bakınız ki, aile halkımıza temin ettiğimiz nafaka bile bizler için O'nun rızasına erdirecek, Ahiret saadetine iletecek birer sadaka oluyor.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
«Allah'ın rızasını ve vereceği mükâfatı umarak kişinin eşi ve çocukları için yaptığı harcama onun için sadakadır; hayırdır.»
Güneşin doğduğu her gün, istisnasız bütün mü'minlerin sadaka verme yükümlülüğü, imanlı insanları yönlendirici ne büyük bir hayır kaynağıdır.
Mü'min, her gün hayata bu imanla ve bu duygu ile başlayacak, sadaka; hayır, onun biricik hedefi olacaktır.
Mü'min için hayrın küçüğü ve büyüğü diye de bir şey yoktur. Zira, İslâm, hayrın (sadakanın) hiç bir nevini küçümsemiyor.
Bir para ve mal ki Allah için veriliyor, bir iş ki onda Allah'ın rızası düşünülüyor ve bir söz ki onda Hak ölçü almıyor, o, İslâm nazarında büyüktür. Bunun içindir ki Aziz Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar:
[«Müslüman kardeşlerine güler yüz göstermen şekliyle bile olsa, hayırdan hiç bir şeyi küçümseme.»
«Yarım hurma sadaka vermek suretiyle de olsa, kendinizi Cehennem ateşinden korumaya çalışın.»]
İslâm'da yalnız işe ve davranışa dönüşen ameller değil, mü'min kalbinde çağlayan hayır duyguları da onun için sadakadır. Rahmeti bol Rabbimiz, müspet düşünce ve amellerimizi de mükâfatlandıracaktır. Peygamberimiz bizleri şöylece müjdelerler:
«... Bir kimse bir iyilik yapmayı arzu eder de onu yapamazsa, Allah, kendi katında o kimse için tam bir hayır sevabı yazar...»
Bizler, bütün gücümüzle hayrı, güzeli, olumluyu oluşturmaya, bizzat rahmet kaynağı olmaya memur birer mü'min toplumcuyuz. Maddî gücü, fikrî seviyesi, bedenî gücü ne olursa olsun, yüreğinde iman taşıyan her fert, hayra yönelecek, gönlünü hayra açacak ve bencil bir çıkarcı olmadığını fiilen kanıtlayacaktır. Ne büyük bir bahtiyarlıktır ki inandığımız gönül verdiğimiz İslâm, bize bütün hayatımızı bir hayır sahası olarak sunuyor ve bizlere «Hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır.» emrini veriyor. Mevzuumuzu iki hadîsle bitiriyorum:
[«... Cennet'in bir çok kapılan vardır...
Sadaka veren kimseler sadaka kapısından Cennet'e çağrılacaktır.» «Bir kimse Cehennem'den uzak kalmayı ve Cennet'e girmeyi arzu ederse, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman ettiği halde ölmelidir. Bir de kendisine yapılması0nı istediği şeyi başkalarına yapsın.»]

Her gün sadaka ver-7 «Mü'mine selâm vermek sadakadır.»
Her gün sadaka ver-8 «Allah katında sadakaların en değerlisi, fakirin gücü nispetinde verebildiği sadakadır.»
Her gün sadaka ver-9 «Kişinin eşi ile sevişmesi sadakadır.»
Her gün sadaka ver-10 «Her bir (Sübhânellah) teşbihi bir sadakadır. Her bir (Elhamdü lillah) hamdi bir sadakadır. Her bir (Allahü Ekber) tekbiri bir sadakadır. Her bir (Lâilâhe illellah) zikri de bir sadakadır.»]

Her gün sadaka ver-11 [«Her iyi söz, davranış ve iş sadakadır.»
Her gün sadaka ver-12 «Sadakanın en faziletlisi, dili (yalan, gıybet, iftira, ...ve kırıcılıktan) korumaktır.»
Her gün sadaka ver-13 «En üstün sadaka, ihtilaflı, dargın kişilerin arasını bulmaktır. İki kişi arasında adaletle hüküm vermek de sadakadır.»)
Her gün sadaka ver-14 «En makbul sadaka, mü'minin bir bilgiyi öğrenmesi ve sonra da onu bir Müslüman kardeşine öğretmesidir.»

* * *
BORCUNUZU GECİKTİRMEYİN
Her gün sadaka ver-15 Anne babamı sevmiyorum, günahkâr olur muyum?
Bismillah .... Allah görüyor bilinci içinde güzelce davranmak iyilik ve ikramda bulunmakla yükümlü olduğunuz anne ve babanız için "onları sevmiyorum "ifadesini kullanmış olmanız başlı başına bir günahtır. Bir baba olarak benim vicdanımı kanatmıştır. Hayatımız elbette bizimdir. Bizler ana babalarımızın Allah'ın emirleri ve yasakları çizgisinde olan öğütlerinde onlara itaatle yükümlüyüz. Onlar İslâmî görevleri gereği bilgileri doğrultusunda uyarıda bulunurlar. Dinleriz. Uymasak bile onları kırmayız. Hiç şüphesiz, onların Dînî/İlmî ölçülere uygun yaşayışımıza kendi tercihlerine göre yön vermeye çalışma hakları yoktur. Ancak yine de olumsuz/kırıcı tavırlar koymamalıyız. Unutmayınız, Cennet nefislerimize ağır gelen yükümlülüklerle kazanılır.

Her gün sadaka ver-16 Bir aylığına ödünç verdiğimiz paramızı, istememize rağmen 4 yıldır geri alamıyoruz. Ne önerirsiniz.?
Bismillah… Peygamberimiz sav "Kişinin ödeyebilir olduğu borcunu ertelemesi zulümdür." buyuruyor. Sizler ödeme tarihine kadar bir birim sevap aldığınız alacağınızdan ötürü 4 yıldır kat kat fazlasıyla sevab alıyorsunuz. Verdiğiniz borcu istemenizde bir günah yoktur. Hatta kanıtlayabilirseniz yargı yoluna da baş vurabilirsiniz. Bu da hakkınızdır. Kur'ânda Rabbimiz "Borçlu sıkışırsa erteleyin, ancak yardım olarak bırakmanız daha hayırlıdır." buyuruyor. Siz de bu Kur'ânî çizgiyi izleyebilir veya bağışlayabilirsiniz.. Burada borcunu ödemeyenlere de bir sözümüz var: Sizler borcunuzu ödememekle yalnızca zulmetmiyor, yardımlaşma duygularını da çökertiyorsunuz ki bu daha büyük bir haramdır.

* * *
BİR AYET
Her gün sadaka ver-17 Şafağın aydınlığı, gecenin karanlığından ayırt edilinceye kadar yiyin, için... (Bakara Suresi 187)

* * *
BİR HADİS
Her gün sadaka ver-18 Peygamberimiz (S) şöyle buyurur: "Yiyin, için; yukarı tırmanarak yayılan aydınlık sizi etkilemesin; enine yayılan kızıllığı görünceye kadar yiyin, için." (Ebu Davud, Vakt'üs-Sahûr, Hadis no. 2348)











Günün Manşetleri

Tüm Manşetler