Oruç Allah'ın buyruğudur

ALİ RIZA DEMİRCAN ALİ RIZA DEMİRCAN
Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Oruç Allah'ın buyruğudur
İslâm Dîni'nin yüklediği ana ibâdet görevlerinden biri oruçtur.
Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.) şöyle buyurur: "Şanı yüce olan Allah, Ramazan orucunu size farz kıldı. Ben de size Ramazan'ın gece ibâdetini, teravih namazını öğütleyip emrettim. Her kim orucun Allah'ın emri olduğuna, teravihin de benim sünnetim olduğuna îman ederek ve mükâfatını alacağına inanarak orucunu tutar, teravih namazlarını kılarsa günahlarından temizlenmiş, anasından doğduğu günkü gibi tertemiz olmuş olur." Oruç Allah'ın emridir. Bu sebeple mü'minlere farz kılınmış ana ibâdetler olan namaz, zekât ve hac gibi, oruç ibadeti de yalnız yüce Mevlâmızın emri olduğu için tutulur.
Allah'ın bütün emirleri ve yasakları, insanlar için bir rahmet olduğundan onların, bedenî, ruhî, ahlâkî ve içtimaî/sosyal faydaları pek çoktur. Orucun faydalarını şöylece hülâsa edebiliriz. Oruç, mü'mine köklü bir irade terbiyesi veren ve onu İslâmî çizgide yaşatacak güce erdiren ibâdettir.
Oruç; ahlâkî güzelliklerin ve başarının kaynağı olan sabrın alıştırmalarını yaptırarak rûha tekâmül ufuklarını açan pek feyizli bir ibadettir. Orucun bu müspet eğitimi dolayısıyladır ki, oruçla sabır arasındaki yakın alâkaya dikkatimizi çeken aziz Peygamberimiz, "Oruç sabrın yarısıdır" buyurmuştur. Oruç, mü'minlere Allah için iş yapma, menfaat beklemeksizin meşakkat ve mahrumiyetlere göğüs germe alıştırmalarını yaptıran ibâdettir. Oruç; aynı bedenî ve ruhî potada eriterek ululuk davası ve üstünlük iddiasınını gideren ve böylece eşitlik eğitimi yaptıran ibâdettir. Oruç; hayatın yalnız yeme-içme, bencil duyguları ve şehevî arzuları tatmin etme felsefesine dayanmadığını öğreten ibâdettir.
Yaşanan fakirlik hali olan oruç; sosyal adalet fikri ve arzusunu yetenekli kafalara ve kalplere nakış nakış işleyen ibadettir. Çünkü varlıklı olanla olmayan, aynı görev içinde birleştirilmektedir. Zengin mü'mini bedenen ve rûhen fakirliğin sınırları içine çeken oruç böylece, fakirlik hastalığını, tedavisini yapabilecek olana teşhis ettiren ve böylece yardımlaşma duygularını geliştiren ibâdettir. "Tok olan, açın halinden ne anlar" felsefesini yalanlayan, biri yer diğerleri de yokluk içerisinde bakarsa cemiyet hayatında mânevi depremlerin kopabileceğini öğreten de oruç ibâdetidir. Oruç; vücudumuzun dolaşım, sinir ve sindirim sistemleri üzerinde de dinlendirici ve şifa bahşedici tesirleri olan ibadettir.
Bunun içindir ki Aziz Peygamberimiz, "Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız" buyurarak, Ramazan orucu dışında da sık sık oruç tutmamız hususunda bizleri teşvik etmiştir. Oruç; yüce dînimizin, olgun aklın ve müspet ilmin yasakladıklarından korunup sakınma duygularımızı da geliştiren ibâdettir. Orucun bu faydasını, orucu farz kıldığı Bakara Sûresi'nin 183. âyetinde Rabbimiz şöyle açıklamaktadır. " Ey Îman edenler! Kulluk bilinci içinde Allah'ın emirlerine ve yasaklarına aykırılıktan korunabilmeniz için, öncekilere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de oruç farz kılındı." Mü'min bu önemli faydayı da sağlamak amacıyla orucunu tutacaktır. Oruç ibadetiyle yerici sözlerden, kırıcı davranışlardan, yıkıcı çekişmelerden, göz ve kulak gibi vücut organlarıyla haramlara bulaşmaktan korunacaktır.
Korunmanın gerekliliğini öğretmek içindir ki Peygamberimizin diliyle orucun özü üzerinde önemle durulmuştur. Orucun ruhî ve ahlâkî faydalarını ihlâl eden her türlü davranış yasaklanmıştır. Oruçluya; Allah'ın rızasına ve irade terbiyesine dayanan yüksek hedefler gösterilmiştir. Şanlı Peygamberimiz şöyle buyururlar:
"Kim yalanı, gıybeti ve söz taşıyıcılığı ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah'ın, onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur." "Sizden biriniz oruçlu olduğu gün, çirkin söz söylemesin, cahilce işler yapmasın. Kim kendisine sataşır; söver ya da dövüşmek isterse; ona -ben oruçluyum, ben oruçluyum- desin." "Birçok oruçlu vardır ki, tuttuğu oruçtan ona, ancak susuzluğu ve açlığı kalmıştır." Peygamberimizin bu mübarek açıklamaları, orucun, ruhî ve ahlâkî bir eğitim olduğunu ne güzel bir şekilde açıklamaktadır.
Oruç eğitimini daha verimli kılabilmek için mü'min, haramlardan korunmanın yanı sıra, oruçlu iken anlamaya çalışarak Kur'ân okuma ve dinlemeye, Allah'ı çokça zikretmeye ve duâyı artırmaya da özen göstermelidir.
Değinilen faydalarının yanı sıra oruç, gösteriş ve çıkar duygusu karıştırılmaksızın yalnız Allah için yapılabilir bir ibâdettir.
Allah için yapılan ibâdetler/insanlara yönelik hayırlı işler, on katından yedi yüz katma kadar kat kat mükâfatlandırılır. Ancak oruçla ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurur: "Oruçlu, nefsî bir amaca yönelmeyeceğiyönelemeyeceği için oruç ancak Benim rızam için tutulabilir. Bu sebeple onu ancak Ben takdir edip armağanlandıracağım. Çünkü kulum benim için, cinsel eylemini ve yeme içmesini bırakmıştır." İnsanın bedeni ve rûhu üzerinde açıklanan olumlu neticeleri verebilmesi ve topluma Allah'a yönelmiş tunç iradeli insanlar kazandırabilmesi için bir ay olarak farz kılınan oruç, Allah'ın Muhammed (s.a.) ümmetine pek büyük bir ihsanıdır.
Oruçlarımızı tutalım. Bütün vücut organlarımıza da tutturalım.
Oruç tutmayanlar, nefislerini putlaştırarak kendilerini ateş azabına hazırlayanlardır.
Geliniz; Allah katında ağız kokusu, misk kokusundan daha tatlı olan oruçlular safına koşalım. Oruçları ile rûhu arınacaklar ve duâsı kabul olunacaklar arasına katılalım. Yazımızı bir hadîsle bitiriyorum: "Cennet'in (Reyyan) isimli bir kapısı vardır. Buradan ancak oruçlular Cennet'e
girecektir."

* * *
HZ. PEYGAMBERİMİZ'İN DİLİNDEN ORUÇ İBADETİ
Oruç koruyucu kalkandır "…
Oruç, cehennem ateşinden ve O'na sürükleyecek günahlardan koruyan bir kalkandır.
Sadaka/maddî ve mânevî yardımlar, ateşin suyu söndürdüğü gibi hataların sebep olacağı ateş azabını söndürür.
Kişinin gece yarısı kalkıp kıldığı namazlara gelince… Bu namazların yüceliğini hiç kimse lâyıkıyla bilemez. Hz. Peygamber tavsiyelerinin bu bölümünde, Secde Sûresi'nin 16. ve 17. âyetlerini okudu: "Gerçek mü'minler, gece namaz kılmak için yataklarından kalkarlar.
Azabından korkarak; rahmetini ümit ederek Rablerine duâ ederler. Kendilerini rızıklandırdığımız nimetlerden hayırlar için harcarlar. Artık onlar için yapmakta olduklarına bir mükâfat olarak gözlerin aydın olacağı Cennet nimetlerinden nelerin gizlenmiş olacağını kimseler bilemez."

Orucun benzeri yoktur
Ebu Umame isimli sahâbî anlatıyor:
Allah'ın Resûlü'ne (S.) şöylece ricada bulundum:
- Ya Resulallah! Allah'ın yapmam sebebiyle beni faydalandırıp -mükâfatlandıracağı bir ameli bana öğretip- emreder misiniz?) Şu öğüdü verdi:
- Oruç ibâdetine yapış; oruca devam et. Onun gibisi yoktur. Bu sebebledir ki Mevlâmız şöyle buyurmuştur: "… Oruç benim içindir.
Onun mükâfatını da ancak ben takdir edip vereceğim."

Yanında yemek yenilen oruçluya melekler dua eder
Allah'ın Resûlü, kendisi oruçlu olan bir kadın sahâbi tarafından yemeğe çağrılır. Yemeğe başlayınca da şöyle buyurur:
- Yemek yiyenler yemeği bitirinceye kadar melekler, yanında yemek yenilen oruçlu için Allah'a dua ederek bağışlanmasını dilerler.

* * *
SORU:
Hasta olduğum için oruç tutamıyor, fakir olduğum için de fidye veremiyorum. Ne yapabilirim?
CEVAP:
Tutamadığınız oruçları kaza edemiyor ve fidyelerini de veremiyorsanız, yapacak bir işleminiz yoktur. Çünkü Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de, "Allah insanı ancak güç yetirebileceği ile yükümlü kılar..." buyurulmaktadır. (Bakara 286) Ayrıca da şu emir verilmektedir: "Gücünüz yettiği kadar Rabbinizin emirleri ve yasaklarına uymaya çalışın…" (Teğabun 16)

* * *
Bir Ayet
Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.
(Nisâ Sûresi, 36. Ayet)

* * *
Bir Hadis
Allah Resulüne, "Ya Resulallah! Bana insanların kötülükte en ileri olanlarını söyler misin?" diye sordum. Allah Resulü, "İyileri sor bana! Kötüleri sorma" dedi. Daha sonra da soruma şu cevabı verdi: - İnsanların en kötüleri, ilmini kötüye kullanan alimler (üzerine düşen uyarı görevini yapmıyan aydınlar)dır.

* * *
Ramazan nükteleri
Ömründe hiç teravih namazı kılmamış olan bir yörük, bir gün caminin önünden geçerken, cami imamı onu görmüş ve "Namaz vakti nereye gidiyorsun?" demiş. "Sen Müslüman değil misin?" Yörük ne desin? "Bari şu namazı kılıvereyim de öyle gideyim" diyerek camiye girmiş. Gelgelelim, aklı dışarıda, hayvanlarında. Üç-beş rekât namaz kılmış, bakmış, biteceği yok. Dışarı çıkıp oğluna seslenmiş: - Oğlum, hayvanlara mukayyet ol. İmamla iş inada bindi.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler