İslâm kolaylığı içeren ve kolaylaştırmayı öneren dindir

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İslâm kolaylığı içeren ve kolaylaştırmayı öneren dindir
İslam, merhameti sınırsız olan yüce Rabbimizin insanlık için seçtiği ve razı olduğu dindir.
İnsanın mutluluğu için konulan bu dinin inanç esasları ve amel yasaları kolayca anlaşılabilir, emir ve yasakları da kolayca uygulanabilir niteliktedir.
Bu gerçek, Kur'ânımızda şöyle açıklanmıştır: "...Allah, size dinde hiç bir zorlukgüçlük çıkarmamıştır..." "(Çünkü) Allah her bir kişiye ancak güç yetirebildiğini yükler..."1 Kur'ân'ımızın açıkladığı bu ilâhî gerçeği Sevgili Peygamberimiz de şöylece pekiştirmiştir. "Ben Allah'ı birleyen, kolaylığa-hoş görüye dayanan bir dinle gönderildim."2 İslâm'ın tatbik edilmeleri gerekli namaz ve zekât gibi emirleri, zina ve faiz gibi yasakları, danışma ve adâlet gibi ilkeleri, ceza ve miras gibi sistemleri, gerçekten bütün insanlar tarafından kolayca uygulanabilir özelliktedir.

İslâm bu özelliğini hayati tehlike arzeden, baskılar içeren ve hastalıkyolculuk gibi zaaf üreten özel durumlarda da sürdürmüştür. Örneğin açlık ve susuzluktan ötürü ölüm tehlikesi doğmuşsa, domuz eti, leş, alkollü içkiler ve mal dokunulmazlığı gibi haramlar, haramlar olmaktan çıkarılmış, zaruret ölçüsünde meşrulaştırılmıştır. Ağır baskılar ve tehditler altında İslâm'a aykırı sözler söyleme ve işler yapmaya ruhsat verilmiştir. Yolculuk halinde oruç ibadetini erteleme ve namazları cem etme/bir arada kılma kolaylığı tanınmış, erkekler için Cuma Namazı'na katılım yükümlülüğü düşürülmüştür. Gereğinde abdest ve gusül için teyemmüm önerilmiştir. Delil yetersizliği gibi şüpheli durumlarda cezalar düşürülmüştür. Özetlersek; kolaylıklar sunularak, nefislerin tehlikeye atılması önlenmiştir. Kolaylıkları içeren İslâm kolaylaştırmayı da emretmektedir Kolaylıklar dini olduğuna işaret etmeye çalıştığımız İslâm, doğası gereği nefsimize ve de alakalı olduğumuz insanlara karşı kolaylaştırıcı olmamızı emretmektedir.

Özellikle kendi öz benliklerimize karşı kolaylaştırıcı olmalıyız. Mesela farz kılınan namaz ve zekât gibi görevlerimizi mutlaka yapmalı, ama yalnızca öğütlenir olduğumuz gece namazları ve maddi yardımlar gibi hayırları ise gücümüzü zorlamadan gerçekleştirmeliyiz.

Bu sebepledir ki Peygamberimiz daha çok ibadetli kullar olma amacıyla her geceyi namazla ve her günü oruçla geçirmeyi ve de evlilik içi cinsel hayattan çekilmeyi kararlaştırmış bazı sahâbilerini, örneklendirdiği İslâmî çizgiye aykırılıkla yermiştir. Salât ve selam üzerine olsun O, vücudumuzun üzerimizde hakkı olduğunu duyurmuş, böylece zorlayıcı eylemleri yasaklamıştır. 3 İbadet hayatımızda olduğu gibi sosyal yaşantımızda da yaşamımızı zora sokmamalıyız. Tercih yapabileceğimiz durumlarda daha kolay olanı üstlenmeliyiz. Bu çizgiyi örneklendirmek içindir ki Peygamberimiz mesela gerektirici acil sebepler dışında borçlanmayı yasaklamıştır. Korunulamayacak zaman ve mekânlarda nefislerin zâlim yönetici ve ilkelerin zulmüne uğratılmamasını emir buyurmuştur. Üstesinden gelinemeyecek işlerin altına girilerek, şahsiyetlerin çiğnetilmemesini öğütlemiştir. Sevgili Peygamberimiz günahlara yöneltmedikçe zor ve kolay seçenekler arasında daima kolayı tercih buyurarak, izlenecek yöntemi de belirlemiştir. 4

BİZLER DE KOLAYLAŞTIRICI OLMALIYIZ
Kendi özvarlığımıza olduğu gibi alakalı olduğumuz insanlara karşı da kolaylaştırıcı olmalıyız. Çünkü Peygamberimiz daima "...Kolaylaştırınız..." buyurmuş ve bu emirlerini "Sizler zorlaştırıcı olmakla değil, kolaylaştırıcı olmakla emrolundunuz."5 şeklindeki açıklamalarıyla gerekçelendirmiştir.
Bu sebeple zengin-fakir, âlim-cahil, güçlü-zayıf, karı-koca, ebeveyn- evlat, yöneten-yönetilen, öğretmen-öğrenci, memur-vatandaş, hakim- mahkûm... karşılıklı olarak kolaylaştırma prensibini işletmeliyiz. Mesela; bilgililer öğreterek, danışılanlar doğruyu göstererek, alacaklılar borçları erteleyerek, zenginler yardım ederek, görevliler anında iş yaparak, parlamenterler kamu yararına yasalar çıkararak, hayatı kolaylaştırmalıyız.

YÖNETİCİLERİMİZİN KOLAYLAŞTIRICILIĞI DAHA DA ÖNEMLİDİR.

Günah içermeyen kolaylaştırmanın her türlüsü mübarek ise de kamu ve özel sektör idareci ve görevlilerinin kolaylaştırıcılığı özel bir önem arzetmektedir.
Şanlı Peygamberimiz, yönetimle ilgili olarak görevlendirdiği kişilerin her birine yaptığı uyarıyı Muaz b. Cebel ve Ebu Musa'yı Yemen'e görevli olarak gönderirken de yaparak onlara şöyle buyurmuştur: "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz. Uyumlu olunuz, ihtilafa düşmeyiniz"6 Bu buyrukları ile kolaylaştırmayı ilkeleştiren Peygamberimiz, hayır duâları ve bedduâlarını da özellikle idarecilere yönlendirerek şöylece yakarmıştır: "Allah'ım! Kim ümmetimle ilgili bir görevi üstlenir de onlara zorluk çıkarırsa sen de ona zorluk göster. Üstlendiği görevde kolaylaştırana sen de kolaylaştır."7

KOLAYLAŞTIRANA ALLAH DA KOLAYLAŞTIRIR
Peygamberimizin diliyle özetlersek, İslâm kolaylığı içeren ve de kolaylaştırmayı öneren bir dindir. Bizler genel hayat çizgimizle kulluğumuzu sürdürür, kolaylaştırmayı şiar edinirsek, Allahımız bizlere hayatımızı kolaylaştıracağını va'd etmektedir. Bu ilâhî va'd, Leyl Sûresi'nde şöylece açıklanmaktadır: "Her kim (kolaylaştırma amacıyla başkaları için) harcar, Rabbinin yasalarına aykırılıktan sakınır ve güzel amellere karşılık güzel armağanlar alınacağını doğrularsa, biz ona kolay olanı (daha da) kolaylaştıracağız."8 Bu kolaylaştırmanın dünya ve âhiret hayatını içine alacağını ise Peygamberimiz şöylece müjdelemektedir: "(Kendi öz nefsi de olsa) zorda olana kolaylaştıran kimseye Allah dünyada da âhirette de kolaylaştıracaktır." Yazımızı duâlarımızın odağına yerleştirmemiz gereken Muhammedî bir duâ ile bitirelim: "Allahım! Bütün zorlukları kolaylaştırmak sana kolaydır. Tüm zorluklarımı kolaylaştırarak bana lütfet. Senden dünya ve âhiretim için kolaylık ve bağışlanma dilerim." 10

SORULARINIZ VE CEVAPLARI
PEYGAMBERİMİZİN SAKALINDAN OLDUĞU İNANCIYLA YAPILAN SAKAL-I ŞERİF VE GİYDİĞİ RİVAYET EDİLEN HIRKA-I ŞERİF İÇİN YAPILAN ZİYARETLER NE DERECE DOĞRUDUR? HZ.
PEYGAMBER SEVGİSİNİ BASİTE İNDİRGEMİYOR MUYUZ?

Sevgili Peygamberimiz ,(s.) Rabbimizin kendisine itaat edilmesi için Alemlere rahmet olarak gönderdiği elçisidir. Ne kadar sevilse azdır. Böyle olmakla birlikte, ona ait olanlar da dahil olmak üzere İslâm eşyayı kutsallaştırmaz, saygı gösterilmesi yönünde ayrıcalık tanımaz ve doğal olarak görev de yüklemez.
İnsanlığın, değer verdiği şahsiyetlerin eşyasını müzeleştirmeye çalışarak aşırılıklara düştüğü dönemimizde Müslümanların sevgilerinden kaynaklanan ilgileri bir ölçüde tabii görülebilir.
Ancak Peygamberimizin, kendisi için ayağa kalkılmasını onaylamadığı ve kendi kabrinin kutlama alanı kılınmasını yasakladığı bilinmeli ve aşırılıklara düşülmemelidir. Onun aşağıda sunulan örnekte görüleceği üzere nasıl sevileceği de öğrenilip uygulanmalıdır. Veda Haccı yolculuğu sırasında bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.) abdest alıyorken etrafındaki sahâbileri, abdest azalarından dökülen suları kapışıp bereketlenmek için kendi vücutlarına sürmeye başladılar.
Abdest aldıktan sonra Peygamberimiz sordular: -Böyle yapmanızı gerektiren nedir? Onlar da:
-Allah'ı ve O'nun Peygamber'ini sevmiş olmak, dediler.
Bu cevap üzerine Hz.
Peygamberimiz şu açıklamayı yaptılar: -Allah'ı ve Peygamberini sevmek veya Allah veya Peygamberi tarafından sevilmek isteyecek kişi, söz söylediği zaman dosdoğru konuşsun. Kendisine sır, vazife veya eşya gibi bir emanet bırakıldığı zaman emanetini korusun ve sahibine versin. Bir de çevresindeki komşuları; dostları ve arkadaşlarına gücü nispetinde ikramda/iyilikte bulunsun. Allah ve Peygamberi böyle sevilir." (M.Mesâbîh Hn.4990,M.Zevaid 4/145)

SORU:TRAFİK KAZALARINDA VE KALP KRİZLERİNDE OLDUĞU GİBİ ANSIZIN GELEN ÖLÜM HAYIR MIDIR ŞER MİDİR?
Bu sorunun cevabını Peygamberimizin (s.a.) sevgili eşi, annemiz Hz.Âişe'nin anlatımı ile verelim. O, şöyle anlatıyor: "Allah'ın elçisi Peygamberimize, ansızın gelen ölümü nasıl değerlendirdiğini sordum. Şu cevabı verdi. - Ansızın gelen ölüm, gerçek Müslüman için bir rahatlıktır. (Dünyanın sıkıntıları ve dertlerinden kurtuluştur.) Allah'a itâat etmeyen günahlara dalmış kişi için de (tövbesiz ölüm olacağından) elem sebebidir." Peygamberimiz'in ifadesiyle ölüm imanlı ve güzel amelli kişi için ilahî bir hediyedir. Cennet bahçelerinden bir bahçe olan kabir hayatına ulaşma aracıdır. Bu sebeple ansızın gelen ölüm pek tabii ki hayırdır. Rahatlıktır. Güzelliklerle dolu bir hayata birden eriştir. Ancak Hak'dan sapmış, günahlara dalmış kişiler için tövbe etmeye, Hak yola girmeye imkân bırakmayacağı için de bir hasret ve elem sebebidir.

BİR AYET
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir. (Yunus 54)

Bir Hadis-i Şerif
Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.



Günün Manşetleri

Tüm Manşetler