Kısa süre önce 'Cennette Bir Akşamüstü' isimli bir albüm çıkaran Eflatun iddialı konuşuyor: Ben, "Gel bana, yar bana" şarkıları söylemiyorum. Bu albüm, halkı salak yerine koyan albümlerden farklı!
'Cennette Bir Akşamüstü' adlı ilk albümü, kısa süre önce 'Yaşar Kekava Müzik' etiketiyle çıkan Eflatun, sıra dışı müziği, şarkı sözleri, giyimi ve felsefesiyle dikkat çekti. Müzik yolculuğunda farklılığını ortaya koymak için üç yıl önce İstanbul'a gelen Eflatun, yıllarca İzmir Senfoni , İzmir Opera ve son olarak da Antalya Opera Orkestralarında çalıştı. Yeni albümü için son derece iddialı konuşan Eflatun, bugüne kadar benzer pop şarkıları ve benzer şarkı sözleriyle Türk halkının 'salak' yerine konulduğunu söyleyerek, "Benim şarkılarım "Gel bana, yar bana, gezelim seninle" sözlerinden oluşmuyor... Aşkı farklı bir dille anlatıyorum" diyor... Kendisini '20'inci yüzyılın şairi' olarak adlandıran Eflatun ile kariyerini, yeni albümünü ve müziğe bakışını konuştuk.
ALBÜMDE İLKLER VAR Biz sizi bu albümle tanıdık. Peki albümden önce ne yapıyordunuz? Antalya Opera ve Balesi'nde çalışıyordum. Ancak son birkaç yıldır hayatımı sorguluyordum. Bir günde karar verip operadaki görevimden yani, korunaklı işimden istifa ettim ve ürettiğim şarkıları duyurabilmek için İstanbul'a geldim.
Eflatun adı nereden çıktı? Gerçek adım Kaan... 14 yıl önce bir öykü yazdım ve altına da kendi adım yerine 'Eflatun' diye yazdım. Öyle geldi içimden. Sonrasında yazdığım tüm senaryoların, hikayelerin, şarkı sözlerinin altına imzamı Eflatun olarak attım.
Pop şarkılarına eleştirel bir bakışınız var. Sizin sözlerinizdeki farklılık ne? Sonuçta benim şarkılarım "Gel bana, yar bana, gezelim seninle" sözlerinden oluşmuyor. Dünyada ilk kez yapılmış şeyler var albümümde. Örneğin 'Cennette Bir Akşamüstü' şarkımın ortasına Mors alfabesi yerleştirdim. Mevlana'nın bir dizesi geçiyor içinde. Edebiyat ile müziği birleştirdim şarkılarımda...
Şarkılarınızı dinlemeyenler için nasıl tarif edersiniz? Bugüne kadar Türk halkını salak yerine koyanların albümlerinden çok farklı. Kimi şarkı düşündürüyor kimi hüzünlendiriyor kimi gülümsetiyor. Ama zemin katı iyi olup da beşinci katta malzeme çalınmış bir bina gibi değil albümüm. Dinleyici her şarkının ayrı ayrı tadına varıyor. Bir iyi şarkı yapıp dinleyicisini kandıranlardan değilim. Gerçi kimse, "Yoğurdum ekşi" demez ama ben gerçekten her şarkımın tek tek çok değerli olduğunu iddia ediyorum.
Müziğinize yakın hissettiğiniz başka isimler var mı? İçimde bir meydan olsaydı oraya Onno Tunç'un heykelini dikerdim çünkü beste ve aranjman konusunda benim için bir numara Onno Tunç'tur. Bülent Ortaçgil'i, Sezen Aksu'yu çok beğeniyorum.
HİNDİSTAN'DA KLİP İlk klibinizi Hindistan'da çektiniz. Daha önce oraya gitmiş miydiniz? Yönetmenimiz Koray Kasap bildiği bir yer olsun diye Hindistan'ı istedi. Benim yıllar önce bir kitapla başladığım felsefik süreç sonuçta beni orada klip çekebilmeye kadar getirdi.
Klipte çok görünmüyorsunuz, neden? Arayan bir adam var orada çünkü. Derdim, kendimi göstermek değil... O kadar önemsemeye gerek yok kendini...
KARBON KAĞIDI ŞARKILAR ÜRETİLİYOR Şarkılarınızı başkalarına veriyor musunuz? Gülben Ergen'e vereceğim şimdi. Yeni çıkan arkadaşlar, "Tan'ın yaptığı gibi bir şarkın var mı?" diyorlar mesela. E, Tan zaten var. İnsanlar karbon kağıdı şarkılar istiyor çünkü riske girmekten korkuyorlar. Mantıkları, "O yaptı, tuttu. Ben de aynısını yaparak aynı parayı kazanabilirim..." Yeni bir şey yaratabilmek herkese verilmiş bir yeti değil.
Siz yeni şeyler mi yaratıyorsunuz? Algıları, aşka bakış açısını değiştiriyorum. Seni seviyorum deyip, yeminler vermiyorum şarkılarımda. Düşündürüyorum...