"Erdoğan çekilsin diyen AKP’li yazar"
Star Gazetesi köşe yazarı Ahmet Kekeç, bugünkü köşe yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan bir yazara cevap verdi.
Star Gazetesi köşe yazarı Ahmet Kekeç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan bir yazara cevap vererek günün en çok konuşulan ismi oldu.
İşte Ahmet Kekeç'in o yazısı;
Dünkü yazımda, meselenin sadece bir yönüne değinmiştim.
Kararyazarı, AK Parti çevrelerinde, hükümet mahfillerinde, hatta Beştepe'de yaygın olarak konuşulan "başarısızlıklar"dan bahisle, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yaklaşmakta olan bir şeyle tehdit ediyordu: "Gittikçe yükselen bir tepki var. Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama 'kuvveden fiile çıkması' an meselesi..."
Bu "an meselesi" ifadesini, "yaklaşmakta olan", yani ihtimal dâhilindeki bir "gelişme"yle ilişkilendirebiliriz.
Bu gelişmenin ne olabileceğini, aynı yazarın bir başka makalesindeki şu sözler vuzuha kavuşturuyordu: "AK Parti içinden çıkacak hem İslamcı, hem Batı'yla iyi geçinen bir parti..."
Bu parti AK Parti içinden çıkacağına göre, Karar yazarının gadre uğradığını düşündüğü isimlerin (Babacan'ların, Davutoğlu'ların) böyle bir çalışma içinde olabileceklerini varsayabilir miyiz?
Böyle mi anlamalıyız?
Karar yazarı "tehdit dilini" bırakıp açık konuşsa, daha saygın bir muhalif tutumu benimsemiş olmaz mı?
Merakımı muciptir (muhtemelen "kötü gidişat"ın sorumlusu olarak gösterilen isim de merak ediyordur), "AK Parti çevreleri" olarak zikredilen muhitlerde konuşulanların, aynen hükümet mahfililerinde ve hatta Beştepe'de de konuşulduğuna ilişkin "karine" nedir?
Dışlandıkları düşünülenlerin muhalefeti mi Karar yazarına bunları düşündürtüyor?
Kimler neyi konuşuyor da, Erdoğan'a ulaştıramıyor?
İletişimsizliğin ya da tıkanıklığın kaynağı nedir?
Hem, kim bu hükümet mahfillerindekiler ve Beştepe'dekiler?
Hükümet üyeleri ve Beştepe'deki "danışmanlar" kadrosu mu kastediliyor?
Erdoğan kimler tarafından kuşatılmış böyle!
Diyorum ya, açık konuşsa, daha saygın bir muhalif tutumu benimsemiş olacak...
Esasında açık konuşuyor... "Muhayyel" bir başarısızlık tablosu çizerek, daha başarılı olabileceklerin devreye sokulmasını ve başarısızlığın baş mimarı olarak gördüğü Erdoğan'ın çekilmesini istiyor.
Kendisi anlatsın: "Erdoğan, faiz oranlarının yüksekliğinden Ali Babacan'ı sorumlu tutuyordu. / Ne var ki, Babacan ekonomi yönetiminden uzaklaştırılalı yıllar olduğu halde, faiz oranları düşmedi, bilakis daha da yükseldi. / Öte yandan, Babacan'ın bakanlığı döneminde küresel krizlere rağmen başarılı bir şekilde dengede tutulabilen ekonomi şimdi aynı başarıyla dengede tutulamıyor. / Ve bir çelişki daha: Ahmet Davutoğlu, dış siyasette fazla agresif olmakla suçlanıyordu; Başbakanlıktan uzaklaştırıldığında 'Bundan sonra dostlar çoğalıp düşmanlar azalacak' denildi. Ne var ki tam tersi oldu bunun; dış siyaset asıl Davutoğlu'ndan sonra agresifleşti ve dostlar azalıp düşmanlar çoğaldı. / Hal bu iken, Erdoğan'ın AK Parti'de sorun olarak sadece teşkilatlardaki 'metal yorgunluğu'nu görmesi, teşkilatlara yüklenmekten gayrı bir 'özeleştiri'ye yanaşmaması tuhaftır. / Erdoğan, doğrudan doğruya kendi tarz-ı siyasetinden kaynaklanan asıl sorunları görmezden gele dursun (veya onları sorun olarak görmeyi reddede dursun), AK Parti çevrelerinde -hükümet mahfilleri ve hatta Beştepe dahi- bunlar yaygın olarak konuşuluyor. (…) Eski AK Parti'ye, ortak akla, kadro hareketine duyulan özlem ifade ediliyor. / Gittikçe yükselen bir tepki var. / Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama 'kuvveden fiile çıkması' an meselesi."
Neymiş?
Babacan döneminde ekonomi iyi yönetiliyormuş, şimdi denge bile tutturulamıyormuş.
Davutoğlu döneminde dış politika çok başarılıymış, şimdi düşmandan geçilmiyormuş.
Demek ki ne olmalıymış?
Erdoğan çekilmeli, "parti yönetiminden ve hükümetten uzaklaştırılan akil adamlar"işbaşına gelmeliymiş. (ABD canibindekiler de, Merkel de, Schulz da "Erdoğan çekilsin"diyor. Ne ilginç, değil mi?)
HAMİŞ
Karar yazarı, bir süre önce, Konya milletvekili ve eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'na yönelik eleştirileri cevaplarken, "E, yuh yani!" diye bir ifade kullanmıştı. Kendi gazetesinin bir yazarı, yine Eski Başbakanlardan Erdoğan'dan bahisle, "Midas'ın eşşek kulakları" diye bir yazmıştı.
Buna da "E, yuh yani!" diyor mu?
Diyecek mi?
İŞTE AHMET KEKEÇ'İN DÜNKÜ KÖŞESİNDE 'KARAR YAZARI ERDOĞAN'I NEYLE TEHDİT EDİYOR! BAŞLIKLI YAZISI
Meğer Akif Beki, "AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın beğenmediği fikirleri özgürce savunmakta ısrar ettiği için" Hürriyet'ten kovulmuş.
Karar gazetesinin bir yazarı böyle diyor.
Hürriyet'in kovduğu Akif Beki, Karar gazetesinde yazılarına başladığına ve Karar gazetesi de AK Parti'yi desteklediğine göre (en azından böyle biliyoruz), müdahaleci Erdoğan'dan "yeni bir müdahale" beklenebilir mi?
Karar yetkililerini arayıp, "Benim kovdurduğum yazara sahip çıkmak size mi kaldı? Siz kimsiniz ki?" diyebilir mi? Yeni bir kibir örneği sergileyebilir mi?
Buradaki "kibir" ifadesi, Karar yazarına aittir: Erdoğan'ın daima "gurur, kibir bize yakışmaz" dediğini, "tevazu ehli" olmanın gereğine işaret ettiğini, ne var ki "Sen kimsin?"i, "Haddini bil!"i dilinden düşürmediğini söylüyor. Ve ekliyor: "Yağmurlarda beraber ıslandığı kimseleri bile bu şekilde tahkir etmekte beis görmüyor."
Erdoğan'ın, yağmurda beraber ıslandı hangi AK Partilileri tahkir ettiğini, hangi dava arkadaşını "Sen kimsin ki?" diye azarladığını bilmiyorum.
Karar yazarı hatırlatırsa (isimlerini telaffuz ederse), biz de öğrenmiş oluruz ve "kuvveden fiile çıkması an meselesi olan homurtuların" mahiyetini daha iyi anlarız.
Söyledikleri "tehdit" gibi duruyor çünkü: "Gittikçe yükselen bir tepki var. Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama 'kuvveden fiile çıkması'an meselesi."
Daha doğrusu, Karar yazarı, Erdoğan'ı "yaklaşmakta olan" bir şeyle tehdit ediyor.
Daha önce de, "AK Parti içinden çıkacak hem İslamcı, hem Batı'yla iyi geçinen bir partiyle" tehdit etmişti.
Hem İslamcı...
Hem Batı'yla iyi geçinen...
Herhalde, hem de "adalet mağdurlarını" (!) üzmeyen...
Baştaki meseleyi dönecek olursak...
Erdoğan'ın hoşlanmadığı fikirleri özgürce savunmakta ısrar ettiği için Hürriyet'ten kovulan Akif Beki, arada sırada Erdoğan'ın iyiliği için Erdoğan'ı pataklayan ("Diktatör, Hitler esintileri" filan diyen) AK Partili Karar gazetesinde yer bulabildiğine göre, buradan şu iki çıkarsamayı yapmamız gerekecek:
BİR- "Müdahalecilikte" sınır tanımayan Erdoğan, "başka dünyaların gazetesi Hürriyet"e müdahale edip yazar kovdurabiliyorsa (kovdurmuşsa), bu alışkanlığını kendi dünyasının gazetesi olan ve nüfuz etmekte zorlanmayacağı Karar gazetesi üzerinde niçin sergilemesin? Muhtemelen, gazete "yetkililerini" arayıp, "Benim Hürriyet'ten kovdurduğum yazara sahip çıkmak size mi kaldı? Siz kimsiniz ki? Haddinizi bilin!"demiştir. Demek ki, Karar gazetesi yetkilileri, Aydın Doğan'dan daha mukavim, daha dayanıklı. Fikir özgürlüğü konusunda daha cesur!
İKİ- Karar yazarı yalan söylüyor. Yani, Beki'yi Erdoğan ya da çevresinden "birilerinin"kovdurduğunu söyleyerek açıkça "iftira" atıyor.
Birinci ağızdan ikrar gelmediği sürece, ben, ikinci ihtimalin geçerli olduğunu düşünüyorum.
Karar yazarı iftira atıyor!
Burada, Hürriyet gazetesi yetkililerine, mağdur Akif Beki'ye ve elbette Erdoğan'a söz düşüyor.
İşin aslını açıklamalılar...
Birinci ihtimal geçerliyse, yani Akif Beki Erdoğan'ın baskısı sonucu Hürriyet'ten kovulduysa, bu durumda isabet kaydedilmediğini, müdahalenin boşa gittiğini söylemek zorundayız.
Benim bir müdahale yetkim olsa, yazdıklarıyla etki uyandırmayan Akif Beki'yi değil, daha "etkili" isimleri kovdururdum.
Demek ki Erdoğan işi bilmiyor!
HAMİŞ
Karar yazarı, bir süre önce, Konya milletvekili ve eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'na yönelik eleştirileri cevaplarken, "E, yuh yani!" diye bir ifade kullanmıştı. Kendi gazetesinin bir yazarı, yine Eski Başbakanlardan Erdoğan'dan bahisle, "Midas'ın eşşek kulakları" diye bir yazmıştı.
Buna da "E, yuh yani!" diyor mu?
Diyecek mi?