Erdoğan'dan Diyarbakır'da önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da toplu açılış töreninde konuşma yaptı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Erdoğan'dan Diyarbakır'da önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Biz Kürt kardeşlerimin haklarını, hukuklarını, sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Ama kavramlar üzerinden bu ülkenin medeniyet müktesebatına saldırılmasına da ne ben ne de Kürt kardeşlerim asla izin vermeyeceğiz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstasyon Meydanı'ndaki toplu açılış töreninde konuştu.

Düne kadar birbirleriyle ittifak etmeyenlerin şimdi birbirleriyle ittifak ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Millet bu oyuna gelmez. Diyarbakırlı hiç gelmez. Benim Diyarbakırlı kardeşim eski Türkiye'yi çok iyi bilir. Şu toprakların, dağların, ovaların, yaylaların, hele hele Dicle'nin, Fırat'ın dili olsa da bir konuşsa. Eski Türkiye'nin ne olduğunu bir de onlar anlatsa" ifadelerini kullandı.

"Kürt kardeşlerime buradan sesleniyorum. Belediye binasının önünde o gözü yaşlı, ağlayan anneleri nereye koyacaksınız?" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Niye ağlıyordu acaba o anneler? O anneler Kürt değil miydi? Sonra onları oradan acaba niye söküp attınız? Hepsinin evlatları dağa kaçırılmıştı, dağlara kaçırılmıştı. O anneler bana da geldi ve biz Kürt kardeşlerimin haklarını, hukuklarını, sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Ama kavramlar üzerinden bu ülkenin medeniyet müktesebatına saldırılmasına da ne ben ne de Kürt kardeşlerim asla izin vermeyeceğiz. Kürt kardeşlerimin ayrılmaz parçası olduğu bu millet ulu bir çınar gibidir. Bu çınarın köklerini kurutmak isteyenlerin amacı önce bu heybetli gövdenin içini boşaltmak sonra da onu devirmektir. Bu oyun bin yıldır pek çok defa sahnelendi. Hamdolsun hiçbirinde başarılı olamadılar, bundan sonra da inşallah başarılı olamayacaklar. İnşallah bu defa da başarılı olamayacaklar. Ne diyor Mehmet Akif merhum, 'Ruhumun senden ilahi şudur ancak emeli, değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli, bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.' 2001 yılında attığımız bu adımlarla yola çıktık ve halkımız bize sahip çıktı. Hızla yürüdük ve bugünlere geldik."

-"Tehditlerden yıldılar"

"Bu bölgedeki kardeşlerimiz artık o kadar bunaldı ki artık bu tehditlerden yıldılar" ifadelerini kullanan Erdoğan, kalabalıktan gelen sesler üzerine, "Bak gelen sesler önemli, çok önemli. 6-7-8 Ekim olaylarında değerli kardeşlerim bunlar milleti sokağa döktüler mi, döktüler. Yasin Börü'yü kalkıp da 5. kattan aşağı attılar mı? Ondan sonra taşla ona her türlü eza ve cefa ettiler mi? Ondan sonra utanmadan, sıkılmadan 'Biz böyle bir şey yapmadık' diyorlar. Her şeyi yaptılar. Nerede bir terör eylemi varsa altından bunlar çıkıyor" diye konuştu.

1 Mayıs'ı işçinin, emeğin tatil günü olarak kendilerinin ilan ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Bunlar yapmadı, anamuhalefet yapmadı, biz yaptık. Bunu biz yaptığımız halde Türkiye'de en büyük sendikalar farklı illerde gayet güzel şekilde kutlamaları yaptılar ama bunlar kalktılar yine de İstanbul'u karıştırmak istediler. Başaramadılar o ayrı mesele. Biz diyoruz ki, kardeşim eğer yapacaksan, bak yerler belirlendi, git oralarda yap. Gazetelerde bazıları televizyonlara çıkıyor, aman Ya Rabbim 'ne demek, istediğimiz yerde yaparız' diyor. Yapamazsın, istediğin yerde yapamazsın. Bu ülke yol geçen hanı değildir" dedi.

-"Kamu düzenine saygı duymak zorundasın"

Cumhurbaşkanı olarak Valiliğin gösterdiği yerde İstasyon Meydanı'nda halka seslendiğini, AK Parti Genel Başkanı olduğu dönemde de yine Valiliğin gösterdiği yerde miting yaptıklarını anlatan Erdoğan, "Biz kalkıp da en hareketli caddeye gidip yolları kesip, 'hayır biz burada yapacağız' diyebilir miyiz? Biz kamu düzenini bozamayız. Kamu düzenine saygı duymak zorundasın. Şehrin uygun yerini valilik belirlemiş, devlet belirlemiştir. Orada gidip mitingini yap, ne söyleyeceksen orada söyle ama sen kalkıp da 'Taksim meydanında ben bunu yapacağım' dersen kusura bakma. 'Yapamazsın' diyorlarsa yapamazsın" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Yenikapı, Maltepe ve 6 meydanda daha miting yapılabileceğini belirtti.

Vatandaşların "Dik dur eğilme, bu millet seninle" tezahüratları üzerine Erdoğan, "Her zaman söylüyorum, biz sadece rükuda eğiliriz. Bunun dışında bizde kula kulluk yok. Böyle geldik, böyle gideceğiz" dedi.

-"Sefalet diz boyuydu"

Diyarbakırlılara, "Sevgili kardeşlerim, Diyarbakır'ın güzel insanları" diye seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakınız bugüne kadar sefalet diz boyuydu. Dağlarda insanlar bir yana kurt, kuş gezemez olmuştu. Ne okul, ne hastane vardı, ne yol, ne içme suyu altyapısı bulunuyordu. Yılların ihmali, terörün yıkıcı etkisi altında bölge adeta 20. yüzyılda Ortaçağı yaşar hale gelmişti. Biz işte bu sorunların hepsini birer birer ortadan kaldırdık" ifadelerini kullandı.

Diyarbakır'da 2002 öncesi 44 kilometre bölünmüş yol varken, 2003'ten sonra 343 kilometre bölünmüş yol yaptıklarını anlatan Erdoğan, şu bilgileri verdi:

"2002 öncesi 10 yıl Diyarbakır'da yapılan harcama 179 trilyon, kardeşlerim, 2003-2014 arası yapılan harcama 1 katrilyon 600 trilyon. 2003-2014 bütün bu bölgede yapılan toplam yatırım bedeline baktığımız zaman her geçen gün daha da artıyor ama benim size önemli bir şeyi burada nakletmem gerekiyor o da şu, Diyarbakır'da son 13 yılda yaptığımız toplam yatırım 19 katrilyon."

- Bunlarda insaf yok

İş adamlarının bölgeye yatırım yapmaktan korktuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"İş adamları bölgeye yatırım yapmaktan çekiniyor, korkuyor. 'Acaba yaparsam burayı da ne zaman bombalarlar, yakarlar' diye. Çünkü bunlarda insaf yok. Bunlar okulları yakıyorlar, kütüphaneleri yakıyorlar, camileri yakıyorlar. Çıkmış ne diyor, 'Diyaneti kaldıracağız.' Yahu benim Kürt kardeşim, Zaza kardeşim dindardır. Şu hale bak, şu yaklaşım tarzına bak. Bu ülkenin yüzde 99'u Müslüman. Bunlar bizim inançlarımızla da adeta oynamaya başladılar. Onun için 7 Haziran'ın önemi çok büyük. Beyefendi rahatsız oluyor. 'Cumhurbaşkanı meydanlara kimin parasıyla çıkıyor' diyor. Devletin parasıyla çıkıyorum. Bu benim en doğal hakkım, yasal hakkım. Cumhurun başı olarak buraya çıkıyorum. Yüzde 52'nin oyu ile buraya geldim. Bu beyefendi de aday değil miydi? Adaydı. Onların aldığı oy da belli. Ama sen yüzde 52'yi alsaydın sana da ben saygı duyardım ama sen saygısızlık yapıyorsun."

Bölgede sıfatı ve mahreci ne olursa olsun yürütülen tüm baskı ve şiddet politikalarının gerisinde çok sinsi bir amaç ve hedef olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu amaç Diyarbakır'daki ve bölgedeki tüm Kürt kardeşlerimin 1376 yıldır şerefle taşıdıkları ve yücelttikleri, uğrunda nice mücadeleler verdikleri inançlarıyla etnik kimliklerini birbirinden ayırmaktır. 'Kaldıracağız' dedikleri Diyanet, Kur'anı Kerim'in Kürtçe mealini yaptı. Niye? 'Ben diyor, benim Kürt vatandaşımın da Diyanet İşleri Başkanlığıyım" ifadesini kullandı.

"Değerli kardeşlerim, çıkıp diyorlar ki imam hatip okullarını da kapatacağız. Bunların ana muhalefet partisinden farkı var mı? Geçmişte onla bu işleri yaptı, fakat şimdi buna ulaşmak çok zor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu ülkede bu millet imam hatip okullarını kurdu ve sahip çıktı. Bir ara 60 bine indirdiler öğrenci sayısını şu anda imam hatipte öğrenci sayısı 1 milyona ulaştı. Silahla tehdit edilerek mi ulaştı? Eğitim özgürlüğü bu, vatandaş evladını ister imam hatipe, ister düz liseye isterse de meslek lisesine gönderir, karışamazsın. Bir taraftan 'özgürlük' diyeceksin diğer taraftan buna karışacaksın. Onlar eski Türkiye'de kaldı. Yeni Türkiye'de bu yok, yapamazsınız"

Okullarda başörtüsünün yasaklandığını, bugün artık başörtülü olarak okullara gidilebildiğini belirten Erdoğan, "Kızlarımızın başörtüsüyle oynadılar. Danıştay geçen gün yeni bir karar verdi ve 'Artık ortaöğretimde de müdahale edemezsiniz' dediler. Şimdi bu dertler kalktı. Şimdi istediğin üniversiteye gidiyor musun? Gitme şansın var mı? Artık kat sayı var mı? Kota var mı? Adalet budur işte. Biz bunun gereğini yaptık. Bizi bölemeyecekler, bizi ayıramayacaklar" diye konuştu.

Vatandaşlardan bir ricası olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

"Aman ha etle tırnak gibi olmalısınız. Hiç Kürt, Zaza, Türk ayrımı yok. Onun için 'tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet' diyeceğiz. Bu yolda gür olacağız. Bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Şimdi bunlar yanlarına bir de Paralel Yapı'yı aldı, beraber çalışıyorlar."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanı seçilmişsin, belediye başkanı nezaketen havalimanına gelip sizi karşılamaz mı? Son anda meğerse bunlar Kandil'den talimat almışlar. 'Cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdi, onun için havalimanlarına karşılamaya gitmeyeceksiniz.' Bak, ben buradan sesleniyorum, ben her partiye eşit mesafedeyim. Gönlümde tabii ki bir parti var ayrı ancak ama ben tarafım. Nasıl taraf? Ben, milletin tarafındayım. Milletin değerlerine karşı olanların asla tarafında olamam. Hanımefendi gelmeyince bende belediyeyi maalesef ziyaret edemedim. Bunu bilmenizi istiyorum ki istismarı yapılmasın.

Geçenlerde Çanakkale'ye gittim, belediye başkanı CHP'li. Geldi karşıladı havalimanında. Bende gittim Çanakkale Belediyesini ziyaret ettim ve kendilerinden brifing aldım. Benim dünyamda böyle bir ayrımcılık yok. Gittiğim her yerde nezaket, karşılığında nezaketi bulacaktır. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Değerli kardeşlerim, tabii biz bu adımı kararlı şekilde atarak ülkemizi çok daha iyi bir noktaya taşıyacağız."

- "O sloganları, o resmi asanlar hesabını verecek" -

Erdoğan, bölgede pek çok yerde normalde belediyelerin yapması gereken işlerin sırf vatandaşlar mağdur olmasın diye ilgili bakanlıkların yürüttüğüne işaret ederek, örneğin Van'ın içme suyu ihtiyacını karşılamak ve bunun yatırımını yapmanın büyükşehir belediyenin görevi olduğunu ama yapılmadığını vurguladı. Erdoğan, şunları söyledi:

"Talimat verdim, Orman ve Su İşleri Bakanlığımız yaptı. Şimdi Van, bir de bilbordlara, raketlere bir şey ilave etmiş. Aman Yarabbi, musluktan kan akıyor, kan. O pankartlara veyahut da o raketlere o sloganları, o resmi asanlar, bunun hesabını verecekler. Bu işin lamı cimi yok. Siz, o musluklardan kan akıtabilirsiniz ama bizim musluklarımızdan bugüne kadar hamd olsun pırıl pırıl su akmıştır, su."

İstanbul'a belediye başkanı olduğu zaman musluklardan çamurlu su dahi akmadığını ifade eden Erdoğan, 1 yılda musluklardan "şakır şakır" su akmaya başladığını ve o günden beri İstanbul'da suyun kesilmediğini dile getirdi. Erdoğan, "Belediyecilik, hizmet işidir, aşk işidir. Böyle bir aşkınız, böyle bir sevdanız yoksa bu işte bu tür afişlerle kendinizi aldatırsınız. Şimdi ne yapıyorlar? Tehdit ediyorlar? Niçin? 7 Haziran için."

"İdeolojik belediyeciliğin İzmir'i ne hale getirdiğini biliyorsunuz değil mi?" diyen Erdoğan, İzmir'de baraj yaparak şehre su temin ettiklerini bildirdi.

"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışı ile yürüdüklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu, bir zihniyet devrimidir. Kimsenin artık Türkiye'yi bugün geldiği yerden geriye götürmesi mümkün değildir. Buna ne biz müsaade ederiz ne de milletimiz, siz izin verirsiniz. Bu, bir zihniyet devriminin ürünü. Demokratik açılım olarak başlayan milli birlik ve kardeşlik projesi olarak devam eden çözüm süreciyle taçlanan bu süreci, hep beraber inşallah noktalayacağız. Şöyle 15 yıl, 20 yıl önceyi bir düşünün. Herhalde hayal bile edemezdiniz. Türkiye işte böyle bir olgunluğa, böyle bir öz güvene ulaştı."

- "Hepiniz sandığa gidin" -

Erdoğan, seçime giren tüm siyasi partilerin özgürce adaylarını belirlediklerini ve seçim kampanyalarını sürdürdüklerini anlatan Erdoğan, mevcut seçim kanununa göre partilerin aldığı oya göre milletvekili çıkartıp Meclis'te temsil imkanına kavuşacağına veya Meclis dışında kalarak muhalefetini yürüteceğine işaret etti. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı olarak bu süreçte iki şeyi gözetmek zorundayız. Bir, seçimin her vatandaşımızın iradesinin sandığa özgürce yansıyacağı bir ortamda geçmesidir. Hepiniz sandığa gidin. Demokratik hakkınızı kullanın. Bu, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Ağızlarından demokrasi lafını, demokratlık iddiasını düşürmeyenler başta olmak üzere tüm siyasi partilerimizden bu hususa özellikle hassasiyet göstermelerini istiyorum. Projeleriyle milletin gönlünü fethedemeyenlerin silahla, baskıyla, şiddetle milletin oylarını gasbetmesine asla izin vermeyiniz, vermemeliyiz. Elinden silahı bırakmayan, silahların gölgesinde particilik oynamaktan vazgeçmeyenlerin çözüm sürecini eleştirme hakları yoktur. Bu konuda siyasi irade ve devletin kurumları, üzerilerine düşenleri yapmıştır. Artık sıra silahları gömüp üzerine beton dökmeye geldi. Çözüm sürecinin samimiyet göstergesi işte bu adımdır. Bu adımı atmayanın ne millete ne bize ne hükümete söyleyecek tek bir sözü yoktur."

- "Dünyanın en ileri ülkeleri başkanlık sistemiyle yönetiliyor" -

Tüm partilerden ülkenin ve milletin geleceğiyle ilgili projeler üretmesini beklediğini ifade eden Erdoğan, bu seçimin Türkiye'nin 2023 hedefleri sürecinde önemli bir dönemin belirleyicisi olacağını dile getirdi.

"Burada bir şey var, 400 milletvekilini kim alırsa alsın ama bir adım atalım" diye konuşan Erdoğan, "Ben her partiye eşit mesafedeyim. Ama diyorum ki doğrudan milletin oylarıyla işbaşına gelmiş bir cumhurbaşkanı olarak, bu sürece ilişkin benim de görüşlerimin, tekliflerimin olması tabiidir" değerlendirmesinde bulundu.

Alandaki vatandaşlara, "Yeni Türkiye'ye evet mi? Yetmez. Yeni Anayasaya evet mi? Bu da yetmez. Peki bununla birlikte başkanlık sistemine evet mi?" diye soran Erdoğan, vatandaşlardan "Evet" yanıtını aldı.

- "Başkan, başkan" tezahüratları -

Vatandaşların, "Başkan, başkan" şeklindeki tezahüratları üzerine de Erdoğan, "Bunu hep birlikte gerçekleştirmemiz lazım. Bakın bugün dünyanın en ileri ülkeleri başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Hep birlikte bu adımı atmalıyız. Gayret edeceğiz. El ele vereceğiz. İstikrar ve güven ortamını beraber yakalayacağız" ifadelerini kullandı.

Göreve geldiklerinde milli gelirin 230 milyar dolar olduğunu şu an ise 800 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, IMF'ye 23,5 milyar dolar olan borcun ödendiğini ve IMF'nin Türkiye'den borç isteğini söyledi. 36 milyar dolar olan ihracatın da 158 milyar dolara çıktığını hatırlatan Erdoğan, borcun milli gelire oranın yüzde 73'ten yüzde 35'e düştüğünü, yüzde 63 olan devletin borçlanma faizinin ve yüzde 30 olan enflasyonun ise tek haneli rakamlara gerilediğini kaydetti.

79 senede 610 kilometre, kendilerinin döneminde ise 12 yılda 17 bin 100 kilometre yol yapıldığını aktaran Erdoğan, "Artık işin sonuna geldik. Bu konuda İçişleri Bakanlığımız, Yüksek Seçim Kurulu her türlü tedbiri aldılar. İnşallah sandık mahallerinde görevli olan tüm vatandaşlarımız bir defa sandıklarına sahip çıkacaklar. İki herhangi bir orada tehdit olduğunda hemen yani başında orada polis var, jandarma var anında onlara bildirecekler" diye konuştu.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler