Kod adı Cicero
Alman İstihbarat Örgütü BND'nin Türkiye'yi dinlediği ortaya çıktı. Bu durum yıllar önceki Türkiye'de yaşayan dünyanın en ünlü Alman casusunun öyküsünü akıllara getirdi.
Giriş Tarihi:
Herkesin kabul ettiği 2. Dünya Savaşı'nın en ünlü, en tehlikeli ve en pahalı casusuydu. Uzman tarihçiler "Hitler ona inanmadığı için savaşı kaybetti" der.
Müslüman mıydı yoksa Neva Şalom'da ilahiler okuyan bir Yahudi mi? Bu hiç bir zaman anlaşılamadı. Arnavut olarak Elyesa, Türk olarak İlyas ismiyle yaşadı. Gerçek ismi değişik olarak yazılır, mezar taşından Elyesa Bazna yazdığına göre doğrusu budur. İsmi Türkiye'de daha çok "İlyas" diye geçer. İlyas, 1904'te Arnavutluk'ta doğar.
Babası Hafız Yaşar cami hocasıdır.
Küçük yaşta Türkiye'ye gelir pek çok değişik işe girer çıkar. Bir ara Alman Albert Jenke isimli bir çiçekçinin yanında çalışır.
Jenke'nin eşi Inge'nin kardeşi Almanya Dışişleri Bakanı olunca Jenke'nin de forsu ve gücü artar.
CASUSLUK FAALİYETLERİ
Dört çocuk babası İlyas, Eylül 1943'te İngiliz Büyükelçisi Hughe Knatchbull-Hugessen'in oda hizmetçisi olur. Bu işe nasıl girdiği şüpheli, daha önce de Yugoslav Büyükelçi'nin yanında çalıştığı ve kendisinden şüphelenilerek kovulduğu söyleniyor. Muhtemelen bir "güç" onu o işe sokmuştu. İlyas, bu işe girdikten sonra, Çiçero'nun müthiş casusluk hikâyesini 1999'da kitap olarak yayınlayan Richard Wires'a göre 26 Ekim'de Alman Büyükelçiliği'ne giderek daha önceden tanıdığı Bayan Jenke'yle görüşür ve ona para karşılığı belge getirme teklifini yapar. Her bir belge için peşin 15 bin, iki belge olursa 20 bin Sterlin istemektedir. Buluşma anında fotoğrafını çektiği belgenin filmini verecek ve parayı alacaktır. Şartları budur.
Çok yüksek bir ücret talep etmektedir.
İlyas'ın aldığı maaş 100 sterlindir. Bu talep Büyükelçi von Papen ve Almanların Ankara'daki istihbarat şefi Avusturya asıllı, Nazi partisinin fanatik üyesi Ludwig Moyzisch tarafından kabul edildi. İlyas, kısa sürede Knatchbull-
Hugessen'in güvenini kazanır, hatta ona banyo yaparken opera söyleyecek kadar yakınlaşır. Büyükelçi her gece gizli belgeleri dairesine getirmekte ve son bir kez daha okuyup kilitli kasaya koymaktadır. Kasanın anahtarı da hep boynunda asılıdır. İlyas bu banyo sefalarının birinde anahtarın kalıbını balmumu yardımıyla alır ve artık her gizli belgeyi kasadan çıkarıp resimlemektedir.
Belge-para değiş tokuşu, İlyas'ın Moyzisch'i telefonla şifreli olarak "poker partisi var, gel" Pierre ismiyle ve Fransızca konuşarak araması sonucu, Moyzisch'in arabasında yapılmaktadır.
İlk alış-veriş 30 Ekim günü yapılır. İlyas casusluk yaparken kendisine elçilikte aşçı larak çalışan 21 yaşındaki Esra Düriye isimli bir Türk kızının da yardım ettiği söylenir. İkilinin arasında bir aşk vardır. Bu iddia doğru mudur? 1970'de Münih'te ölüp oraya gömülen İlyas'la aynı mezara gömülen 1990'da vefat eden Esra Düriye Bazna ismini de mezar taşında gördüğümüz için doğruymuş diyoruz.
ELYESA'NIN ÖDÜLÜ
Bir hafta içinde Çiçero 65 bin sterlinlik belge verir. İki taraf da çok memnundur, çünkü gerçekten çok gizli belgeler getirmektedir. Bunlar içinde savaşın en önemli safhası olan Normandiya Çıkarması dahi vardır.
Bu büyük casusluk faaliyetinden dolayı Büyükelçi Von Papen yapılan işin önemine ithafen, İlyas'a ünlü Romalı Senatör'ün adı "Cicero" kod adını verdi.
Bu faaliyete de "Çiçero Operasyonu" dedi. Belgeler özel kuryeyle Almanya'ya doğrudan Himmler'e ondan da Hitler'e ulaşır. Ancak bunlar öylesine önemli belgelerdir ki Hitler inanmakta güçlük çeker. İlyas'ın çift taraflı casus olduğu düşünülür ve şaşırtma yaptığı varsayılır.
Gazeteci Özgen Acar, Milli İstihbarat'ın bu casusluk faaliyetinden haberdar olduğunu, hatta bir gece arabada değiş tokuş yapılırken izlendiğini gören Moyzisch'in arabayla kaçması üzerine bir kovalamaca yaşandığını, İlyas'ın her bir belgeyi aynı zamanda Milli İstihbarat'a verdiğini yazıyor. Kimilerine göre Ocak 1944'te, kimilerine göreyse Mart 1944'e kadar süren operasyonda bir sızma olduğundan şüphelenilmesi ve de asıl önemlisi Moyzisch'in sekreterinin casus çıkması ve ABD'ye iltica etmesi üzerine yüzyılın casusluğu sona erer.
İlyas, elçilikten ayrılır. Artık 400 bin sterlini olan bir zengindir. Sonradan anlar ki Sterlinler sahtedir. Almanların, İngiltere'yi ekonomik olarak çökertmek için bastığı sahte paralardan verilmiştir. İlyas, Alman Konsolosluğu'na başvurarak paraların gerçeğini ister ama tabii ki alamaz. Bir ara Bursa Çelik Palas ek inşaat işi olmak üzere müteahhitlik yapar ama ticaret casusluktan da zordur ve batar.
Ne iş yapsa tutunamaz. Kendisine Çiçero adının takıldığını Moyzisch'in 1950'de yayınlanan anılarından öğrenir. Önce Çiçero olduğunu kabul etmez. 1952'de James Mason'ın başrolde olduğu "Beş Parmak" (Tüm Zamanların En Büyük Caususun Gerçek Öyküsü) isimli hayatını anlatan filmi öğrenince, yapımcıdan para almak için ortaya çıkar ama alamaz. 1962'de "Ben Çiçeroydum" ismiyle anılarını yazar ve bu kitaptan biraz kazanır. Sonunda Almanya, yaptığı hizmet karşılığı bir maaş bağlar ve o da yeni eşiyle birlikte Almanya'ya göç eder ve 66 yaşında orada ölür.
TAYFUN ER
Müslüman mıydı yoksa Neva Şalom'da ilahiler okuyan bir Yahudi mi? Bu hiç bir zaman anlaşılamadı. Arnavut olarak Elyesa, Türk olarak İlyas ismiyle yaşadı. Gerçek ismi değişik olarak yazılır, mezar taşından Elyesa Bazna yazdığına göre doğrusu budur. İsmi Türkiye'de daha çok "İlyas" diye geçer. İlyas, 1904'te Arnavutluk'ta doğar.
Babası Hafız Yaşar cami hocasıdır.
Küçük yaşta Türkiye'ye gelir pek çok değişik işe girer çıkar. Bir ara Alman Albert Jenke isimli bir çiçekçinin yanında çalışır.
Jenke'nin eşi Inge'nin kardeşi Almanya Dışişleri Bakanı olunca Jenke'nin de forsu ve gücü artar.
CASUSLUK FAALİYETLERİ
Dört çocuk babası İlyas, Eylül 1943'te İngiliz Büyükelçisi Hughe Knatchbull-Hugessen'in oda hizmetçisi olur. Bu işe nasıl girdiği şüpheli, daha önce de Yugoslav Büyükelçi'nin yanında çalıştığı ve kendisinden şüphelenilerek kovulduğu söyleniyor. Muhtemelen bir "güç" onu o işe sokmuştu. İlyas, bu işe girdikten sonra, Çiçero'nun müthiş casusluk hikâyesini 1999'da kitap olarak yayınlayan Richard Wires'a göre 26 Ekim'de Alman Büyükelçiliği'ne giderek daha önceden tanıdığı Bayan Jenke'yle görüşür ve ona para karşılığı belge getirme teklifini yapar. Her bir belge için peşin 15 bin, iki belge olursa 20 bin Sterlin istemektedir. Buluşma anında fotoğrafını çektiği belgenin filmini verecek ve parayı alacaktır. Şartları budur.
Çok yüksek bir ücret talep etmektedir.
İlyas'ın aldığı maaş 100 sterlindir. Bu talep Büyükelçi von Papen ve Almanların Ankara'daki istihbarat şefi Avusturya asıllı, Nazi partisinin fanatik üyesi Ludwig Moyzisch tarafından kabul edildi. İlyas, kısa sürede Knatchbull-
Hugessen'in güvenini kazanır, hatta ona banyo yaparken opera söyleyecek kadar yakınlaşır. Büyükelçi her gece gizli belgeleri dairesine getirmekte ve son bir kez daha okuyup kilitli kasaya koymaktadır. Kasanın anahtarı da hep boynunda asılıdır. İlyas bu banyo sefalarının birinde anahtarın kalıbını balmumu yardımıyla alır ve artık her gizli belgeyi kasadan çıkarıp resimlemektedir.
Belge-para değiş tokuşu, İlyas'ın Moyzisch'i telefonla şifreli olarak "poker partisi var, gel" Pierre ismiyle ve Fransızca konuşarak araması sonucu, Moyzisch'in arabasında yapılmaktadır.
İlk alış-veriş 30 Ekim günü yapılır. İlyas casusluk yaparken kendisine elçilikte aşçı larak çalışan 21 yaşındaki Esra Düriye isimli bir Türk kızının da yardım ettiği söylenir. İkilinin arasında bir aşk vardır. Bu iddia doğru mudur? 1970'de Münih'te ölüp oraya gömülen İlyas'la aynı mezara gömülen 1990'da vefat eden Esra Düriye Bazna ismini de mezar taşında gördüğümüz için doğruymuş diyoruz.
ELYESA'NIN ÖDÜLÜ
Bir hafta içinde Çiçero 65 bin sterlinlik belge verir. İki taraf da çok memnundur, çünkü gerçekten çok gizli belgeler getirmektedir. Bunlar içinde savaşın en önemli safhası olan Normandiya Çıkarması dahi vardır.
Bu büyük casusluk faaliyetinden dolayı Büyükelçi Von Papen yapılan işin önemine ithafen, İlyas'a ünlü Romalı Senatör'ün adı "Cicero" kod adını verdi.
Bu faaliyete de "Çiçero Operasyonu" dedi. Belgeler özel kuryeyle Almanya'ya doğrudan Himmler'e ondan da Hitler'e ulaşır. Ancak bunlar öylesine önemli belgelerdir ki Hitler inanmakta güçlük çeker. İlyas'ın çift taraflı casus olduğu düşünülür ve şaşırtma yaptığı varsayılır.
Gazeteci Özgen Acar, Milli İstihbarat'ın bu casusluk faaliyetinden haberdar olduğunu, hatta bir gece arabada değiş tokuş yapılırken izlendiğini gören Moyzisch'in arabayla kaçması üzerine bir kovalamaca yaşandığını, İlyas'ın her bir belgeyi aynı zamanda Milli İstihbarat'a verdiğini yazıyor. Kimilerine göre Ocak 1944'te, kimilerine göreyse Mart 1944'e kadar süren operasyonda bir sızma olduğundan şüphelenilmesi ve de asıl önemlisi Moyzisch'in sekreterinin casus çıkması ve ABD'ye iltica etmesi üzerine yüzyılın casusluğu sona erer.
İlyas, elçilikten ayrılır. Artık 400 bin sterlini olan bir zengindir. Sonradan anlar ki Sterlinler sahtedir. Almanların, İngiltere'yi ekonomik olarak çökertmek için bastığı sahte paralardan verilmiştir. İlyas, Alman Konsolosluğu'na başvurarak paraların gerçeğini ister ama tabii ki alamaz. Bir ara Bursa Çelik Palas ek inşaat işi olmak üzere müteahhitlik yapar ama ticaret casusluktan da zordur ve batar.
Ne iş yapsa tutunamaz. Kendisine Çiçero adının takıldığını Moyzisch'in 1950'de yayınlanan anılarından öğrenir. Önce Çiçero olduğunu kabul etmez. 1952'de James Mason'ın başrolde olduğu "Beş Parmak" (Tüm Zamanların En Büyük Caususun Gerçek Öyküsü) isimli hayatını anlatan filmi öğrenince, yapımcıdan para almak için ortaya çıkar ama alamaz. 1962'de "Ben Çiçeroydum" ismiyle anılarını yazar ve bu kitaptan biraz kazanır. Sonunda Almanya, yaptığı hizmet karşılığı bir maaş bağlar ve o da yeni eşiyle birlikte Almanya'ya göç eder ve 66 yaşında orada ölür.
TAYFUN ER