Gizli görev için İran'a

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Gizli görev için İran'a
Zeynel Beğ'e hüküm ki:
Yukaru Cânib'e mahvi ahvâl içün…
Üstteki satırla başlayan hüküm Hicri 19 Safer 975 yani Miladi olarak 25 Ağustos 1567 tarihini taşıyor. Anlattığı şey ise Zeynel Bey isimli bir Osmanlı casusunun, İran hakkında bilgi toplamak için gizli görevle görevlendirildiğidir. Bu belge Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde bulunan, Osmanlı devrinin 7 Numaralı Mühimme Defteri'ne ait.
Mühimme Defteri; Sadrazamın başkanlığında toplanan o devrin Bakanlar Kurulu diyebileceğimiz Divân-ı Hümâyun toplantılarında görüşülen sosyal, ekonomik, siyasi ve askeri meselelere dair alınan önemli kararların kaydedildiği deftere deniyor.
Bu kısa açıklamadan sonra gelelim asıl anlatmak istediğimize; neden İran ve casus gönderilecek kadar önemli şeyler neydi?
Bizde daha çok "Korkunç İvan" olarak adlandırılan Moskova Knezliği Çarı IV.
İvan, 1552'de Kazan'ı, 1556'da Altınordu Hanlığı'nın merkezi olan bizim Ejderhan dediğimiz Astrahan'ı almış, Azak'ı da kuşatma altına almıştı.
Türkistan'dan Mekke'ye giden hacıların can güvenliği kalmamıştı ve önemli bir ticaret yolu olan Ejderhan-
Kırım arası fiilen kapanınca ciddi bir iktisadi sıkıntı doğmuştu. Harzem Hanı, Kırım Hanı ve Nogaylar, Sultan II.
Selim'
e başvurarak bu durumu şikayet ettiler.

HEDEF HAZAR DENİZİ
Osmanlı ilk hamle olarak Şıkk-ı Sani Defterdarı (Defterdar Yardımcısı) Çerkes Kasım Bey'i Kefe (Kırım'ın güneyindeki bir şehir) Sancakbeyi olarak gönderip, kendisini paşa yaptı. Osmanlı Ejderhan'ı geri almak istiyordu; bunun için de "çılgın" bir proje düşünüldü. Don ile Volga Nehirleri'nin birbirine en çok yaklaştığı yerde bu iki nehir açılacak bir kanalla birleştirilecek, böylece Karadeniz'e çıkacak Osmanlı Donanması Azak Denizi'nden Don'a geçecek oradan da açılacak kanalla Volga'dan Hazar Denizi'ne girecekti. Böylece Karadeniz ve Hazar Denizi birleşiyordu.

KANUNİ'NİN OĞLU
Kasım Bey, bu kanal yerine bir teknik heyet göndermiş, onların sunduğu raporu da Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'ya göndermişti. Bu kanal projesi ilk olarak Kanuni'nin düşündüğü bir şeydi ama uygulanabilmesi için ilk adımlar Kanuni'nin oğlu Sultan II. Selim ve onun damadı Sokollu tarafından atıldı. 4 Ağutos 1569'da İstanbul'dan Kaptan-ı Derya Ali Paşa komutasında Karadeniz'e açılan donanma, Azak'taki Don Nehri'nin ağzına kadar geldi.
Osmanlı 20 Bin tımarlı sipahi, 8 Bin Yeniçeri ve birkaç bin teknik eleman ile usta getirmişti. Kırım Hanı Devlet Giray Han da 30 Bin atlıyla oraya gelmişti. Yerli halktan işçi olarak alınanları da sayarsak yaklaşık 100 Bin kişi bu kanalın açılması için seferber olmuştu. Bugünkü bilgimizle, bir işçinin kazma kürekle zemin cinsine göre günde ne kadar bir yer kazabileceği bellidir. Bunun bedelini de her Yıl Bayındırlık Bakanlığı açıklar. O dönemde bu ancak tecrübeyle kestirilebilecek bir bilgiydi. En zor kazı, elle yapılan kazıdır ve o yüzden makineyle yapılan kazılara göre bugün metre küp fiyatı çok daha pahalıdır.
Kasım Bey ise Maliyeci'ydi ve teknik işlerden hiç anlamıyordu. Kanalın kazılmasına Eylül'de yani havaların soğumaya başladığı dönemde başlandı.

KIŞ GELİP ÇATTI
Soğuk ve sert rüzgârlar, zeminin donmaya başlamasıyla işi çok yavaşlattı ve çok sayıda da insanın ölümüne neden oldu. Planlanan sürede kanalın ancak üçte biri açılmış ve daha fazla çalışmaya müsait olmayan kış gelip çatmıştı. Kasım Bey, gemileri karadan yürüterek Volga'ya geçirdi ve Ejderhan'ı kuşattı ama toplar gelmediği için ateş açamadı.
Yemen'de isyan çıkınca ve Devlet Giray Han'ın askerleri de soğuktan dolayı kaçınca yaşanan başarısızlık üzerine bu proje ve girişim yarım kaldı. Rusya bu kanalı 1952'de yani yaklaşık 4 asır sonra açabildi. Evliya Çelebi, bu başarısızlığın faturasını Kasım Bey'e çıkarır ve şöyle der: "Küçük adamla büyük işe girmek uygun değildir." Sultan II. Selim ise sorumlu olarak damadı Sokollu Mehmed Paşa'yı gördü ve kendisine "Bütün masrafı senden tahsil etmek gerekir" dedi. Eğer başarılabilseydi, Ejderhan-Volga-Kazan havzası Osmanlının egemenliğine girecek, o anda yaşanan hac ve ticaret güvenliğinin sağlanmasının dışında, Anadolu ve Asya Türkleri arasında bağlar kurulacaktı. Bir başka kayıp ise İran'la yaşanan savaş nedeniyle Azerbaycan ve Kafkasya'da bekleyen orduya gemilerle yardım gönderilecekti.
Belki de en önemli farklılık İran'ın arkadan yani Hazar Denizi'nden kuşatılması mümkün olacaktı. Kısacası askeri, iktisadi ve kültürel büyük bir fırsat kaçmış oldu ve tarih başka türlü gelişti.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler