Başbakan'dan önemli açıklamalar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ankara'da, Dünya Kız Çocukları Günü programında önemli açıklamar yaptı
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık, kesin bir dille cahiliye adetidir. Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcı yaklaşım özellikle de şiddet cahiliye dönemi alışkanlığı olduğu kadar, insanlık dışıdır, vicdan dışıdır" dedi.
Erdoğan, Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla Rixos Otel'de düzenlenen "Kız Çocuklarının Eğitim ve Öğretiminde Yeni Politika ve Uygulamalar" Çalıştayına katıldı. Konuşmasına Hz. Muhammed'den bir alıntı yaparak başlayan Erdoğan, bir kişinin peygambere, kendilerinin çocukları öpmediğini belirterek, "siz çocukları öper misiniz? sorusunu yönelttiğini, bunu üzerine Hz. Muhammed'in "Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapabilirim" şeklindeki manidar cevabı verdiğini dile getirdi.
Peygamber'in bir yolculuğa çıkmadan önce biraz daha fazla görmek için en son kızı Fatıma'yı öptüğünü ve kızının kokusunun üzerinde kalmasını istediği belirten Erdoğan, yolculuklardan döndüğünde ise tam aksine ilk önce kızı Fatıma'ya sarılarak onunla hasret giderdiğini söyledi.
Hz. Muhammed'in 14 asır önce gelen bir ayetle yasaklamadan önce kız çocukları doğduktan sonra diri diri toprağa gömülerek katledildiğini anımsatan Erdoğan, kız çocuklarının dışlanmasının, istenmemesinin ve toprağa gömülmesinin sadece o dönemde ve o toplumda yaşanmadığını, bin 400 yıl boyunca bu uygulamaların farklı renklerde, farklı tonlarda, çok farklı usullerde yaşadığını ve yaşatıldığını kaydetti.
Erdoğan, Batı'da 18. yüzyıla kadar kadınların insan olup olmadığının tartışıldığını, kadınların toplumdan dışlanıp, soyutlandığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Bugün Müslüman olduğunu söyleyen ama bir kız çocuğu doğduğu zaman hayıflanan, üzülen ya da yeterince sevinmeyen anneler-babalar maalesef var. Bugün bile kız çocuklarını erkeklere ayrı tutan, öteleyen, horlayan, hatta dışlayan anne-babalar var. Bugün bile kız çocuklarını belli imkanlardan belli özgürlükten yararlandırmayan anne-babalar var. Örneğin mirası paylaşmada. Ülkemizin belli bölgelerinde bu var. Benim bölgemde Karadeniz'de de var. Aynı şekilde Güneydoğu'da, Doğu'da buna benzer uygulamalar var. Kızı mirastan tamamen dışlayan, mirası erkekler arasında paylaşanlar var. Onun için Medeni Kanunumuz kayıt altında olanlarda yüzde 50 yüzde 50 paylaşımı getirdi. Tabi kayıt altında olursa, kayıt altı olmazsa hak getire."
"Bizim medeniyetimizde, kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur"
Söz konusu sorunun sadece Doğu'da ya da İslam coğrafyasında yaşanan bir sorun olmadığını, Batı'da da hatta en gelişmiş, en demokratik ve en özgür ülkelerde de kızların ve kadınların o eski geleneklerden etkilendiklerini ve dışlandıklarının görüldüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şu net ilkeyi tekraren ve altını kalın çizgilerle çizerek hatırlatmak isterim. Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık, kesin bir dille cahiliye adetidir. Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcı yaklaşım özellikle de şiddet cahiliye dönemi alışkanlığı olduğu kadar, insanlık dışıdır, vicdan dışıdır. Bizim tarihimizde, bizim medeniyetimizde, bizim köklü aile yapımızda çocuklar arasında, kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur. Kim ki kadına yönelik ayrımcılığı, kadına yönelik şiddeti bir adet bir gelenek olarak lanse ediyorsa, kim ki kızlara ve kadına yönelik insanlık dışı muameleyi yapıyorsa o cahiliye döneminin temsilcisidir, cahildir, çok açık söylüyorum, insanlıktan nasibini almamıştır.
"Eğitim imkanı bulamamış bir kız çocuğu, istikbalin bir annesi olarak doğacak çocukları için de bir kayıptır"
Başbakan Erdoğan, eğitimin sorunların çözümünde ilk ve en gerekli adım olduğuna dikkati çekerek, kız çocukları ve kadınların eğitimle ne kadar buluşursa, çözümün de o kadar hızlı, yakın ve sağlıklı olacağını ifade etti. Okumamış, okuyamamış ya da okutulmamış her bir kız çocuğunun toplum, millet ve ülke için çok büyük bir kayıp olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Okumamış kız çocuğu sadece ekonomik bir kayıp değildir, eğitim imkanı bulamamış bir kız çocuğumuz, hanım kardeşimiz aynı zamanda istikbalin bir annesi olarak doğacak çocukları için de bir kayıptır, dezavantajdır. Nasıl ki bilen ile bilmeyen bir olmazsa bilen bir annenin çocuğu ile bilmeyen bir annenin çocuğu da aynı olamaz" diye konuştu.
"Kız çocuklarının, hanım kardeşlerimizin eğitimin sadece ekonomik şartlara bağlamayı son derece yanlış buluyorum" diyen Başbakan Erdoğan, bir toplumun sadece zengin olmak, iyi gelir elde etmekle değil, iyi eğitim almakla müreffeh ve kalkınmış olacağını belirtti.
Türkiye'nin kadın ya da erkek iyi yetişmiş elemanlara, kadın ya da erkek Türkiye'ye katma değer sağlayacak, aynı zamanda iyi eğitim almış, donanımlı, birikimli anne-babalara ve vatandaşlara ihtiyacı olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Türkiye'de zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken ekonomik gerçeklerden çok, sosyal gerekçeleri önemsedik. Türkiye'de her çocuğun zorunlu olarak 12 yıl eğitim almasını, asgari lise mezunu olarak toplumda yerini almasını arzuladık, bunun adımlarını attık. Biz, 12 yıl zorunlu eğitimi getirirken bunu da 4+4+4 olarak kademeli bir yapıya kavuştururken, birileri çıktı kız çocuklarının bu yeni sistemle okutulmayacağını, eve hapsedileceğini iddia etti. Oysa bu uygulama kız çocuklarımızın okulla buluşmasını teşvik eden, okullaşma oranlarını artıran sonuçlar doğurdu.
11 yıldır hükümet olarak eğitime verdiğimiz önem kadar, kız çocuklarının okullaşmasına da çok büyük önem verdik, vermeye devam ediyoruz. İlk öğretimde 2002 yılında kız çocuk okullaşma oranı yüzde 91'di, bugün bu oran yüzde 100'ü aştı. Orta öğretimde 2002'de kız çocuklarının brüt okullaşma oranı yüzde 72'ydi, şu ada yüzde 94. Yüksek öğretimde 2002'de oran yüzde 74'dü, şu anda yüzde 87. 2003'te başlattığımız, eşimin başını çekmiş olduğu Haydi Kızlar Okula kampanyasıyla 350 bin kız çocuğumuzu okulla buluşturduk. 2008 yılında başlattığımız Ana-Kız Okuldayız kampanyasıyla 2 milyon 590 bin kızımıza ve hanım kardeşimize kurs verdik. Eğitim önündeki ekonomik imkansızlık engelini kaldırdık, kız çocuklarımıza öncelik tanıdık. Şartlı nakit transferi dediğimiz ailelere yapılan eğitim yardımında ilk öğretimde erkek çocuklara 30 lira ödeme yaparken, kız çocuklarına 35 lira ödeme yapıyoruz. Orta öğretimde erkek çocuklara 45 lira öderken, kız çocuklara 55 lira ödüyor, bu ödemeleri de babaya değil, anneye yapıyoruz. Doğrusu çekiniyorum, babaya yapsak duman olup gidecek, anneye yapıyoruz ki yerini bulsun."
Kız çocuklarımızın okuması, okutulması, erkekler kadar hatta onlardan çok daha fazla eğitim imkanına kavuşması için 11 yıldır çok yoğun, kapsamlı mücadele verdiklerini vurgulayan ve bunun neticesinde başarının her geçen gün arttığını belirten Başbakan Erdoğan, "İnşallah 2023 yılına kadar başta eğitim olmak üzere her alanda ayrımcılığı ortadan kaldıracak, tüm dünyaya örnek teşkil edecek şekilde kız çocuklarının eğitim ve istihdam oranlarını rekor seviyelere çıkarmış olacağız" dedi.
"Devlet ile vatandaş arasındaki güven bunalımı en fazla kız çocularının eğitiminde kendisini gösterdi"
Başbakan Erdoğan, kız çocuklarının eğitimiyle ilgili olarak artık bazı hususların çok açık konuşulması, samimiyetle istişare edilmesi gerektiğini belirterek, "Cahiliye döneminden bugüne gelen alışkanlıklar, yani kız çocuklarına yönelik ayrımcılık, kızların okutulması önünde engel teşkil etti. Ancak kızların okula gönderilmesinin önünde bir başka engel daha bulunuyordu. Maalesef devlet ile vatandaş arasındaki güven bunalımı, en fazla eğitimde, en fazla kız çocularının eğitiminde kendisini gösterdi" diye konuştu.
Devlet ile vatandaş arasında 10 yıllar devam eden güven sorununun vatandaşın devlete ve devletin kurumlarına soğuk bakmasına neden olduğunu, bu nedenle de kız çocuklarının okullardan uzak tutulduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Vatandaşını kucaklamayan, vatandaşına şefkat gösteremeyen, asık suratlı, sert devlet imajı vatandaşı devletten soğuttuğu kadar kız çocuklarımızı da ciddi manada okullardan uzaklaştırdı. Okullarımız, müfredatımız, bazı öğretmenlerimiz, yerel değerlerle milletin ve toplumun değerleriyle barışamadığı, toplumla empati kurmaya çalışmadığı için okul ayrı yerde durdu, vatandaş ayrı bir yerde durdu. 10 yıllar boyunca devlet ile vatandaş arasında nasıl soğukluk oluştuysa, anne-baba ile okul arasında, öğrenci ile okul arasında da maalesef bir soğukluk oluştu. Bu uzaklığı, uçurumu körükleyen başka bazı uygumalar da oldu. Devlet ve devletin okulları, çocuklarımıza özellikle de kız çocuklarımıza kendi değerlerini unutma, inançlarının gereğini çiğneme yönünde maalesef baskı yaptı, dayatmalarda bulundu.
Bakın, bu ülkede kız çocuğunu okula göndermeyen anne-babalar yıllarca eleştirildi, erkek çocuğunu okutan, kız çocuğuna ayrımcılık yapan, kız çocuğunu ilk okuldan sonra hemen, anadolu tabiriyle kocaya veren anne-babalar hep eleştirildi, ama kız çocuklarını okul kapılarından çevirenler görülmedi. Kız çocuklarını ikna odalarında işkenceye tabi tutanlar görülmedi. Üniversite kapılarında kız çocuklarının onurlarını zedeleyen uygulamalar görülmedi. Kız çocuklarını okutmuyor diye anne-babaları eleştirenler, üniversite kapılarından kız çocuklarını geri çevirdiler, onları evlere kapatmak istediler ve kendi öz eleştirilerini de yapmadılar. Bugün artık bu çarpık zihniyet hamdolsun tedavülden kalkmıştır. 14 asır önce kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi nasıl bir cahiliye dönemi alışkanlığıysa, 10 yıllar boyunca kız çocuklarını kılık-kıyafetlerinden dolayı dışlamak, üniversite kapılarından geri çevirmek de öyle bir cahiliye alışkanlığıydı ve bu alışkanlık artık son bulmuştur."
Başbakan Erdoğan, dün bir grubun üniversitelerde başörtüsü serbestisine yönelik eleştirilerde bulunduğunu ve "bu iş olamaz" dediğini anımsatarak, "Siz kimsiniz? Millet bu işin kararını vermiş, bu iş bitmiş. Artık bu ülkede ulusalcı, mulusalcı diye birşey yok, bu ülkede artık millet gerçeği var, bunu göreceksiniz. Bu ülke hepimizin ülkesi bunu göreceksiniz. Bu ülke ne kadar erkeklerin ülkesiyle o kadar da kadınların ülkesidir. Bu ülkede başı açık kardeşlerimle başı örtülü kardeşlerimin özgürlüklerini, haklarını birbirinden ayıramayacaksınız, el ele beraber yürüyecekler" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla Rixos Otel'de düzenlenen "Kız Çocuklarının Eğitim ve Öğretiminde Yeni Politika ve Uygulamalar" Çalıştayına katıldı. Konuşmasına Hz. Muhammed'den bir alıntı yaparak başlayan Erdoğan, bir kişinin peygambere, kendilerinin çocukları öpmediğini belirterek, "siz çocukları öper misiniz? sorusunu yönelttiğini, bunu üzerine Hz. Muhammed'in "Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapabilirim" şeklindeki manidar cevabı verdiğini dile getirdi.
Peygamber'in bir yolculuğa çıkmadan önce biraz daha fazla görmek için en son kızı Fatıma'yı öptüğünü ve kızının kokusunun üzerinde kalmasını istediği belirten Erdoğan, yolculuklardan döndüğünde ise tam aksine ilk önce kızı Fatıma'ya sarılarak onunla hasret giderdiğini söyledi.
Hz. Muhammed'in 14 asır önce gelen bir ayetle yasaklamadan önce kız çocukları doğduktan sonra diri diri toprağa gömülerek katledildiğini anımsatan Erdoğan, kız çocuklarının dışlanmasının, istenmemesinin ve toprağa gömülmesinin sadece o dönemde ve o toplumda yaşanmadığını, bin 400 yıl boyunca bu uygulamaların farklı renklerde, farklı tonlarda, çok farklı usullerde yaşadığını ve yaşatıldığını kaydetti.
Erdoğan, Batı'da 18. yüzyıla kadar kadınların insan olup olmadığının tartışıldığını, kadınların toplumdan dışlanıp, soyutlandığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Bugün Müslüman olduğunu söyleyen ama bir kız çocuğu doğduğu zaman hayıflanan, üzülen ya da yeterince sevinmeyen anneler-babalar maalesef var. Bugün bile kız çocuklarını erkeklere ayrı tutan, öteleyen, horlayan, hatta dışlayan anne-babalar var. Bugün bile kız çocuklarını belli imkanlardan belli özgürlükten yararlandırmayan anne-babalar var. Örneğin mirası paylaşmada. Ülkemizin belli bölgelerinde bu var. Benim bölgemde Karadeniz'de de var. Aynı şekilde Güneydoğu'da, Doğu'da buna benzer uygulamalar var. Kızı mirastan tamamen dışlayan, mirası erkekler arasında paylaşanlar var. Onun için Medeni Kanunumuz kayıt altında olanlarda yüzde 50 yüzde 50 paylaşımı getirdi. Tabi kayıt altında olursa, kayıt altı olmazsa hak getire."
"Bizim medeniyetimizde, kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur"
Söz konusu sorunun sadece Doğu'da ya da İslam coğrafyasında yaşanan bir sorun olmadığını, Batı'da da hatta en gelişmiş, en demokratik ve en özgür ülkelerde de kızların ve kadınların o eski geleneklerden etkilendiklerini ve dışlandıklarının görüldüğünü belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Şu net ilkeyi tekraren ve altını kalın çizgilerle çizerek hatırlatmak isterim. Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcılık, kesin bir dille cahiliye adetidir. Kız çocuklarına ve kadınlara yönelik her türlü ayrımcı yaklaşım özellikle de şiddet cahiliye dönemi alışkanlığı olduğu kadar, insanlık dışıdır, vicdan dışıdır. Bizim tarihimizde, bizim medeniyetimizde, bizim köklü aile yapımızda çocuklar arasında, kadın ile erkek arasında ayrımcılık yoktur. Kim ki kadına yönelik ayrımcılığı, kadına yönelik şiddeti bir adet bir gelenek olarak lanse ediyorsa, kim ki kızlara ve kadına yönelik insanlık dışı muameleyi yapıyorsa o cahiliye döneminin temsilcisidir, cahildir, çok açık söylüyorum, insanlıktan nasibini almamıştır.
"Eğitim imkanı bulamamış bir kız çocuğu, istikbalin bir annesi olarak doğacak çocukları için de bir kayıptır"
Başbakan Erdoğan, eğitimin sorunların çözümünde ilk ve en gerekli adım olduğuna dikkati çekerek, kız çocukları ve kadınların eğitimle ne kadar buluşursa, çözümün de o kadar hızlı, yakın ve sağlıklı olacağını ifade etti. Okumamış, okuyamamış ya da okutulmamış her bir kız çocuğunun toplum, millet ve ülke için çok büyük bir kayıp olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Okumamış kız çocuğu sadece ekonomik bir kayıp değildir, eğitim imkanı bulamamış bir kız çocuğumuz, hanım kardeşimiz aynı zamanda istikbalin bir annesi olarak doğacak çocukları için de bir kayıptır, dezavantajdır. Nasıl ki bilen ile bilmeyen bir olmazsa bilen bir annenin çocuğu ile bilmeyen bir annenin çocuğu da aynı olamaz" diye konuştu.
"Kız çocuklarının, hanım kardeşlerimizin eğitimin sadece ekonomik şartlara bağlamayı son derece yanlış buluyorum" diyen Başbakan Erdoğan, bir toplumun sadece zengin olmak, iyi gelir elde etmekle değil, iyi eğitim almakla müreffeh ve kalkınmış olacağını belirtti.
Türkiye'nin kadın ya da erkek iyi yetişmiş elemanlara, kadın ya da erkek Türkiye'ye katma değer sağlayacak, aynı zamanda iyi eğitim almış, donanımlı, birikimli anne-babalara ve vatandaşlara ihtiyacı olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Türkiye'de zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarırken ekonomik gerçeklerden çok, sosyal gerekçeleri önemsedik. Türkiye'de her çocuğun zorunlu olarak 12 yıl eğitim almasını, asgari lise mezunu olarak toplumda yerini almasını arzuladık, bunun adımlarını attık. Biz, 12 yıl zorunlu eğitimi getirirken bunu da 4+4+4 olarak kademeli bir yapıya kavuştururken, birileri çıktı kız çocuklarının bu yeni sistemle okutulmayacağını, eve hapsedileceğini iddia etti. Oysa bu uygulama kız çocuklarımızın okulla buluşmasını teşvik eden, okullaşma oranlarını artıran sonuçlar doğurdu.
11 yıldır hükümet olarak eğitime verdiğimiz önem kadar, kız çocuklarının okullaşmasına da çok büyük önem verdik, vermeye devam ediyoruz. İlk öğretimde 2002 yılında kız çocuk okullaşma oranı yüzde 91'di, bugün bu oran yüzde 100'ü aştı. Orta öğretimde 2002'de kız çocuklarının brüt okullaşma oranı yüzde 72'ydi, şu ada yüzde 94. Yüksek öğretimde 2002'de oran yüzde 74'dü, şu anda yüzde 87. 2003'te başlattığımız, eşimin başını çekmiş olduğu Haydi Kızlar Okula kampanyasıyla 350 bin kız çocuğumuzu okulla buluşturduk. 2008 yılında başlattığımız Ana-Kız Okuldayız kampanyasıyla 2 milyon 590 bin kızımıza ve hanım kardeşimize kurs verdik. Eğitim önündeki ekonomik imkansızlık engelini kaldırdık, kız çocuklarımıza öncelik tanıdık. Şartlı nakit transferi dediğimiz ailelere yapılan eğitim yardımında ilk öğretimde erkek çocuklara 30 lira ödeme yaparken, kız çocuklarına 35 lira ödeme yapıyoruz. Orta öğretimde erkek çocuklara 45 lira öderken, kız çocuklara 55 lira ödüyor, bu ödemeleri de babaya değil, anneye yapıyoruz. Doğrusu çekiniyorum, babaya yapsak duman olup gidecek, anneye yapıyoruz ki yerini bulsun."
Kız çocuklarımızın okuması, okutulması, erkekler kadar hatta onlardan çok daha fazla eğitim imkanına kavuşması için 11 yıldır çok yoğun, kapsamlı mücadele verdiklerini vurgulayan ve bunun neticesinde başarının her geçen gün arttığını belirten Başbakan Erdoğan, "İnşallah 2023 yılına kadar başta eğitim olmak üzere her alanda ayrımcılığı ortadan kaldıracak, tüm dünyaya örnek teşkil edecek şekilde kız çocuklarının eğitim ve istihdam oranlarını rekor seviyelere çıkarmış olacağız" dedi.
"Devlet ile vatandaş arasındaki güven bunalımı en fazla kız çocularının eğitiminde kendisini gösterdi"
Başbakan Erdoğan, kız çocuklarının eğitimiyle ilgili olarak artık bazı hususların çok açık konuşulması, samimiyetle istişare edilmesi gerektiğini belirterek, "Cahiliye döneminden bugüne gelen alışkanlıklar, yani kız çocuklarına yönelik ayrımcılık, kızların okutulması önünde engel teşkil etti. Ancak kızların okula gönderilmesinin önünde bir başka engel daha bulunuyordu. Maalesef devlet ile vatandaş arasındaki güven bunalımı, en fazla eğitimde, en fazla kız çocularının eğitiminde kendisini gösterdi" diye konuştu.
Devlet ile vatandaş arasında 10 yıllar devam eden güven sorununun vatandaşın devlete ve devletin kurumlarına soğuk bakmasına neden olduğunu, bu nedenle de kız çocuklarının okullardan uzak tutulduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Vatandaşını kucaklamayan, vatandaşına şefkat gösteremeyen, asık suratlı, sert devlet imajı vatandaşı devletten soğuttuğu kadar kız çocuklarımızı da ciddi manada okullardan uzaklaştırdı. Okullarımız, müfredatımız, bazı öğretmenlerimiz, yerel değerlerle milletin ve toplumun değerleriyle barışamadığı, toplumla empati kurmaya çalışmadığı için okul ayrı yerde durdu, vatandaş ayrı bir yerde durdu. 10 yıllar boyunca devlet ile vatandaş arasında nasıl soğukluk oluştuysa, anne-baba ile okul arasında, öğrenci ile okul arasında da maalesef bir soğukluk oluştu. Bu uzaklığı, uçurumu körükleyen başka bazı uygumalar da oldu. Devlet ve devletin okulları, çocuklarımıza özellikle de kız çocuklarımıza kendi değerlerini unutma, inançlarının gereğini çiğneme yönünde maalesef baskı yaptı, dayatmalarda bulundu.
Bakın, bu ülkede kız çocuğunu okula göndermeyen anne-babalar yıllarca eleştirildi, erkek çocuğunu okutan, kız çocuğuna ayrımcılık yapan, kız çocuğunu ilk okuldan sonra hemen, anadolu tabiriyle kocaya veren anne-babalar hep eleştirildi, ama kız çocuklarını okul kapılarından çevirenler görülmedi. Kız çocuklarını ikna odalarında işkenceye tabi tutanlar görülmedi. Üniversite kapılarında kız çocuklarının onurlarını zedeleyen uygulamalar görülmedi. Kız çocuklarını okutmuyor diye anne-babaları eleştirenler, üniversite kapılarından kız çocuklarını geri çevirdiler, onları evlere kapatmak istediler ve kendi öz eleştirilerini de yapmadılar. Bugün artık bu çarpık zihniyet hamdolsun tedavülden kalkmıştır. 14 asır önce kız çocuklarının diri diri toprağa gömülmesi nasıl bir cahiliye dönemi alışkanlığıysa, 10 yıllar boyunca kız çocuklarını kılık-kıyafetlerinden dolayı dışlamak, üniversite kapılarından geri çevirmek de öyle bir cahiliye alışkanlığıydı ve bu alışkanlık artık son bulmuştur."
Başbakan Erdoğan, dün bir grubun üniversitelerde başörtüsü serbestisine yönelik eleştirilerde bulunduğunu ve "bu iş olamaz" dediğini anımsatarak, "Siz kimsiniz? Millet bu işin kararını vermiş, bu iş bitmiş. Artık bu ülkede ulusalcı, mulusalcı diye birşey yok, bu ülkede artık millet gerçeği var, bunu göreceksiniz. Bu ülke hepimizin ülkesi bunu göreceksiniz. Bu ülke ne kadar erkeklerin ülkesiyle o kadar da kadınların ülkesidir. Bu ülkede başı açık kardeşlerimle başı örtülü kardeşlerimin özgürlüklerini, haklarını birbirinden ayıramayacaksınız, el ele beraber yürüyecekler" ifadelerini kullandı.