Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, anayasa değişikliği için 12 Eylül'de yapılacak referandumun Türkiye'nin AB müzakerelerinin önünü açacak bir adım olacağını söyledi.
Egemen Bağış ve Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Yıldız Teknik Üniversitesi'nin Davutpaşa yerleşkesinde gerçekleştirilen '5. Dünya Gençlik Kongresi'ne katıldı. Kongrede konuşan Bakan Egemen Bağış, Türkiye nüfusunun yaş ortalamasının 28 olduğunu ve bu yaş ortalamasıyla dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip bulunduğunu kaydetti.
Bağış, "Bugün medeniyetler çatışması tezi, insanlığın kabusu haline gelmişken, 'Medeniyetler İttifakı Projesi'ne eş başkanlık yapan bir ülkeyiz. Dünyada çatışmaları körüklemek isteyen, medeniyetleri birbirine düşürmek isteyen çarpık zihniyetlerin olduğu bir dönemde, Türkiye, BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak, dünya barışına katkıda bulunmaya çalışmaktadır. AB ile müzakerelerini yürüttüğü bir dönemde, İslam Konferansı Örgütü'nün de genel sekreterliğini üstlenerek dünyada huzurun sağlanmasına katkıda bulunmaya çalışmaktadır. Türkiye bugün eş zamanlı olarak, Afganistan ile Pakistan arasında, Rusya ile Gürcistan arasında, İsrail ile Suriye arasında, Bosna Hersek ile Sırbistan arasında, Irak ile Suriye arasında, Somali ile Eritre arasında, hatta İran ile ABD'de arasında arabuluculuk yapan ve yapabilecek olan tek ülkedir. Türkiye'yi bu kadar kilit haline getiren özelliklerinden biri gençleridir" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne ilk başvurusunun üzerinden dün itibariyle 51 yıl geçtiğini anlatan Egemen Bağış, şöyle devam etti: "Dün, eski başbakanlarımızdan rahmetli Adnan Menderes'in AB topluluğuna ilk başvuruyu yaptığı gündü. Böyle bir dönemde insan düşünmeden edemiyor. Bazı ülkeler AB'ye 5-10 yıl gibi bir süre içerisinde üye olurken, Türkiye 51 yıldır hala AB üyesi olabilmek için çabalıyor. Ama aynı süre içerisinde Türkiye'de yanlış olan bir şey daha var. O da, Türkiye 50 yıldır askeri anayasalarla yönetiliyor. Bu yüzden Türk gençliğinden ben çok umutluyum. Türkiye'nin AB müzakerelerinin önünü açacak adım 12 Eylül 2010 tarihindeki referandumumuz olacak. İnşallah o gün Türk seçmeni kadınlarımızın, gençlerimizin, gazilerimizin, özürlülerimizin haklarının, anayasal güvence altına alınması için gerekli adımlar atılacaktır. İnşallah o gün atacağımız oylarla, Türkiye'de kamu çalışanlarının AB standartlarının da olduğu gibi toplu sözleşme hakkına kavuşmasını sağlayacağız. İnşallah o gün Türkiye'de fişleme denen belaya son vereceğiz ve Türkiye'de gerçekten yargının hepimizin güveneceği, sırtını yaslayabileceği bir kurum olabilmesi için gerekli adımları atacağız. İşte o gün Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkına kavuşmak için gerekli adımları atacağız. Türkiye'de Kamu Denetçiliği Kurumu'nun kurulabilmesi için devletiyle sorunu olan herkesin başvurabileceği özerk ve bağımsız bir kurumun kurulabilmesi için gerekli anayasa değişikliğini gerçekleştireceğiz. Gençlerimizin önünü açacağız. Türkiye'nin bizden evvel bu süreçten geçmiş bütün ülkeler gibi AB standartlarında zenginliğe, saygınlığa, şeffaflığa, demokrasiye, insan haklarına kavuşması için gerekli adımları, ülkemizin tarihindeki kötü bir leke olan 12 Eylül 1980 darbesinin 30. yıl dönümünde, inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz."