Yenilik fıtratımızda var
İnovasyon haftası töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bizim ne üretimle ne tasarımla ne yenilikle ne de girişimcilikle bir sıkıntımız var. Rabbim hepsini de bu millete, bu gençliğe ziyadesiyle lütfetmiştir’ dedi
Giriş Tarihi:
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası'nın, İstanbul'un küresel kimliği de dikkate alınarak, Türkiye inovasyon ve Girişimcilik Haftası haline dönüştürülmesini de isabetli bir karar olarak gördüğünün altını çizdi. Türkiye ekonomisine yönelik olarak son dönemde hız kazanan olumsuz algı oluşturma çabalarına dikkat çeken Erdoğan, "Türkiye bu algı çabasının tam tersine, sahip olduğu büyük potansiyel yanında tüm yatırımcıları cezbeden ülke olma özelliğini güçlendirerek sürdürüyor" dedi.
DOLMUŞLAR TÜRK AKLI
Türkçe'ye "Yenilikçilik" olarak çevrilen inovasyon ile "Fırsatları değerlendirme çabası" olarak ifade edilebilecek girişimciliğin esasen Türk milletinin fıtratına çok uygun olduğunun altını çizen Erdoğan, bu konuda dolmuşları örnek gösterdi. Dolmuşçuluğun nasıl ortaya çıktığına yönelik farklı rivayetler olduğuna değinen Erdoğan, 1929 yılında yaşanan ekonomik buhran döneminde müşteri bulmakta zorlanan bir taksicinin, Cağaloğlu'ndan ilk dolmuşçuluğu başlattığını belirterek, "Aynı yönde giden dört müşterisine, hepsini birlikte taşımayı ve ücreti dörde bölmeyi teklif eder. Nasıl? Tabii şoför akıllı, Türk ya... Müşteriler de akıllı, Türk ya... Böldüler, müşterilerin de kabul etmesi üzerine, işi biraz daha büyütüp, Karaköy iskelesinden sabit bir ücretle Taksim'e müşteri taşımaya başlar. Böylece bu iş tutar. Giderek yaygınlaşır, işte sana dolmuş" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Bizim ne üretimle ne tasarımla ne yenilikle ne de girişimcilikle bir sıkıntımız var. Rabbim millet olarak hepsini de bize, bu millete, bu gençliğe ziyadesiyle lütfetmiştir. Şimdi artık bunları kuvveden fiile geçirme zamanıdır. Türkiye orta gelir tuzağından ancak bu şekilde kurtulabilir. Bizim yerimiz, gelişmekte olan değil, gelişmiş ülkeler sınıfıdır."
PRATİK ÇÖZÜMLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, arabalı vapurların da bir girişimcilik örneği ve "Türk icadı" olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Osmanlı döneminde Şirket-i Hayriye'ye yönetici olarak atanan Hüseyin Haki Efendi, yolcuları ve arabaları birlikte karşıya taşıyacak bir vapur projesi geliştirir. Rahmetli babam da Şirket-i Hayriye'de çalışmıştır. Bu vapuru inşa ettirmek istediği İngilizler konuyu anlayamadığı için, şirketinin baş mimarını Londra'ya gönderip, ne istediğini tarif ettirmek zorunda kalır. Çünkü o tarihte Londra'da karşıdan karşıya nehir ve deniz ulaşımı, iki kıyı arasında halatla çekilen sallar la yapılmaktadır. Bu örnekleri artırmak mümkün. Önemli olan ihtiyacı tespit etmek ve buna pratik, uygulanabilir, uygun maliyetli, sürdürülebilir bir çözüm bulmaktır. Bizim insanımız zor şartlarda, öyle pratik çözümler üretiyor ki bunların ticari boyuta taşınamıyor olması, gerçekten akıl alır gibi değildir."
FONLAR HAREKETE GEÇMELİ
Türkiye'nin uluslararası rekabetteki gücünü artıracak girişimlerin neşvünema (gelişme) bulmasını sağlamak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Kamunun, üniversitelerin ve özel teşebbüsün desteklediği girişimcilik ve kuluçka merkezleri, bu bakımdan önem arz ediyor. Hedeflerimize ulaşmak için, kamunun sunduğu desteklerin yanı sıra aynı amaçla yatırım yapan girişim sermayesi fonlarını da harekete geçirmeliyiz. Özel sermaye fonları sektörünün son yıllarda ulusal varlık fonları, yatırım fonları, aile şirketleri, nitelikli yatırımcılardan kayda değer bir meblağ topladığını biliyoruz" dedi.
TÜRKİYE CEZBEDİCİ ÜLKE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin hız kazanan ekonomisine yönelik olumsuz algı oluşturma çabalarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizin küresel sisteme entegre bir ekonomiye sahip olduğunu, burada iş yapan herkes aslında gayet iyi biliyor. Ülkemizde faaliyet gösteren, iç pazarla birlikte yurt dışına da üretim yapan yatırımcıların sayısının sürekli artması, net bir şekilde şunu ortaya koyuyor: Bu durumun girişimciler açısından anlamı, ülkemizde ortaklık kurabilecekleri, ürünlerini pazarlayabilecekleri, araştırma geliştirme kapasitelerinden yararlanabilecekleri çok sayıda ortak bulabileceklerdir."
IMF BAŞKANI ABANDONE OLDU
Geçmişte oluşturulmaya çalışılan algının, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlandırılmasını ve yeni devletin kurulmasını engelleyemediğini ifade eden Erdoğan, "Bugün de benzer gayretler, 2023 hedeflerimize ulaşmamıza, demokraside ve ekonomide dünyanın en ileri ülkeleri arasına girmemize engel olamayacaktır. Sene 2002. IMF'ye olan borcumuz 23.5 milyar dolar. Bizi sadece paramızı yönetmekle kalmadılar, aynı zamanda siyaseten yönetmeye çalışıyorlardı. Davos'taki bir toplantıda o zamanki IMF Başkanı bana siyasi akıl vermeye kalktı. Şunu söyledim: 'Siz taksitlerinizi almaya bakın, bize siyasi akıl veremezsiniz, ülkemi siyasette ben yönetirim.' Tabi biraz böyle abandone oldu, 'Taksitlerinizi alıyor musunuz?' Sustu. 'Alıyor musunuz, onu söyle bana?' 'Alıyoruz.' dedi. Sene 2013, artık bizim IMF'ye borcumuz kalmadı, bitti, defteri kapadık" dedi.
DOLMUŞLAR TÜRK AKLI
Türkçe'ye "Yenilikçilik" olarak çevrilen inovasyon ile "Fırsatları değerlendirme çabası" olarak ifade edilebilecek girişimciliğin esasen Türk milletinin fıtratına çok uygun olduğunun altını çizen Erdoğan, bu konuda dolmuşları örnek gösterdi. Dolmuşçuluğun nasıl ortaya çıktığına yönelik farklı rivayetler olduğuna değinen Erdoğan, 1929 yılında yaşanan ekonomik buhran döneminde müşteri bulmakta zorlanan bir taksicinin, Cağaloğlu'ndan ilk dolmuşçuluğu başlattığını belirterek, "Aynı yönde giden dört müşterisine, hepsini birlikte taşımayı ve ücreti dörde bölmeyi teklif eder. Nasıl? Tabii şoför akıllı, Türk ya... Müşteriler de akıllı, Türk ya... Böldüler, müşterilerin de kabul etmesi üzerine, işi biraz daha büyütüp, Karaköy iskelesinden sabit bir ücretle Taksim'e müşteri taşımaya başlar. Böylece bu iş tutar. Giderek yaygınlaşır, işte sana dolmuş" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Bizim ne üretimle ne tasarımla ne yenilikle ne de girişimcilikle bir sıkıntımız var. Rabbim millet olarak hepsini de bize, bu millete, bu gençliğe ziyadesiyle lütfetmiştir. Şimdi artık bunları kuvveden fiile geçirme zamanıdır. Türkiye orta gelir tuzağından ancak bu şekilde kurtulabilir. Bizim yerimiz, gelişmekte olan değil, gelişmiş ülkeler sınıfıdır."
PRATİK ÇÖZÜMLER
Cumhurbaşkanı Erdoğan, arabalı vapurların da bir girişimcilik örneği ve "Türk icadı" olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: "Osmanlı döneminde Şirket-i Hayriye'ye yönetici olarak atanan Hüseyin Haki Efendi, yolcuları ve arabaları birlikte karşıya taşıyacak bir vapur projesi geliştirir. Rahmetli babam da Şirket-i Hayriye'de çalışmıştır. Bu vapuru inşa ettirmek istediği İngilizler konuyu anlayamadığı için, şirketinin baş mimarını Londra'ya gönderip, ne istediğini tarif ettirmek zorunda kalır. Çünkü o tarihte Londra'da karşıdan karşıya nehir ve deniz ulaşımı, iki kıyı arasında halatla çekilen sallar la yapılmaktadır. Bu örnekleri artırmak mümkün. Önemli olan ihtiyacı tespit etmek ve buna pratik, uygulanabilir, uygun maliyetli, sürdürülebilir bir çözüm bulmaktır. Bizim insanımız zor şartlarda, öyle pratik çözümler üretiyor ki bunların ticari boyuta taşınamıyor olması, gerçekten akıl alır gibi değildir."
FONLAR HAREKETE GEÇMELİ
Türkiye'nin uluslararası rekabetteki gücünü artıracak girişimlerin neşvünema (gelişme) bulmasını sağlamak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Kamunun, üniversitelerin ve özel teşebbüsün desteklediği girişimcilik ve kuluçka merkezleri, bu bakımdan önem arz ediyor. Hedeflerimize ulaşmak için, kamunun sunduğu desteklerin yanı sıra aynı amaçla yatırım yapan girişim sermayesi fonlarını da harekete geçirmeliyiz. Özel sermaye fonları sektörünün son yıllarda ulusal varlık fonları, yatırım fonları, aile şirketleri, nitelikli yatırımcılardan kayda değer bir meblağ topladığını biliyoruz" dedi.
TÜRKİYE CEZBEDİCİ ÜLKE
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin hız kazanan ekonomisine yönelik olumsuz algı oluşturma çabalarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizin küresel sisteme entegre bir ekonomiye sahip olduğunu, burada iş yapan herkes aslında gayet iyi biliyor. Ülkemizde faaliyet gösteren, iç pazarla birlikte yurt dışına da üretim yapan yatırımcıların sayısının sürekli artması, net bir şekilde şunu ortaya koyuyor: Bu durumun girişimciler açısından anlamı, ülkemizde ortaklık kurabilecekleri, ürünlerini pazarlayabilecekleri, araştırma geliştirme kapasitelerinden yararlanabilecekleri çok sayıda ortak bulabileceklerdir."
IMF BAŞKANI ABANDONE OLDU
Geçmişte oluşturulmaya çalışılan algının, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlandırılmasını ve yeni devletin kurulmasını engelleyemediğini ifade eden Erdoğan, "Bugün de benzer gayretler, 2023 hedeflerimize ulaşmamıza, demokraside ve ekonomide dünyanın en ileri ülkeleri arasına girmemize engel olamayacaktır. Sene 2002. IMF'ye olan borcumuz 23.5 milyar dolar. Bizi sadece paramızı yönetmekle kalmadılar, aynı zamanda siyaseten yönetmeye çalışıyorlardı. Davos'taki bir toplantıda o zamanki IMF Başkanı bana siyasi akıl vermeye kalktı. Şunu söyledim: 'Siz taksitlerinizi almaya bakın, bize siyasi akıl veremezsiniz, ülkemi siyasette ben yönetirim.' Tabi biraz böyle abandone oldu, 'Taksitlerinizi alıyor musunuz?' Sustu. 'Alıyor musunuz, onu söyle bana?' 'Alıyoruz.' dedi. Sene 2013, artık bizim IMF'ye borcumuz kalmadı, bitti, defteri kapadık" dedi.