Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Bunlar kimden yana?..

Eklenme Tarihi 31 Aralık 2015
Türkiye Cumhuriyeti'nin bölge ile alakalı olarak attığı, atmakta olduğu ve atmaya niyetlendiği adımlar, bu ülkelere yönelik hesapları olduğu bilinen devletlerin ve içimizden birilerinin tepkilerine sebep oluyor. Rusya'nın, İran'ın ve bölgeye yönelik değişik niyetleri olan ülkelerin tepkilerini anlayabilmek bir ölçüde mümkün. Hatta kaderlerini bir şekilde onlarla işbirliğine bağlamış Irak ve Suriye'ninkileri de. Ancak Rusya ve İran başta olmak üzere, bölgede olmadık işlere kalkışan ülkeler söz konusu olduğunda, her nedense ağızlarını bile açmayan içimizdekilerin tepkilerini anlayabilmek, kolay değil. Türkiye'yi yönetenlerin Suriye ve Irak'la ilgili yaptıkları ve yapacaklarına temelden karşı olan içimizdekilerin, söyledikleri hiçbir şeyin akıl ve mantıkla bağlantısı yok. Dahası, bölgedeki varlık ve faaliyetlerine ses çıkarmamayı tercih ettikleri ülkelerin hesapları gerçekleşirse, başımıza ve dolayısıyla başlarına neler gelebileceği konusunda da kelimenin tam manasıyla zırcahiller. Olup biteni objektif olarak değerlendirebilme kabiliyet ve kapasiteleri olsa, Irak'ın vaktiyle Türkiye'den eğitim için asker istemesi, alan tahsis etmesi ve şimdi itiraz etmeye başlaması konusuna kafayı takarlardı, mesela. Ne oldu da böyle oldu sorusunun peşine düşüp, Irak'ın bu tavrında Rusya'nın ve İran'ın ne gibi etkileri olduğu ve bununla neyi amaçladıkları üzerine düşünürlerdi. Yine de muhalefet etmeleri gerekiyorsa: 'Askerlerimizi neden kaydırdık?' şeklinde bir nakarat tuttururlardı, hiç değilse.

PERHİZ VE LAHANA TURŞUSU...
Arap Birliği'nin Bağdat Yönetimi'nin çağrısı üzerine alelacele yaptığı toplantıda aldığı kararlara bakar, 'bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu' diye de düşünürlerdi belki. "Türk askeri birliklerinin Irak topraklarına girmesi, Irak'ın egemenliğine karşı düşmanca tavrı ve Arap milli güvenliğine tehdit oluşu itibarıyla Türkiye hükümeti kınanmıştır" şeklinde karar alan Arap Birliği'ne, askerlerimizi Irak'ın çağırmış olduğunu ve laf üreteceklerine, emperyalistleri kovarak gerçekten egemenliğe kavuşmaları gerektiğini söylerlerdi. Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el Arabi'nin, 'Arap Birliği'nin Türkiye'nin Kuzey Irak'ta PKK hedeflerine yönelik olarak düzenlediği hava operasyonlarını kınadığı' şeklindeki açıklamasına da takılırlardı. Ve bu adama Türkiye'nin kendisi için açık tehdit oluşturan bir terör örgütüne karşı ne yapması gerektiğini sorarlardı, mesela. "Türkiye'nin bir yerden başka bir yere güçlerini çekmesi egemenliğimizi ihlal etmediği anlamına gelmez, egemenlik parçalanmaz bir bütündür" diyebilen Irak Dışişleri Bakanı Caferi'ye: "Egemenlik mi, Irak'ta sen hangi egemenlikten bahsediyorsun kardeşim?" sorusunu sorabilirlerdi... Ve daha birçok şey yapabilirlerdi. Ama yapmadılar, yapmıyorlar ve galiba yapmayacaklar da... Bunlar yerine, Irak'ın toprak bütünlüğünü savunan Türkiye Cumhuriyeti'nin iyi niyetli girişimlerini engellemeye çalışan dış güçlerin yedeğine takılmayı tercih ediyorlar. Ve Hükümetimizin Türkiye'nin ve Irak'ın orta ve uzun vadeli menfaatlerini hesaplayarak atmaya çalıştığı adımlar üzerinden muhalefet yapmaya soyunuyorlar. Bu türden girişimlerde bulunanlara, 'siz kimden yanasınız?' diye sormak da manasızlaşıyor o zaman. Çünkü kimden yana olduklarını kendileri bile bilmiyorlar...