Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Otobüs koltuklarının anatomisi

Eklenme Tarihi 4 Şubat 2018
Özellikle İstanbul'da iş çıkış saatlerinde toplu taşıma kullanan biriyseniz genelde hangi koltuğa oturmak istediğinize dair seçim yapma gibi bir lükse sahip olamıyorsunuz ne yazık ki fakat illa ki gönlünüzden geçen, adeta sizi tanımlayan, karakterinizle özdeşleşen bir koltuğunuz vardır otobüste.
Ufak tefek hesapların insanları olarak otobüste bile koltuk seçmekten kendimizi alamıyoruz bazen. Gerek çıkar meselesi, gerek bacak boyu meselesi, gerekse bazı ruhsal sıkıntılarla otobüste her bir koltuğun bizler için anlamı farklı olabiliyor...
"O kadar kalabalık sırayı yarıp dalmışım otobüse, işimi garantiye alıp ilk gördüğüm yere yerleşirim diyen ablaların koltuğu" en ön sıra...
Eee tabii yaş itibariyle yerinden kaldırılma ihtimali de neredeyse sıfır olunca...
"Gerine gerine oturup yaylanırım ben burada"cıların koltuğu 1 tam 1 yarımlık koltuk...
Bu koltuklar karşımıza çıktığından beri büyük tartışma konusu olmuştu hatırlarsanız.
Hangi amaca hizmet ettiğine kimse anlam verememişti. Bunun üzerine İETT olaya el atıp sosyal medya hesaplarından "Araçlarımızdaki geniş koltuklar obez ya da çocuklu yolcularımız için tasarlanmıştır." diye açıklama yapmışlardı.
Fakat o öyle yürümüyor malum, teoride öyle olsa bile pratikte o koltuklar rahatına düşkün, yayıla yayıla yolculuk yapmak isteyen insanlarımızın tercihi...
"Hepinizden iğreniyorum"cuların koltuğu, yaşlı genç herkesin gözdesi tekli koltuk...
Bu koltuğa hayran olmayan var mıdır acaba? Her otobüs yolcusunun hayalidir ama henüz boş bir tek koltuk görülmemiştir, bir efsane olarak otobüslerdeki yerini korumaktadır.
"Bana ne torunun yer versin amcacım diyen hayattan izole gençlerin meskeni olan en arka koltuk!
"Ön kapıdan binse buraya gelene kadar bin kişi yer verir zaten..." hesaplarının insanıdır bu, hem dünyadan bağını koparmış hem de hayatı garantiye alan biridir, hem de bir miktar keyif insanıdır. Zira kimse karışmaz buranın sahibine!
"Kapı açıldıkça hava alırım, hem de inmek için durağa geldiğinde kalkmış olurum" diye minicik hesap kitap yapanların koltuğu kapıya en yakın koltuk!
Dur düğmesi elinin altında, kapı dibinde...
Daha ne olsun? Bu hesapçılıkla bu tür insanlar yerinden kalkmadan bile inmeyi başarabilirler yakın gelecekte belki de. :/
"Egosu tavan, her olaya ve herkese hakim olmak istiyorum"cu koltuğu yüksek koltuklar...
Alçak koltuklarda oturmaktan nefret eden otobüsü karış karış görmek isteyen insanların tercihidir yüksek koltuklar... Bir olay oldu mu falan detaylı bir şekilde gözlemlemek isterler bu koltuk sahipleri.
"Kendime güvenim sağlam, sosyalliğim de tavan"cıların koltuğu 4'lü koltuk takımı...
Tek başınayken bile 4'lü koltuklardan birinde oturmayı tercih eden kendine özgüveni tam, sosyal tipli insanlardır. Yoksa hiç tanımadığın insanlarla kahvede oturur gibi oturmak iç açıcı olmasa gerek.
"Offf var yaaa, dev aksiyon, hele o yokuşu inerken falan..."cıların koltuğu çift katlı otobüslerin üst katındaki en ön koltuk Bir öğrenci akbiline hız treni keyfi adeta.
Oturup da midesi bulanmayan nadir azınlıkta olanların koltuğu ters koltuk!
Böylece yerini isteyenlerin sayısı da otomatik olarak yarıya düşer.
Bomboş otobüste bile ileri dakikaların hesabını yapıp küçük hesapların peşin düşenlerden biri de bu insan tipidir... Zira çoğu insan ters oturmayı sevmediği için yer vermek zorunda olması da düşük bir ihtimaldir.
Bol kalabalıkta bile gönlünüzden geçen koltuğa ulaşabilmeniz dileklerimizle... onedio.com

AŞK RİSKTİR



Kim ne derse desin aşk budur. Ancak, sevgilisine benzeme işini biraz daha ciddiye alsa sanki olurmuş gibi.
Olayın yaşandığı yer Zimbabve. Bu genç adama kız arkadaşı kendisinin yerine sınava girmesini rica etti Sevdiceğini kıramayan genç de kılık değiştirip sınav için iyice hazırlandı Ancak, tüm bu hazırlıklar boşa gitti. Sınava şike karıştıran ikili kolayca yakayı ele verdi.

ÜNLÜ DOKTOR
Çok sişman bir adam, çok şöhretli bir doktora gidiyor, konu zayıflama. Doktor, bir hafta kullanmak üzere, isimsiz bir hap veriyor kendisine.
İlk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya görmeye başlıyor adam. Bir saray içinde, etrafında onlarca cariye, sabaha kadar bir onla, bir bunla. Sabah uyandığında, kan ter içinde. Her gece aynı şey. Bir haftanın sonunda bütün fazla kilolar atılmış durumda.
Günler sonra yolda şişman bir arkadaşına rastlıyor ve tabii nasil kilo verdiği soruluyor.
Arkadaşına anlatıyor. Arkadaşı da doğru doktorun yanına tabi. Aynı tedavi. İlk gece, adam rüyasında bir sarayda. Etrafında onlarca adam. Adamı kovalıyorlar.
Üçüncü gün sonunda adam dayanamıyor ve telefon ediyor doktora. Neden arakadaşı ile kendi rüyalarının farklı olduğunu öğrenmek istiyor.
Doktor biraz düşündükten sonra soruyor: Siz hastaneye mi gelmiştiniz, muayenehaneye mi?

ALKIŞLIYORUM
1.52 boyundaki asistanımın isyanıdır;"X bey, 54 cm doğmuşum, bunca yıldır 1 metre uzayamamışım, yazıklar olsun bana."
Babamın Harry Potter için yorumunu sizlere aktarıyorum. "O kadar sihir, büyü yapıyor; kendine bir lens yapamadı.
Hala gözlükle geziyor velet."