Kağıt üzerinde
F.Bahçe için kolay görülen maçta beklentilerin aksine ilk 10 dakikada
Beşiktaş iki gol pozisyonuna girerek karşılaşmaya başladı. İşin ilginç tarafı bu iki pozisyonda
Fenerbahçe'nin kullandığı kornerlerden sonra Beşiktaş, ani gelişen kontrataklarla geldi.
Holosko'nun yanlış pas tercihleri
Siyah-Beyazlılar'ın gol bulmasını engelledi. Maçın kolay geçmeyeceğini anlayan
Fener, 3. kornerde golü bulduktan sonra istediklerini daha fazla yapmaya başladı. Özellikle
Stoch'un
Tanju'yu her pozisyonda geçmesiyle
Sarı-Lacivertlier pozisyonlar da bulmaya başladılar.
SKORU KORUMA İÇGÜDÜSÜ
İlk 45 dakikada her iki beki de
Beşiktaş'ı zor duruma sokarken eminim ki
Carvalhal, Quaresma ve
Almeida'dan çok
Hilbert ve
İsmail'i aramıştır. İkinci yarıda
Fenerbahçe'nin en büyük sıkıntısı tekrar kendini gösterdi. Skoru koruma içgüdüsü oyunun hakimiyetini Beşiktaş'a geçirdi. Orta sahada Cristian ve çıkana kadar
Emre sonrasında da Selçuk,
"Ernst, Veli ve Toramanlı Beşiktaş orta sahasıyla" başa çıkamadı. Ernst'le iki kere golü çok yaklaşan Siyah-Beyazlılar, çok zorlamalarına rağmen beraberliği sağlayamadılar. Son dakikalarda da Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki tek atağında kalelerinde ikinci golü gördüler ve maç bitti...
BU YARIŞTA FENER DE VAR
Dün akşam bir kere daha gözüktü ki Fenerbahçe'deki bazı oyuncularda büyük düşüş var. Başta Topuz, Cristian, Alex ve Ziegler bu yoğun maç temposundan en çok etkilenen ve fiziksel olarak en çok düşüşte olan futbolcular... Bütün gözlerin üzerinde olduğu
Sow için zamana ihtiyaç var.
Alex'i
Stoch'u ve
Emre'yi daha iyi tanıdığında
Fener'e çok faydalı olacaktır. Sonuçta ikinci yarıda kötü bir oyun ortaya koymasına rağmen
F.Bahçe aldığı bu derbi galibiyeti ile Samsun maçının kötü izlerini silip bir bu yarışta "ben de varım" dedi.