Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Tarihi 30 Ocak 2016

Arkadaki akıl

Haftalardır Sur, Silopi, Cizre'yi konuşuyoruz...
Manşetler ve televizyonlar bildik görüntülerle dolu. Harabeye dönen sokaklar, maskeli teröristler, ellerinde bavuluyla yola düşenler, annesini sırtlayıp bölgeden kaçıranlar, gidecek bir yeri olmayanlar, kışın soğuğunda el arabasıyla en değerli eşyalarını yüklenip bilinmeze gidenler, Kur'an-ı Kerim'in arasına, kapı arkasına, beşiğe, sobaya, topun içine, tüpün içine bomba koyanlar... Gizli MOBESE ile askeri polisi tuzağa düşürmek isteyenler ve ARALIKSIZ silah yardımı alanlar...
Açılan tüneller, etkisiz hale getirilen teröristin yerine anında yenilerinin gelmesi ve hiç kesilmeyen YARDIM ağı...
Bütün bunlar bizim MEDYADA gördüğümüz ve anladığımız olaylar...
Bir de NEDEN YAPTIKLARINI ANLAMADIKLARIMIZ VAR ! Yani kadın kılığına girerek, eline bomba alarak, silahlanarak, saklandıkları yerden ateş ederek yaptıkları... OKULA BOMBA ATMAK, SAĞLIK OCAĞINI TARAMAK, YOLA MAYIN DÖŞEMEK, HASTANEYİ HAVAYA UÇURMAK, VATANDAŞA HİZMET EDEN ÖĞRETMENLERİ DOKTORLARI KAÇIRMAK!
Bütün olup biteni izlerken bu adamlar "NEDEN kendi insanlarına zarar veriyor?" sorusuna çok takılan yok!
Üzerinde asıl düşünülmesi gereken bu iken pek fazla bu alana giren yok! Öyle ya KÜRTLER için mücadele ettiğini söyleyenler hangi amaçla Kürtler'in kullandığı hastanelere, okullara, devlet dairelerine saldırıyordu! NEDEN? KOSOVA'ya gidelim...
Çok da eski bir tarih değil...
Sırbistan içinde ÖZERK bölge olarak yaşayan Kosovalılar bir gün görünmeyen bir el tarafından harekete geçirildi. Aslında EL belliydi ama görmek isteyen görüyordu. Sırp Devleti içinde önemli makamlara gelenler. Üniversitelerdeki profesörler, öğretmenler, doktorlar, maliyeciler, aşçılar, hemşireler, vergi memurları, gazeteciler yani kim varsa hepsi aynı anda SİVİL İTAATSİZLİK başlattı...Sırplar'ın beklediği bir şey değildi bu!
Hemen cevap verdiler!
Bu eyleme katılanları kapının önüne koydular.
Ama DALGA daha da büyüdü. Kosovalı Arnavutlar hep birlikte iş bırakıyorlardı.
Devletten eli ayağı çekiyorlardı! Ayrılan kendi doğal sınırlarına çekiliyordu.
Zamanla devletten kimse maaş almaz oluyordu.
Okullardaki, hastanelerdeki, sağlık ocaklarındaki insanlar yeni yeni filizlenen APARTMANDAN bozma okullarda, küçük hastanelerde çalışmaya başlıyorlardı. Zengin ARNAVUTLAR ellerindeki servetin bir kısmını bu işlere ayırıyordu. Örgütlenme dünya çapındaydı. Avustralya'daki de Amerika'daki de para yolluyordu. Gelen paraların dışında değişik coğrafyalarda yaşayan bütün Arnavutlar'ın maaşlarından YÜZDE 5 kesinti yapılarak buraya akıtılıyordu. Bir süre sonra KOSOVA'da paralel eğitim sistemi, paralel sağlık sistemi, paralel vergi sistemi oluşturuldu. Arnavut çocuklar başka okullara gitmiyor, başka öğretmenler bu okullara sokulmuyordu!
Kitaplar da yasalar da artık farklıydı. 10 yıl kadar sürdü bu...
Bıçak kemiğe dayanınca Sırplar eski Yugoslavya'dan kalan silahlarla müdahale etmek istedi. Ama yurtdışında yardım yapmayan Arnavutlar'ın en değerlilerini kaçırarak kitleyi bir arada tutan AKIL anında UÇK'yı ( Kosova Kurtuluş Ordusu) kurdu. Artık silah da geliyordu. Para zaten toplanıyordu. Soros devreye girmiş, sivil itaatsizlik içindeki gazetecilere gazete ve televizyon kuruyordu. Sırplar Arnavutlar'a yönelik yayınları kesseler de bir el yenisini devreye sokuyordu. İtaatsizlik büyüdükçe umut artıyor, kenarda durmak isteyenler ÇOCUKLARIYLA SEVDİKLERİYLE yola getirilince herkes büyük bir iştahla operasyonun içinde yer alıyordu.
Tıpkı İsrail'in kuruluşundaki gibi dünyanın her yerinde PARAYI toplayan bir güç vardı. Vermek istemeyenin canı yanıyordu. YÜZDE 5'le yola çıkanlar daha sonra çok daha büyük ORANLARI DAVA İÇİN topluyordu. Vermeyen de çıkmıyordu!
PKK ya da arkasındaki akıl da bunların aynısını yapıyor!
Avrupa'da bu kadar para nasıl toplanıyor sanıyorsunuz?
Herkesin PKK'ya gönülden bağlı olduğunu mu sanıyorsunuz?
Değil elbette! İstihbarat teknikleriyle insanlar yola getiriliyor! Örnekleri zaten fazlasıyla mevcut!
Bir yandan DEVLETİN olanı yıkacaktın, öte yandan kendi zenginlerinden bulduğun para ile SANA AİT OLANI YAPACAKTIN! Sur, Cizre ve Silopi'de bir AKIL şimdi bunun bir benzerini yapmak için devrede!
Hastaneye atılan bombalar, ambulanslara sıkılan kurşunlar hep bir AKLIN ürünü!
Biz anlamasak da işin arkasında başka bir akıl var! Bu KÜRT değil!
Hiç bitmeyen teçhizatın, bombanın, kurşunun gelmesi de plana dahil!
Devlete ait ne varsa yıkıp yerlerine kendilerine ait olanı yapacaklar.
Niyetleri bu! Kendi doktorları, kendi öğretmenleri, kendi memurları olduktan sonra çatışma yine alevlenecek. Hedefleri devletin ÜNİFORMALI görevlileri... Askerpolis yani... ÖZGÜRLÜK SAVAŞI OLABİLMESİ için böyle olması gerekiyor çünkü!
Büyük şehirlerde SİVİLLERE YÖNELİK operasyon bu nedenle yapılmıyor! Bu nedenle BİLDİRİYİ okuma gereği GÖRMEDEN BAZILARI HEMEN İMZA ATIVERİYOR! Nobelli isimlerden yabancı akademisyenlere kadar yelpaze açılıyordu. Medya desteği de hiç az değildi.
Kendi DEVLETÇİKLERİNİ kurmak için birileri içeriden dışarıdan yardım ediyordu! Oysa yapılmaya çalışılanın benzerini daha önce denemişlerdi.
Başarılı da olmuşlardı. YIKIP YENİSİNİ YAPARAK Ankara'ya meydan okuyacaklardı! Arkadaki aklın amacı buydu! Masada güçlü olmak, istediğini yaptırmaktı amaç!
Belli bir kıvama geldikten sonra da belki UÇK'ya karşı harekete geçen Sırp Ordusu'nu NATO ile durdurdukları gibi bir sistemle gelmek isteyeceklerdi!
Ya da başka bir modelle! Ama ÜNİFORMALI yani asker ve polisle çatışmalarının arkasında bu var!
Bu nedenle bir hanımefendi çıkıp "Sağ elim şuraya, sol elim buraya, sırtımız da oraya yaslanıyor" diyor!
Paralı keskin nişancılardan para toplama modeline kadar, şehir yapılanmasından gayrinizami harp tekniklerine kadar hepsini örgütleyen bir AKIL bizimle mücadele ediyor...
Sahnedekileri yöneten arkadaki AKIL ! Kosova bu yöntemle BAĞIMSIZLIK kazandı. Senaryoyu yazan ve yöneten birileri vardı. Şimdi bu oyunu içeride uyarlamak isteyenler ortada!
Adım adım ilerlediklerini düşünüyorlar.
Yaralı bir teröriste AMBULANS gelmesini önleyerek DEVLETİN gelmesinin önüne geçiyorlardı!
Bizler de "Bunlar neyin peşinde?" diye buralardan soruyoruz!
Canlı yayına bağlanan öğretmen meslektaşlarına ne diyordu! "Buralara dönecek yüzünüz kalmayacak bir daha..."
Zaten oyun kimsenin dönmesine izin vermemek üzerine kurulmuştu!
Bazıları üzülecek ama Ankara bunu çoktan fark etmişti.