• Facebook
  • Twitter

Kimin elçisi

Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Ricciardone, gazetecilerle yaptığı toplantıdan sonra ülkenin gündemine oturdu. Büyükelçi'nin "Çok uzun süredir hapiste olan milletvekilleriniz var.
Askeri liderleriniz, terörist gibi cezaevine gönderildi. Onlara bu ülkeyi koruma görevi verilmiş ama hapse kondular. Profesörler, eski YÖK Başkanı demir parmaklıklar arkasında...
Şiddet içermeyen, gösteri yapan öğrenciler, tutuklandı..."
sözleri iktidarın tepkisine neden oldu.
Hüseyin Çelik "Haddini bil" derken Dışişleri Bakanlığı da dün kendisini davet ederek bir açıklama istedi...
Bunlar herkesin bildiği şeyler!
Ama bir de işin bilinmeyen tarafı var. Saatlerce televizyon izleseniz, bütün gazeteleri okusanız bulamayacağınız gerçekler!
Çünkü sık sık tekrarladığım noktalar bu ülkede konuşulmayan ve üzeri örtülen alanlardır!
Bizim camiada başkasına çalışan çok adam olduğu için de böyle netameli konularda tornistan yapmak adettendir!
Zaten birçoğu da gerçeğin ne olduğunu bilmez!
Kullanıldıklarıyla kalır!
Neyse konumuza dönelim...
Sayın Büyükelçi Ricciardone ilk kez konuşmuyordu.
Ve ilk kez adından söz ettirmiyordu...
Tarihler 26 Kasım 2011'i gösterirken Başbakan Erdoğan sindirim sistemi ameliyatı geçirdi.
Ani gelen bu operasyon bazılarını heyecanlandırdı!
Bu fırtınaya kapılanlardan biri de Ricciardone'ydi!
Büyükelçi kimselere haber vermeden İstanbul'a geldi!
Yok yok Erdoğan'a "geçmiş olsun" demek için değil; gizli ve özel bir toplantı için... Büyükelçi, Aydın Bey'in gazetelerinde görev yapan 4 gazeteciyle Aydın Bey'in sahibi olduğu HİLTON Oteli'nde bir araya geldi. Görüşme tamamen kapatılan ve güvenlik altına alınan bir katta yapıldı! Amerikan Büyükelçisi'nin Aydın Bey'in gazetecileri ile toplantı yapması gerçekten ilginçti!
Çünkü kendisi Başkan OBAMA'nın temsilcisi, o gazeteciler ise Avrupa'nın Türkiye'deki sözcüleriydi!
Yani Londra merkezli BÜYÜK PATRONLARIN ilişkilerini takip ederlerdi!
Ve genellikle bunlar Musevi işadamlarıydı!
Amerika'da da Avrupa'da da güçlüydüler!
Ricciardone'nin gündeminde Erdoğan vardı...
Büyükelçi elbisesini çıkarıp, sağlık memuru gibi davranmaya başlamıştı!
Etrafındaki gazetecilere
Başbakan kanser mi?
İyileşme umudu var mı?
Sağlığı yerinde haberleri gerçek mi?
En sağlıklı bilgiyi nasıl alırız?
O giderse yerine kim gelir gibi onlarca soruyu yöneltti.
Burası Türkiye...
Kendi Başbakanları hakkında bir başka ülkeye bilgi vermek bazıları için sıradandı! Hep söylediğim gibi YABANCILARIN suçu yoktu!
Biz gönüllüydük!
Devam...
Ricciardone bununla da yetinmedi... Belli ki isminin anılması hoşuna gidiyordu! Durmuyordu!
12 haziran seçimlerinden hemen sonra "Başbakan ERBAKAN'ın seçim zaferini kutlarım" dedi.
Tepki gelir gibi olunca "JETLAG olduğum için yanlış yaptım" savunmasına sırtını yasladı.
Ankara'yı sevmişti!
Bir gün Diplomasi Muhabirleri Derneği üyeleriyle bir araya geldi. Bir hanımefendi kahvaltılı toplantıda önüne İMAM BAYILDI koyunca "İmam Bayıldı'ya bayılıyorum. Elçilikteki arkadaşlar da bayılıyor. Zaten Türkiye PATLICAN ülkesidir. Çok meşhurdur. Patlıcana bayılıyorum" diye ESPRİ yapıverdi...
Tutuklu gazeteciler için de sessiz kalmıyordu...
"Bir yanda gazeteciler gözaltına alınıyor bir yanda özgür basın deniyor, biz bunu anlamıyoruz" çıkışı yaptı.
Bunu da engin Türkçe bilgisini gösterip "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu..." sözüyle taçlandırdı...
Sayın Büyükelçi Türkçe'ye hakim olduğunu zannetse de "Cami duvarına işemek" sözünden haberi yoktu!
Ricciardone'nin son çıkışı bardağı taşırdı!
Çünkü Sayın büyükelçi göreve geldiğinden beri New York ve Londra'daki BARONLARIN adına konuşuyordu!
Erdoğan-Obama birlikteliğini görmezden geliyordu! İki ülkenin bölgedeki çıkarlarını ve ortak hareket tarzını hiçe sayıyordu!
Zaten göreve atanması çok zaman almıştı!
Amerikan Senatosu bile işin içinden çıkamamıştı!
Eğer benim yukarıda sıraladıklarım yanlışsa, yani Sayın Ricciardone doğrudan Obama'ya bağlı ise yakında "ya susacak, ya özür dileyecek ya da geri gidecek" demektir!
Yok, Büyükelçi kağıt üstünde Obama'ya bağlı olsa da, aslında PARTNERLERİ dev patronlar ise Büyük Türkiye'yi engellemeye çalışan Avrupa ile el ele demektir!
Bu nedenle Ankara'nın sinirlerini bozmak için son noktaya kadar çalışacaktır!
Peşpeşe sıraladığım çıkışlarına bakınca Ricciardone'nin Londra-New York hattına hizmet eden davranışlar içinde olduğunu görüyoruz!
Eğer ben yanılıyorsam, gelen baskıyla en kısa zamanda hatasından dönecektir!
Eğer özür gelmiyorsa az önce altını çizdiğim HAT içeriden saldırmaya başladı demektir!
Çok kısa bir zaman sonra olup biteni anlarız...
Dediğim gibi bu yazdıklarımı not etmezseniz sadece bakar "Ne olmuştu?" diye sorarsınız!
Bizim dostlarımız gereğini yapar da; gerçeği yanlış adresler de arayanlar ne yapar onu bilemem!

NOT: Yazımı bitirdikten sonra bilgi geldi. Ricciardone, "Sözlerim yanlış anlaşıldı" demiş!
Sayın Büyükelçi aynı savunmayı önceki gaflarından sonra da yapmıştı. Bu nedenle gerçeği görmek için beklemek şart!