"PKK'nın kuruluş yıllarıydı. Öcalan, Antep'ten Urfa'ya Mehmet Uzun isimli bir arkadaşıyla gidiyordu. Yolda polis çevirdi. Silah yüklü araba ve içindekiler karakola götürüldü. Arkadaşının paniklediğini gören Öcalan
"Korkma, rahat ol" dedi. Telefonlardan sonra ikisi de serbest kaldı.
Uzun, şaşırdı. Anlamlı anlamlı bakınca PKK liderinden
'Polisi kullanıyoruz' cevabını aldı. Daha sonra olayı Merkez Karar Komitesi'nde dile getirmeye çalıştı.
Ancak bu olay Uzun'un sonunu hazırladı. Zaten bir süre sonra vuruldu."
Bu sözler Kürt siyasal hareketenin sembol ismi Kemal Burkay'a ait... "Öcalan, bu konuda kendisini uyaran istihbarat yetkilisine 'Türk yetkiliyle aynı binada olduğumuzu ilk günden beri biliyorum ama o benim burada oturduğumu bilmiyor. Onun için çok rahatım. Böyle üst düzey bir Türk'le aynı binada kaldığım hiç kimsenin aklına gelmez, onun için güvendeyim merak etmeyin' dedi."
Bu sözler de Hafız Esad'ın 21 yıl
KARAKUTUSU olan Abdülhalim Haddam'a...
İki paragraf arasında
BÜYÜK BİR ORTAK NOKTA var.
ÖCALAN ikisinde de
YALAN söylüyor...
Hadi ilkinde Mehmet Uzun anlamadı. Örgüt emekleme dönemindeydi. İnandı...
Ancak ikincisinde Öcalan'ın konuştuğu adam
MUHABERAT yetkilisi.
Yani yeme şansı yok.
O da "yedi" diyelim, binadaki
TÜRK GÖREVLİ kör mü!
Asansörde karşılaştığı adamın kim olduğunu bilmez mi? Koruma ordusuyla hareket eden Öcalan için "bu adam da kim" diye kendi kendine de olsa sormaz mı!
Neyse derdim Öcalan'ın ne yaptığı değil. Perde arkasında kimlerin ne dolap çevirdiği de değil...
Derdim
YENİ TÜRKİYE kavramına uzak kalanlara, inanmayanlara yardım etmek...
Arkadaşlar, 1923'te
İMPARATORLUK bakiyesi üzerine bir
CUMHURİYET kuruldu. Kuruluş aşamasında türlü türlü zorluklar, engeller çıktı. Ancak Mustafa Kemal'in derin siyasi analiz kabiliyeti ve şartları iyi okuması buna izin verdi. O günün şartlarında kurulan
REJİM belki de en iyisiydi. Daha iyisi yapılamazdı.
Ancak kabul edelim ki yıllar geçtikçe yeni kurulan devletin
DEFOLARI ortaya çıktı. Ekonomiyi düzeltsek, terör, terörü bitirsek siyasi kriz kapıyı çalıyordu. Dert hiç eksik olmuyordu.
Ancak böyle de gitmeyeceği ortaya çıkmıştı. Özellikle
DİN ve
KÜRT meselesini çözememişti Cumhuriyet...
Halk kalıplara sığmıyordu... "Özgürlük" sesleri yükseldikçe 1940'ların refleksiyle hareket eden
DEVLET tokadı basıyordu. Bunu yaparken de ne
SAĞ ne
SOL dinliyordu... Koca bir halk gemideki
KÜREK MAHKUMLARINA dönmüştü. Kırbaç yiyen mahkumlar küreğe asılmıyor, gemi de bir karış bile yol alamıyordu...
Uzatmayalım..
Bir gün bunun böyle gitmeyeceğini gören birkaç akıllı adam bir araya geldi.
Kimse bunların kim olduğunu bilemedi. Bir kurtuluş
REÇETESİ hazırlandı. Hem devletin eziyeti bitecek, hem iç barış sağlanacak, hem de ülke büyüyecekti. İnanın Mustafa Kemal ve arkadaşlarının yaptığı kadar önemli bir işti bu...
ABD ve
İSRAİL ile iç içe geçmiş bir orduyu ayıklamak, bunun uzantısı
YARGI, BASIN ve
İŞ DÜNYASINDAKİ isimlere
AYAR vermek kolay değildi. Ama 16 devlet kurmuş olmanın verdiği tecrübeyle büyük engeller bir bir aşıldı. İçeride bunlar yapılırken her türlü
ÖRTÜLÜ savaşa pabuç bırakılmadı. Eskimiş ne varsa üzerine gidildi. Yeni bir
DEVLET için gerekliydi. Mini eteğinden dolayı horlanmayan, sakalı yüzünden itilip kakılmayan, içtiği için dışlanmayan, başını bağladığı için okuldan atılmayan, fikrini söylediği için içeri tıkılmayan bir
TÜRKİYE için gerekliydi...
Hep bir ağızdan
"Silivri'deki yazarlar ne o zaman?" diye sorduğunuzu duyuyorum...
MİLLİ ve
BÜYÜK bir
BARIŞ arefesinde münferit olaylara takılmayalım. Yazan çizen kimse içeride olmayacak. Yeni Türkiye bunlara asla izin vermez. Vermediğini yakında göreceksiniz. Yalnızca
TEDBİR elden bırakılmıyor. Bir yandan temizlik yapılacak, bir yandan
ÖZGÜRLÜK gelecek. Şu an
KARANLIKTA yumruk atan çok olduğu için yere sağlam basılıyor...
Erdoğan'ın
"dindar nesil yetiştireceğiz" sözlerini bir de şimdi değerlendirin...
Birilerinin dediği gibi ortada
GİZLİ
AJANDA yok... Yapılan dönüşümün
İLANIDIR...
Korkacak bir şey yok.
Türkiye
RENGARENK büyüyecek. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, köylü, kentli, kapalı, açık, zengin, fakir...
İşte
OYUNU BOZULANLAR bundan korkuyor.
75 milyonun aynı anda ayağa kalkmaması için çırpınıyor... Çünkü içerideki bütün
ADAMLARI yenildi.
Ne olur akıllı olalım.
Elinizi uzattığınızda yakalayabileceğiniz
DÖNÜŞÜMÜ görün...
Avrupa çökerken nasıl ayakta kaldığımızı düşünün...
Kaldırılan vizeleri, dünyanın her yerinde dalgalanan Türk bayraklarını gözünüzün önüne getirin... 2 milyarlık coğrafyada sinema ve televizyonları süsleyen
TÜRK filmlerine bakın...
Herkes bizi örnek alırken, içerideki
YABANCILARIN yaptıklarına bakın...
Kısa bir süre sonra dışarıdan
DESTEKLİ iç yapımlar sona erecek... Ne PKK ne de Öcalan'ın
KORUYUCULARI kalacak...
Anadolu'da Arap Baharı bekleyenlere
TÜRK BAHARIYLA cevap verilecek...