Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Büyük sır

Eklenme Tarihi 3 Ocak 2012
İşte size iki günlük HOLLYWOOD tadında gerçek bir hikayenin perde arkası... 1967 Arap-İsrail savaşı, Araplar'ın askeri, siyasi, ekonomik ve moral gücünü sıfırladı. Savaşın galibi İsrail zaferden sonra Mısır'ın gururunu yerle bir etti. İsrail savaş uçakları Mısır Devlet Başkanı NASIR'ın evinin üzerinde akrobatik hareketler yapıyordu. Bütün ARAP LİDERLERİ aciz bir şekilde ne yapacaklarını bilemiyordu. NASIR "yeni bir ordu" diyordu. Ancak elde ne silah ne de para vardı.
İsrail'e öfke dinecek gibi değildi. Nasır, yenilgiden sorumlu tuttuğu Ruslar'ın kapısını tekrar çalmayı düşündü. SAM FÜZELERİYLE UÇAKLARIN kullanılması için RUS uzmanlara ihtiyaç vardı. Nasır, kararını verdi. Bir anda KAHİRE ve İSKENDERİYE sokakları Rus pilot ve eğitimcilerle dolup taştı. Halk çok tepkiliydi. Ancak UMUT Mısırlılar'ı sessizliğe boğuyordu. Zaten ARAP ALEMİ sığınacak bir yer arıyordu. İhanet eden eski dost Rusya tek seçenekti.
Başka da yapacak bir şey yoktu...
Türk Yüksek Askeri Akademisi'nden mezun olmuş Çerkez asıllı Ürdünlü bir general 1970'lerin başında Veliaht II. Hasan'la görüşmek istedi.
Veliahtın huzuruna gelen general selam verdikten sonra "1967 savaşı içimizi kanattı. Acımız büyük. İsrail'e karşı bir zafer istiyorsak. Türk askerinden yardım almalıyız" teklifinde bulundu.
Gülümseyen II. Hasan bir süre önce Demirel'in kendisine söylediği "İsrail'in saldırgan tutumundan çok rahatsızım. Kaybedilen Arap toprakları bölgede dengeyi tamamen bozdu...
Tek şans var o da Araplar'ın bir araya gelerek İsrail'i atması..."
sözleri generalle paylaştı.
Generalin şaşırdığını gören Veliaht Hasan devam etti: "Demirel dostumuzdur. Birşeyler yapmak istiyor.
Ancak önce biz kendi aramızda birlik olmalıyız. Daha sonra dost Türkiye elini uzatır. Kral Hüseyin'den Kahire'de bir ARAP zirvesi yapılması için yardım isteyeceğim... Bu görüşmeden bir süre sonra 27 Eylül 1970'de Kahire'de Arap Liderler Zirvesi yapıldı.
Zirve öncesi Ürdün Kralı Hüseyin, Mısır Lideri Nasır'ı yanına çekerek, Çerkez generalle, Veliaht Hasan arasındaki konuşmayı anlattı.
Şaşıran NASIR "Kral hazretleri topraklarımızda Türkler'le Ruslar'ı İsrail'e karşı nasıl savaştıracağız.
Hem Türkler'in savaş için geçerli bir sebebi yok.
Zaten ABD buna asla izin vermez. Ancak Türkler'in askeri bilgisi ve disiplini bize çok şey katar. Belli sayıda uzman bile gelse bizim işimizi görür. Bunu düşünelim" diye cevap verdi...
Ancak bir gün sonra Araplar'ın tek umudu NASIR, Kuveyt Şeyhi'ni uğurlarken havaalanında geçirdiği kalp krizi sonucu öldü. Kısa bir süre sonra da Demirel, askeri darbe ile düşürüldü. Nasır'ın yerine gelen Enver Sedat da, hem İsrail'e hem ABD'ye hem Avrupa'ya zeytin dalı uzattı...
Ancak konuşulanlar orada kalmadı. Çünkü görünürde BARIŞ için çırpınan Enver Sedat üniversite mezunlarından oluşan yeni bir ordu için START vermişti bile... Şimdi biraz geriye dönelim...
YIL 1962'nin Şubat'ı...
Talat Aydemir, Harp Okulu öğrencilerine güvenerek DARBE yapmak istedi. Ancak başarısız oldu. Yargılandı, hapse girdi. Daha sonra AFLA çıktı. Takvimler 1963'ü gösterirken tekrar DARBECİLİĞE soyundu. Bu kez film kötü bitti.
Genç ve parlak bir subay olan Aydemir idam edildi.
Bu maceranın içinde bulunan isimsiz bir kahraman, bir hava binbaşı soluğu Afrika'da aldı.
Türkiye'de kalması belki de ÖLMESİ demekti...
Araya tanıdığı dostlarını koyarak yurtdışına çıkmayı başardı. İzini kaybettirmek istiyordu. Öyle de yaptı.
Eski adı Zaire olan KONGO Cumhuriyeti'ne kaçtı.
Tek bildiği iş UÇMAKTI... Çeşitli havayollarında pilot olarak görev yaptı.
Afrika'da ülke ülke gezdi. 1971 yılında bir dostunun tavsiyesi üzerine Mısır Havayolları'na geçti. Hayatı tamamen değişti. Yakışıklı pilot binbaşı, havayolunun en güzel hostesi LEYLA'ya aşık oldu.
Hayat artık başka türlü akıyordu aşıklar için...
Talat Aydemir'in arkadaşı firari pilot "Sensiz yaşayamam" diyerek LEYLA'yı nikaha ikna etti.
Kız "İmam nikahı yeter" diyordu. İsteği oldu.
Uçuştan kalan bütün zamanı aşıklar birlikte geçiriyordu. Kızın ailesi de firari Türk pilotu bağrına basmıştı. Beraberlik büyük bir mutluluk içinde giderken bir gün Leyla'nın askeri pilot olan kardeşi eve geldi. Muhammed hırslı bir askerdi. Milliyetçiydi.
Tek dileği biran önce İsrail'den intikam almaktı.
Kahire'nin 250-300 kilometre güneyindeki bir askeri üste gece gündüz arkadaşlarıyla çalışıyordu. Nil kıyısında bir araya gelip çeşitli planlar yapıyorlardı.
Nil üzerine bir köprü nasıl kurulur? Sina'ya ne kadar zamanda geçilir? Sina'da ne kadar ileri gidilebilir? Çıkarma hangi ayda daha başarılı olur? gibi sorulara cevap arıyorlardı.
Türk pilotla tanışan MUHAMMED şaşırmıştı.
Devamlı askeri sorular soruyordu. Öğrenmeye çok açıktı. Kızkardeşinin eşi Türk pilottan çok etkilenmişti.
Soruların ardı arkası kesilmeyince Türk BİNBAŞI, Muhammed'in kafasındakini anladı. Hiç uzatmadan Mısır ordusunun belkemiğini oluşturan genç subayların geri çeviremeyeceği teklifini yaptı:
Darbeden sonra ordudan atılan çok arkadaşım var.
İsterseniz sizin uçaklarla biz uçalım, İsrail'e gününü gösterelim..." Mısır'ın kaderini değiştireceğini düşünen Muhammed şoke olmuştu. İçi içine sığmıyordu... Ve tarih yakında yeni baştan yazılacaktı. Yazanlar da Türkler olacaktı...

YARIN: BÜYÜK SIR BARLEV HATTI