BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Türbülans manevraları

Eklenme Tarihi 13 Kasım 2014
Çözüm süreci ne durumda? Kimler, neler yapıyor?
Kandil-HDP-KCK tarafından organize edilen 6/7 Ekim kan-gözyaşı-yıkıma yol açan derin operasyonlar sonrası türbülansa giren çözüm sürecini tekrar doğru yola oturtmak için 2 kanalda da çok yönlü manevralar yapılıyor.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İmralı'da Abdullah Öcalan'la temaslar, kapalı ve açık kapı görüşmeler zinciri türbülanstan çıkışın anahtarı olacak.
Çözüm sürecindeki türbülanstan çıkış manevralarında son mevziyi gözden geçirmekte fayda var...
PKK-Kandil, çözüm sürecinde ayak diremeye ne zaman başladı? Kimlerden yemlendi, kimlerden koruma desteği aldı? İran'la neden savaşmıyor?
ABD'nin 3. Göz olmasını neden istiyor?
Bu sorulara verilecek cevaplar, perde arkasında 2 güç odağının şekillenmesiyle son buluyor: Derin Amerikaİngiltere ve Derin Almanya(Avrupa).
Öcalan, 2013 yılında barış ve kardeşlik projesini başlatırken Rojova olayı yoktu. Verilen sözlere göre 2013'te PKK militanları silahlarıyla yurtdışına çıkacaklardı.
Rojova projesi (Suriye'de PKKPYD'ye özerk üç kanton) Derin Amerika-İngiltere tarafından devreye sokuldu. Kandil, bir taraftan İran'la diğer taraftan Amerikan-İngiliz-
Alman istihbaratları ile anlaşıp çözüm sürecini yeni çıkışlarda manivela ile gibi kullanmaya kalktı.
Bu yemlenmenin karşılığında silahlı çıkışlar durduruldu. Öcalan'a rağmen bunun yapıldığı gözlendi.
Ortadoğu tezgâhlarını iyi bilen Öcalan, Kandil'in uluslararası tezgâha girdiğini göz önüne alarak, Türkiye'ye söz verdiği süreci yürütmeye çalıştı.
Kandil-KCK'nın nasıl yemlendiğini Ak Parti Genel Başkanvekili Mehmet Ali Şahin, Karabük'te (8 Kasım 2014) net biçimde ortaya koydu: "Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin çıkan petrolleri Türkiye üzerinden dünyaya pazarlaması uykularını kaçırdı. Niye Türkiye üzerinden pazarlansın? Niye Amerikan bankaları dururken Halk Bankası? Plan ne biliyor musunuz?
Suriye üzerinden, Kobani'den Akdeniz'e uzanacak bir koridor açmak suretiyle bu petrollerin oradan pazarlanmasını amaçlayan bir operasyon. Biz bu işlerin farkındayız."

Demirtaş gidiyor mu?

6/7 Ekim olaylarında daha çok Kandil güdümünde hareket eden HDP Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, uzun zamandır ortada gezinmemesi, değişik yorumlara yol açıyor. Demirtaş'ın Amerika gezisi sonrası 6/7 Ekim olaylarını ve Kandil'in, '3.Göz Amerika olsun' sözlerini bir parantez içinde değerlendirsek, Öcalan'ın Demirtaş yerine bir başka isimle, çözüm sürecini yürütmeyi düşünebileceğini göz önünde tutmakta yarar var. Hatırlarsak, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 21 Eylül'de Washington'a gitmiş, ne tesadüf ki, döndükten sonra 6/7 Ekim valdallığına yol açan çıkışlar yapmıştı.
Barış ve kardeşlik projesinin hafızası Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, son durumu şöyle açıkladı: "Hükümet, Kobani olaylarından önce durduğu noktada duruyor. Herkes üzerine düşeni yapacak.
Top, Kürt siyaset tarafında duruyor.
Çözüm süreci çok değerlidir. İyi niyetle yol yürümemiz lazım. Birtakım Şark kurnazlığı olursa, devlet de kasırga estirir"
SONUÇ: Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın temasları, Ankara ve İmralı'da devam eden temasların "mutlak eylemsizlik" eşiğini ortaya çıkarması, Abdullah Öcalan'ın yeniden Sınır dışına çekilme takvimi vermesi, örgütün uzantılarının kentlerde yaptığı eylemleri sona erdirmesi, türbülanstan çıkışta en iyi manevra olduğu kuşkusuzdur.
Türk-Kürt İttifakı sadece Türkiye'ye değil, Ortadoğu'nun yeniden şekillenmesini belirleyecek anahtar özelliğinde olduğundan, çözüm sürecine Aziz Milletimiz'in desteğinin hiç eksilmemesi, barışa ve zafere giden yolları çizecektir.