Paralel yapının koca kulaklı 'Selam Terör Örgütü'nün dinlediği noktalar ortaya çıktı. İşin sadece yerel değil, küresel bir operasyonun da parçası olduğunu gösterdi.
Başbakan Erdoğan günlerdir didindi, anlatmaya çalıştı, Cemaat'in derin yapılanmasının DEVLETİN BEKA meselesi olduğunu göstermek için dilinde tüy kalmamıştı. Meseleyi tanımlarken bunu "istiklalimize, istikbalimize, istikrarımıza yönelik bir saldırı" olarak anlatmış, 'Bu milli bir meseledir' diye konuşmuştu.
Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı tehlikenin farkındaydık ama bu kadar ileri gideceklerini düşünememiştik.
Gizlice dinlediler. Yaptıkları, ihanettir.
Casusluktur. Başbakan'ın Başdanışmanı AK Partili vekil Yalçın Akdoğan'ı dinlemek Başbakan Erdoğan'ı dinlemektir. Başbakanlık Müsteşarı olduğu dönemde Efkan Ala'yı dinlemek, devletin kılcal damarlarına sokulma hareketidir. MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı dinlemek, casusluktur. Casusluk. Barış sürecinden tutun, yakın coğrafyamızdaki topsecret(çok gizli)karar ve temaslara göz dikmektir. Enerji bakanı Taner Yıldız'ı dinlemek, enerji savaşında Türkiye'ye ihanettir. Küresel petrol baronlarına hizmet etmekle eş manadadır.
Taner Yıldız isyan ediyor: "Böyle bir şey kabul edilemez.
İçerisinde akademisyen, gazeteci, basın var, CHP var. Bu yalnızca AK Parti'nin problemi olmaktan çıkmıştır. Bu yalnızca iktidarın problemi değildir. Bu beka ile alakalı konudur ve Türkiye'deki siyasi istikrarın korunmasına borçlu olanlar, yalnızca AK Parti değildir. CHP'dir, muhalefetin diğer partileridir, sivil toplum örgütleridir, akademisyenlerdir, basın mensuplarıdır''
Son çete Telekulak
Selam Tele Kulak Çetesi'nin devletin derinliklerinde çevirdiği son marifetler karşısında isyan etmemek mümkün mü?
İnsanlık onurunu, demokrasiyi, milli iradeyi katleden bir derin çetenin deşifre olan marifetleri karşısında insanın kanı donuyor. Nefesi kesiliyor. Bir millet, ülkesinin geleceğini katleden bir derin çete karşısında sessiz kalamaz.
Küresel operasyon
Türkiye bugünlere kolay gelmedi.
Türkiye'de demokratikleşmenin önündeki en büyük engeller çetelerdi, cuntalardı. Halkımızın desteği, milli iradenin kararlılığı ile bütün illegal yapılarla mücadele edildi. Son 10 yıl derin yapıların kuşatıldığı, tek tek imha edildiği bir döneme işaret eder. 2013 yılında olanlar bir başkaydı. 100 yıldır uyuyan Türkiye ayağa kalkıyordu.
Ankara'da milli iktidar yakın coğrafyanın kılcal damarlarına bakıyordu.
Türkiye'nin kanını emen IMF kapı dışına atılmış. Büyük yatırımlar fırtınası başlamıştı. Türk-Kürt kardeşliği, Yeni Ortadoğu'nun mimarı olmaya adaydı.
Başbakan Erdoğan'ı yok etmeye karar vermiş güruhun oluşturduğu selam çetesinin giderek, taşeronları aracılığıyla Çankaya'ya göz dikmeleri, devletin bekasını tehdit etmeleri küçük bir iş değildi.Uykuları kaçan Newyork-
Londra- Telaviv'in boş durmadığını 17-25 Aralık darbesinde anlamıştık.
Bugün, BÜYÜK TÜRKİYE hedefine yürümeyi engellemek isteyen çeteyi, operasyonda kimlerin yer aldığını, kimlerin kimlere talimat verdiğini öğrendik.Milletimiz ihanetin derecesini daha net olarak gördü.
SONUÇ: Bundan sonra, Türkiye Cumhuriyeti'ne, tarihinin en büyük saldırısını başlatan son çete tasfiye edilmedikçe, milletimiz rahat edemeyecektir. Topyekûn yapılacak mücadele, Büyük Türkiye hedefinde buluşmamızla son bulacaktır. Bu çeteyle uğraşmak, inlerini girmek sadece iktidarın değil, demokrasi adına, milli irade adına, insanlık onuru adına herkesin görevi. Böyle bir canavara karşı mücadelede, siyasi parti farkı olmaksızın kenetlenmekten başka çaremiz yoktur.