Dün, Diyarbakır'da 152 sanıklı KCK ana davası vardı. Yine çadır tiyatrosuna benzer tavırlar sergilendi. "İnsan hakları", "demokrasi" ve "özgür siyaset" nutukları atıldı. Avukatlar, bildik açıklamaları tekrarladı. KCK operasyonları, BDP ve yandaşlarının demokratik siyaset yapmalarının önündeki en büyük engelmiş gibi sunuldu.
Örgüt, yıkandı, yunuldu, temizlendi. Bu topluma sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterilmeye çalışıldı.
Bunu yapanların kimler olduğunu da hepimiz gayet iyi biliyoruz.
Şu tabloya bir bakın:
KCK'nın başında PKK'yı yöneten Murat Karayılan var. KCK'nın "Yürütme Konseyi Başkanı" olarak görev yapıyor. İpler onun elinde. Örgüte bütün talimatları Murat Karayılan veriyor. KCK denilen yapılanmanın tek hâkimi. "Vur" deyince vuruyorlar; "kır" deyince kırıyorlar.
Birileri de buna rağmen KCK'yı "demokratik bir örgüt" olarak topluma sunmak için çırpınıp duruyor!
Vizyondaki bu oyunun baş aktörleri BDP'liler. Uzun süredir sahnede ve siyasi şov peşindeler...
Önce, üst düzey yöneticileri açıklamalar yaptılar. "Biz de KCK'lıyız" diyerek, kendilerini ihbar ettiler. Onları il yöneticileri izledi. 30 BDP'li, Hatay Adliyesi önünde toplandı. BDP İl Başkanı Mehmet İhsan, "KCK operasyonları siyasidir. Hiçbir haklı ve meşru alt yapısı yoktur" dedi.
Bitlis İl Başkanı Orhan Bezirganoğlu da adliye önünde benzer açıklamalar yaptı:
- Bizler, demokrasiden ve demokratik ilkelerden tarafız. Hukuk adına bu operasyonları yaptıklarını iddia edenler, hukuksuzluğun daniskasını yapıyorlar.
Onlar bu açıklamaları yapadursun, PKK'nın başındaki Murat Karayılan, "KCK Yürütme Konseyi Başkanı" olarak ortaya çıkıyor. Mesut Barzani'nin kendilerine yaptığı silahsızlanma çağrısına "hayır" cevabı verdiklerini açıklıyor:
- Kesinlikle silahlarımızı bırakmayacağız!
Türkçesi...
Bu örgütün en yetkili yöneticisi Murat Karayılan, KCK denilen yapılanmanın "silahlı bir örgüt" olduğunu bizzat açıklıyor.
Yetmiyor, silahlı eylemlere devam edeceklerini ortaya koyuyor. Karayılan'ın bu sözleri, örgütün internet sitelerinde yayınlanıyor.
Sözün kısası...
KCK'nın demokratik siyaset yapmaya çalışan bir yapı olduğu iddiası, bizzat başındaki Karayılan tarafından yalanlanıyor.
Boşuna "komedi tiyatrosu" demedim...
Attakiler, "demokrasi" adına şov yapıyorlar. Sürekli olarak "demokratik siyaset" nutukları atıyorlar:
- KCK operasyonları demokratik siyaseti dinamitlemiştir. Hukuk dışı operasyonlar yapılmaktadır.
Tepedeki adam da "Ne demokrasisi" diyor. Kandil'deki terör merkezinden açıklamalar yapıyor:
- Silah bırakmayız, silahlı mücadeleye devam.
Yetmiyor, kendi hukuklarını, yine silahla kendilerinin oluşturacaklarına yönelik değerlendirmelerde bulunuyor. "Düşman" olarak değerlendirdiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne tehditler savuruyor.
Sergilenen bu oyunda bazı yazarçizer takımı ise, sanki ortada hiçbir şey yokmuş havasındalar. KCK denilen terör yapılanmasını normalmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Garip ve anlaşılmaz değerlendirmeler içine giriyorlar. Üstelik bunu da "demokrasi" adına yaptıklarını iddia ediyorlar.
Bu bir oyun ve uzun süredir sahnede!
Zaman zaman üzerinde rötuşlar yapılıyor. Evirilip çeviriliyor, pişirilip pişirilip milletin önüne konuluyor.