MHP'de bir "kaset edebiyatıdır" devam edip gidiyor... Deniliyor ki: - Seçim öncesi büyük bir komplo ile karşı karşıya kaldık. Kasetlerle partimizi baraj altına çekmek istediler. MHP olarak oyunu bozduk. Ne komplosu, hangi komplo? Birileri silah dayayıp, o görüntüleri zorla mı çekti? Ayrıca, o kasetlerin seçim öncesi ahlak dışı bir şekilde kamuoyuna servis edilmesi, yok sayılmalarını mı gerektirir? Ortada komplo falan yok. Sadece belden aşağı çirkin bir vuruş var. Bu belden aşağı vuruşa sebep olanlar da istifa eden MHP'nin Başkanlık Divanı üyeleri. Ne diyordu MHP seçim öncesi: - Türkiye, Cumhuriyet Tarihi'nin en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Bölünüyoruz, sahip çıkın, ülke elden gidiyor... "Ülke elden giderken" ve "halk seferberliğe" çağrılırken, kendilerinin ne yaptıkları da ortada. Belki Mehmet Ekici gibi bazı isimler "Bu benim özel hayatım" diyebilir ve onların yaptıkları "normal" görülebilir. Ancak, Recai Yıldırım ve diğerlerinin yaptıklarının ve söylediklerinin neresi normal? Tabana "koşun vatan imdadına" derken, kendilerinin nereye koştukları ortada.
MHP'nin şu geldiği duruma bakın... O kasetler olmasaydı, belki barajı aşıp Parlamento'ya bile giremeyecekti. Kasetlerin yayınlanmasına tepki gösteren ve "bu operasyonu boşa çıkaralım" diyen taban, son bir gayretle MHP'ye avans verdi. Bunu da MHP'nin kendisine çeki-düzen vermesi kayıt ve şartıyla yaptı. Soldan gelen destek oylarını ise hiç saymıyorum. Ama bundan sonrası yok. İddia ediyorum, MHP bu yapıyla ve Türkiye'nin içinde bulunduğu bu şartlarda yeni bir seçime girsin, bu oy oranını da bulamaz. Denemesi bedava. Sokağa çıkıp, MHP'ye oy veren insanlarla görüşün. Büyük bölümü burnundan soluyor. Tamamına yakını, "Bu yönetimle olmuyor" diyor ve ciddi bir değişime ihtiyaç olduğu görüşünde birleşiyor. Devlet Bahçeli ise, hala aynı yerde!
Tablo ortada: Parti, 2009 yerel seçimlerinde aldığı il genel meclisi oylarının 3 puan altına düşmüş. Partinin Genel Başkanı, kendi ili olan Osmaniye'de bile birinciliği koruyamamış. 2007 yılında 39 ilden milletvekili çıkaramazken, bu sayı 45'e yükselmiş. MHP'nin milletvekili sayısı 71'den 53'e inmiş. Var mı bu tablonun savunulabilir bir yanı? Yok elbette. Bunun adı tek kelime ile hezimet! "Ülkenin çimentosu" olduğunu iddia eden MHP bu durumdayken, PKK ve Kandil destekli BDP'nin bağımsız adayları sıçrama yapmış; milletvekili sayısını 36'ya çıkartmış. Bu çok düşündürücü bir tablo! Buna rağmen, Devlet Bahçeli ve etrafındaki ekip görmemekte ve ders almamakta direniyor.
Şimdi kasetleri falan bir tarafa bırakalım... MHP'deki problem yeni değil. MHP, yıllardır devam edip giden yanlış politikaların sonucu bu hale geldi. Partinin omurgası kaydı, adeta CHP'lileşti. Böyle giderse, zaman içinde daha büyük hezimetler yaşaması kaçınılmaz. Tek çıkış yolu, partinin tepeden tırnağa kadrosuyla ve söylemleriyle yeniden tanzim edilmesi. Seçmen de zaten bu mesajı verdi. Verdi de anlayan kim? MHP yönetiminde pişkinlik diz boyu!