İlk siyasi darbe

Babıali olarak anılan Sadrazamlığı basıp Harbiye Nazırı'nı öldüren İttihatçılar, silahla iktidarı ele geçirdi. İlk seçimde çözülmeye başlayınca da Meclis'i feshedip ilk siyasi darbeye imza attı

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
İlk siyasi darbe
İttihat ve Terakki, normal yollardan iktidara gelemeyeceğini anlayınca hükümete karşı bir siyasi darbeyi de, 23 Ocak 1913 tarihinde gerçekleştirdi. Babıâli (Sadrazamlık- Başbakanlık) baskını diye bilinen kanlı bir baskın düzenleyerek iktidara el koydu. Harbiye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü, Sadrazam Kâmil Paşa silah tehdidiyle istifa ettirildi.

ACEMİ YÖNETİM
Baskının Enver Bey, Talat Bey ve arkadaşları tarafından parti merkezinde hazırlandığı ortaya çıktı. Koca imparatorluk artık; Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa'dan oluşan üçlü tarafından yönetilmeye başladı. "İttihatçı klik", "algılama ve çözümleme kapasitesi"nin yeterli olmamasından kaynaklanan nedenlerle, geleneksel imparatorluk siyasetinin "yöneticilik kodlarını" elinin tersi ile bir kenara itme hatasına düştü. Oysa unuttuğu o kodlar, farklılıkların merkezî bir otorite etrafında nasıl başarı ile tutulacağına dair önemli "şifreler" içermekteydi. Buna olarak tercih edilen "tepkisel siyaset" ise, devletin hızla çözülmesine ve dağılmasına neden oldu. 1918 yılına kadar Osmanlı devlet yönetimine hâkim olan İttihat ve Terakki dönemi, Balkan savaşları, Sarıkamış Faciası, Çanakkale zaferi, Ermeni tehciri ve Birinci Dünya Savaşı'na imza atarken, 600 yıllık imparatorluğun da parçalanmasına yol açarak tamamlandı.

İLK ANAYASA
Demokrasi tarihimizde önemli bir yere sahip olan Meşrutiyet dönemi "hürriyet"in kavranması ve toplumsal bilince dönüşmesi yolunda değerli katkılar sağladı. 1876 yılında Anayasanın (Kanun-u Esasi) ilânı ile başlayıp kesintilerle 1920 başlarına kadar süren yaklaşık elli senelik bir Osmanlı devri demokrasi mücadelesi vardır. 1878'de açılan Meclis, çeşitli savaşlar sebebiyle kapatıldı, 30 yıl boyunca meclis bir daha toplanamadı. Sultan 2. Abdülhamit tarafından 23 Aralık 1876'da ilan edilen Kanun-u Esasî hukuk tarihimizde ilk anayasa olarak kabul edilir. Meşrutiyetin 1920'ye kadar sürecek 12 yıllık ikinci döneminde dört seçim yapıldı. 1908 seçimini İttihat ve Terakki kazandı.

APOLETLİ İKTİDAR
1909'da kurulan Hürriyet ve İtilaf Partisi, 31 Mart olayından sonra büyüyen muhalefetle sıçrama yaparak, 1911'de ara seçiminde; İttihat ve Terakki Partisi'nin çözülmesine yol açtı. Bu gelişme, Meclis-i Mebusan'daki çoğunluğu kaybetmekten korkan İttihatçılar'ın Meclis'i feshetmelerine fırsat verirken, siyasi darbe kavramı da hayatımıza girmiş oluyordu.

"Dipçik ve postal" gölgesi altında yapılan 1912 seçiminde, İttihat ve Terakki, muhalefetteki Hürriyet ve İtilaf Partisi'ni, Meclis dışında bırakmaya kadar anti demokratik tavrını gösterdi (Bu damarı, Cumhuriyet devrinde, CHP'nin 1946 seçimlerinde DP'ye yaptığı anti demokratik tavır da görmekteyiz). 1914 seçimi de ittihatçıların kontrolünde gerçekleşti. Doğaldır ki, tek parti iktidarı. SONUÇ: 1918'de imzalanan Mondros mütarekesine kadar süren İttihat ve Terakki iktidarı, aynı zamanda 600 yıllık imparatorluğun parçalanmasına yol açan bir süreç oldu.

M. KEMAL VE ENVER BEY
Mustafa Kemal'le Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'nin Selanik Şubesi'ni kuran yakın arkadaşları, İttihatçılar'a katılmıştı. Mustafa Kemal, en yakın arkadaşlarının gösterdiği vefasızlıklara çok üzülmüş ve küserek tepkisini göstermişti. Bu gizli cemiyete üye olan, ömrünün sonuna kadar daima sevdiği ve güvendiği arkadaşı Ali Fethi'nin (Okyar) ısrarları üzerine, küslük sona ermiş ve Cemiyet'e üye olma şartları gelişmişti. 1907 yılında, Enver Bey'den bir yıl sonra, Mustafa Kemal de cemiyet üyesi oldu. Ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin yönetici kadrosu ve liderleriyle tam bir görüş ve fikir
birliğine hiçbir zaman varamadı.

SİYASİ HAYAT ASKERİ BOZAR
Mustafa
Kemal, "Ordu artık siyasete karışmamalıdır. Kışlasına dönmelidir" tezini açıkça savundu. Bu tavır üzerine Enver Bey, Mustafa Kemal'in aleyhine döndü. İlk günden başlayan eleştirileri yüzünden Mustafa Kemal ve bazı arkadaşları ısrarla yönetimden uzak tutuldu. Kendini gösteren kan uyuşmazlığı sonunda Mustafa Kemal ve arkadaşları muhalif bir grup oluşturdu. Balkan faciası ise Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, "siyasete karışan ordu disiplini kaybeder'' sözlerini doğruladı.

Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler