Kod adı: Taksim kumpasları
Giriş Tarihi:
2013 Nisan'ından bu yana, Türkiye'de planlı bir oyun oynanıyor. "KOD ADI TAKSİM" olan Tayyip Erdoğan'ı yıkma operasyonu sürdürülüyor. Sokak olaylarıyla insanlar kullanılıyor, çirkin iftiralar ortada dönüyor. Başta anamuhalefet CHP olmak üzere tüm fraksiyonlar aktivite ediliyor.
Son hamlelerini Almanya Cumhurbaşkanı Gauck'ı merkeze oturtarak yaptılar.
Başbakan Merkel'in adamlarının hazırladıkları dosyaları eline verdiler.
Gönderdiler.
Konuşturdular.
Hemen akabinde 1 Mayıs'ta Taksim'den hükümeti yıkma operasyonlarına yeni boyutlar eklediler. Başta, CNN olmak üzere, Yahudi sermayeli Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman gazete ve televizyonları gün boyu görevlerini eksiksiz yerine getirdiler Bu olaylar yaşanırken gerçek menfaat sahipleri küresel güç odakları ve içimizdeki İrlandalılar, duvarların arkasından saklanarak kendi menfaatleri için insanların canlarını ortaya atmasını seyrediyorlar. '
Vahşi Batı'nın planları
Özellikle 30 Mart seçim döneminde iyice yoğunlaşan ve "sistematik" denilebilecek sıklıkta Batı yayınları AK PARTİ'DEN çok Erdoğan'ı hedef almış görünüyordu. 30 Mart'ın yüzde 46'sı başlarını biraz öne düşürse bile yine durmuyorlar.
Kuşkusuz, MİLLİ Ankara hükümeti ile ilgili bir sorunu olan Batı bakışı açısından en büyük dert, Başbakan'ın demokratik seçimlerle halkının oyunu almış olması.
Erdoğan'ın "seçilmiş" görüntüsünü bozmak mümkün değil. 12 yılda 8 seçim kazanmış, halkın desteğini eksiltmeden iktidarda kalmasını sağladığı Erdoğan'ı nasıl mağlup edeceklerinin bir yolunu arıyorlar.
Erdoğan yakında Çankaya'ya çıkacak, 2015 seçimlerini de partisinin kazanacağını öngörerek korkulu rüyalar görüyorlar.
Ukrayna-Mısır Ateş Hattı
Amerikan Başkanı Franklin D.
Roosevelt'in meşhur bir sözü vardır: "Dünyada hiçbir şey tesadüfen olmaz. Eğer oluyorsa, o şekilde planlandığından emin olabilirsiniz."
Geçen yıl ilkbahar aylarında, Türkiye, Ukrayna, Mısır'da birbirine paralel başlatılan sokak hareketleri tesadüf değildi. Yenidünya düzeni kurulurken bu 3 ülkenin yönetimini küresel güç odaklarının ele geçirme operasyonları başlatılmıştı.
Ukrayna ve Mısır Cumhurbaşkanları devrildi. Kukla yöneticiler göreve getirildi.
Sadece, Türkiye'de Başbakan Tayyip Erdoğan yıkılamadı.
SONUÇ: 1960 darbesini yapıp Başbakanı asanlar, 1980'de tankları yürütüp, ülkeyi uydu haline getirenler, 28 Şubat'ta ülkemiz insanlarını kamplaştıranlar ortadan kayboldu. O günlerde sokaklara çıkarılan subay, işçi, emekli, köylü ve üniversiteli ne duruma düşürüldüğünü görmüyor.
1 Mayıs'ta sokaklara çıkarılan insanlarımız kendisine sormalı "Ben sokağa çıkarak kime alet oluyorum?" Herkesin demokrasi içinde seçme ya da seçmeme özgürlüğü var. Eğer Başbakanı istemiyorsan gidersin sandığa oyunu kullanırsın.
Ama sandıkta hiçbir başarı şansı olmayan, küresel güçlerin belli bir noktaya getirdiği ve birlikte Türkiye'nin kanını emen kişiler eğer senin sevmemeni kullanarak seni kullanıyorsa o zaman durup düşünmeniz gerekir.
BU ÜLKE HEPİMİZİN. AYNI GEMİ İÇİNDEYİZ. GEMİ BATARSA HEPİMİZ ÖLMEYE MAHKÛMUZ.
Son hamlelerini Almanya Cumhurbaşkanı Gauck'ı merkeze oturtarak yaptılar.
Başbakan Merkel'in adamlarının hazırladıkları dosyaları eline verdiler.
Gönderdiler.
Konuşturdular.
Hemen akabinde 1 Mayıs'ta Taksim'den hükümeti yıkma operasyonlarına yeni boyutlar eklediler. Başta, CNN olmak üzere, Yahudi sermayeli Amerikan, İngiliz, Fransız, Alman gazete ve televizyonları gün boyu görevlerini eksiksiz yerine getirdiler Bu olaylar yaşanırken gerçek menfaat sahipleri küresel güç odakları ve içimizdeki İrlandalılar, duvarların arkasından saklanarak kendi menfaatleri için insanların canlarını ortaya atmasını seyrediyorlar. '
Vahşi Batı'nın planları
Özellikle 30 Mart seçim döneminde iyice yoğunlaşan ve "sistematik" denilebilecek sıklıkta Batı yayınları AK PARTİ'DEN çok Erdoğan'ı hedef almış görünüyordu. 30 Mart'ın yüzde 46'sı başlarını biraz öne düşürse bile yine durmuyorlar.
Kuşkusuz, MİLLİ Ankara hükümeti ile ilgili bir sorunu olan Batı bakışı açısından en büyük dert, Başbakan'ın demokratik seçimlerle halkının oyunu almış olması.
Erdoğan'ın "seçilmiş" görüntüsünü bozmak mümkün değil. 12 yılda 8 seçim kazanmış, halkın desteğini eksiltmeden iktidarda kalmasını sağladığı Erdoğan'ı nasıl mağlup edeceklerinin bir yolunu arıyorlar.
Erdoğan yakında Çankaya'ya çıkacak, 2015 seçimlerini de partisinin kazanacağını öngörerek korkulu rüyalar görüyorlar.
Ukrayna-Mısır Ateş Hattı
Amerikan Başkanı Franklin D.
Roosevelt'in meşhur bir sözü vardır: "Dünyada hiçbir şey tesadüfen olmaz. Eğer oluyorsa, o şekilde planlandığından emin olabilirsiniz."
Geçen yıl ilkbahar aylarında, Türkiye, Ukrayna, Mısır'da birbirine paralel başlatılan sokak hareketleri tesadüf değildi. Yenidünya düzeni kurulurken bu 3 ülkenin yönetimini küresel güç odaklarının ele geçirme operasyonları başlatılmıştı.
Ukrayna ve Mısır Cumhurbaşkanları devrildi. Kukla yöneticiler göreve getirildi.
Sadece, Türkiye'de Başbakan Tayyip Erdoğan yıkılamadı.
SONUÇ: 1960 darbesini yapıp Başbakanı asanlar, 1980'de tankları yürütüp, ülkeyi uydu haline getirenler, 28 Şubat'ta ülkemiz insanlarını kamplaştıranlar ortadan kayboldu. O günlerde sokaklara çıkarılan subay, işçi, emekli, köylü ve üniversiteli ne duruma düşürüldüğünü görmüyor.
1 Mayıs'ta sokaklara çıkarılan insanlarımız kendisine sormalı "Ben sokağa çıkarak kime alet oluyorum?" Herkesin demokrasi içinde seçme ya da seçmeme özgürlüğü var. Eğer Başbakanı istemiyorsan gidersin sandığa oyunu kullanırsın.
Ama sandıkta hiçbir başarı şansı olmayan, küresel güçlerin belli bir noktaya getirdiği ve birlikte Türkiye'nin kanını emen kişiler eğer senin sevmemeni kullanarak seni kullanıyorsa o zaman durup düşünmeniz gerekir.
BU ÜLKE HEPİMİZİN. AYNI GEMİ İÇİNDEYİZ. GEMİ BATARSA HEPİMİZ ÖLMEYE MAHKÛMUZ.