Medya dünyasının eski patronlarından Dinç Bilgin, önemli açıklamalarda bulundu. Aydın Doğan'dan Sinan Aygün'e kadar birçok isimle geçmişe ışık tutan Bilgin, Taraf Gazetesi'nden Neşe Düzel'e röportaj verdi. İşte Dinç Bilgin'den gündeme bomba gibi düşecek yorumlar:
Patronlara yüz vermiyor: Bir medya sahibi olarak banka satın alıncaya kadar, siyasetçilerden hiç çekinmedim. Şimdi iyi bir devir var. Başbakan açık sözlü ve gazete sahiplerine pek yüz vermiyor. Hakkını vermek lazım, utanılacak ilişkiler içine girmiyor. Eskiden bir devlet dairesinde işi olan basın başbakana gidiyordu ve işini yaptırıyordu. Yine eskiden telefonu çeviren başbakana ulaşabiliyordu. Şimdikine asla ulaşamıyorlar. Bence bir başbakanın böyle olması lazım...
Çok sesli basın var: Eski tür medya ilişkileri sürseydi, bugün Türkiye'de ne Ergenekon ne de Balyoz soruşturmaları yapılabilirdi. Basının bir kısmı Ergenekon'u ve diğer korkunç olayları yok saydı ama geri kalan kısmı da olan biteni yazdı, çizdi. O açıdan bugün geçmişten farklı olarak çok sesli bir basın var. Mehmet Barlas doğru söylüyor. 28 Şubat'ta gazeteler ortak başlıklarla çıkıyordu. Çünkü aynı yerden besleniyorlardı. Söz gelimi Aczmendilerle ilgili haberi, bize, Hürriyet'e ve Milliyet'e, aynı yerden servis yaparlardı...
Balyoz'u yayınlardım: Patron olduğum dönemde Balyoz Darbe Planı önüme gelseydi, mutlaka yayınlardım. Ben bu dönemde gazete sahibi olsaydım, Ergenekon lehine haberler yayımlamazdım. 367 soytarılığına da kesinlikle razı olmazdım. Eğer Sabah'ın başında olsaydım, 27 Nisan muhtırasına da, AK Parti'nin kapatılma girişimine de karşı çıkardım...
Ayıp manşetler attık: Bugün gazete çıkarsaydım, en demokrat gazeteyi yapardım. Mutlaka AB'den yana, kendi halkıyla, Kürtleriyle barışmış ve her türlü vesayete karşı çıkan çok tirajlı bir gazete çıkarmak isterdim.
AYGÜN ULUSALCI POSTERLER DAĞITTI Dinç Bilgin, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün ve Cem Uzan hakkında da ilginç açıklamalarda bulundu:
ATO Başkanı'nın resepsiyon torbası: Türkiye'de siyasetin bir kısmı orduya aktarılmıştı. Kimin tüm, kor ya da orgeneral olacağını haber yapan, Türkiye'den başka bir ülke yoktur dünyada. Dolayısıyla ordudan yana olmak, bazı insanlar için kendilerine güç aktarmak demekti. Mesela medya patronu olarak en son Hilmi Özkök'ün Genelkurmay'daki resepsiyonuna katılmıştım. Davetten çıkışta kapıda Sinan Aygün, davetlilere torba içinde ulusalcı posterler dağıtıyordu.
Uzanlar darbeye inanmıştı: Ülkedeki güç dengelerinden ilk önce gazetelerin Ankara büroları etkilenir. Mesela Uzanlar... Gazetenin Ankara'daki yöneticileri, Uzanlar'ı Türkiye'de darbe olacağına inandırmışlardı ve o da, o güce oynadı.