Takvim

Bugünkü
Takvim
  • Yazı Dizisi
  • 19.01.2011 Gazete
ABONE OL

Reflü hayatınızı kabusa çevirmesin

Her zaman dikkate alınması gereken reflü hastalığının yol açabileceği sorunlardan biri de sürekli tahriş olan yutma borusunda oluşacak kanser!

Reflü hayatınızı kabusa çevirmesin
Erişkin yaşta ortaya çıkan astımın nedeni çoğu kez reflü hastalığı. Bunun nedeni ise reflüsü olan bir kişi gece yattığında farkında olmaksızın ağzına ve oradan da akciğerine gelen çok az miktardaki asit mide kapsamının burada yaptığı hasar. Hava yollarına sürekli kaçmakta olan çok az miktarda asit, hava yollarında spazmlara yol açarak öksürük atakları ve hışıltılı solunumla karakterli klasik astım bulgularına yol açabiliyor. Bu durumdaki bazı hastaların yıllar boyunca yanlış allerjik astım tedavilerine maruz kaldıklarını görebiliyoruz.
Dolayısı ile yirmili yaşlarına kadar hiçbir akciğer problemi olmamış erişkin birinde yeni başlamış öksürük problemine astım tanısını koyarken reflü hastalığını mutlak surette akılda bulundurmak gerekiyor. Öte yandan gerçek astım hastalığının da reflüyü tetikleyebildiğini vurgulamak gerekir. Sonuç olarak astım ve reflünün hangisinin neden ve hangisin sonuç olduğunun çok dikkatle araştırılması gerekiyor ki en doğru tedavi uygulanabilsin.

UZUN SÜRELİ REFLÜNÜN YOL AÇACAĞI SORUNLAR
En korktuğumuz komplikasyon sürekli tahriş altında kalan
yutma borusu alt ucunda kanser gelişimi. Bu artık çok iyi bilinen bir risk ve kontrolsüz reflü çok uzun dönemde kanser riskini yükseltiyor. Burada halk arasında ciddi bir korku yaratmak da istemem. Söz konusu risk güneşlenmenin cilt kanseri riskini arttırması gibi bir durum. Ancak uzun süreli reflüsü bulunan bir hastada yutma borusu alt ucunda 'Barrett' diye adlandırılan özel bir yara gelişmiş ise işte bu durum kanser habercisi. Burada iyi haber; son 5-6 yıldır Barrett gelişmiş dahi olsa başarılı anti-reflü girişimle reflü tamamen ortadan kaldırıldığında Barrett durumunun geriletilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması. Anti-reflü girişimler hastayı reflüsüz kılmanın ötesinde Barrett durumunu da yüzde 40'lara varan oranda iyileştirebiliyorlar. Yani kanser gelişimi riski tamamen ortadan kaldırılamasa da azaltılabilmekte cerrahi ile.

BU HASTALIĞIN TANISI İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Tanıda altın standart endoskopi. Endoskopi içeriyi görmek demek. Ağızdan yutturulan bir boru ile yutma borusu ve midenin detaylı biçimde incelenmesini sağlıyor. Merkezimizde hasta uyutularak 5-6 dakikada yapılıyor ve hiçbirşey hissetmiyor hasta. Dolayısı ile endoskopiden korkmak son derece anlamsız.
Endoskopi ile reflüye bağlı yaraları ve reflüye yol açan mekanik bozukluğu yani mide fıtığını kesin tanıyabiliyoruz. Gene endoskopi, yutma borusunun alt ucundan parça almamızı sağladığı için de şart. Bu sayede "Barrett" gibi kanser öncesi durumları yüzde yüz tespit edebilmek mümkün. Nevar ki her reflü hastasında endoskopik bulgu olmayabiliyor ve kesin tanı için PH metre gerekebiliyor.

PH METRE NEDİR?
PH metre hastanın yutma borusunun içine incecik bir kateter yerleştirip yutma borusunun alt ucundaki asidite miktarını 24 saat boyunca sürekli ölçmek demek. Adeta kardiologların kullandığı "holter" gibi bir test. Bu test sayesinde şikayetleri çok tipik olmayan ve endoskopide net tanı koyamadığımız hastalara da rakamsal kriterlerle doğru tanı koyabiliyoruz.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Hastalar detaylı bilgilere www.reflu.net'den ulaşabilirler. Son söylenecek şeyi ilk başta söylersek; reflü mekanik bir arıza sonucu gelişmiş bir rahatsızlık olduğundan tek kesin ve net çözümü bu mekanik arızanın giderilmesi yani laparoskopik anti-reflü ameliyat. Öte yandan milyonlarca insanı ameliyat etmek mümkün olmadığından, reflü hastalarının büyük çoğunluğu genelde sosyal yaşamı düzenleyici bazı önlemler ve diyetle ve birtakım ilaçlar da kullanarak tamamen şikayetsiz kılınabiliyorlar. Ancak öneri, diyet ve ilaçların reflüyü ortadan kaldırmayacağının ve sadece şikayetlerin ve yanlızca ilaçların alındığı süre boyunca geçeciğinin hastalara açık ve dürüstce söylenmesi mutlak şart.
Bunun sıklıkla ihmal edildiğine şahit oluyorum ülkemizde.